"İleri Demokrasi"
sağolsun, dünyada yargı ve operasyon kelimelerini rahatlıkla yanyana
kullanabileceğiniz ender ülkelerden biridir Türkiye.
Günlerdir
gündemi meşgul eden "şike" operasyonu bu yönü ile tek parti
AKP'nin
döneminde alışık olduğumuz cinsten bir
yargı operasyonu.
Dalgaları ,
polisleri, savcıları ve hakimleri ile "Ergenekon"la başlayan yargı
operasyonlarının tipik bir kopyası adeta.
Hatta
herkesin (Fenerbahçeliler
hariç tabi)
üzerinde nefret etmekte uzlaştığı bir "Veli Küçük"'ü bile var : Aziz
Yıldırım.
Bu
operasyonla birlikte, her darbe sonrası dönemin tipik özelliği olan
kitlesel yargı operasyonlarının aşağıdaki ayaklar üzerine
kurulduğunu
söyleyebiliriz :
1)
Topluma pazarlanacak ulvi bir misyon : Huzur, Demokrasi, Temiz Toplum
2)
Bu ulvi misyonu halka pazarlayacak misyoner kalemler : Nazlı Ilıcak,
Altanlar, Rasim Ozan, Şamil Tayyar
3)
Kolayca şeytanlaştırılabilecek olağan şüpheliler : Veli Küçük, Aziz
Yıldırım
4)
Normal beşeri ilişkileri "örgütsel ilişki" olarak pazarlayacak yaratıcı
hukuk ve propaganda teknikleri
5)
Araya serpiştirilmiş gerçek suçlar ve suçlular
6)
Savcılar değil medya üzerinden yürütülen bir soruşturma süreci
Kısacası
algılarla gerçeklerin, suçlularla masumların, savcılarla devletin,
gazetecilerle istihbaratçıların, bavullarla dosyaların insaf tanımayan
bir kazanda karıldığı bir
zebani sofrasında yaşanıyor bütün bunlar.
"Fenerbahçe,
Aziz Yıldırım gerçekten şike yaptı mı, yapmadı mı" sorusu
bu operasyonun en önemsiz sorusu.
Kalpazanlıktan yargılanmaktan
milletvekili olması sayesinde kurtulan adamın Başbakan olduğu ,
yolsuzluktan yargılananın Adalet Bakanı olduğu, yazdığı kitaplarla
onlarca insana attığı iftiradan alacağı cezalardan kurtulması
için
iftiracıların AKP milletvekili yapıldığı bir ülkede
fenerin
kendisi de, aydınlattığı bahçe de şikedir.
Türk
futbolunun mafya-siyaset-ticaret üçgeninde oynanan bir sirk olduğu
yıllardır bilinen ve ciddi bir çok araştırmacının kitapları ile ortaya
koyduğu bir gerçek. Fenerbahçe'nin sadece bir spor kulübü değil devasa
bir rant köprüsü olduğu ve bu köprü üzerinden silah sanayinden, gıda
sanayine kadar bir çok akışın gerçekleştiği de ortada. Fakat son şike
operasyonun asıl hedefi bu "şike" ağını ortaya çıkarmak değildir.
"Ergenekon" operasyonlarının asıl hedefinin darbeyi ortaya çıkarmak
olmadığı gibi.
Şike
operasyonlarının asıl hedefi "Ergenekon" sürecinin asıl hedeflerinden
biri olan "Öcalan affına" yönelik hazırlanan zemini tabana yaymaktır.
Nasıl olacağını anlatayım..
Bugüne
kadar "Ergenekon" sürecindeki yargı operasyonları toplumun
geniş
kesimlerine dokunmadı. Derin çukurlar açan devasa inşaat makinalarını
çekirdek çıtlayarak izleyen yurdum insanı gibi güvenli bir mesafeden
binbir yorum eşliğinde, aidiyet duymadığı camiaların ve devletin bir
iç savaşı olarak izledi bu süreci milletimiz.
Filler savaşırken, bazı
çimler ezildi ama çoğu seyretti.
Birileri bu küresel dönüşüm operasyonu çerçevesinde
"Öcalan affını"
çıkarmayı kafaya koyduysa, bu affın meşruiyet zeminini geniş kitlelere
yaymaya ihtiyacı var. Cevat Öneş , Cengiz Çandar gibilerinin yıllardır
kustukları bu toprağa gübre olmuyor. Raporlar ve röportajlarla verilen
sinyal ancak bürokrasiye ve sınırlı bir kitleye ulaşıyor.
"Öcalan
affı" için gerekli olan
"yetti artık,
bu sistem tıkandı, temizlensin bu karmaşa",
"bize beyaz
sayfa lazım" hissinin kitlelere zerkedilmesi için dalga
dalga yayılacak şike operasyonları ideal dinamiği sunacaktır.
"Dalga
dalga" tekniğinin kendisi, amacın bir örgütü ortaya çıkarmak
değil, toplumu dalgalarla sersemletmek olduğunun temel göstergesidir.
"Dalga
dalga" yapılan operasyonlarla ancak dalgalar
üstüne göstere göstere gelirken hala yerinde duracak kadar
salak örgütleri ve onların lider kadrolarını yakalarsınız. Ya da dalga
dalga istediğiniz örgütü örersiniz.
Sürekli
darbe "Ergenekon"'un propagandisti Rasim Ozan Kütahyalı yeni
dalgaların geleceği ve en az 140 kişinin daha gözaltına alınacağını
müjdeledi bile. Emniyetin müdürlerine yağ çektiği cümlelerden hemen
sonra.
Dalga
dalga yayılacağı
anlaşılan bu yeni yargı operasyonu, Türkiye'deki hukuksal sistemdeki ve
bağlantılı sosyal/idari yapıdaki düğümlenmeyi daha da
derinleştirecektir. Ve bu sefer toplum mühendislerinin
üzerinde algı operasyonu yapabileceği kitle çok daha geniş halk
kitlelerini kapsamaktadır.
"Genel
af" görünümlü "Öcalan affı" sözkonusu kitlelerin duygusal bıkkınlığının
ve kafa karışıklığının zirve yaptığı dönemde topluma daha kolay
pazarlanabilecek bir ürün olarak vitrine çıkarılacaktır.
Amaç suçu ve suçluyu bulmak değil, dönüşümdür. Yargı o yüzden bir norm
olmaktan çıkıp, bir dönüşüm manivelasına dönüşmüştür.
İşte
bu dönemde herkesin sevmekte veya nefret etmekte uzlaştığı Fenerbahçe
birileri için her yönü ile sembolik ve her
yönü ile kullanışlı bir zıplama tahtası olacaktır. Merkeze
Fenerbahçe alınarak örülecek futbol kaosunun mimarları için,
şehitleri yerde yatarken sokağa dökülmeyen ama Aziz Yıldırım için
sokaklara dökülen kitlelerin ne anlama gelebileceğini siz düşünün.
Marx'ın sözünü Türkiye'ye uyarlamamız gerekirse.
Futbol,
kitlelerin dönüştürücüsüdür ve bu yönüyle Yeni Devlet'in en önemli
aygıtıdır.
B. G.