Behiç Gürcihan5 Eylül 2005 21:07

YUVARLAK MASA ŞAŞKINLARI : AB'YE DE GİRELİM; IRAK'A DA - Behiç Gürcihan

Ortada Türkiye'yi NATO çerçevesinde Irak bataklığına bulaştırma ve Türkiye'yi Irak üzerinden İran ile savaştırma senaryosu olduğunu...(Bkz : Kerkük'e NATO Müdahalesi Senaryosu Hazır)ve işte gördüğünüz gibi Bilderberg kızağına alınan yazar-kasalar üzerinden bu senaryo sürekli pompalanıyor. Tabi bu arada bir yandan PKK kartı sokaklara dökülürken; diğer taraftan İngiliz istihbaratının zor günler için sakladığı Hizb ut-Tahrir'e Fatih Camii'nde; polisin gözleri önünde, hilafet-şeriat parodisi oynatılıyor. İzleyenlerde Türkiye'ye şeriat geldiğini zannedip, ürperiyor. İçiniz rahat olsun. Ülkeye şeriat geldiği felan yok. Kerkük merkezli; Türkiye'yi Irak'a bulaştırma ve Irak üzerinden İran'la savaştırma senaryosunun ülke içindeki ayakları tek tek devreye sokuluyor.Bir yandan "şeriat"; diğer taraftan "Kürtçülük" kartı sivriltilirken; bazılarının AB'nin A'sını Atatürk, B'sini Bağımsızlık zanneden kronik miyopluğu sürüyor.



Bazen "basındaki satılık kalem", "içimizdeki ajanlar" gibi sıfatları gördükçe sinirleniyorum.

Medyamızın köşelerine serpiştirilmiş bu isimlere karşı büyük bir haksızlık yapıldığını düşünüyorum.

Ne amaca hizmet ettikleri artık iyice deşifre olan bu yazar-kasaların aslında çok yararlı bir yanları da olduğunu düşünüyorum.

Düşünsenize;

Bu adamlar olmasa,

Yunan İstihbaratı'ndan İngiliz İstihbaratı'na birilerinin Türkiye'deki kamuoyunu nasıl şekillendirmek istediklerini,

ne tarz bir dezenformasyon amaçladıklarını nasıl anlayacaksınız.

Oturup hepimizin;

Laila'da, Papermoon'larda, Kemer Country Club'da,

ajan müsveddesi heriflerle golf oynayıp, şarap içip, jazz dinleyecek halimiz yok herhalde.

Hele otel lobilerinde, "roof"larında zamparalık yapıp; sonra farkında olmadığınız kameralar eşliğinde "ekiz" yatak eskitmek bize yakışmaz.

İşte bu yüzden;

Medya köşelerine kurulmuş, size her gün ahkam kesip, "eğ başını yoksa biçerler" propagandası yapan bu tayfaya biraz daha hoşgörülü davranmamız gerekiyor.

Mesela şu Cüneyt Ülsever vakası...

İnsanoğlu Cüneyt Ülsever'in değişim hızı ile evrimleşse iki kuşakta maymunluktan insanlığa geçiş yapardı ama biz onun bugünkü haline bakıyoruz.

Biliyorsunuz zatıalleri Bilderberg isimli;

"sonradan görmeleri ortama soktuk, dünyayı yönetmeye ortak oluyorlar zannettirip, gaza getirdik"

toplantılarından birine davet edildi geçenlerde.

Toplantıdan sonra yazdığı yazılar Ülsever'in gerekli gazı aldığının bütün işaretlerini taşıyordu. Okuyan yazılarında; Pentagon'dan bildiren Yasemin Çongar tadı almaya başladı.

12 Mayısta yazdığı ve Bilderberg toplantısının sonuçlarını irdelediği yazısında İran'la ilgili;

"Bu ülkede rejim mutlaka değişecek"

şeklinde kullandığı ifadeler, demokrat olduğunu iddia eden bir zihniyetin, bir kaç şatafatlı toplantıda, bir kaç AB-D'li yetkili tarafından muhatab alınınca nasıl dönüşebildiğinin traji-komik bir göstergesi idi.

Ve son yazılarından birine;

"Türkiye; Irak'a Müdahale Etmek Zorunda"

başlığını koyan Ülsever zekasının sınırlarını da neon harflerle belli etmiş oldu.

Yazısındaki analizin sınırlarını kendi ağzından okuyalım :

1) Siiler kendi ‘Iran’larini kurmaya kalkacaklar ve Iran bölgede etki alanini daha da genisleterek Türkiye’yi tehdit eder hale gelecek. Iran, Israil ile açik bir çatismaya girebilir ve tüm bölgeye ideolojik liderlik yapmaya soyunabilir.

2) Sünni bölge tamamen El Kaide topraklari haline gelebilir. Afganistan’daki Islamci terörü bitirme iddiasi El Kaide’nin Ortadogu’nun ortasina, Türkiye’nin dibine yerlesmesi ile sonuçlanabilir. Unutulmamalidir ki, El Kaide’nin ideolojik amaci önce Islam dünyasinda, sonra tüm dünyada Vehhabi-Selefi bir öz-Islam düzeni kurmaktir.

3) Petrol gelirinden yoksun kalan Sünniler (El Kaide denetiminde) ve ideolojik yaptirim pesinde kosan Siiler, Kuzey Irak’a (Kürt Federasyonu’na) saldirabilirler.

4) Siileri bas düsman gören El Kaide, Siilere zaten saldirmaktadir.

5) ABD; Iran ve Suriye’deki rejimleri yikmak için bu ülkelerdeki Kürt unsurlari kiskirtmak amaciyla basta PKK olmak üzere Kuzey Irak’taki tüm unsurlari kullanmaya kalkabilir.

Tabi kendisinden;

"İran niye Türkiye'ye düşman?"

"Şii'lerin İran'a yaklaşımında farklılıklar yok mu?"

"ABD gözgöre göre İran'ın bölgede etkinlik kazanmasına izin verirken, bunu beceriksizliğinden mi yaptı yoksa çok daha üst düzey bir planın olgunlaşması çerçevesinde İran'la işbirliği mi yapıyor"

(Bkz. Mollalarla Hahamların Kontrollü Savaş Senaryoları -
Bölüm I - Bölüm II )

"Sünnilerin El-Kaide'ye yaklaşımında ne tür farklılıklar var"

"El-Kaide kimdir, neye hizmet eder?"

gibi soruları sormasını beklemiyoruz. Sorduğu takdirde Bilderberg'e çağrılmayacağını o da biliyor.

Bütün yetersizliklerine rağmen ben bu isimlerin yine de faydalı olduğunu düşünüyorum.

Hele hele bu adamların hangi yabancı istihbarat servisiyle bağlantılı kişilerle yatıp kalktığını biliyorsanız bir çırpıda Türkiye'ye dayatılmak istenen senaryoyu görebiliyorsunuz.

Tabi senaryo; her kamuoyu hedefli propaganda çalışması gibi sadeleştirilip, "çiçek nerde? inek yedi... inek nerde? dağa kaçtı" formatında dizgisel düşünce (linear) formatına sokulmuş.

Neymiş hep beraber tekrarlayalım...

İran Türkiye'ye ve İsrail'e düşman ve tehdit

Şii'ler İran'ın güdümünde...

Şii'ler Kürtlere saldırabilir...

Dolayısı ile İran; Şii'ler üzerinden Kuzey Irak'a saldırır...

ve bütün bu tablo karşısında Türkiye ne yapmalı :

O halde Türkiye; Misir, Fas, Cezayir ve benzer Müslüman ülkelerin ortak harekátina liderlik etmelidir! NATO’yu da bölgeye davet etmelidir!

Tabi gizli mesaj da aslında çok net :

"Türkiye; İran'a ve Şii'lere karşı Kürtlerle işbirliği yapmalı"

Gördünüz mü siz uyanığı!

Uluslararası koalisyonun lideri Türkiye; Irak'a NATO'yu davet edip, iç savaş çıkmasın diye, ABD'nin beceriksizliği sonrasında Irak'ın yeniden işgaline vesile olacak...

ve bunu yaparken Kuzey Irak'taki çapulcu çeteleri ile ortak hareket edip, bir de Kuzey Irak'ta kurulacak kukla kürdistan'ın hamiliğini otomatikman üstlenmiş olacak.

İstinye'deki ABD kalesinde katıldığı ve "Yeni Osmanlı" propagandası konusunda eğitildikleri toplantılarla başlayan sürecin; Ülsever ve gibileri için Bilderberg'le birlikte iyice rafine bir hal almaya başladığını görüyoruz.

.....

Aylardır, hatta artık neredeyse yıl oldu, yazıyoruz...

Ortada Türkiye'yi NATO çerçevesinde Irak bataklığına bulaştırma ve

Türkiye'yi Irak üzerinden İran ile savaştırma senaryosu olduğunu...
(Bkz : Kerkük'e NATO Müdahalesi Senaryosu Hazır)

ve işte gördüğünüz gibi Bilderberg kızağına alınan yazar-kasalar üzerinden bu senaryo sürekli pompalanıyor.

Tabi bu arada bir yandan PKK kartı sokaklara dökülürken;

diğer taraftan İngiliz istihbaratının zor günler için sakladığı

Hizb ut-Tahrir'e
Fatih Camii'nde; polisin gözleri önünde, hilafet-şeriat parodisi oynatılıyor.

İzleyenlerde Türkiye'ye şeriat geldiğini zannedip, ürperiyor.

İçiniz rahat olsun.

Ülkeye şeriat geldiği felan yok.

Kerkük merkezli;

Türkiye'yi Irak'a bulaştırma ve Irak üzerinden İran'la savaştırma senaryosunun

ülke içindeki ayakları tek tek devreye sokuluyor.

Bir yandan "şeriat"; diğer taraftan "Kürtçülük" kartı sivriltilirken; bazılarının AB'nin A'sını Atatürk, B'sini Bağımsızlık zanneden kronik miyopluğu sürüyor.

Olanda zavallı Tayyip Erdoğan'a oluyor.

Adamcağız;

AB'yi fırça attığı dönemlerde ABD'ye;

ABD'ye fırça attığı dönemlerde AB'ye yaranmaktan helak oldu ama bir türlü şu dengeyi tutturamıyor.

Bilderbergcilerin "Türkiye'nin öngörülebilirliği konusunda endişeli olduğunu", aynı endişeli tonla okuyucusuna duyuran Ülsever'in de canı bunu fena halde sıkılıyor anlaşılan.

Halbuki hem AB'ye, hem Irak'a girmeyi savunmak ne kolay...

Bu coğrafyada yuvarlak masaya oturtulan yazarların da, başbakanların da işi gün geçtikçe zorlaşıyor.

B.G.