Yok öyle yağma! - Muharrem Bayraktar
Şu sözlere kulak verin: “Ülkenin doğal kaynaklarının tüm kontrolünü, yeniden ele aldığı beklenen gün, o tarihsel an sonunda geldi. Artık ülkemizin zenginliği halk için kullanılacak. Petrol devlerine sesleniyorum; bundan sonra çıkardığınız petrol ve doğalgazın yüzde 18’ini alacaksınız. Gerisini devlete göndereceksiniz. Bu şartlara uymayanlar 6 ay içinde topraklarımızı terk etsin. Petrol ve doğalgazı kamulaştırmaya başladık, sırada maden, orman ve atalarımızın üzerinde tartıştığı tüm doğal kaynaklar var.” Yukarıdaki sözler, Bolivya’nın yeni Devlet Başkanı Evo Morales’e ait. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacoupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardscialis manufacturer coupon open drug coupon cardmicardisplus 80/25 mg ilkpirlantam.com micardis plus 80 12.5 mg
Seçimi kazanınca da sözünde durdu. Yayınladığı kararname ile yabancı şirketlerin çıkardıkları gaz ve petrolü satış ve işlenmesi için devlete ait Yacimientos Bolivianos şirketine göndermeleri talimatını verdi.
Bu devletleştirme kararı ile Bolivya petrol gelirlerini yüzde 92’sini “kamu yararına” kullanacak, kalanını ise petrol çıkartan şirketlere verecek.
Bunu kabul etmeyen YFP, BP, Total gibi yabancı petrol şirketleri “ülkeden ayrılmak zorunda” kalacak.
8,8 milyon nüfuslu Bolivya, 7,8 milyar dolarlık GSMH’siyle Amerika kıtasının Haiti’den sonraki ikinci yoksul ülkesi. Nüfusun % 64’ü yoksulluk sınırının altında yaşıyor, kırsalda bu oran % 82’ye çıkıyor. 2 milyon kişi şiddetli açlık çekiyor. Ülkede sık sık ayaklanmalar yaşanıyor. Ülkede ayaklanmaları kıvılcımlayan gelişme ise, özelleştirmelerin yoğun bir şekilde gündeme gelmesi idi.
ABD destekli Sanchez de Lozada hükümeti ise, çok uluslu petrol şirketleriyle yaptığı anlaşmalarla, ülkenin petrol ve doğalgaz gelirlerinin rantını, Bolivya’dan çıkan bu enerji kaynaklarını Şili üzerinden ABD ve Meksika’ya göndermeyi kabul ederek, “kendi halkını düşünmeyen” bir politikaya imza atmıştı.
Ülkedeki isyanlar, çatışmalar ve komünist devrime sanki kurtarıcı olarak sarılma hayali taşıyan gruplarla pek ilgilenmiyoruz bu yazımızda.
Ama, bütün dünyanın ve tabi Türkiye’nin kendi maden kaynaklarını, kendi halkını hiç düşünmeden yabancı kartellerin kucağına ittiği bir süreçte, Bolivya’dan gelen bu “ses” çok dikkatimizi çekti.
Bir adam iktidara geliyor ve ülkesindeki petrol ve doğalgazı, kan gibi emerek dışarı transfer eden uygulamaya son vererek “bu kaynaklar halkındır, % 92 sini devlete vereceksiniz, bizi sömürdüğünüz yeter!” diyor. Hani, acaba bu adamlar “Milli Ekonomi Modelini mi okudular?” diye de sormadan edemiyoruz.
Küreselleşme, özellikle fakir Afrika ülkelerini, Latin Amerika ülkelerini, Ortadoğu coğrafyasını tam bir sömürü alanı olarak seçti. Bu ülkelerin zengin maden yatakları “Batı halklarının refahı için, Batılı liderlerin” kontrolünde adeta, peşkeş çekildi.
Bugün, Meclis Komisyonlarında, Türkiye’den çıkacak petrolün sadece % 6’sını ülke içinde kullanabileceğini öngören petrol yasasının, çıkardığı günü beklediğini hatırlayınca, kanunun önemini daha da anlaşılır hale geliyor sanırım. Dünyada, küresel vampirlere “yok öyle yağma!” demenin zamanı geldi de geçiyor bile.