Fatma Sibel Yüksek6 Mayıs 2010 19:16
Taraf Milliyetçi mi, Ufuk Uras "Ergenekon"cu mu? - Fatma Sibel Yüksek
Bize, her şerde bir hayır olduğu inancını her gün ispatladıkları için kendilerine teşekkür borçluyuz aslında.. Ülkemiz kirli ve "kansız"...(Washington Post öyle dedi) bir savaşın ortasından geçerken, "azgınlıklar" sayesinde kimi gerçekleri daha iyi görmemizi sağladıkları için teşekkür borçluyuz... Her şerde bir hayır var çünkü biz bu kirliliğin içinde gördük ki, bu toplumun çürüyen kesimi sadece elitlerdir. Askeri, siyasetçisi, aydını, gazetecisi...
|
"Eğer
Allah insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de acele
verseydi, elbette onların ecelleri bitirilmiş olurdu. Fakat bize kavuşmayı ummayanları
biz, azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız."
(Yunus Suresi, 11)
Azgınlıkları içinde debelenenleri
izliyoruz....
Azgınlıkları öyle bir safhada ki
artık kendi pislikleri ile oynayıp, bu iğrenç oyundan zevk
çıkarmaya çalışıyorlar...
Bize,
her şerde bir hayır olduğu inancını her gün ispatladıkları için
kendilerine teşekkür borçluyuz aslında..
Ülkemiz kirli ve "kansız"...(Washington Post öyle dedi) bir savaşın ortasından geçerken, "azgınlıklar" sayesinde kimi gerçekleri daha iyi görmemizi sağladıkları için teşekkür borçluyuz... Her şerde
bir hayır var çünkü biz bu kirliliğin içinde gördük ki, bu toplumun
çürüyen kesimi sadece elitlerdir. Askeri, siyasetçisi,
aydını, gazetecisi...
Birbiriyle kavga eder gibi görünseler de ahlâksızlık,
ilkesizlik, kıblesizlik ve korkaklık konusunda birbirlerinden hiç
farkları yok.
Teğmenini satan komutan, gerçeği satan gazeteci,
adaleti satan savcı, milletini satan politikacı, tarihini satan aydın...
.............................
"Ben vatanseverim,
onun için sorguluyorum!!"
Cırlak, arsız ve sinir bozucu bir ses en az
on dakikadır televizyonda böyle bağırıyor..
Kim?
Rasim Ozan Kütahyalı. Konu nedir?
Konu, "şehit
olaylarının asıl sorumlusu Genelkurmay'ın basiretsizlik ve başarısız
kurmayları mı?"
Evet öyle..
Şehit olaylarında Genelkurmay'ı yönetenlerin basiretsizliği vardır. Bunun böyle olduğunu, Açık İstihbarat'ın da aralarında olduğu ulusalcı internet siteleri, bu ülkenin gerçek vatanseverleri yıllarca yazıp çizdiler Öyle de...
Taraf gibi bir gazetenin, Ahmet Altan gibi "Bir çift kadın memesi için vatanı satarım" diyen bir adamın şehitlerle ne işi olur da böyle bir soruyu gündeme getirmek böyle çarpık insanlara düşüyor? Helin Avşar'ın sivri çizmelerini ağzına alarak poz
veren Rasim Ozan Kütahyalı'nın şehitler konusunda ne duyarlılığı
olabilir?
Yasemin Çongar gibi
yüzbinlerce Irak'lıyı katleden Amerikan
ordusu hakkında tek bir soru soramayıp da gazetesinden her gün Türk
ordusuna nefret kusan bir görevlinin şehitlerle ne işi
olabilir?
Biz bu kadar aptal insanlar mıyız ki bu manşetlerin "şehitlere içleri yandığı için"
atıldığına inanalım?
İblis gibi her kılığa giriyorlar.
Bir gün demokrat, bir gün dindar, bir gün milliyetçi, bir gün "Hepimiz Ermeni'yiz"... Şehitlerimizin hakkını hukukunu savunmak Taraf'a kaldı
iyi mi!
........................
Bir de anayasa değişikliği tartışmalarında yaşanan şu
çifte standarta bakalım:
Star gazetesi, BDP'li Hasip Kaplan'ın 330'un
altına düşme riskini kastederek, "Acil
kan ihtiyacı olduğu zaman devreye gireriz" şeklindeki
güvencesini onurla ve gururla manşete taşıdığında tarih 26 Nisan
2010'du..
8. madde 327 oyla paketten düşünce aynı gazete ve AKP
sözcüleri şöyle bağırmaya başladılar:
"MHP
ve CHP, Öcalan ile birlikte hareket ediyorlar! Ufuk Uras da Ergenekoncu
oldu!"
Böyle dediler ve "Paket düşerse, bu Ergenekon'un
zaferi olur" diyen Ufuk Uras'a demediklerini
bırakmadılar.
Derken Ufuk Uras, Anayasa Mahkemesi'nin yapısının
yeniden düzenlenmesine ilişkin maddenin oylamasına katıldı ve "evet"
oyu verdi...
Böyle yapınca ne oldu?
Dün
"Ergenekoncularla birlikte hareket etmekle" suçlanan Ufuk
Uras, birden bire "Arslan demokrat" oldu!
Yani şöyle tehdit ediyorlar ortalığı:
"Benimle hereket edersen iyisin, etmezsen seni anında 'ergenekoncu', seninle aynı safa düşenleri de 'PKK'lı' ilan ederim! Bunun adına da PKK-Ergenekon işbirliği derim!" Tekrar soralım, Ufuk
Uras oylamaya katılıp "evet" oyu verdiğine göre, 4 Mayıs 2010 tarihi
itibarıyla AKP, PKK ile birlikte hareket etmeye başlamış mı
oldu?
Bu daha bir şey değil..
En çirkini, en ahlâk dışı olanı ret oyu veren 8 AKP'linin "Parti içindeki Ergenekoncular" ilan edilmeleriydi. Ali Bayramoğlu, Şamil Tayyar, Emre Aköz, Mehmet Metiner gibi kişiler ne yazık ki böyle yazılar yazarak iftiracılığın ve komploculuğun tarihine isimlerini altın harflerle yazdırdılar. Neymiş efendim, Ergenekon davasının ek delillerinde "AKP içindeki adamlarımızı kullanalım" diye bir yazı varmış. Bu "belgenin" doğruluğunun mahkemede kanıtlanıp kanıtlanmadığı bir yana; bunu doğru kabul etsek bile şu soruyu sorma hakkımız doğmaz mı: "8 AKP'li sonraki
maddelerin oylamasına katılıp evet oyu verdiklerine göre Ergenekon, AKP
içindeki adamlarını kullanmaktan vaz mı geçmiş oldu?"
Bu Ergenekon denilen
kanlı örgüt, Başbakan'ın grupta yaptığı konuşmadan çok etkilenip,
duygulanıp da anayasa paketini rahat bırakmaya mı karar verdi?
Ergenekon histerisinin geldiği noktaya bakar mısınız?
Artık, gizli oylamada kendi hür iradeleri ile oy kullanan AKP'liler, "Ergenekon'un Truva atı" olmakla suçlanıyorlar. Çok hızlı gelinmedi mi bu noktaya? 12 Haziran 2007'de Ümraniye'de "ele geçirilen" bombalarla başlayan süreç, astsubaylardan sonra binbaşılar, albaylar, generaller, orgeneraller, muavazzaf ordu kumandanları ve Cumhuriyet başsavcılarını yutarak ilerliyor... Şimdi sıra Meclis çoğunluğunu oluşturan AKP'nin "Ben Ergenekon'un savcısıyım"
diyen Başbakanı tarafından seçilen milletvekillerinde!
Demokrasinin üzerinde bundan daha büyük bir tehdit
olabilir mi?
Artık "Seni Ergenekoncu ilan ederim" kılıcı herkesin başı üzerinde dolaşıyor. Hiç bir "devrim" çocuklarını doğrusu bu kadar hızlı yememişti (!) Kendini kaybetmiş bir takım liberal faşistler,
Stalin'i, Hitler'i ve Humeyni'yi ve Mc Carthy'yi sollayıp
"Ergenekonculuğu" kısa yoldan Ufuk Uras'a ve AKP'nin Tayyip
Erdoğan tarafından seçilmiş milletvekillerine kadar uzattılar.
Bu arada, "kadın
memesi için vatan satarım" diyenler, birden bire
şehitlerin hesabını sormaya başladı!
Tesadüfe mi yoralım, yoksa Öcalan ile tesis ettiğiniz
"açılım kardeşliği" bozuldu da bu fiyaskoyu da Ergenekon kuyusuna
atarak mı kurtulmaya çalışıyorsunuz?
ÜMİT
ZİLELİ'YE ÇAĞRI:
Ters Cephe adlı programdaki varlığınız, karşınızdaki soytarıyı meşrulaştırmaktan, itibar kazandırmaktan başka bir işe yaramıyor. Bu kadar yüzeysel bir adamın karşısında cevap veremez konuma düşüyorsunuz. İşi mimiklerle, gözlerinizi kırpıştırarak, tiksiniyormuş gibi yaparak, esef nidaları çıkarark ve "utanç duyuyorum", "yalan söylüyorsun" şeklinde sıradan laflar ederek götürmeye çalışıyorsunuz. "Meclis'teki muhalefet PKK ile birlikte hareket ediyor" kepazeliğine Ufuk Uras'ın durumunu örnek göstererek çürütememenizden utanç duydum. Ortada bu kadar somut bir örnek dururken, "Yapmayım gözünüzü seviim" den başka bir şey söyleyemediniz. "Senin bütün hayatın boyunca okuduklarını ben sağ cebimden çıkarırım" şeklindeki inanılmaz böbürlenmeniz ise Fikri Akyüz'ü herkesin gözünde daha sempatik, daha doğru bir adam haline getirdi (ki aslı öyle) haberiniz olsun. Çağrım şudur: Kendi itibarınız ve savunmaya çalıştığınız fikirlerin selameti açısından lütfen bu programdan çekiliniz.
|