|

100. Yýl Mutabakatý
|
Adettendir bu tür yazılar öncesi İslam'la ilişkinizi kodlayan bir dizi
kelam etmek. "Ben de
müslümanım" mealinde satırlar karalamak.
Bunu yapmayacağım, çünkü bu bir kısa yazı ("tweetfıkra" : Tweet'den
hallice, normal bir yazıdan kısa) olacak.
Bu yüzden ister su katılmamış bir ateist olduğumu varsayın, ister beş
vakit namazında dört dörtlük bir müslüman, isterse Ramazan'da
dükkanı kapatacak kadar müslüman bir meyhaneci.
Ama ben kısaca, bu çürümüş toplumun bedeninde daha yavaş çürümeye
çalışan bir kıymık insan olarak tanımlayayım kendimi.
Marx sömürü yasalarının teorisini nasıl emek sömürüsünün zirve yaptığı
bir dönemde kaleme aldıysa, toplumsal çürümenin teorisini de
bir Türk yazarsa şaşmayın.
Ramazan
ayı maalesef bu derin çürümenin alay geçidini sunuyor.
Şefkat, paylaşma, dayanışma ve en ağırından en hafif anlamına
kadar "ümmet"
kavramı Coca Cola reklamlarına emanet.
Sokağa çıktığında ise birbirinin her an boğazına yapışmaya hazır,
birbirine karşı saygısız, tahammülsüz ve iftrara yetişeceğim diye
trafikte birbirini ezmeye çalışan bir sürü var karşımızda.
Oruç tutan değil düpedüz aç bir sürü yarışıyor iftar vakti sokaklarda.
Nefsi terbiye etmesi gereken bu ayda nefslerin şölen havasında kurulan
iftar sofraları etrafında nasıl kabardığını izliyorum.
Doğrudur bu vesile bir kaç iftar paketi, sadaka da garibin gurabanın ve
hatta Somalili insan kardeşlerimizin önüne atılıyor ama bunlar
çaputlara sarılması gerekirken gelin gibi süslenen nefsin aksesuarları.
Oruçlu olduğunu kimseye belli etmemek gibi incelikleri de unutun. Oruç
bahanesi ile kaytarılan işler de cabası. Doktorundan, avukatına,
muslukçusundan müteahhitine mesleki namusunu kaybetmeye başlayanlara ek
bahaneler sunuyor oruç.
Velhasıl, bir zamanların insanların önce içlerine ve sonra evlerine
çekilerek yaşadıkları Ramazan;
artık insanların dışa vurdukları ve sokaklara dökülerek yaşadıkları bir
İslami
fashinge dönüşmüş durumda.
Müslümanların kanına ekmek doğrayanlara her türlü lojistik destek
sağlayan haramzadelerin yönettiği bir ülkenin haramileriyiz biz.
Her
Ramazan festivalinde, iftar değil ifratın sofraları etrafında
toplanıyoruz.
Ramazan vesilesi ile Allah'la başbaşa kalan değil, birbirimizle
sosyallaşen face-kullarız biz.
Terbiye etmekten vazgeçtim, nefsimize hayranız biz.
|