Şirketlerin ve Devletlerin Planları Üzerine - Erol Manisalı
- En büyük holdinglerimizden birinin başkanı ''holdingin 10 yıllık plan yaptığını'' övünerek söylüyor. Büyük bir şirketin (holdingin) uzun vadeli planlar yapması kadar doğal bir şey olamaz. İyi de yapmışlar.
- Bir ülkedeki büyük holdingler uzun vadeli planlar yapıyorlarsa, devletin de uzun vadeli planlarının olması gerekir. Bu plan bir ''muhasebe cetveli'' değildir. Uzun vadede iktisadi, siyasi, askeri ve kültürel çıkarların geliştirilmesi (maksimizasyonu) için belirlenen politikalardır.
- Eğer bir ülkede büyük şirketler (holdingler) 10 yıllık planlar yapıyorlarsa, devletin (kamunun), 20-30 yıllık makro maksimizasyon planları yapması gerekir. Büyük şirketler de devletlerinin (toplumlarının) bu yol gösterici politikaları altında kendi çıkarlarını toplumun çıkarları ile bütünleştirebilirler.
- Başka bir açıdan bakıldığında şu karşı görüşü savunanlar çıkabilir; Türkiye'deki büyük şirketler ''uluslararası iş gören şirketlerdir'' . Yabancı ortakları vardır. ''Türkiye'nin uzun vadeli politikalarının içine hapsedilemezler'' diyenler olabilir.
Eğer Avrupa devletleri, ABD ve Japonya da, Türkiye gibi uzun vadeli politikalara bağlı olmadan işlerini yürütseydiler bu görüş, en azından teknik boyutları ile savunulabilirdi. Ama onlar öyle yapmıyorlar. Ne yapıyorlar? Siyasi, iktisadi, askeri ve kültürel olarak kendi ulusal ve ortak çıkarları doğrultusunda, ''en katı planları yapıyorlar ve buna uygun politikaları belirliyorlar'' . discount drug coupons click free discount prescription cardnaproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilomicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg
- Bizim böyle politikalarımız olmazsa ne olur? Bizim şirketlerimiz uzun vadeli planlarını, başka devletlerin planlarına uydurmak zorunda kalır. Daha doğrusu diğer devletlerin planları sonucu ortaya çıkan konjonktürde yabancı şirketlere bağımlı hale gelir.
- Sonuçta bizim şirketlerimiz, başkalarının belirlediği piyasa koşullarına bağımlı hale gelirler. Sadece şirketlerimiz değil, borsalarımız, para ve sermaya piyasalarımız da ''yabancı piyasaların denetime girer'' .
- Yabancı piyasaların denetimine girmek, ''yabancı devletlerin denetimine girmekle eşanlamlıdır'' . Çünkü Batı'da şirketler, piyasalar ve devletler bütünleşmişlerdir.
Piyasalar yolu ile bağlanan Türkiye...
Avrupa Birliği bugün, uzun vadeli planlar yapmaktadır. AB içinde devletler, AB şemsiyesinden de yararlanarak ''ulusal stratejik planlar'' yürütürler. Fransa'da enerji sektöründeki iki dev kamu şirketinin birleştirilmesi, Fransa'nın uzun vadeli planlarına dayanır. İngiltere BP ve Shell kanalı ile yıllardır, ''plan, devlet, şirket bütünleşmesini'' yürütür.
Musaddık 1953'te devrilirken de, Irak bugün işgal edilirken de uzun vadeli devlet politikaları ile şirket politikaları örtüştürülmüştür.
Bizde ise devletin uzun vadeli iktisadi, siyasi, kültürel ve güvenlik politikaları yoktur. Dış ticaret politikamız tek yanlı olarak 6 Mart 1995'te AB'ye özellikle devredilmiştir. Tarım ve sanayi politikamız da yoktur. AB, IMF, Dünya Bankası, dev uluslararası şirketler Türkiye'nin politikalarını belirlemektedirler.
Şirketlerin uzun vadeli planlar yaptığı, buna karşılık devletin makro düzeyde hiçbir planının bulunmadığı bir ülkede ne olur?
- Bir taraftan devlet çözüştürülmeye, dağıtılmaya başlar; dış ticaret, sanayi, tarım, enerji, bankacılık alanlarında uzun vadeli planları olmayan bir devlet, ''zaman içinde devlet olma özelliğini de kaybeder'' ve parçalanır.
- Devletin planları yokken büyük şirketlerinin plan yapıp işlerini yürüttüğü bir ülkede bütün bu planlar, ''başkalarının planlarının bir parçası olmak zorundadırlar'' .
İktisat bu alanda, en az fen bilimleri kadar kendi içinde tutarlılık gösterir. Bu kural bugüne kadar hiç bozulmadı...
Sözüm, bu gerçeği görememekte direnenlere...