Behiç Gürcihan9 Kasım 2010 16:08

Türbanın Matematiği : Karşıysan Serbest Bırak - Behiç Gürcihan / Açık İstihbarat

Eğer bütün bu sosyolojik, insan hakları, demokratik, insaf argümanlarına rağmen hala "türban"a karşıysanız bile türbanı serbest bırakmak zorundasınız... Neden mi? Gelin beraber biraz hesap yapalım.... Şu üç temel varsayımı kabul etmenizi istiyorum...

www.acikistihbarat.com

10 Kasım  2010 Çarşamba


Oyun Bozan

Türbanın Matematiği:  Karşıysan Serbest Bırak
(Yasağın Matematiği, Aklın Gereği)

Behiç Gürcihan - Açık İstihbarat




100. Yýl Mutabakatý


Rivayet odur ki; işgal kapıdayken, bir iğnenin başına kaç melek sığacağını tartışıyorlarmış İstanbul'da Bizans'ın papazları.

Gerçek odur ki;  işgal kapıdayken, bir başa kaç çeşit türban sığacağını ve bu başla kaç kapıdan girilip kaç kapıdan girilemeyeceğini tartışıyor düzenin papazları. 

Biri türbanı özgürlüğünün bayrağı yapıyor...Diğeri türbanı hortlak örtüsü yapıp kitleleri korkutmaya çalışıyor.

Biz de hani ulusalcıyız, laikiz ya bu kavgada seçmemiz gereken taraf YSK'dan  seçmen kağıdı gelir gibi önümüze geliyor.

Türbana karşı olacağız, arasıra "çenesinin altından bağlarsa sorun değil" gibi dangalakça laflar edeceğiz ve rejime karşı oldukları dillerine pelesenk olan erkekleri tepemize çıkmışken, kadınlarını  "rejime karşı sembol" taşıdığı gerekçesi ile üniversiteye girmesine karşı çıkacağız.

Üzgünüm dostlar ama aklım ve vicdanım bu ezber duruşu reddediyor.

AKP gibi bu ülkeyi kiliselerle donatan, zinayı suç olmaktan çıkaran, ABD askerlerinin başarısı için dua eden bir partinin bu ülkede haksız yere İslam ile özdeşleşmesinin ve bunun üzerinden kemikleşen bir tabanla bu toprakları çiğnemesinin temel nedenlerinden birinin  bu dangalakça türban tartışması olduğunu düşünüyorum.

Yıllardır AKP ve CHP ve Genelkurmay arasında yaşanan bu kayıkçı kavgasının, bu ülkenin gelecek nesillerini yetiştirecek kadınlarını rejimden soğuttuğu ve bu ülkenin kamplaşmasını geleceğe taşıdığı kanaatindeyim.

O kadar dangalakça bir tartışma ki bu içindeki kafayı tartmadan dışındaki türbanın tül hafifliği altında eziliyor.

Sadece bir örneği hatırlatayım size...

24 Kasım 2007'de Öğretmenler Günü'nde Cumhuriyeti öven bir yazı ile ödül kazanan Tevhide Kütük'ü, sırf türban giyiyor diye sahneden indirdiler. Sahneden indirilen Tevhide Kütük'e, Cumhuriyet rejimine açıkca muhalefet edenler sahip çıktı. 

Tevhide Kütük örneğini milyonla çarpın ve karşı karşıya oldukları ayrımcılık sonucu bu rejimden soğuyan veya rejim düşmanı çevrelerin etki alanına giren kadınları düşünün.

Okuyamadığı için kocasına daha bağımlı hale gelen ve yaşadığı dar sosyal çevrenin kalıplarını kırma şansı azalanları düşünün.

Yanlış anlaşılmasın. Türbanı okudukça vazgeçilecek bir "gericilik" sembolü olarak görmüyorum.

Düşüncem odur ki; okuyan türbanlı bir kadının sadece türbanına değil çocuğuna da estetik duygusunu daha fazla aşılayacağına ve bu estetik duygusunun beraberinde düşünsel ve duygusal kalıpları yumuşatmaya başlayacağını düşünüyorum.

Estetize edilen hiç bir şey bünyesinde köktenciliği barındıramaz. Çeşitlenir, sorgular, sorgulatır.

Ayrıca bütün reelpolitik değerlendirmelerin ötesinde, bu ülkede bölücülük dahil olmak üzere her türlü sembolle okullara girilirken; bu devlet bölücülük dahil bir çok sembole tahammül ederken; siyasi sembol olsun olmasın inandığı için türban takan bir kadına karşı yapılan bu ayrımcılığı düpedüz insan hakları ihlali olarak görüyorum. Hakkı ihlal edilen bir insanın da , rejimin altına döşenen yıkıcı ateşlere nasıl çıra gibi düştüğünü de biliyorum.

Artık iktidarda olan bir kitleyi hala ikna odalarına alıp dangalakça argümanlarla ikna edebileceğinizi düşünüyor, toplumda ciddi oranlara sahip bir vatandaş kitlesini dışlayarak bu rejimi ayakta tutabileceğinizi düşünüyorsanız tekrar düşünün.... dünya savaşının bittiğinin farkında olmayan Japon askeri konumuna düşmeyin.

Eğer bütün bu sosyolojik, insan hakları, demokratik, insaf argümanlarına rağmen hala "türban"a karşıysanız bile türbanı serbest bırakmak zorundasınız...

Neden mi? Gelin beraber biraz hesap yapalım....

Şu üç temel varsayımı kabul etmenizi istiyorum...

1) Eğitimli bir türbanlının doğuracağı çocuk sayısı, eğitimsiz türbanlı bir kadının doğuracağı kadın sayısından daha az olacaktır. Toplumsal ortamalardan sözediyoruz; çevrenizde rastlayabileceğiniz istisnai vakalardan değil.

2) Eğitimli bir türbanlının daha açık bir dünya görüşüne sahip olma olasılığı daha yüksek olduğundan ve çocuğunu daha az baskıcı yetiştirme olasılığı yüksek olduğundan ; eğitimli bir türbanlının çocuğunun türbanlı olma olasılığı eğitimsiz bir türbanlının çocuğunun türbanlı olma olasılığından daha azdır.

3) Türbana yasağı kaldırdığınızda türbanlı nüfusun eğitim alma şansı , yasaklı duruma göre daha fazla olacaktır.

Destekleyecek saha araştırması olup olmadığından bağımsız olarak, bu üç varsayımın da makul varsayımlar olduğunu söylemek abartılı olmayacaktır.

Ayrıca burada olasılıklardan ve milyonlarca kişilik kitlelerden sözettiğimizi asla unutmayın. Tanıdığınız birinin bu varsayımlara ters bir durum sergilemesi anektodal bir karşı kanıttır ama istatistiki bir değeri yoktur.

İşte bu varsayımları kabul ederek basit bir simulasyon yaptığımızda gerçek rakamsal olarak ortaya çıkıyor.

Türban yasağını kaldırdığınızda ikinci nesilden itibaren toplumdaki türbanlı  oranı , yasaklı senaryoya göre azalmaya  başlıyor.

Ekteki Excel tablosunu indirip ve bünyesindeki basit simulasyonun değişkenleri ile oynarsanız , oranları yukarıdaki varsayımlara uygun şekilde değiştirdiğinizde türbanlı oranının yasaksız senaryoda her zaman azalacağını göreceksiniz.

Örnek olarak ;

eğitimli türbanlıların ortalama çocuk sayısını 3
eğitimsiz türbanlıların ortalama çocuk sayısını 3.5

eğitimli türbanlının çocuğunun türban giyme olasılığını 0.60
eğitimsiz türbanlının çocuğunun türban giyme olasılığını 0.80

Yasaklı durumda bir türbanlının eğitim alma şansını 0.10
Yasaksız ortamda türbanlının eğitim alma şansını 0.25

olarak belirlerseniz ikinci nesile gelindiğinde, türbansız oranının, yasaklı senaryoya göre 4 puan daha yüksek olduğunu görürsünüz.

Bu oranlarla oynarak bu farkın açıldığını veya kapandığını görebilirsiniz ama yasaksız senaryoda türbansız oranı her zaman yasaklıya göre daha yüksek olacaktır.

Dediğim gibi basit bir senaryo. Toplumdaki türbanlı sayısını belirleyen değişkenleri çoğaltarak ve aralarındaki ek korelasyonları dikkate alarak çok daha karmaşık modeller yaratılabilir elbette.

Çok daha karmaşık ve bir o kadar da dangalakça tartışmalara girilebilir bu türban kavgasında.

Benim gözümde ise türbanla ilgili duruşum Tevhide Kütük vakasının bana gösterdiği kadar yalın ; hazırladığım bu basit model kadar somut.

İşgalden hemen önce iğne başındaki melekleri tartışan Bizans papazları gibi; "çene altından bağlanırsa başörtüsü değilse türban",  "üzerine peruk takarsa girebilir, takamazsa giremez"; "kendisi giremez ama daha militan ileride kocası olacak türbansız erkek girebilir" tartışmalarına  devam edip, koskoca bir kitleyi AKP'nin kucağına itmeye devam edeceksiniz keyfiniz bilir.

Buyrun tartışın beyler, bayanlar.... Ağırlayın birbirinizi kendi ikna odalarınızda atı alanlar çoktan Üsküdar'ı geçip surlarımıza dayanmışken.

B. G.


k.