Dünya Haberleri

Bu kategorideki en son gelişmeler ve haberler.

Yine o tahta at - Ömer Lütfi Mete
Dünya
22 Haziran 2006

Yine o tahta at - Ömer Lütfi Mete

Bugün ABD'nin, yetmiş iki buçuk milletin çocuklarını göçmen olarak alıp kendi potasında eritip 'dünya düzeni' adı altında küresel sömürünün akıncıları olarak kullanması gibi... Ne var ki arada önemli farklar vardır. Osmanlı bu çocukları alıp Müslümanlaştırıyor ama onların memleketlerini sömürmüyor, aksine ortak yurt ediniyor, geliştiriyordu. Rumeli Osmanlı sayesinde şehirleşmeyi, gelişmeyi, zenginleşmeyi ve en önemlisi adaleti tanıdı, dört asrı tarihlerin yazmadığı bir huzur ve barış çağı olarak yaşadı.ABD'nin devşirme sistemi ise filmlerle, televizyonla ve müzikle başka toplumların çocuklarını daha beşikten, babasının evinde devşirmeye başlıyor. Onları kendi ülkelerinin eğitim kademelerinde kimliksiz birer zevk düşkünü haline getirtiyor, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının çengeline takıp 'yükseltilen değer' güneşinde kızartıyor. Sonrasında da çeşitli kulüp ve localarla vatansızlaştırarak, ister doğduğu ülkede, ister ABD'de, isterse dünyanın herhangi bir başka sömürü alanında, öz ajanları kadar kesin bir işlerlikle kullanıyor...Türkiye bugün tersine devşirilenlerin köşe başlarını tuttuğu bir ülkedir. cialis coupons printable link discount prescription drug cardcialis forum link cialis bez receptaescitalopram i alkohol go escitalopram i alkoholbuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus

Yoksulluğun küreselleşmesi - Suavi Kemal
Dünya
5 Haziran 2006

Yoksulluğun küreselleşmesi - Suavi Kemal

Rakamları bilmek elbette sorunlara çözüm olmuyor. Ancak 1.3 milyar insanın günde bir doların altında gelirle yaşadığını, bu rakamın günde iki dolara çıkartılması halinde ise dünya nüfusunun yarısını kapsadığını bilerek hareket etmek zorundayız. Dünyanın en yoksul 48 ülkesinin yıllık gayri safi hasılasının toplamı, dünyanın en zengin üç kişisinin toplam varlığından az olması “holdingleşen” dünyanın vehametini yansıtıyor. Batı tipi modern devlet, piyasanın ihtiyaçlarına paralel olarak kurulmuştu, şimdi aynı piyasa “küreselleşme” adı altında bu devlet modelini revize ederek, kendine göre tekrar yontuyor. “Küreselleşme” demokrasi, insan hakları gibi söylemlerine rağmen zenginlerin lehine bir yırtıcılık faaliyetinden öte gelişme göstermiyor. Zenginlikler gün geçtikçe daha az sayıda elde toplanırken yoksulluğun küreselleştiği bir dünyada yoksunluklar da en az yoksulluklar kadar can yakıcı.escitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholsitagliptin phosphate and metformin hydrochloride sitagliptin phosphate monohydrate melting point sitagliptin phosphate side effectscleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mg

Petrole bağlı global ekonomik iflas - Salih Selçuk
Dünya
3 Haziran 2006

Petrole bağlı global ekonomik iflas - Salih Selçuk

Petrol fiatları sürekli artıyor, çünkü 2000 yılından beri hem eskisinden daha az miktarda ve daha pahalıya çıkarılıyor, hem de bu yüzden petrol ticareti yerine petrolün hayali, yani petrola bağlı hisselerin ticareti yapılıyor. Petrol fiatlarının sürekli artmasının bir diğer nedeni de, Irak operasyonundan sonra petrolün daha fazla ve daha ucuza çıkarılarak yeni enerji kaynakları bulunana dek global ekonomiyi rahatlatacağı varsayımının Irak'daki direniş nedeniyle iflas etmesidir. Bu durumda faizler sürekli yükseliyor ve global ekonominin itici gücü para spekü-lasyonu haline geliyor. Global pazarın yeni üreticileri Çin, Hindistan ve eski üreticileri Japonya, Kore gibi ülkelerde hızla artan petrol ihtiyacı, sistemin işleyebilmesi için bir şekilde karşılanmak zorunda. Çünkü bu ülkeler, -petrol ürünleri kullanarak- dünyada üretilen mal ve hizmetlerin en büyük tüketicisi olan ABD'ye sadece sayısız çeşitte ürünlerini sunmuyorlar, aynı zamanda o ürünlerin Amerikalılar tarafından tüketilebilmesi için gerekli olan kredileri de sağlıyorlar. Gene bu ülkeler ABD'ye milyarlarca dolarlık yatırımlar yapıyorlar ve yarım trilyon dolara varan Amerikan bütçe ve ticaret açığını finanse ediyorlar. Kendi iç çelişkileri yüzünden hiç bir geleceği olmayan ve en çok 15-20 yıllık ömrü kalmış olan global kapitalist ekonomi bu sayede dönüyor.

BRZEZİNSKİ mi, Mustafa GİRAY mı? - Cem Yaren
Dünya
27 Mayıs 2006

BRZEZİNSKİ mi, Mustafa GİRAY mı? - Cem Yaren

Sayısı çok az dostlarımdan birinin bant deşifrelerini okuyordum. Bir an inanamadım. Geri döndüm. Evet doğruydu. Ardından, deşifrenin bantını dinledim. Tamamen uyuyordu. Kitaplıktaki BRZEZINSKI’nin “Büyük Satranç Tahtası” gözüme ilişti. Gülümsedim… Bursa’nın, şimdiki Yıldırım İlçesi’nin sınırları içindeki, Yıldırım Polis Karakolu’nun sağ üst çaprazında bulunan Mustafa GİRAY’a ait “Ağaç Doğrama Atölyesi’nde bir zamanlar öyle bir konuşma geçmişti ki, bu cümleler dizisi o günlerde dünyaya yayılmış olsaydı, Satranç Stratejileri de Uluslalarası Stratejiler de bugün farklı yerlerde olurdu. BRZEZİNSKİ de bu kadar çok ukalalık yapamaz, kimseler de onu ciddiye bile almazdı… Mustafa GİRAY, göçmen bir ailenin oğludur. Zenaatkar, yaratıcı, analizci ve pratik bir zekaya sahiptir. Aslında Mustafa GİRAY, üstün vasıfları sayılamayacak kadar farklı, saygın ve Türkiye’nin bugünlerdeki insan ihtiyacının özetidir. discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialis

AMERİKA'DA TOP MU VAR?-Hüseyin MÜMTAZ
Dünya
19 Mayıs 2006

AMERİKA'DA TOP MU VAR?-Hüseyin MÜMTAZ

Sonradan hatırladım, dün internette gezinirken bir sitede bir başlık gözüme çarpmıştı..             ‘’Ben senin ananı da alıp gitme ihtimalini sevdim’’..             Doğru mu anladım diye sonradan çok aradıysam da bulamadım.. Kim yazmış, nerede yazmış, neden yazmış, kime yazmış?             Ama çok hoşuma gitti.. İnce bir, ne derler; ‘’humor’’ var..             Bir kelime de ben ekleyeyim dedim..             ‘’Ben senin ananı da alıp Amerika’ya gitme ihtimalini sevdim’’..             Amerika’da kalma, hiç dönmeme ihtimalini çok sevdim.             Peki neden Amerika? Amerika’da ne var?             Biliyorsunuz 11 Eylül’den sonra Bush iki şey söyledi, 1) Ya bizim yanımızdasınız ya teröristin; 2) Bu bir ‘’Crusade’’ (Haçlı Seferi) dir.             Evet aynen öyle söyledi..discount drug coupons codesamples.in free discount prescription cardcialis forum cialis prodaja cialis bez recepta

Sorun, 'Emperyalizmle Yüzleşmek' Sorunudur... - Erol Manisalı
Dünya
19 Mayıs 2006

Sorun, 'Emperyalizmle Yüzleşmek' Sorunudur... - Erol Manisalı

Kimse kendini kandırmasın: Soykırım tasarılarının gerisinde, Lozan'ı Sevr'e taşıma amacı yatmaktadır. - ''Fransızlar bilmiyorlar öğretelim, doğruyu görsünler, düşüncelerini değiştirsinler'' demek hiçbir sonuç vermez. - Avrupa Birliği ülkelerinin yarıya yakını meclislerinden, ''Türkiye soykırım yapmıştır'' kararını geçirdiler. - ABD şimdilik, ''Türkiye'yi kullanmak zorunda olduğu için'' yavaş yavaş, ''Eyaletler'' düzeyinde kadayıfın altını pişiriyor, içinin olgunlaşmasını bekliyor. - Türkiye, ''AB ile görüşmeler süreci içinde'' biraz daha kıstırılıp hiçbir inisiyatif alamayacağı bir duruma getirildiği zaman, AB ortak kararı ve ABD olarak işi Birleşmiş Milletler'e götürecekler. Avrupa Konseyi kararını çoktan aldı bile. Ermeni meselesinin, ''bir Ermeni meselesi olmadığını'' , Avrupa ve ABD'nin Türkiye ve bölge üzerindeki yeni hesaplarının bir parçası olduğunu görüp buna karşı önlemler geliştiremediğimiz sürece kendi kendimizi aldatırız. Bu oyunu oynamak, galiba ''içimizdeki bazı çevrelerin işine geliyor'' . İş nasıl olsa kendi kendine sürükleniyor, olacağı yere götürülüyor; biz bir şeyler yapıyor görünüp kendimizi kurtarırız diye düşünüp elekte su taşıyorlar. - Ermeni meselesi, Kürdistan meselesi, Patrikhane meselesi, Dicle-Fırat ya da federal bir Türkiye meseleleri ''esas meselenin'' parçalarıdır. ''Esas mesele'' ile yüzleşmemiz gerekiyor. Yani ''emperyalizmle yüzleşmek'' . - Ermeni sorununun ''bir emperyalizm sorunu olduğunu'' görerek değerlendirmeliyiz. Türkiye'yi parçalamak isteyen devletlere karşı hiçbir şey olmamış gibi, arada bir trafik kazası olmuş gibi davranırsak kendimizi kurtaramayız. Yavaş yavaş parçalanmaya gideriz. cialis forum link cialis bez receptabuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus

Küreselleşme ve nükleer güç - Murat Çabas
Dünya
16 Mayıs 2006

Küreselleşme ve nükleer güç - Murat Çabas

Küreselleşme faydalı mı, zararlı mı? Bu sorunun cevabını küresel güç olan ülkelerin tavırlarında bulabiliriz.Bu konuda birçok misali irdeleyebiliriz, ama dilerseniz son günlerin moda mevzuu olan nükleer enerjiden yola çıkarak bir noktaya varmaya çalışalım. Nükleer enerji, ya da nükleer silah bağımsız olan, yıllardan beri varola gelmiş bütün ülkelerin en tabii hakkıdır. Eğer bir ülkenin bu imkana sahip olmaması gerekiyorsa, o da sicili bu konuda kirli olması, ya da sahip olduğu gücü katliam ve zulüm için kullanması gibi unsurlar belirleyici kriter olmalıdır.Peki, küreselleşme fikrini dünyaya empoze etmeye çalışanların mantığı bu mudur? Hayır.Bugün küresel güç dediğimiz ABD ve AB gibilerinin mantığında “ben her türlü nükleer güce sahip olabilirim, ama sen asla olamazsın” anlayışı vardır. “Eğer ihtiyaç duyarsan biz sana veririz, yani satarız” diyerek kendileri dışındaki ülkelerin bu noktadaki gelişmelerine engel olmaktadırlar. Uzun zamandan beri nükleer çalışmalarından ötürü İran’a yapılan baskı ortada. İranlı yetkililer diyor ki, “petrol ve doğalgaz kaynaklarımız sınırlı. Bu sebeple alternatif enerji kaynakları bulmalıyız. Nükleer çalışmalardaki hedefimiz silah üretmek değil, barışçıl amaçlı nükleer enerji elde etmektir.”coupons for cialis 2016 blog.nvcoin.com prescription drug cardsdiscount drug coupons click free discount prescription cardcialis forum link cialis bez receptaescitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilo

Şirketlerin ve Devletlerin Planları Üzerine - Erol Manisalı
Dünya
15 Mayıs 2006

Şirketlerin ve Devletlerin Planları Üzerine - Erol Manisalı

- En büyük holdinglerimizden birinin başkanı ''holdingin 10 yıllık plan yaptığını'' övünerek söylüyor. Büyük bir şirketin (holdingin) uzun vadeli planlar yapması kadar doğal bir şey olamaz. İyi de yapmışlar. - Bir ülkedeki büyük holdingler uzun vadeli planlar yapıyorlarsa, devletin de uzun vadeli planlarının olması gerekir. Bu plan bir ''muhasebe cetveli'' değildir. Uzun vadede iktisadi, siyasi, askeri ve kültürel çıkarların geliştirilmesi (maksimizasyonu) için belirlenen politikalardır. - Eğer bir ülkede büyük şirketler (holdingler) 10 yıllık planlar yapıyorlarsa, devletin (kamunun), 20-30 yıllık makro maksimizasyon planları yapması gerekir. Büyük şirketler de devletlerinin (toplumlarının) bu yol gösterici politikaları altında kendi çıkarlarını toplumun çıkarları ile bütünleştirebilirler. - Başka bir açıdan bakıldığında şu karşı görüşü savunanlar çıkabilir; Türkiye'deki büyük şirketler ''uluslararası iş gören şirketlerdir'' . Yabancı ortakları vardır. ''Türkiye'nin uzun vadeli politikalarının içine hapsedilemezler'' diyenler olabilir. Eğer Avrupa devletleri, ABD ve Japonya da, Türkiye gibi uzun vadeli politikalara bağlı olmadan işlerini yürütseydiler bu görüş, en azından teknik boyutları ile savunulabilirdi. Ama onlar öyle yapmıyorlar. Ne yapıyorlar? Siyasi, iktisadi, askeri ve kültürel olarak kendi ulusal ve ortak çıkarları doğrultusunda, ''en katı planları yapıyorlar ve buna uygun politikaları belirliyorlar'' . discount drug coupons click free discount prescription cardnaproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilomicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg

BATI UYGARLIĞININ SONU - Yrd. Doç. Dr. Birol Ertan
Dünya
14 Mayıs 2006

BATI UYGARLIĞININ SONU - Yrd. Doç. Dr. Birol Ertan

Son yıllarda siyaset biliminde eski ideolojik söylemlerin parçası olan yeni kavramlar ortaya atarak kafa karıştıran yaklaşımlar geliştiren siyaset bilimcilerin iddiaları yoğun biçimde tartışılmıştır. Bu çerçevede, özellikle “sonu gelen” kavramlar üzerinde beyin fırtınaları yaşanmıştır. “İdeolojilerin Sonu” ile başlayıp “Tarihin Sonu” ile devam eden bu ideolojik tartışmalara, uygarlıkları çatıştırarak “küreselleşmenin Sonu”nu ilan eden Samuel Huntington da katılmıştır. Daniel Bell, 1960 yılında “İdeolojilerin Sonu” ismi ile bir kitap yayınlamıştır. Dell’in tezi, 1960’lı yıllardan itibaren anti-komünist cephede meşhur olmuş ve Marksizme karşı geliştirilen düşüncelere kaynaklık etmiştir. Dell’e göre, ideolojilerin sonu, aslında Marksizmin sonuydu. Marksizmin sonu olarak anlaşılması gereken “İdeolojilern Sonu” yaklaşımı, batı uygarlığının kendini savunma içgüdüsü ile yarattığı ideolojik söylemlerinden birisi olarak ideolojik savaşın bir parçasıydı. Dell, zaman içinde sosyalizm gibi liberalizmin de etkisini yitireceğini iddia etse de, gelişmiş ülkelerin benzer alt ve üst yapılara dönüşeceği iddiası nedeniyle ulaşılacak en son model olarak batı uygarlığını işaret etmekteydi. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadanaproxennatrium site naproxen kruidvatcialis forum link cialis bez receptafusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acnesymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenaabilify abilify alkohol abilify

ABD'nin jeopolitik hezimeti, Türkiye-İran soğuk savaşı.. - İbrahim Karagül
Dünya
12 Mayıs 2006

ABD'nin jeopolitik hezimeti, Türkiye-İran soğuk savaşı.. - İbrahim Karagül

İran Ulusal Güvenlik Konseyi Genel sekreteri Ali Laricani'nin Ankara'ya ayak bastığı gün ABD derhal harekete geçip Türk-İran görüşmelerine müdahil oldu. ABD'nin Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu nezdindeki daimi temsilcisi Greg Schulte, hiç programda yokken, Türk medyasının Ankara'daki muhabirlerini video konferans yoluyla etki altına almaya çalıştı. Temsilci, ''İsrail nükleer faaliyetleri varken, İran'ın neden olmasın?'' diyen gazetecilere bakın ne dedi: "İsrail'in Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması'nı imzalamadı, İran ise anlaşmayı imzalamasına rağmen yükümlülüklerini yerine getirmiyor." İsrail hiçbir uluslararası sözleşmeyi imzalamıyor, korsanlık yapıyor ve bölgeyi nükleer silah deposuna dönüştürüyor. Ama masum! Ne adalet! İşte Türkiye'den bunu istiyorlar. Gözünüzü, kulağınızı ve ağzınızı kapatın, biz ne dersek inanın! ABD yönetimi, Tahran'ın manevralarını "İran dünyayı bölmeye çalışıyor" diye yorumluyor. Türk Dışişleri de, "Dünyanın İran'a karşı birleştiğini" söylüyor. Acaba gerçekten öyle mi? Dünya İran'a karşı birleşti mi? Daha doğrusu dünya birleşiyor mu yoksa tehlikeli biçimde bölünüyor mu? Yeni bir Soğuk Savaş mı başlıyor? Küresel ekonomik kavga, Avrasya'nın bir çok bölgesinde yeni savaşlara mı yol açacak? claritin mazilo claritinekombo claritin mazilo

Yok öyle yağma! - Muharrem Bayraktar
Dünya
4 Mayıs 2006

Yok öyle yağma! - Muharrem Bayraktar

Şu sözlere kulak verin: “Ülkenin doğal kaynaklarının tüm kontrolünü, yeniden ele aldığı beklenen gün, o tarihsel an sonunda geldi. Artık ülkemizin zenginliği halk için kullanılacak. Petrol devlerine sesleniyorum; bundan sonra çıkardığınız petrol ve doğalgazın yüzde 18’ini alacaksınız. Gerisini devlete göndereceksiniz. Bu şartlara uymayanlar 6 ay içinde topraklarımızı terk etsin. Petrol ve doğalgazı kamulaştırmaya başladık, sırada maden, orman ve atalarımızın üzerinde tartıştığı tüm doğal kaynaklar var.” Yukarıdaki sözler, Bolivya’nın yeni Devlet Başkanı Evo Morales’e ait. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacoupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardscialis manufacturer coupon open drug coupon cardmicardisplus 80/25 mg ilkpirlantam.com micardis plus 80 12.5 mg

Paranın toplumu tasfiyesi ve 'Demokrasi' diktası - Salih Selçuk
Dünya
2 Mayıs 2006

Paranın toplumu tasfiyesi ve 'Demokrasi' diktası - Salih Selçuk

Batılı toplumları "toplumsal gelişmenin son aşaması" sayan bazı eski-Solcu otomatik portakalların bu ülkede anlatmadığı (veya anlamadıkları için anlatamadığı) üzere, reel kapitalist sistemin merkez ülkelerinin toplumları giderek toplum olma özelliğini yitiriyor. Bu konu oralarda artık konuşulmaya başlandı, sistemin diğer çevre ülkeleri gibi burada da konuşulmak zorunda. Malum demografik sorunlar bir yana, "ileri" toplumlar, "birey"lerine ayrışıyorlar ve bu "bireyler" artık, toplumu bir arada tutan ortak değerlerden giderek daha çok uzaklaşıyorlar. Toplumun atomlarına ayrılmış "bireyler"ini, sadece Para/iş ilişkileri birarada tutuyor, kendileri de birbirinin aynı, tamamen fonksiyonel tipler haline geliyorlar. Yani bu tipler gerçekten hür sosyal bir hayat yaşamayıp, sadece içine konuldukları iş ortamında işliyorlar. Ve bunu sosyal hayat sanıyorlar. Yaygın depresyona neden olan bu çıkmaza karşın, sistemin çevre ülkelerinde kapitalizm daha kötü işlediği ve sosyali tamamen kontrol edemeyip daha az bozabildiği yerlerde insanlar daha mutlular. Sistemin merkezinde yaşayan "birey"leri ise dörtduvarı arasında sadece kendileri için yaşıyorlar. Değil toplumları, kendilerinden başka hiç kimse için tatlı canlarını üzmek istemiyor, toplumları için sorumluluk almak istemiyorlar. Bu "modern" atmosferde, en ufak tartışmalarda aileler parçalanıyor, çocuklar evden ayrılıyor, insanlar yalnızlaşıyor vs. Herkes, kendi değişken zevklerine göre kurguladığı "kimlik" portföyüne, her etnik/kültürel/cinsel konuyu alıyor ama 'yurtseverlik', 'vatanı için gerekirse savaşmak' falan gibi artık gülünç saydığı "ilkellikler"i kesinlikle almıyor. levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetescialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacieescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholmicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg