|
|
Türkiye'de "kuvvacı"lığın medya tarafından "in" ilan edilmesi her zamanki şüpheciliğimi harekete geçirdi.
Akşam gibi bir gazete; "Internette Kuva-i Milliye Dalgası" haberini ana sayfadan gördüğünden beri;
gözlerimi açmış, sohbetlere kulak kabartmış dinliyorum.
Bir anda 40 ilde birden örgütlenip, diğer bütün örgütlenmeleri mason ilan edenlerden tutun da;
bar köşelerinde, "gizli teşkilat kuralım" muhabbeti dolandıranlara kadar herkes ilgi alanımda.
Kıskançlık da diyebilirsiniz.
Biz yıllardır örgütlenmeye çalışıyoruz. Şunun şurasında; bu adamların katettiği yolun onda birini katedemedik.
Ne 40 ilde örgütlenebildik, ne de Akşam gazetesine manşet olabildik.
Hasedimizden çatlıyoruz anlayacağınız.
Şöyle popüler olup, kurduğumuz derneklerin önüne diktiğimiz Atatürk heykellerinin önünde, ellerimizi birbirine kavuşturup, poz versek ne güzel olur aslında.
Ama biz daha kendi sayfamıza resmimizi koyacak kadar fotojenik bulmadığımız için kendimizi, gölge adam formatında takılıyoruz.
Gölgemizin el kavuşturan bir pozu var ama o kadarcık da olsun; en azından Atatürk'ün büstü önünde poz verip, şöhret/prestij aktarımı yapmamışız kendi üstümüze.
İşin latifesi bir yana;
Türkiye'de son dönemde yaratılan Kuva-i Milliye dalgasının içinde bir truva atı var ki;
"Kuva-i Milliye" ruhu ile yola çıkan vatanseverlerle;
"Bu ülkede bağımsızlık hareketi örgütlenecekse, onu da biz örgütleriz" ekolünün uzantısı olarak devreye sokulanları ortak bir noktada buluşturuyor.
Vataneblehliği bu noktada neon harflerle gözümüzü almaya başlıyor ve ülkenin geleceği açısından; vatan hainliği kadar tehlikeli bir konum arzediyor.
Somut iki örnek üzerinden konuşalım :
Anektod Bir:
Yer : Bir Bar Köşesi
Kişi : Bulunduğu kurum bünyesindeki etnik mafya örgütlenmesini bütün ayrıntıları ile tespit edip, bir rapor olarak ilgili kuruma iletmiş iyiniyetli bir şahıs.
Sorun :
Bu şahsın ilettiği raporun her tarafında "ÇOK GİZLİ" yazmasının rapora GİZLİLİK'ten öte, bir alenilik katması gibi unsurları saymıyorum.
(Bir yerlere rapor sunacaksanız, her tarafına ÇOK GİZLİ yazmanız, raporu çok gizli kılmayacağı gibi, normalde rapora dikkat etmeyecek birinin özellikle dikkatini çekecektir. Bilginize)
Esas sorun; bu şahsın, raporu kurum bünyesinde bir kaç isme iletip, anlattı diye, bu görüşmelerden hemen sonra, "kurum arkamızda" mesajını çevresine vermeye başlaması ve daha sonraki aşamada, "gizli örgütlenme" lafını sıkça ağzına almaya başlamasında yatıyor.
Anektod İki
Yer : Akşam gazetesinin ön sayfası ve bağlantılı iç sayfa
Kişi : Türkiye'deki en güçlü kuva-i milliye hareketlerinden birinin lideri olarak sunulan ve Atatürk büstünün önünde, başarılı işadamlarının iş dergilerine verdikleri poz benzeri bir poz vermiş zat
Sorun :
Bu zat; örgütlenmelerini anlattıktan sonra sözlerini şu şekilde bağlıyor.
"Bizler gittik 1. Ordu bünyesinde ................... tuğgeneral ve .............. albaya planlarımızı anlattık ve onları brif ettik."
Mustafa Kemal'in büstü önünde poz verip, Mustafa Kemal imgesi ile kendi şahsını özdeşleştirecek kadar ego sorunu olan bir zatın; "biz askerle bağlantıdayız, asker arkamızda" havası vermesini Norveç şartlarında anormal karşılayabiliriz ama burası Türkiye.
Esas sorun o değil.
Sorun;
"Kuva-i Milliye" örgütlenmesi gerçekleştirdiğini iddia eden bir zatın; 1. Ordu bünyesinde yeralan üst düzey iki istihbarat subayının ismini; köşedeki bakkalın ismini verir rahatlıkta medyaya servis yapması
ve bir de bu kişileri, örgütlenmelerini destekler bir pozisyonda lanse etmesidir.
Bu noktada;
Ego sorunu olan bir şahsın muhakeme yeteneğindeki zaaftan öte bir zaafla karşı karşıyayız demektir. .
Türkiye'deki "kuva-i milliye" dalgasının,
bu Millet'in heyecanla, şevkle izlediği bir dalgadan;
bu Millet'i boğacak bir tsunami dalgasına dönüştürülmesi işte bu zaaf üzerinden rahatlıkla kurgulanabilir.
Neticede;
"Kuvvacı" geçinen bir zatın; kendi örgütünün arkasını sağlam göstermek adına sergilediği bu boşboğazlık;
bu devlet yapısı içerisindeki milli odaklara karşı cadı avı başlatmış birilerine istedikleri kozu verir
Hele hele bu koz;
1. Ordu gibi,
Selimiye Oteli projesi merkezinde yeralan bir bünyedeki kadrolara karşı birilerinin eline veriliyorsa, daha da anlamlı bir hal alır.
Çevrenize kulak kabartın.
Popüler medyanın manşetlerine taşınan;
"1 YTL'ye Dezenformasyon Halk Kitlelerine Yayılır" projesi çerçevesinde çıkmaya başlayan dergilerin kapağına;
" Türkiye Uyuma, Ülkene Sahip Çık"
şeklinde slogan olan;
"Kuva-i Milliye" dalgasına karşı nerelerde dalgakıran, nerelerde kucaklayıcı bir sahil olmanız gerektiği konusunda omuzlarınızda ağır bir yük var.
Bu nedenle;
siz siz olun bar köşelerinde gizli örgütlere üye olmayın;
masanıza "ÇOK GİZLİ" yazan raporlar konduğunda da gözleriniz faltaşı gibi açmak yerine,
dudaklarınıza müstehsi bir gülümseme yerleştirin
ve Mustafa Kemal'in heykeli önünde medyatik poz verenleri sorgulayın.
Bu tarz "Kuva-i Milliye" yapılanmalarını şu ya da bu sebeple huzura kabul eden büyüklerimize de nacizane bir uyarı :
Lütfen arkadaşlara isminizi orada burada kullanmamaları;
hele hele medyaya servis etmemeleri için sıkı sıkıya uyarın.
"Kuvvacılık" oynamakla, "Kuva-i Milliye" ruhunu taşımak arasındaki farkı algıladıklarından emin olmadan da o odadan çıkmalarına izin vermeyin.
..................
Unutmayın;
Kuva-i Milliye;
silahın akla teslim olduğu noktada verilen bir mücadeledir.
aklın silaha teslim olduğu noktada yaşanan bir hezeyan değil.
B.G. |