Fatma Sibel Yüksek30 Nisan 2010 07:28

MİT'te İnfial Filan Olmaz. Neden mi? - Fatma Sibel Yüksek

Yapmaya çalıştığımız, iki uçtaki yorumların da, yani Fidan'ın atanmasını isteyenler ile, istemeyenlerin gerekçelerinin de kendi içinde abartılar, kişisel hesaplar, duygusal karşı çıkışlar ve art niyetler taşıdığını ortaya koymak. Bize sorulacak olursa, parti bürokratı olması o göreve getirilmemesi için yeterli sebeptir. Sadece parti bürokratı olsa iyi; acaba AKP üyesi de olabilir mi kendisi? Memlekette gazeteci olsa da şu işi bir araştırsa..

MİT'te İnfial Filan Olmaz. Neden mi?

Fatma Sibel Yüksek

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 


AKP hükümetlerinin devlette özenle istihdam ettiği "prenslerden" Hakan Fidan, MİT Müsteşarlığ'na artık bir nefes kadar yakın.

Fidan, TİKA Başkanlığı'ndan Başbakanlık Müsteşar Yardımcılığı' na, oradan da MİT Müsteşar yardımcılığına atandı. Emre Taner'in emekliliğinden sonra müsteşarlık koltuğuna oturması kesinleşmiş gibi görünüyor.

Hakan Fidan'a Başbakan Erdoğan'ın da, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de yoğun teveccühü var; arkası sağlam anlayacağınız.

"Peki asker bu işe ne diyecek?" diye yazılar yazanlar, son  yıllarını kuzey kutbunda falan geçirdiler herhalde.

Askerin fikrini soran mı var?

Asker bu konuda görüş bildirecek olsa, Taraf gazetesi hemen "MİT'in başına bir Ergenekoncu'yu getirecekler, Fidan'ın atanmaması için hükümete baskı yapılıyor!" diye yaygarayı basar.

Bu yayını her zaman olduğu gibi ciddiye almakta hiç gecikmeyecek olan bir takım özel yetkili savcılar da "Fidan" adlı bir operasyon  başlatırlar.

Balyoz, Kafes, Eldiven, Fidan, Kozalak vs. gibi...
 
Hakan Fidan, eğer ataması gerçekleşirse, MİT tarihinin en en genç müsteşarı olacak. (Sanırım, kendisi 42 yaşında).

Fidan'a yönelik itirazların tek nedeni AKP bürokratı olması veya yaşının genç olması değil. Meslekten gelmeyişi, devlet tecrübesinin yeterli olmaması gibi eleştiriler de var. Astsubaylıktan emekli olması da kimi alaycı yorumlara neden oluyor.

"MİT Müsteşarlığında orgenerallikten  astsubaylığa düşüldü" diyenler var. Hızlı bir irtifâ kaybı ama Ergenekon sürecinde nice orgeneraller görüldü ki, değil ordu komutanlığı, apartman yöneticiliği yapacak vasfı yok.
 
Sonra, "astsubaylığı" küçümseyenler, iki kere düşünsün derim. Düşünsünler ki  "Kibirli kurmayların karşısına halktan astsubayları çıkarma" şeklinde tezahür etmeye başlayan  yeni bir psikolojik savaşın tuzağına düşmesinler...
 
Bir de müsteşarlık bekleyip de hayal kırıklığına uğrayanlar var tabii.

ABD'ye yakınlığı ile bilinen ve son dönemdeki  "Kürt politikalarının" mimarlarından olan bayan Müsteşar yardımcısı gibi..

Diğer adaylar, şansları düştükçe, basına en güçlü aday hakkında haber servis etmeye başlıyorlar. Bu, Türk bürokrasisinin en rutin geleneklerinden birisidir. YAŞ toplantıları öncesinde de terfi alması beklenen subaylar hakkında olumsuz söylentiler yayılır. Basının bu oyuna alet olmadığı ise şimdiye kadar görülmemiştir. 
 
Yanlış anlaşılmasın, bunları söylerken Hakan Fidan'ın doğru bir aday olduğunu savunuyor değiliz.

Tanımam etmem; kendisini yıllar önce bir kez Başbakanlık'ta randevu sırasını beklerken görmüştüm. Tipik bir AKP bürokratı gibi görünüyor. Hırslı ve kendisine makam tesisi edenlere karşı minnet duyguları içerisinde.
 
Yapmaya çalıştığımız, iki uçtaki yorumların da, yani Fidan'ın atanmasını isteyenler ile, istemeyenlerin gerekçelerinin de kendi içinde abartılar, kişisel hesaplar, duygusal karşı çıkışlar ve art niyetler taşıdığını ortaya koymak.

Bize sorulacak olursa, parti bürokratı olması o göreve getirilmemesi için yeterli sebeptir. Sadece parti bürokratı olsa iyi; acaba AKP üyesi de olabilir mi kendisi?

Memlekette gazeteci olsa da şu işi bir araştırsa..
 
Her şey bir yana, Hakan Fidan'ın,  yıllarca Türkiye’nin Orta Asya ve Ortadoğu dahil "bayrak gösterme ve yardım operasyonlarını" örgütleyen Türkiye İşbirliği ve Kalkınma Ajansı (TİKA) başkanlığını yürüttüğüne  ve Kasım 2008’de Atom Enerji Ajansı Yönetim Kurulu’na Türkiye temsilcisi atanmasından bu yana İran merkezli nükleer görüşmelerin tam içinde olduğuna dikkat çekenler de var.

Başbakan Erdoğan'ın bir önceki ABD ziyaretinin İran başlıklı gündeminde Hakan Fidan'ın önemli bir görev üstlendiği de biliniyor. Bu atama değerlendirilirken, bu özellikler gözden kaçırılmamalı..
 
Velhasıl, an itibarıyla Hakan Fidan hakkında öne sürülen bütün ret gerekçeleri kişisel çekişmeler  ve "AKP bütün kurumları ele geçiriyor" ezberinden kaynaklı itirazlar gibi görünüyor.

Bu bağlamda internette, Fidan'ın atanmasıyla teşkilatta infial meydana geldiği, ortalığın "kazan gibi kaynadığı" haberleri de yayılıyor.

Hatta, "çok kritik görevlerde bulunan bazı müsteşar yardımcısı ve daire başkanları  istifa veya emekliliği düşünmektelermiş!"
 
Önümüzdeki ay yaş haddinden emekliye ayrılacak olan Emre Taner, yakın çevresine "Maalesef teşkilata dışarıdan biri geliyor" diye dert yanmış!
 
İnternette ve kulislerde dolaşan söylentiler bunlar..

Belli ki birileri tarafından yazdırılıyor ve ne yazık ki kimi "ulusal basın" da bu tür hedefi belirsiz (veya belirli) kirli bilgilere itibar edebiliyor.
 
Yine Hakan Fidan'ı savunmak gibi algılanmasın ama "Maalesef Teşkilat'ın başına dışarıdan biri getiriliyor" diye dert yandığı rivayet edilen Emre Taner'e sormak lazım:

Son Habur rezaletine kim sebep oldu? 
 
"Teşkilattan gelmemiş"  MİT Müsteşarları mı? 
 
Terörist başını yıllardır bir tarafın siyasi temsilcisiymiş gibi muhatap alan kim? 
 
"Teşkilattan gelmemiş" MİT  Müsteşarları mı? 
 
Türkiye'de kendisine adeta maaşlı memur kadroları yaratmış olan ve önemli bir sermayeyi kontrol eden Barzani'ye yılardır kim göz yumuyor? 
 
"Teşkilattan gelmemiş" MİT müsteşarları mı?
 
Türkiye'nin bütün kurumlarını ağır suçlamalara altında bırakan, devleti felç eden ve kurumlar arasına onarılması zor güvensizlikler sokan Ergenekon operasyonlarına en büyük malzemeleri kim taşıdı? Cehenneme giden taşları sözüm ona "bilgi, belge" aktararak kim döşedi? 
 
 "Teşkilattan gelmeyen"  MİT Müsteşarları mı?
 
Bütün bunlar olurken infiale kapılmayan MİT kadroları, "Teşkilatın başına dışarıdan biri getiriliyor" diye kazan kaldırmaya hazırlanıyorlarmış!
 
Avazturk'te bu kulisi yazan Sevgili arkadaşım Müyesser Yıldız darılmasın ama
 
Gülerim....
 
Hem de çok gülerim...

Kazan filan kaldırmazlar ama şunu yaparlar: 
 
Yeni müsteşara bağlılık bildirmek için  sıraya girerler, birbirlerini gammazlamaya başlarlar. Kendisinin  atanmaması için teşkilat içinde kimlerin kulis yaptığını Hakan Fidan'a isim isim bildirirler.

Yeni istihbarat politikalarının ne olacağını koklarlar ve bu politikaların en hızlı savunucusu kesilirler. Böylelikle yerlerini korumayı veya yeni müsteşarın gözüne girerek terfi etmeyi planlarlar. Eskiden MİT'in ne kadar kötü yönetildiğini, kendilerinin bu kötü yönetime karşı nasıl azimle mücadele ettiklerini anlatmaya başlarlar. Eşlerini, yeni müsteşarın eşine "hayırlı olsun"a gönderirler, "Kim gidecek, kim kalacak" diye de bol bol dedikodu yaparlar.
 
Başka da hiç bir şeycikler olmaz..

 


 

Açık İstihbarat @ 2010