|

Oyun Bozan
|
Türbanın
Matematiği: Karşıysan Serbest Bırak
(Yasağın Matematiği,
Aklın Gereği)
Behiç Gürcihan -
Açık İstihbarat
|
|
|

100. Yýl Mutabakatý
|
Rivayet odur ki; işgal kapıdayken, bir
iğnenin başına kaç melek sığacağını tartışıyorlarmış İstanbul'da
Bizans'ın papazları.
Gerçek
odur ki; işgal kapıdayken, bir başa kaç çeşit türban
sığacağını
ve bu başla kaç kapıdan girilip kaç kapıdan girilemeyeceğini tartışıyor
düzenin papazları.
Biri türbanı özgürlüğünün bayrağı yapıyor...Diğeri türbanı hortlak
örtüsü yapıp kitleleri korkutmaya çalışıyor.
Biz de
hani ulusalcıyız, laikiz ya bu kavgada seçmemiz gereken taraf
YSK'dan seçmen kağıdı gelir gibi önümüze geliyor.
Türbana karşı olacağız, arasıra "çenesinin
altından bağlarsa sorun değil"
gibi dangalakça laflar edeceğiz ve rejime karşı oldukları dillerine
pelesenk olan erkekleri tepemize çıkmışken, kadınlarını "rejime karşı sembol" taşıdığı
gerekçesi ile üniversiteye girmesine karşı çıkacağız.
Üzgünüm dostlar ama aklım ve vicdanım bu
ezber duruşu reddediyor.
AKP
gibi bu ülkeyi kiliselerle donatan, zinayı suç olmaktan çıkaran, ABD
askerlerinin başarısı için dua eden bir partinin bu ülkede haksız yere
İslam ile özdeşleşmesinin ve bunun üzerinden kemikleşen bir tabanla bu
toprakları çiğnemesinin temel nedenlerinden birinin bu
dangalakça türban tartışması
olduğunu düşünüyorum.
Yıllardır AKP ve CHP ve Genelkurmay
arasında yaşanan bu kayıkçı kavgasının, bu ülkenin gelecek nesillerini
yetiştirecek kadınlarını rejimden soğuttuğu ve bu ülkenin kamplaşmasını
geleceğe taşıdığı kanaatindeyim.
O kadar dangalakça bir tartışma ki bu içindeki kafayı tartmadan
dışındaki türbanın tül hafifliği altında eziliyor.
Sadece bir örneği hatırlatayım size...
24
Kasım 2007'de Öğretmenler Günü'nde Cumhuriyeti öven bir yazı ile ödül
kazanan Tevhide Kütük'ü, sırf türban giyiyor diye sahneden indirdiler.
Sahneden indirilen Tevhide Kütük'e, Cumhuriyet rejimine açıkca
muhalefet edenler sahip çıktı.
Tevhide Kütük örneğini milyonla
çarpın ve karşı karşıya oldukları ayrımcılık sonucu bu
rejimden
soğuyan veya rejim düşmanı çevrelerin etki alanına giren kadınları
düşünün.
Okuyamadığı için kocasına daha bağımlı hale gelen ve yaşadığı dar
sosyal çevrenin kalıplarını kırma şansı azalanları düşünün.
Yanlış anlaşılmasın. Türbanı
okudukça vazgeçilecek bir "gericilik" sembolü olarak görmüyorum.
Düşüncem odur ki; okuyan türbanlı bir kadının sadece türbanına değil
çocuğuna da estetik duygusunu daha fazla aşılayacağına ve bu estetik
duygusunun beraberinde düşünsel ve duygusal kalıpları yumuşatmaya
başlayacağını düşünüyorum.
Estetize edilen hiç bir şey bünyesinde köktenciliği barındıramaz.
Çeşitlenir, sorgular, sorgulatır.
Ayrıca bütün reelpolitik değerlendirmelerin ötesinde, bu ülkede
bölücülük dahil olmak üzere her türlü sembolle okullara girilirken; bu
devlet bölücülük dahil bir çok sembole tahammül ederken; siyasi sembol
olsun olmasın inandığı için türban takan bir kadına karşı yapılan bu
ayrımcılığı düpedüz insan hakları ihlali olarak görüyorum. Hakkı ihlal edilen bir insanın da
, rejimin altına döşenen yıkıcı ateşlere nasıl çıra gibi düştüğünü de
biliyorum.
Artık iktidarda olan bir kitleyi hala ikna odalarına alıp dangalakça
argümanlarla ikna edebileceğinizi düşünüyor, toplumda ciddi oranlara
sahip bir vatandaş kitlesini dışlayarak bu rejimi ayakta
tutabileceğinizi düşünüyorsanız tekrar düşünün.... dünya savaşının
bittiğinin farkında olmayan Japon askeri konumuna düşmeyin.
Eğer bütün bu sosyolojik, insan hakları, demokratik, insaf
argümanlarına rağmen hala "türban"a karşıysanız bile türbanı serbest
bırakmak zorundasınız...
Neden mi? Gelin beraber biraz hesap yapalım....
Şu üç temel varsayımı kabul etmenizi istiyorum...
1)
Eğitimli
bir türbanlının doğuracağı çocuk sayısı, eğitimsiz türbanlı bir kadının
doğuracağı kadın sayısından daha az olacaktır. Toplumsal
ortamalardan sözediyoruz; çevrenizde rastlayabileceğiniz istisnai
vakalardan değil.
2)
Eğitimli bir türbanlının daha açık bir dünya görüşüne sahip olma
olasılığı daha yüksek olduğundan ve çocuğunu daha az baskıcı yetiştirme
olasılığı yüksek olduğundan ; eğitimli
bir türbanlının çocuğunun türbanlı olma olasılığı eğitimsiz bir
türbanlının çocuğunun türbanlı olma olasılığından daha azdır.
3)
Türbana
yasağı kaldırdığınızda türbanlı nüfusun eğitim alma şansı , yasaklı
duruma göre daha fazla olacaktır.
Destekleyecek saha araştırması olup olmadığından bağımsız olarak, bu üç
varsayımın da makul varsayımlar olduğunu söylemek abartılı
olmayacaktır.
Ayrıca burada olasılıklardan ve milyonlarca kişilik kitlelerden
sözettiğimizi asla unutmayın. Tanıdığınız birinin bu varsayımlara ters
bir durum sergilemesi anektodal bir karşı kanıttır ama istatistiki bir
değeri yoktur.
İşte bu varsayımları kabul ederek basit bir simulasyon yaptığımızda
gerçek rakamsal olarak ortaya çıkıyor.
Türban
yasağını kaldırdığınızda ikinci nesilden itibaren toplumdaki
türbanlı oranı , yasaklı senaryoya göre azalmaya
başlıyor.
Ekteki
Excel tablosunu indirip ve bünyesindeki basit simulasyonun
değişkenleri ile oynarsanız , oranları yukarıdaki varsayımlara uygun
şekilde değiştirdiğinizde türbanlı
oranının yasaksız senaryoda her zaman azalacağını göreceksiniz.
Örnek
olarak ;
eğitimli türbanlıların ortalama çocuk sayısını 3
eğitimsiz türbanlıların ortalama çocuk sayısını 3.5
eğitimli türbanlının çocuğunun türban giyme
olasılığını 0.60
eğitimsiz türbanlının çocuğunun türban giyme olasılığını 0.80
Yasaklı durumda bir türbanlının eğitim alma şansını 0.10
Yasaksız ortamda türbanlının eğitim alma şansını 0.25
olarak belirlerseniz ikinci nesile gelindiğinde, türbansız oranının,
yasaklı senaryoya göre 4 puan daha yüksek olduğunu görürsünüz.
Bu oranlarla oynarak bu farkın açıldığını veya kapandığını
görebilirsiniz ama yasaksız senaryoda türbansız oranı her zaman
yasaklıya göre daha yüksek olacaktır.
Dediğim gibi basit bir senaryo. Toplumdaki türbanlı sayısını belirleyen
değişkenleri çoğaltarak ve aralarındaki ek korelasyonları dikkate
alarak çok daha karmaşık modeller yaratılabilir elbette.
Çok daha karmaşık ve bir o kadar da dangalakça tartışmalara girilebilir
bu türban kavgasında.
Benim
gözümde ise türbanla ilgili duruşum Tevhide Kütük vakasının bana
gösterdiği kadar yalın ; hazırladığım bu basit model kadar somut.
İşgalden hemen önce iğne başındaki melekleri tartışan Bizans papazları
gibi; "çene altından
bağlanırsa başörtüsü değilse türban", "üzerine peruk takarsa
girebilir, takamazsa giremez"; "kendisi giremez ama daha militan
ileride kocası olacak türbansız erkek girebilir"
tartışmalarına devam edip, koskoca bir kitleyi AKP'nin
kucağına itmeye devam edeceksiniz keyfiniz bilir.
Buyrun tartışın beyler, bayanlar.... Ağırlayın birbirinizi kendi ikna
odalarınızda atı alanlar çoktan Üsküdar'ı geçip surlarımıza dayanmışken.
B. G.
|
|
|
|
|