Sorun, 'Emperyalizmle Yüzleşmek' Sorunudur... - Erol Manisalı
Kimse kendini kandırmasın: Soykırım tasarılarının gerisinde, Lozan'ı Sevr'e taşıma amacı yatmaktadır. - ''Fransızlar bilmiyorlar öğretelim, doğruyu görsünler, düşüncelerini değiştirsinler'' demek hiçbir sonuç vermez. - Avrupa Birliği ülkelerinin yarıya yakını meclislerinden, ''Türkiye soykırım yapmıştır'' kararını geçirdiler. - ABD şimdilik, ''Türkiye'yi kullanmak zorunda olduğu için'' yavaş yavaş, ''Eyaletler'' düzeyinde kadayıfın altını pişiriyor, içinin olgunlaşmasını bekliyor. - Türkiye, ''AB ile görüşmeler süreci içinde'' biraz daha kıstırılıp hiçbir inisiyatif alamayacağı bir duruma getirildiği zaman, AB ortak kararı ve ABD olarak işi Birleşmiş Milletler'e götürecekler. Avrupa Konseyi kararını çoktan aldı bile. Ermeni meselesinin, ''bir Ermeni meselesi olmadığını'' , Avrupa ve ABD'nin Türkiye ve bölge üzerindeki yeni hesaplarının bir parçası olduğunu görüp buna karşı önlemler geliştiremediğimiz sürece kendi kendimizi aldatırız. Bu oyunu oynamak, galiba ''içimizdeki bazı çevrelerin işine geliyor'' . İş nasıl olsa kendi kendine sürükleniyor, olacağı yere götürülüyor; biz bir şeyler yapıyor görünüp kendimizi kurtarırız diye düşünüp elekte su taşıyorlar. - Ermeni meselesi, Kürdistan meselesi, Patrikhane meselesi, Dicle-Fırat ya da federal bir Türkiye meseleleri ''esas meselenin'' parçalarıdır. ''Esas mesele'' ile yüzleşmemiz gerekiyor. Yani ''emperyalizmle yüzleşmek'' . - Ermeni sorununun ''bir emperyalizm sorunu olduğunu'' görerek değerlendirmeliyiz. Türkiye'yi parçalamak isteyen devletlere karşı hiçbir şey olmamış gibi, arada bir trafik kazası olmuş gibi davranırsak kendimizi kurtaramayız. Yavaş yavaş parçalanmaya gideriz. cialis forum link cialis bez receptabuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus
Türkiye çaresiz değil...
Sorun Türkiye'nin çaresizliğinden kaynaklanmıyor. Sorun, Türkiye'yi Sevr'e taşımak isteyen dış çevrelerin oyunlarına, içimizde ses çıkaramayan ve gerekli önlemleri alamayan meclislerin ve yönetimlerin bulunmasından kaynaklanıyor.
- Kendi iç hesaplarınız dolayısıyla bir taraftan Brüksel'e ve Washington'a özellikle bağlanacaksınız;
- Ekonomiyi, ''programlı ve bilinçli bir biçimde yabancı sermaye çevrelerinin ve dev tekellerin'' denetimi altına iteceksiniz;
- Irak'taki işgalcilere el altından her türlü desteği vereceksiniz;
- ''Bizi istediğiniz gibi kullanın'' diye açık çek uzatacaksınız;
- Ondan sonra da sizi kullanmaya kalktıklarında, ''Ne olur bizi kullanmayın'' diye ricada bulunacaksınız.
Uluslararası ilişkilerde oyunu kurallarına göre oynamak gerekir. Birileri üzerinize geliyorsa bu gücü dengeleyecek siyasi, iktisadi, askeri ve kültürel ilişkiler geliştireceksiniz. Tabii eğer, Türkiye Cumhuriyeti'ni başı dik bir ülke olarak ayakta tutmak istiyorsanız.
Türkiye'de bu siyasi iradeye sahip olan meclislerin, siyasal partilerin, hükümetlerin, işçi sendikalarının, işverenlerin, üniversitelerin, baroların, meslek odalarının, aydınların, medyanın ve askerlerin ellerinde kullanabilecekleri büyük olanaklar vardır.
Eğer gerçekten Türkiye Cumhuriyeti'ni uygar, bağımsız, demokratik, halkçı bir devlet olarak ayakta tutmak istiyorsak.
19 Mayıs'ı kutlarken bu gerçeği göremezsek başka ne zaman göreceğiz?..