Fatma Sibel Yüksek21 Haziran 2011 03:15

Mümtaz Bey, İstirahat Ediniz...Fatma Sibel Yüksek/Açık İstihbarat

Hâlâ dürüstçe ve inandığı insanların sonuna kadar peşinden giden okuyucularınızı hâyal kırıklığına uğratmak, belki de kızdırmak pahasına, sitenizde bir felakete sebep olan o yazıyı kimin yazdığını tahmin edeyim: Soner Yalçın yazdı... Evet Sayın İdil, o yazıyı Soner Yalçın yazdı.... Ve öyle büyük bir pazarlığın sonucunda yazıldı ki o yazı, kim tarafından yazıldığını açıklama veya okuyucuların büyük tepkisi üzerine yayından kaldırma cesaretini, gücünü, yetkisini kendinizde göremediniz...

Pek değerli Mümtaz Bey, öncelikle içinden geçilen şu garabet dönemde bütün arkadaşlarınıza, hasseten şahsınıza Cenab-ı Allah'tan sağlık, afiyet, akıl, ve de izân niyaz ederim.

Gördüğüm kadarıyla sitenizin sorunları "Nazım Hikmet Odatv'ye konuştu" komedisinin, hatta Rafael Abi'nin o kocaman cüssesinin bile boyutlarını fersah fersah aşmış...

Lafı uzatmayacağım Mümtaz Bey, Odatv'de bir cinayet işlendi ve ceset boylu boyunca orta yerde yatıyor. Hal böyleyken siz kopan büyük gürültüyü duymazdan gelip havalara bakarak ıslık çalıyorsunuz. Bize hâlâ ne büyük bir edebiyatçı olduğunuzu anlatmaya çalışıyorsunuz. Korkarım bu aymazlığınız veya vurdumduymazlığınız biraz daha devam ederse "Kafka'da hiçlik sorunu" filan gibi bir yazı döşenip ıslık çalmaya devam edeceksiniz..

Odatv'de bir cinayet işlendi ve ceset ortada yatıyor diyorum size Mümtaz Bey...Sitenizin sadık okuyucuları binlerce Atatürkçü, ulusalcı, sosyalist kendilerini kandırılmış hissettiler, can evlerinden vuruldular, inandıkları değerlere kurşun sıkıldı, siz hâlâ "Var mısınız edebiyat tartışmasına, hepinizi tek başıma altederim ben" diye çocukça meydan okuyorsunuz..

Biliyoruz Mümtaz Bey Lermantov sizden sorulur, Mayakovski sizden sorulur, Yesenin, Simanov, Ehrenburg sizden sorulur; hatta tip olarak Dostoyevski'nin Bay Goladkin'ine ne kadar da benziyorsunuz...

Sanırım Goladkin'e bundan sonra daha çok benzeyeceksiniz Mümtaz Bey; çünkü Odatv'de o cinayeti işleyenin gölgesi adım adım sizi takip ediyor. Adını bir türlü açıklayamadığınız bu karanlık gölge sizin "ÖTEKİNİZ" olmaya başladı..

Odatv'de bir cinayet işlendi ve ceset ortada duruyor Mümtaz Bey...

Ve siz cinayetin nasıl işlendiğini de, cinayeti işyeni de bildiğiniz halde susuyorsunuz. Memlekette sanki sayıları azmış gibi bir "dilsiz şeytanlık" da siz yapıyorsunuz, bu cinayeti işleyeni koruyorsunuz. Hem de kime karşı? Sizi en zor gününüzde yalnız bırakmamış, hayatları ve özgürlükleri pahasına sitenize destek olmayı sürdürmüş okuyucularınıza karşı...

Açık İstihbarat'a yönelttiğiniz ucuz suçlamalara değinmeyeceğim. Hatta, "Editoryal sıkıntılar yaşıyoruz diyorsunuz ama güya Açık İstihbarat'ı karanlık bir odak gibi göstermeye çalışan grafiği çizecek grafikeri anında buluyorsunuz Mümtaz Bey, bu ne iştir?" diye sormayacağım..

Karanlık bir istihbarat odağını resmederken, sizin "edebiyatçı" kişiliğinizden daha yaratıcı eserler beklerdik. Yüzü karanlıkta, yakaları yukarı kaldırmış, fötr şapkalı bir ajan resmi..Nedir o öyle Allahaşkına Mümtaz Bey? Dünyada yazılmış en büyük siyasi roman olan "Cinler"i hatmetmiş bir edebiyat üstadına yakıştı mı böyle pespaye bir grafik?

Pazarcı esnafını korkutuyorsunuz sanki "Onlar acan lan, aman uzak durun" havaları yaratarak...

Açık İstihbarat'ta Mümtaz Bey, bildiğim kadarıyla sizi şahsen tanıyan kimse yok. Açık İstihbarat'ın naçizane Ankara'yı bilen tek yazarı benim. Sizi ben de şahsen tanımam, dolayısyla "Benimle kuyruk acısı olan biri var" vehminizin maalesef karşılığı yok.

Sizi tanımam ama sizinle ilgili bir fikrim var. Pantolon askılarınız, purolu pozlarınız, Ankara'nın entellektüel çevreleriyle fotoğraf verme sevdanız, İklim Bayraktar'a sahip çıkmakla kalmayıp onca rezaletin üstüne cila olsun diye CSO'nun konserine götürüp Gürer Aykal'a "Gel bakalım bizim Ergenekoncu" dedirtmeniz. Ergenekon çuvalına atılmış yüzlerce yurtsevere bu vesileyle bir kez da kara çalmanız...

Bütün bunlar pek çok insanda olduğu gibi bende de şahsınız hakkında bir intibâ uyandırdı. Tabii son Odatv cinayetinde takındığınız tavrı henüz irdelemiyoruz bile...

Hakkınızda bir intibâ oluştu ve özellikle Açık İstihbarat'a yazdığınız cevapla bu intibâ, daha karmaşık bir hal almaya başladı. Kendi dünyasında yaşayan bir insansınız siz, egonuz da öyle güçlü olmalı ki, yüzlerce okuyucunun feryadını duymazdan gelirken "edebiyatçılığınıza" edilmiş bir kelime üzerine ateş topuna döndünüz.

"Var mısınız benimle edebiyatı tartışmaya, hepinizi tek başıma altederim ben" cümlesini sizin yaşınızdaki bir adama hiç mi hiç yakıştıramamakla kalmayıp ne kadar "çocuk" bir karakterle karşı karşıya olduğumuzu da hayretle gördük..

Öyle ki sizi gülünç duruma düşürmek istesem,"Hodri meydan Mümtaz Bey! Saat 5'te Kızılay'da edebiyat münazarası yapalım, okuyucular da gelsin, kimin daha bilgili olduğuna karar versinler" desem, koltuğunuzun altına Durgun Akardı Don'un ciltlerini alıp koşacaksınız(!)

Allah aşkına işiniz yok mu sizin Mümtaz Bey?

Sanki Odatv'de bir büyük cinayet işlenmemiş, sanki Öcalan katilini ulusalcılara yamama tezgahına siteniz üzerinden hayat kazandırılmamış, sanki Kemalistlerin mekan tuttuğu bu sitede kanlı terörist "Siyasi lider" ilan edilmemiş, sanki ceset çürümeye terkedilip ortadan toz olunmamış, okuyucuların feryatları sessiz kalınmamış, lütfedip bir açıklama bile yapılmamış gibi Açık İstihbarat'ı edebiyat münazarasına davet ediyorsunuz!

"Bil bakalım Pasternak, Nobel ödülünü neden almadı?..."

Keşke konu bu olsaydı Mümtaz Bey..Keşke konu bu olsaydı da Açık İstihbarat kadrosu, sizin çok müptezel bir şekilde "istihbaratçılar" çamuru atmaya çalıştığınız insanlar, "Dil filan da bilmez bunlar" şeklindeki ucuz entel kibirinizi boşa çıkarabilseydi..

Bununla birlikte "Ben yazmadım" diyorsanız, bu beyanınızı doğru kabul etmek durumundayız. Açık İstihbarat bir iz sürdü, bir tahminde bulundu ve sanırım vurduğuı yerden de ses geldi..

Benim bu konudaki kişisel görüşümü soracak olursanız Mümtaz Bey, o yazının sizin tarafınızdan yazılmadığı izlenimi bende giderek ağırlık kazanmaya başladı.

Hâlâ dürüstçe ve inandığı insanların sonuna kadar peşinden giden okuyucularınızı hâyal kıruklığına uğratmak, belki de kızdırmak pahasına, sitenizde bir felakete sebep olan o yazıyı kimin yazdığını tahmin edeyim:

Soner Yalçın yazdı...

Evet Sayın İdil, o yazıyı Soner Yalçın yazdı....

Ve öyle büyük bir pazarlığın sonucunda yazıldı ki o yazı, kim tarafından yazıldığını açıklama veya okuyucuların tepkisi üzerine yaından kaldırma cesaretini, gücünü, yetkisini kendinizde göremediniz...

Bu cesareti artık sizden kimse beklemiyor; dediğiniz gibi bir siyaset ve mücadele adamı değilsiniz siz, bir edebiyat adamısınız. Omuzlarınızın kaldıramayacağı bir yükle karşı karşıyasınız...

O cesareti artık sizden beklemiyoruz ama Nihat Genç'ten bekliyoruz örneğin..

Sadede gelelim Mümtaz Bey, bence kişi olarak da, kurum olarak da berbat bir durumdasınız. Size inanan insanları hançerlediniz. Bu büyük rezilliğe hiç bir açıklama getirmeyip, bir şey olmamış gibi yolunuza devam etmeye çalışıyorsunuz. Buna en hafif tabiriyle yüzsüzlük denildiğini eminiz o "edebiyatçı" bünyeniz iyi biliyordur.

Sizden sorumluluk beklemenin nafile olduğunu anlamak için yeterince zaman geçmiş bulunuyor. Anlaşıldı siz, bizim gibi hayatları Türk Milleti'nin gözü önünde geçmiş, bedeller ödemiş insanları "istihbaratçı" diye damgalarken, gökten zembille inmiş "sarışın istihbaratçı kuryelerine ", "göbekli, fırça bıyıklı Kudüs muhkimi istihbaratçılara" itibar kazandırmaya çalışacak kadar kıblesini kaybetmiş bir insansınız..

Odatv okuyucularına karşı sizin bir türlü duymadığınız hicap duygusunu inanın ben duyuyorum. O yazı yayımlandığı günden beri uykularım kaçıyor. Şahsınızı veya sitenizin akıbetini umursadığımdan değil, "İnsanların inançla bağlandığı, emek verdiği her yerin böyle içine mi edilecek?" sorusunu kendime sormaktan...

O bakımdan, sizin vermediğiniz cevapları el yordamıyla ben vermeye çalışacağım. Akıl yürüteceğim, empati kuracağım, mum işığıyla deniz dibinde batık bulmaya girişeceğim, velhâsıl o cinayeti aydınlatmaya çalışacağım.

Başlayalım....

1)- Bir sabah uyandığımda Açık İstihbarat'ta "Sayın Öcalan Türk Milleti'nin siyasi müttefikidir" diye, üstelik "Açık İstihbarat" imzasıyla yayımlanmış bir yazı görseydim ne yapardım?

-Kesinlikle sitenin siber saldırıya uğradığını, şifrelerin kırılıp sayfaların ele geçirildiğini düşünürdüm.Hemen okuyuculara bir açıklama yazmaya başlardım

2-) Herhangi bir saldırının söz konusu olmadığını, bu yazının "içeriden" yazıldığını anladığımda ne yapardım?

-Doğal olarak önce sarsılırdım. Açık İstihbarat imzasıyla yazı yazmaya veya yazılan yazıları onaylamaya tek yetkili olan Behiç Gürcihan'a sorardım.

3)-Behiç Gürcihan o yazıyı kendisinin yazdığını söylese ne yapardım?

-Behiç Gürcihan'ın akıl sağlığını kaybettiğini düşünürdüm. Kendisi için acilen bir ambulans çağırırken, bir yandan da editör arkadaşlarımızdan okuyucuya bu sağlık sorunu hakkında bilgi veren ve özür dileyen bir açıklama yazmalarını rica ederdim.

4)-Behiç Gürcihan'ın akıl sağlığını kaybetmediğini, böyle bir yazıyı kendi iradesi ile ve aklı başındayken yazdığını öğrensem ne yapardım?

-Kendisinin büyük bir oyunun içine girdiğini, satın alındığını, birileriyle pazarlık yaptığını ve kimbilir hangi korku veya menfaatler karşılığında saf değiştirdiğini düşünüp bu durumu derhal okuyuculara açıklardım. Duyurumun Açık İstihbarat'ta yayımlanmasına izin verilmezse, facebook'tan, tweetter'dan sesimi duyururdum.

5)-Ola ki zaafa düştüm, bir an sessiz kaldım ve bu durumda sağda solda yazıyı benim yazdığım iddia edilmeye başlandı, o zaman ne yapardım?

-Hemen silkinip kendime gelirdim ve böyle bir ihanete imza atan kişiyi kim olursa olsun sırtımda taşımazdım. "Canım, fikir özgürlüğü işte..Ne bileyim ben kim yazmış, Açık İstihbarat her görüşe açıktır" şeklinde -affedersiniz- işi yavşaklığa vurmazdım. Hele hele "Rus edebiyatını en iyi ben bilirim" tartışmasına hiç girmez ve de yazıyı yazanı kamuoyunda derhal ifşâ ederdim..

Aslında bu kadar basit Mümtaz Bey...

Hâlâ Odatv okuyucularına bir açıklama borcunuz var.

O yazıyı siz yazmadıysanız kim yazdı?

Siz biat kültüründen gelen bir insan mısınız ki "büyüklerinizi" korumak adına kendi isminizi lekeletiyorsunuz?

Cevap verin Mümtaz Bey...

NOT: Bir çağrı da Nihat Genç'e yapmak istiyorum. Sayın Genç, Odatv'ye sokulan bu hançer üzerine Sinan Meydan ve Eren Erdem bu sitede artık yazmayacaklarını duyurdular. Şu anda siz o sitede kalmış, okuyucunun ve yurtseverlerin itibar ettiği tek isimsiniz. Orada olup bitenlerin perde arkasını bilen biri olarak lütfen bu yazıyı kimin yazdığını ve ne amaçla yazıldığını açıklayınız.Bilgilerinizi bizlerle paylaşınız. Sadece yazıya katılmadığınızı not ettirerek köşenize çekilmek sizin kişiliğinize uygun bir davranış değil. Daha fazla susarsanız siz de sorumluluk altında kalırsınız. Bekliyoruz...