|
|
|
Microsoft; devletin bir kurumu tarafindan çekince konulmasi durumunda; herhangi bir yazilimi veya API'si (program parçacigi) ile ilgili hiç bir seyi açiklamak zorunda degildir" |
Yukarıdaki cümleyi aklınızın bir köşesine kaydedin. Çünkü bu cümlede; Microsoft'un ABD devletinin bir organı olarak Türk Milleti'ni nasıl keriz yerine koyduğunun sırrı gizli.
"Bu ülkede Millet'i keriz yerine koyanlar kümesine Microsoft'ta eklendi"
diye bir cümle kurardım ama Microsoft zaten hep o kümenin içindeydi.
Sadece; yaptıkları son açıklama artık bu "keriz yerine koyma" konusunda hayli fütursuzlaştıklarını gösteriyor.
Gamze Özçelik hanım kızımızla ilgili haberler serisine;
Akşam gazetesinden Ersan Özer geçenlerde yeni ve özgün bir halka ekledi.
Özer;
Özçelik vakasını araştıran polislerin bazı kayıtlara, görüntülerin diğer ucundaki arkadaşın Messenger programı üzerinden ulaştıklarını ve Microsoft'un polislerle işbirliği yaptığını duyurduktan sonra;
"Microsoft Messenger kullananların trafiğini kayıt mı ediyor, bu iletişim özgürlüğümüze aykırı" mealinde bir cümle ile , Microsoft'u bir açıklama yapmaya davet etti.
Microsoft'un konu ile ilgili basın açıklaması gecikmedi.
Microsoft Türkiye adına yapılan açıklamada bakın Microsoft neleri iddia etti :
Tüm dünyada 170 milyonun üzerindeki MSN Messenger kullanicisinin yazisma içeriklerine ait hiçbir bilgi kesinlikle kayit altina alinmamaktadir...
Konuyla ilgili Emniyet Genel Müdürlügü tarafindan Microsoft Türkiye’ye yapilan yasal basvuruyla söz konusu sahsin Internet trafik bilgileri istenmistir.
Microsoft Türkiye ise, konu hakkinda yetkili olmadigindan, Emniyet’in ABD’deki Merkez Ofis ile temas kurmasi saglanmistir.
Bu basvuru sonucunda hukuk kurallari geregince Microsoft Merkez Ofisi, Emniyet Genel Müdürlügü basvurusuna cevap vererek bahsi geçen kullanicinin, Internet kimlik adresini (IP) Türk yetkililere bildirmistir. Emniyet Genel Müdürlügü’ne verilen bilgiler sahsin Internet trafigi ve kullanma sikligiyla sinirlidir.
Bu hukuk kurallari, pazarda faaliyet gösteren bütün aninda mesajlasma programlari için geçerlidir.
Microsoft, kullanicilarinin sohbet odalari, aninda mesajlasma programlariyla yarattiklari içerigi, insanlarin kisisel hak ve özgürlüklerine saygi çerçevesinde hiçbir sekilde kayit altina almaz. Bilgilerinize sunariz. |
Bu açıklamanın neresinden tutarsanız elinizde kalıyor.
Önce şu cümleye bakalım :
| Microsoft Merkez Ofisi, Emniyet Genel Müdürlügü basvurusuna cevap vererek bahsi geçen kullanicinin, Internet kimlik adresini (IP) Türk yetkililere bildirmistir. Emniyet Genel Müdürlügü’ne verilen bilgiler sahsin Internet trafigi ve kullanma sikligiyla sinirlidir |
Microsoft; birinci cümlede yetkililere sadece IP adresini verdiğini belirtirken;
(Emniyet'in IP adresini Microsoft'tan almasına gerek olmadığı, bu bilginin Emniyet tarafından, hele hele kişinin bilgisayarı ellerindeyken, Microsoft'suz da elde edilebileceği gibi teknik ayrıntıları atlıyoruz)
hemen ardındaki cümlede Emniyete verilenler listesine "Internet trafiği" ve "kullanma sıklığını" da ekliyor.
"Internet trafiği" ; sözkonusu Messenger programı olduğuna göre, sözkonusu kişinin yazışma trafiğini de içeriyor.
Bu "Internet trafiği" Emniyet'e verildiğine göre bir yerlerde saklanıyor olmalı ki; bu da açıklamanın başındaki;
| Tüm dünyada 170 milyonun üzerindeki MSN Messenger kullanicisinin yazisma içeriklerine ait hiçbir bilgi kesinlikle kayit altina alinmamaktadir |
cümlesini yalanlıyor.
Microsoft Türkiye'yi kutlamak lazım.
Aynı metin içerisinde kendi kendini bu kadar ince bir şekilde yalanlayabilmek ciddi bir çaba gerektirir.
Bu Microsoft'un ilk vakası değil.
Bir kaç sene önce;
Microsoft'un kodu bünyesinde ABD devletine ait arka kapılar olduğu yolundaki söylentiler artık "komplo teorisi" kategorisinden çıkıp ciddiye alınır hale geldiğinde; Almanya'dan Peru'ya bir çok devlet hassas kurumlarında Microsoft kullanımını terkedip, kendi işletim sistemlerini geliştirme yoluna gitmişlerdi.
İşte bu noktada TSK'nın konu üzerinde çalışmaya başladığını gören Microsoft'un Türkiye Genel Müdürü,
Genelkurmay bünyesinde ilgili dairenin başkanı bir paşamızla görüşme yapıp, kendilerine böyle bir şeyin olmadığına dair güvence verdi.
Şener Şen'in Yeşil Vadi filminde Tosun Paşa'yı ikna etmek için kullandığı "Aman Paşam olur mu hiç?" nakaratının benzeri söylemin inandırıcılığı yatsıya kadar sürdü.
İlgililerin önüne; Microsoft'un ABD devleti ile organik bağını ortaya koyan bir anlaşmanın J maddesinin 1. bendi kondu :
| Microsoft; devletin bir kurumu tarafindan çekince konulmasi durumunda; herhangi bir yazilimi veya API'si (program parçacigi) ile ilgili hiç bir seyi açiklamak zorunda degildir" |
Yazının girişinde okuduğunuz bu madde;
ABD'deki yargı sistemi tarafından; rekabeti baltaladığı için hedef tahtasına oturtulan Microsoft ile Adalet Bakanlığı'nın vardığı uzlaşma anlaşmasında yeralıyor.
Bu maddeyi okuduktan sonra tabi kimsenin; Tellioğlu ailesinin uşağı rolündeki Şener Şen'in
"Aman Tosum paşam olur mu hiç?" nakaratlarına inanası gelmedi.
Bu madde açıkça; Microsoft ürünleri bünyesinde ABD devletine ait kod parçaçıkları olduğunu ortaya koyuyordu.
( "Mesih Gates'in Türkiye'deki Pırıl Pırıl Çocukları(Bilişim Eblehliğinin Milli Güvenlik Sorununa Dönüşmesi)" başlıklı yazıda ayrıntıları okuyabilirsiniz. )
Tabi Microsoft'un; "iletişim bilgilerini kaydetmiyoruz" açıklaması ile Türk Milleti'ni nasıl keriz yerine koyduğunu görmek için bir de;
11 Eylül saldırıları sonrasında ABD'yi polis devletine dönüştüren "Vatanperverlik Yasası" (US Patriot Act)'i incelemek gerekir.
Bu yasa ile getirilen "National Security Letters" (Ulusal Güvenlik Mektupları) kavramı incelemeye değerdir.
Yasaya göre; FBI, soruşturma açısından "bağlantılı" olduğunu ortaya koyduğu sürece, göstermelik bir yargı onayı sonrasında, istediği Internet servis sağlayıcıya bir "National Security Letter" götürdüğü takdirde, sözkonusu servis sağlayıcı her türlü iletişim bilgisini paylaşmak zorundadır.
Bu mektupların bir diğer ilginç özelliği de, servis sağlayıcı, dış dünyaya, sözkonusu mektubun varlığı dahil, herşeyi inkar etmekle yükümlüdür.
Dolayısı ile, ABD'nin gizli polis devleti, servis sağlayıcılarının yasal olarak yalan söylemesini şart koşar.
Şimdi buna bakıp da, Microsoft baskı altında yalan söylüyor diye üzülmeyin sakın.
Zatıallerinin, ABD devletinin baskısı olmadan da yalan söylediği ve kullanıcılarının içeriğini takip ettiği onlarca kez ortaya çıktı.
Son vakalardan bir tanesinde; işletim sisteminde yeralan Medya Oynatıcısının(Media Player), kullanıcının hangi şarkıları dinlediğini gizlice kaydedip, Microsoft'un ilgili merkezine aktardığı ortaya çıktı da, Microsoft konu hakkında resmen özür dilemek zorunda kaldı.
Tabi; işletim sisteminin güvenlik açıklarını sürekli reddedip, yüzüne çarpılınca kabul etme yoluna gitmesi gibi, artık Internet güvenliği ile uğraşan camiayı bıktıran huyunu saymıyorum bile.
ABD'nin yargı sistemi de Microsoft'un bu huyunun farkında olacak ki; Microsoft'a karşı karar veren mahkeme bakın kararına neler yazmış :
| "Microsoft geçmişte güvenilmez olduğunu kanıtladı. Kendisi hakkında daha önce alınan tedbir kararlarına uymak adına tutarsız ve ilüzyonist davranışlarda bulundu. " |
Gördüğünüz gibi;
neredeyse herkesin bilgisayarında bulunan işletim sisteminin arkasındaki şirket, çalışmalarını bir yalan perdesi arkasında sürdürmeyi sadece Türkiye'de değil, ABD'de de alışkanlık haline getirmiş.
O yüzden Gamze Özçelik vakası sonrasında; "biz iletişim özgürlüğüne saygılıyız" açıklaması gelince, aklıma Murat Mercan geldi.
Ne alaka demeyin...
Hatırlarsanız kendisi bir süre önce Microsoft'un Seatlle'da düzenlediği "Hükümet Liderleri" zirvesine katılmış ve AKP olarak Microsoft ile e-devlet konusunda kapsamlı çalışmalar yapacaklarını gururla duyurmuştu.
AKP'nin Microsoft'u "e-devlet"in içine sokmasının ne büyük bir cehalet ve aymazlık olduğunu; 04 Haziran 2003 tarihinde kaleme aldığım Jeo-Kritik'te, "E-Devleti Microsoft'la kurmanın ABD'ye faydaları" başlıklı bir yazı ile yetkililere duyurmaya çalışmıştık.
E-Devleti Microsoft'la kurmanın sadece ABD'ye faydaları olduğunu düşünmeyin.
ABD dışında da faydalanabilenler olabileceğini düşünerek, biz Microsoft'a o meşhur dürüstlüğü ve şeffaflığı ile cevaplaması için bir soru soralım :
- Merkeziniz Türkiye'den kaç kişiye burs veriyor?
- Burs verdikleriniz arasında; devlet bürokrasisinde önemli şahısların çocukları var mı?
- Bu önemli şahsiyetlerin bulundukları kurumlarla, siz ne gibi projeler yürütüyorsunuz?
|
Ne dersiniz...
"İnsanların kişisel hak ve özgürlüklerine" saygı gösterdiğini iddia eden Microsoft;
Milletlerin kendi kaderlerini, başka devletlerin amaçlarına hizmet etmeden belirleme hakkına da saygı duyuyor mudur?
Bu kadar yazıdan sonra, buna "çok şey istemek" denir sanırım.
B.G. |