Fakat çevrelendiği dev aynalarının arkasındaki sırları kimin işlediğini göremeyecek kadar kendi görüntüsü ile meşgul bir Başbakan Tayyip Erdoğan.
Açık İstihbarat olarak, Tayyip Erdoğan'ın servetinin artık yolsuzluk iddialarının boyutunu aşıp, bir milli güvenlik sorunu haline dönüştüğünü yazdığımızda buna dikkat çekmiştik.
(Bkz: Bir Milli Güvenlik Sorusu : Erdoğan'ın Servetini Kim Yönetiyor? )
Dünyanın merkezinde duran bir ülkenin Başbakanının gücü kontrolden çıkmaya başladığı noktada o Başbakanı tuzağa çekmek isteyenler de, çekmeyi başaranlar da çoğalır. Hele hele bu Başbakan'ın çevresi Abdullah Gül, Bülent Arınç gibi dostlarla ve dünyanın en kalitesiz yalakaları ve en omurgasız "kraldan çok kralcıları" ile çevrili ise.
İktidarı bırakacak gibi gözükmeyen bir Başbakanı koltuğundan etmenin en kanıtlanmış metodu sağlığı ile oynamaktır. Bülent Ecevit örneği taptaze önümüzde duruyor.
Bülent Ecevit'in başına gelenler, uzman doktoruna fazla güvenen bir Başbakanın başına neler gelebileceğinin en sarih örneğidir. Sözkonusu doktorun masonluğu da, masonluğun tarihini ve tıpa ilgisini bilenler açısından not edilmelidir.
Bugün Tayyip Erdoğan'ın ; Bülent Ecevit gibi ciddi bir hastalıkla karşı karşıya olduğu anlaşılıyor.
Bülent Ecevit gibi ; İsrail'le Gazze üzerinden bir çatallaşma yaşanmasından sonra başlayan süreçte.
Ve Tayyip Erdoğan kendini yine
"uzman doktorların" eline emanet etmiş durumda.
Medyaya sızan bilgilerden, bu doktorların "laproskopik" yöntemle Erdoğan'ın bağırsağından 20 santim alındığını anlıyoruz.
Konu hakkında tecrübeli insanları dinlediğimizde ise şunu duyuyoruz:
"Eğer sözkonusu olan bağırsak kanseri şüphesi ise , buna laproskopik müdahale edilmez. Laproskopik müdahale, doktorun kanser olması şüphelenilen bölgeyi üç boyutlu görmesini engeller ve doktor ne kadar uzman olursa olsun bir çok şeyi gözden kaçırabilir. Bu gibi durumlarda kanser şüphesi varsa açık ameliyat gerçekleştirilmesi en sağlıklı yöntemdir"
Bu durumda kanser şüphesi ve laproskopik müdahale açıklaması doğru ise aşağıdaki olasılığı gözardı edemeyiz.
Laproskopik müdahale ile Tayyip Erdoğan'a yapılabilecek tıbbi müdahalenin maksimumu uygulanmadı.
Belki Tayyip Erdoğan mümkün olan en kısa sürede ayağa kalksın diye bu yöntem tercih edildi ve bu yapılırken aslında Tayyip Erdoğan daha büyük bir riske sokuldu...
Ya da bir başka olasılık daha var...
Türkiye siyasi tarihi ve dünya siyasi tarihi perspektifinden bakıldığından bu olasılığın ne olabileceği ortada.
Bu tarihi bilenler, bu tarz dönemlerde yanlarına yanaşan "uzman avukatlara" da, "uzman doktorlara" da binbir şüphe ile yaklaşırlar.
Ecevit "uzman doktorun" yörüngesinden çıkıp, evinde isimsiz bir doktor ve hemşirenin bakımına girdiği andan itibaren iyileşmeye başladı.
Uzman doktorların Tayyip Erdoğan'a iyi gelip gelmeyeceğini göreceğiz.
Temennim en kısa sürede sağlığına kavuşması.
Çünkü Tayyip Erdoğan'ın sağlığı sadece sevenlerine değil, sevmeyenlerine de lazım.
Türkiye'yi tarihinde benzersiz bir çözülme sürecine sokan bu zatın bir gün Yüce Divan'da yargılanmasını hayal ediyorum...
Tutuksuz ama sokağa bile çıkamayacak kadar kamuoyunun gözünde tutsak...
Bu ülkeyi iliklerine kadar ayrıştırırken edindiği servetin, yaptığı pazarlıkların, altına imza attığı zalimliklerin, gerçekten ileri demokrasiye kavuşmuş bir ülkede tek tek ortaya serilip , hepsinin hesabının kendisinden sorulmasını istiyorum.
Benim bu saf temennilerim karşısında;
Hopalı öğretmen Metin Koyuncu'nun ve Kuddusi Okkır'ın ailesinin ve Tayyip Erdoğan'ın vicdansızlıkları ve icraatleri karşısında canı yanan milyonların ve ailelerinin ahı ne kadar etkili olur...
"Ben Bilmem"
B.G.