14 Temmuz 2005 tarihinde yazdığımız
"Port of London'dan
Port of Haydarpaşa'ya İkonik Terör"
başlıklı yazımızda ilk kez
İKONİK TERÖR kavramını ortaya atmış ve İKONİK TERÖRÜN, terörize
etmekten çok, küresel güçlerin birbirlerine sinyal yollama, haberleşme ve uyarı
mekanizması olarak kullanıldığını belirtmiştik.
Bu tanımı haplaştırmak
gerekirse şunu söyleyebiliriz :
İKONİK
TERÖR; küresel güçlerin ve istihbarat örgütlerinin birbirlerine SMS
servisidir.
Mesaj kanla yazılır ama mesajın asıl
hedefi kitleler değil, terör olayının ortaya saçtığı işaretleri okuyabilecek
derinliğe ve arka plan bilgisine sahip odaklardır.
11 Eylül her yönüyle
klasik bir İKONİK TERÖR'dür.
Diğer ülkelerin 11 Eylül'ü olarak lanse
edilen saldırılar da.
Hrant Dink suikasti yine İKONİK TERÖR'den anlayan
güçlerin eseridir. Dink'in bedeni BEYAZ BEREli tetikçi tarafından
öldürülürken değil, öldükten sonra da delikli ayakkabısına kadar
kullanılmıştır.
Keza; Üzeyir Garih suikasti sadece öldürmemiş, Garih'in
özenle bıçaklanmış cesedi üzerinden anlayana ince mesajlar yollamıştır.
Bu yazının başlığına konu olan İKONİK TERÖR saldırıları ise,
klasik
yüzleri ile maalesef
"alışageldiğimiz" türden terör saldırılarıdır.
Tokat'ta şehit verdiğimiz askerlerimiz; son yıllarda pusuya düşen askerlerimizin
son halkasıdır.
Bazıları pusuda can verir, bazıları ifade, bazıları
ömründen günleri verir mapus damında. Sözkonusu saldırı
tam da Tayyip Erdoğan'ın ABD gezisinin başlangıcında
gerçekleşmiştir.
Saldırıda 7 asker şehit edilmiştir. Zamanlaması
malumunuz. Ahmet Türk gibi terör üzerinden siyaset yapan ağa bile ,
olayın karanlık olduğundan sözetme gereği duymuştur.
İlginçtir ki;
"Ergenekon" başladığından beri kan davalarını bile
"Ergenekon"'a bağlamaya meyilli olanlar bu saldırı karşısında bir
"Ergenekon" aculluğu göstermemişlerdir.
Bu saldırının
zamanlamasında en önemli unsur, Tayyip Erdoğan'ın ABD gezisinin ilk gününde
gerçekleşmiş olmasıdır.
Hafızamızı zorlayalım...
Tayyip
Erdoğan'a yurtdışında iken gerçekleşen en son saldırı ne
zamandı...
Hatırladınız mı...
Aktütün
Saldırısı...
Bu saldırı; Tayyip Erdoğan'ın Moğolistan gezisinin
ilk gününde gerçekleşmişti. Moğolistan gezisini önemli kılan, TİKA tarafından
Orhun Anıtları'na giden karayolunun ve anıtların korunması için yapılacak
müzenin Başbakan tarafından açılacak olmasıydı.
Türkiye; sembolik
bir açılışla, emperyal vizyonunun doğu sınırını işaretlemeye gitmişti
ki; Aktütün'de, bütün iletişimi karartan bir gücün elektronik harp
desteği ile profesyonel bir çete 15 askerimizin kanına
girdi.
(ABD'nin iletişimimizi defalarca nasıl kararttığının
ayrıntılarını "ABD
iletişimi Hangi Uçaklarla Karartıyor" başlıklı yazıda
okuyabilirsiniz)
Aktütün'de iletişimi karartan güç daha sonra aynı
iletişim desteğini Taraf'a verdi.
Tayyip Erdoğan Türkiye'nin emperyal
vizyonunun doğu sınırını işaretleyeceği açılışı yardımcılarına bırakarak dönmek
zorunda kalmıştı.
"Emperyal vizyon senin neyine. Fazla açılma,
açılırsan seni içeriden çıkamaz hale getiririz" mesajı anlamak isteyene net
olarak verildi.
Türkiye'nin emperyal vizyonunun doğudaki alıcı
ucu "KARDEŞ" Moğolistan'dan geziyi bırakıp dönmek
kolay ama,
aynı vizyonun batıdaki verici ucu "ABİ"'nin
yanındayken geziyi kesip dönmek o kadar kolay değil.
Bu tıkanmışlık hissi
; Tokat'ta gerçekleşen saldırı sonrasında Erdoğan'ın vücuduna ve diline
yansıdı.
Tepkisi çok sertti.
Saldırının
"önünde" ve
"arkasındakilerin" bedelini en ağır şekilde ödeyeceğinden sözetti.
Erdoğan'ın dili; bilen ama açıklayamayan, dönmek isteyen ama
dönemeyen bir tıkanmışlığın diliydi. İlginçtir
ki...
Öfkeli açıklamada Erdoğan'a eşlik eden bir yer daha
oldu...
Fransa...
Fransa gözleri yaşartan bir açıklama
yaptı ve Tokat'taki saldırıyı şiddetle kınadı.
Diplomatlarımız
dahil onlarca kişinin kanına giren Ermeni terörüne ve PKK'ya Madam
Mitterand sıcaklığı ile hamilik yapan Fransa'nın nedense bu saldırıyı kınayacağı
tuttu.
Elimizdeki göstergeler sınırlı olsada; hedefledikleri ve ilettiği
mesaj ile Tokat'taki son saldırının
İKONİK TERÖR olduğunu
söyleyebiliriz.
Tayyip Erdoğan'ın gezisinin saklanan çok önemli
bir gündem maddesinden haberdar olan bir gücün çektiği SMS olarak
da değerlendirebiliriz bu saldırıyı.
Belki o güç;
geçenlerde Ankara'ya ard arda yapılan FBI ve CIA ziyaretlerinde ele
alınan konuyu ve bu ziyaretlerin ABD gezisi öncesi bir önçalışma olduğunu
bilen bir güçtür.
Ve Tayyip Erdoğan'ın öfkesini dile getiriş tarzı, bu
saldırının esas kaynağını bildiğini göstermektedir.
Yoksa şehitlere
kelle diyen, onların kanından sorumlu başkatile "Sayın" diye hitap edebilen bir
zihniyetin bu saldırı karşısındaki öfkesinin kaynağının farklı olabileceğini
düşünmekle hata mı ediyoruz?
Bu öfkenin sadece "açılımın" sekteye
uğratılmasından duyulan rahatsızlık olmadığını gösteren ayrıntıları fazla mı
önemsiyoruz?
İKONİK TERÖR üzerine kafa yormaya
devam...
Sürekli tekrarlanan bir sahne önünde size sürekli aynı nakaratı
okuyan bir medyaya karşı düşünceler fora.