Fatma Sibel Yüksek9 Mayıs 2010 19:15
Baykal Olayının Panikleyenleri ve Sırada Bekleyenlerine Yaşamsal Öneri - Fatma Sibel Yüksek
Bu ülkenin en namuslu erkeğinin Cemil İpekçi çıkması ihtimalidir... Dincisi, dinsizi, yandaşı, muhalifi...Aralarında spontane bir “yüzük kardeşliği” gelişti. (İsterseniz y harfini başka bir harfle değiştirip, bu cümleyi daha anlamlı kılabilirsiniz) Memleketimizin en güzide erkekleri büyük bir tehdit altındadır. Popolarının şekli şemali Allah korusun her an internette yayınlanabilir! Düşman hiçbir ülkeyi böyle komik bir yöntemle teslim almamıştı.
|
Ortaya çıkan kaset skandalında görüntülerin
içeriğindeki mi yoksa kaydedilmesi ve yayınlanmasındaki ahlaki sorun mu
ön planda tutulmalıydı?
Merkez medya ikincisini tercih ederken, bir
-iki marjinal yayın organı dışındaki “yandaş medya” haberi
gündem yaratacak ve okuyucusunun kafasında yargı oluşturacak biçimde
büyütmedi.
Baykal, olayın mağduru olarak görüldü; ses
ve görüntü kayıtlarının ulaştığı boyut herkesi -kimbilir neden-
biraz daha sarstı ve yayınlardaki
ağırlık, görüntünün içeriğine değil AKP iktidarında sıradan hale gelmiş
olan bu alçakça yönteme verildi.
Taraf gazetesi için ayrı bir paragraf açalım:
Bu gazete olayı, “Alçaklık Vakti” manşetiyle duyurdu. Böyle yaparak kimi safdilleri kandırmayı başarıp “Aferin Taraf'a!” dedirttiyse de asıl amaç başkaydı. Asıl amaç, müptezelliğin batağına batmış olan Vakit adlı refikiyle arasına mesafe koymak, “Bunların topu şerefsiz” şeklindeki haklı algıyı değiştirmek, “Bakın biz çapulculardan farklıyız, gerekirse böyle ilkesel tavırlar da alırız” mesajını vermekti. Yani Taraf, skandalı fırsata dönüştürme politikası izleyip bu ucuz çakallıkla üç-beş gönülde yer etmeyi günün kârı olarak cebine koydu. “Laikçi-
ulusalcı-Atatürkçü” diye çeşitli isimler verilen kesimde ,“Taraf bile bunlardan daha
ahlâklı” şeklinde öfkeli bir yumuşama ister istemez
oldu.
“Kaset
yayınlamak 'Alçaklık vakti' de her gün bu ülkenin
bütün milli değerlerine, tarihine, ordusuna küfretmek, alay etmek
,çamur saçmak, iftira atmak, CİA'nin tetikçliğini yapmak işin
'Alçaklık Tarafı' değil mi?”
sorusu şimdilik arada kaynadı. Gazete haberlerinde yorumdan uzak duruldu ama yazarlar
aynı şeyi yapmadı.
Merkez medyanın adı “CHP'liye”, “AKP karşıtı”na, hatta “Ergenekoncu”ya çıkmış kimi yazarları, Baykal'ı hemen istifaya davet ettiler. Olayı enine boyuna inceleyip düşündüklerinden değil; onlar da Taraf gibi durumdan fırsat çıkarma uyanıklığına kapıldıklarından... Böyle yaparak nasıl da “bağımsız yazarlar” olduklarını
kanıtlamak istediler.
Tepelerinde demoklesin kılıcı gibi dolaşan “Biz yandaş basınsak, siz de CHP yandaşı basınsınız” şeklindeki karşı saldırıya cevap vermiş oldular kendilerince. “Bakın biz Deniz Baykal'a 'çekil' demesini biliyoruz ama siz Başbakan için aynı şeyi yapamazsınız” mesajını verdiler. En önemlisi de Başbakan'ın üç beş ayda bir depreşen öfkesine karşı önlem almış oldular. Başbakan bir daha “Siz CHP'yi koruyup bana yükleniyorsunuz” diye celallenecek olursa, hemen arşivdeki yazıları çıkarıp “Öyle şey olur mu Sayın Başbakan! Bakın biz Baykal'ı derhal istifaya davet ettik” diyerek “haysiyetli yalakalık” yapacaklar.. Neticede medya yandaşıyla, yandaş olmayanıyla,
televolecisi, topçusu ,magazincisiyle yop yekûn, Vakit'in ulaştığı
adilik mertebesinden uzak durmayı tercih etti.
Bu zorlanımlı medenilik ne kadar devam eder, kasetin başka bölümlerinin ve de yeni yeni kasetlerin yaratacağı iştah nasıl bastırılır bilinmez ama medyamız, birkaç günlüğüne de olsa iyi bir sınav vermiş oldu.. “Keşke medya aynı özeni Ergenekon soruşturmalarına en çirkin komplolarla eklemlenen subaylar, gazeteciler, işadamları ve sıradan vatandaşlar için de gösterseydi. Hayatları mahvedilmiş yüzlerce insan, iki yılı aşkın süredir zindanlara tutuluyor. Bu insanlarla ilgili olarak ortaya atılan kanıtlanamamış suçlamalar, hatta suç bile olmayan sıradan davranışlar Vakit, Taraf, Star, Zaman, Yeni Şafak, Bugün gibi gazetelerde, Samanyolu gibi televizyonlarda, hatta TRT'de aylarca büyük bir iştahla, sapıkça bir şehvetle ve ürkütücü bir kin duygusuyla aylarca yayınlandı. Merkez medya da yeri geldiğinde bu iftiaraları iktibas etmekten geri durmadı” diyeceğiz ama...
Baykal olayında takınılan, Ertuğrul Özkök'ün
deyimiyle bu “şövalye tavrın” gerçek sebebi maalesef olanlardan ders
çıkarmak, gidişatın felakete doğru olduğunu görmek, kabuk bağlamış
vicdanların ses vermesi filan değil...
Eğri oturup doğru konuşalım ki bu “şövalyeliğin” gerçek
nedeni;
Ülkenin bütün parti başkanları, milletvekilleri,
bürokratları, üst düzey subayları, üst düzey yargı mensupları, mahkeme
başkanları, genel yayın yönetmenleri, yazarları, klüp başkanları,
holding yöneticileri ve de futbol takımı teknik direktörlerinin...
“Eyvah! Sıra bana mı
geldi!” paniğini yaşamaları...
“Baykal'a
bunu yaparlarsa, bana dünden yaparlar” şeklinde evhamlara
kapılmaları,
Gözlerinin önünden, kimselerin bilmediğini
zannettikleri sahneleri geçirmeleri;
“Bittim
ben bittim!” diyerek gece uykusunu
kaybetmeleridir,
Bu ülkenin en
namuslu erkeğinin Cemil İpekçi çıkması ihtimalidir...
Dincisi, dinsizi, yandaşı, muhalifi...Aralarında
spontane bir “yüzük
kardeşliği” gelişti. (İsterseniz
y harfini başka bir harfle değiştirip, bu cümleyi daha anlamlı
kılabilirsiniz)
Memleketimizin en güzide erkekleri büyük bir tehdit
altındadır. Popolarının
şekli şemali Allah korusun her an internette yayınlanabilir!
Düşman hiçbir ülkeyi böyle
komik bir yöntemle teslim almamıştı.
Bizim naçizane bir çözüm önerimiz var:
Herkes korkaklığı ve tehdite boyun eğmeyi bir yana
bırakıp gerçeklerle acilen yüzleşsin.
Varsa mazilerde böyle youtube'luk olaylar ve bu olaylar kendilerine karşı tehdit olarak kullanılıyorsa önce eşlere, sonra kamuoyuna açıklasınlar. Bedel varsa da ödesinler. Yeter artık, sizin
çapkınlık hikayeleriniz ülkenin en büyük zaafı haline geldi!
|