İstihbarat2 Temmuz 2007 00:00
Hürriyet Bizi Gizemli Örgüt Üyesiymiş Gibi Gösterdi - Fatma Sibel Yüksek
Hürriyet'in yüreği yetiyorsa, milli basın olmaktan zerre kadar nasibini almışsa, açsın sayfalarını, AKP gerçeğini gazeteci kimliğimizle orada yazalım! Bu ülkede, "Hepimiz Ermeniyiz, Kahrolsun devlet" diye slogan atanlara bir tek soruşturma bile açılmazken, emperyalizmin Türkiye üzerindeki oyunlarını ifşa eden yazarlara, çizerlere, subaylara, gazetecilere "Çete" muamelesi yapılıyor... new prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponsnaproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenarenovation vejle renovation skive renova
(Fatma Sibel Yüksek'in SüperPoligon sitesine verdiği demeç)
Arkadaşlar, ben acikistihbarat.com'da 3 aydır köşe yazıyorum. Hürriyet'in yaptığı haber, tamamen habercilik kurallarına ve hukuka aykırı. Sitede yazan, çizen, yorum yapan, birbirini tanıyan, tanımayan herkes sanki gizemli bir örgütün mensubuymuş gibi gösterilmeye çalışılmış. Ucuz bir casusluk romanı yazılmak istenmiş..Bu tarz haberler yazmanın hukuki sonuçları vardır.
Açık İstihbarat, yıllardır yayın yapan bir internet sitesi. Hürriyet'in yazamadıklarını yazdığı için de ayrıca saygıyı hak ediyor...
Haberde,"Komplo teorileri sitesi" denilmiş...
Ben kendi adıma, hiç de komplo teorisi değil, AKP'nin kanunsuzluklarını, cumhuriyet karşıtı icraatlarını, Başbakanlığa çöreklenmiş bir takım "bağlantılı tipleri" kendi imzamla yazıyorum.
İsimleri açık açık geçen muhatapları, bu yazılarla ilgili bir tek dava açabilmiş değildir..
Hürriyet'in yüreği yetiyorsa, milli basın olmaktan zerre kadar nasibini almışsa, açsın sayfalarını, AKP gerçeğini gazeteci kimliğimizle orada yazalım!
Bu ülkede, "Hepimiz Ermeniyiz, Kahrolsun devlet" diye slogan atanlara bir tek soruşturma bile açılmazken, emperyalizmin Türkiye üzerindeki oyunlarını ifşa eden yazarlara, çizerlere, subaylara, gazetecilere "Çete" muamelesi yapılıyor...
Behiç Gürcihan gibi önemli bir milli aydına, Türk ordusunun şerefli bir generalinin oğluna terörist muamelesi yapanların, Orhan Doğan'ın cenazesinde "Yaşasın Apo" sloganları atanlar ile "PKK Kürtlerin 29. isyanıdır" diye Amerikan gazetelerine demeç veren Osman Baydemir hakkında ne yapacaklarını çok merak ediyorum...
Bu ülkenin milli güçleri üzerinde çok çirkin bir oyun oynanmak isteniyor.
Kendi iktidarını ne şekilde olursa olsun ayakta tutmak sözkonusu olunca, dilinden "demokrasi" kelimesini düşürmeyen AKP'nin devr-i iktidarında internet sitelerine yazı yazmak da "terör suçu" oldu...
Genelkurmay Başkanı'nın bütün acil uyarılarına rağmen, terör örgütlerinin Irak bağlantılarının üstüne gidemeyen iktidar, internet sitelerine operasyon düzenletiyor.
Böyle hukuksuz bir iş de, "bağımsız İçişleri Bakanı"nın iş başında olduğu dönemde yapılıyor...
Doç.Dr. Ümit Sayın, acikistihbarat.com'da uzun bir süredir yazıyordu. Oktay Yıldırım adlı emekli astsubayın Ümraniye olayı kapsamında gözaltına alınmasından sonra, bu kişi ile aynı sitede yazmak istemediğini belirtip ayrılmak istedi.
Beni de arayıp, "Bu iş hepimize zarar verir, siz de ayrılın" dedi. Kararına saygı duyduğumu, ancak kendimi paniğe kapılacak bir konumda görmediğim için yazılarımı çekmeyeceğimi söyledim.
Hürriyet gazetesinin yazdığı gibi olay bir "sadık kalanlar-ihanet edenler" olayı değildir.
Behiç Gürcihan, eski dostu olan Ümit Sayın'ın bu tavrından incindi ve aralarındaki arkadaşlık bağlarının da verdiği duygusallıkla "Şerefsiz Ödlek" diye bir köşe açtı.
İki eski arkadaş arasında gerçekleşmiş bir gönül kırıklığını "Ulusalcı örgütte çatlak" diye vermek, en azından Türk kamuoyunu aptal yerine koymaktır.
(Açık İstihbarat Not : Sözkonusu köşenin Ümit Sayın ile bir alakası olmayıp, Ümit Sayın'ın sözkonusu köşeyi kendisi ile bağdaştırması Açık İstihbarat'ı bağlamayan; hukuktan çok psikolojiyi ilgilendiren bir sorundur. "Dr. Şerefsiz Ödlek" mahlası ile yazılarına başlayacak yazarımız; kendisi ile alakası olmayan bir köşeyi sahiplenmeye çalışan Ümit Sayın'la ilgili bütün hukuki haklarını saklı tutmaktadır)
Önüne geleni "çete" ilan edenler, önce kendileri yasalara uymayı öğrensin.
Hazırlık soruşturması süren olaylar hakkında bu derece spekülasyon yapmak suçtur.
Gazetelerde doğru olup olmadığını bilmediğimiz bir yığın "polis ifadesi" okuyoruz. Polis ifadelerinin basına bu şekilde, siyasi bir kamuoyu yaratmaya çalışırcasına sızdırmak da suçtur.
Acikistihbarat.com sitesine iki gündür girilemiyor. Sorun eğer teknik bir problemden veya aşırı yüklenmeden kaynaklanmıyorsa, mahkeme kararına dayanmadan bir takım tedbirlere gidilmişse, sitenin bir yazarı olarak yasal haklarımı kullanacağım.
Ben kendi adıma, fikirlerimle yazılarımla açık istihbaratta olmaya devam edeceğim.
Behiç Gürcihan gibi iyi eğitimli bir yurtseverin karanlık ilişkiler içinde olacağına asla inanmıyorum.
Şu anda kendisi gözaltındadır, hakkında menfi yayınlar yapılması etik değildir...
Ayrıca, Açık istihbarat'a yazan, çizen, makale gönderen yüzlerce insanın ne bağlantılar içinde olduğunu bilemem.
Hürriyet gazetesi bilebilir mi, tüm yazarlarının, çalışanlarının kimlerle hangi bağlantılar içinde olduğunu? Büyük gazetelerin içinde hiç mi ABD, İsrail, Barzani "dostları" yok acaba?
Değerli Superpoligon yetkilileri, bu yazımı aynen yayınlamanızı rica ediyorum. Aynı yazıyı size mail adresim üzerinden de atacağım. İyi çalışmalar.
NOT: Bu yoruma cevap verecek olan herkesin, nickname'lere ihtiyaç duymadan gerçek ismini kullanması, ahlaki bir zorunluluktur.
Fatma Sibel Yüksek
Acıkistihbarat.com yazarı,
Gazeteci
Açık İstihbarat => Fatma Sibel Yüksek'in Sitesi
Arkadaşlar, ben acikistihbarat.com'da 3 aydır köşe yazıyorum. Hürriyet'in yaptığı haber, tamamen habercilik kurallarına ve hukuka aykırı. Sitede yazan, çizen, yorum yapan, birbirini tanıyan, tanımayan herkes sanki gizemli bir örgütün mensubuymuş gibi gösterilmeye çalışılmış. Ucuz bir casusluk romanı yazılmak istenmiş..Bu tarz haberler yazmanın hukuki sonuçları vardır.
Açık İstihbarat, yıllardır yayın yapan bir internet sitesi. Hürriyet'in yazamadıklarını yazdığı için de ayrıca saygıyı hak ediyor...
Haberde,"Komplo teorileri sitesi" denilmiş...
Ben kendi adıma, hiç de komplo teorisi değil, AKP'nin kanunsuzluklarını, cumhuriyet karşıtı icraatlarını, Başbakanlığa çöreklenmiş bir takım "bağlantılı tipleri" kendi imzamla yazıyorum.
İsimleri açık açık geçen muhatapları, bu yazılarla ilgili bir tek dava açabilmiş değildir..
Hürriyet'in yüreği yetiyorsa, milli basın olmaktan zerre kadar nasibini almışsa, açsın sayfalarını, AKP gerçeğini gazeteci kimliğimizle orada yazalım!
Bu ülkede, "Hepimiz Ermeniyiz, Kahrolsun devlet" diye slogan atanlara bir tek soruşturma bile açılmazken, emperyalizmin Türkiye üzerindeki oyunlarını ifşa eden yazarlara, çizerlere, subaylara, gazetecilere "Çete" muamelesi yapılıyor...
Behiç Gürcihan gibi önemli bir milli aydına, Türk ordusunun şerefli bir generalinin oğluna terörist muamelesi yapanların, Orhan Doğan'ın cenazesinde "Yaşasın Apo" sloganları atanlar ile "PKK Kürtlerin 29. isyanıdır" diye Amerikan gazetelerine demeç veren Osman Baydemir hakkında ne yapacaklarını çok merak ediyorum...
Bu ülkenin milli güçleri üzerinde çok çirkin bir oyun oynanmak isteniyor.
Kendi iktidarını ne şekilde olursa olsun ayakta tutmak sözkonusu olunca, dilinden "demokrasi" kelimesini düşürmeyen AKP'nin devr-i iktidarında internet sitelerine yazı yazmak da "terör suçu" oldu...
Genelkurmay Başkanı'nın bütün acil uyarılarına rağmen, terör örgütlerinin Irak bağlantılarının üstüne gidemeyen iktidar, internet sitelerine operasyon düzenletiyor.
Böyle hukuksuz bir iş de, "bağımsız İçişleri Bakanı"nın iş başında olduğu dönemde yapılıyor...
Doç.Dr. Ümit Sayın, acikistihbarat.com'da uzun bir süredir yazıyordu. Oktay Yıldırım adlı emekli astsubayın Ümraniye olayı kapsamında gözaltına alınmasından sonra, bu kişi ile aynı sitede yazmak istemediğini belirtip ayrılmak istedi.
Beni de arayıp, "Bu iş hepimize zarar verir, siz de ayrılın" dedi. Kararına saygı duyduğumu, ancak kendimi paniğe kapılacak bir konumda görmediğim için yazılarımı çekmeyeceğimi söyledim.
Hürriyet gazetesinin yazdığı gibi olay bir "sadık kalanlar-ihanet edenler" olayı değildir.
Behiç Gürcihan, eski dostu olan Ümit Sayın'ın bu tavrından incindi ve aralarındaki arkadaşlık bağlarının da verdiği duygusallıkla "Şerefsiz Ödlek" diye bir köşe açtı.
İki eski arkadaş arasında gerçekleşmiş bir gönül kırıklığını "Ulusalcı örgütte çatlak" diye vermek, en azından Türk kamuoyunu aptal yerine koymaktır.
(Açık İstihbarat Not : Sözkonusu köşenin Ümit Sayın ile bir alakası olmayıp, Ümit Sayın'ın sözkonusu köşeyi kendisi ile bağdaştırması Açık İstihbarat'ı bağlamayan; hukuktan çok psikolojiyi ilgilendiren bir sorundur. "Dr. Şerefsiz Ödlek" mahlası ile yazılarına başlayacak yazarımız; kendisi ile alakası olmayan bir köşeyi sahiplenmeye çalışan Ümit Sayın'la ilgili bütün hukuki haklarını saklı tutmaktadır)
Önüne geleni "çete" ilan edenler, önce kendileri yasalara uymayı öğrensin.
Hazırlık soruşturması süren olaylar hakkında bu derece spekülasyon yapmak suçtur.
Gazetelerde doğru olup olmadığını bilmediğimiz bir yığın "polis ifadesi" okuyoruz. Polis ifadelerinin basına bu şekilde, siyasi bir kamuoyu yaratmaya çalışırcasına sızdırmak da suçtur.
Acikistihbarat.com sitesine iki gündür girilemiyor. Sorun eğer teknik bir problemden veya aşırı yüklenmeden kaynaklanmıyorsa, mahkeme kararına dayanmadan bir takım tedbirlere gidilmişse, sitenin bir yazarı olarak yasal haklarımı kullanacağım.
Ben kendi adıma, fikirlerimle yazılarımla açık istihbaratta olmaya devam edeceğim.
Behiç Gürcihan gibi iyi eğitimli bir yurtseverin karanlık ilişkiler içinde olacağına asla inanmıyorum.
Şu anda kendisi gözaltındadır, hakkında menfi yayınlar yapılması etik değildir...
Ayrıca, Açık istihbarat'a yazan, çizen, makale gönderen yüzlerce insanın ne bağlantılar içinde olduğunu bilemem.
Hürriyet gazetesi bilebilir mi, tüm yazarlarının, çalışanlarının kimlerle hangi bağlantılar içinde olduğunu? Büyük gazetelerin içinde hiç mi ABD, İsrail, Barzani "dostları" yok acaba?
Değerli Superpoligon yetkilileri, bu yazımı aynen yayınlamanızı rica ediyorum. Aynı yazıyı size mail adresim üzerinden de atacağım. İyi çalışmalar.
NOT: Bu yoruma cevap verecek olan herkesin, nickname'lere ihtiyaç duymadan gerçek ismini kullanması, ahlaki bir zorunluluktur.
Fatma Sibel Yüksek
Acıkistihbarat.com yazarı,
Gazeteci
Açık İstihbarat => Fatma Sibel Yüksek'in Sitesi