|
Batı'nın Batı'ya doğru giderek iğfal ettiği (işgalin bile bir hukuku vardir) tek topraktır Amerika;
O yüzden en onurlu Doğuludur gözümde Kızılderili....
Batının en batısında şehit vermiş olsa da çocuklarını,
barbarların açlığına...
Merak etmişimdir dünya yuvarlak hani ya;
Kaliforniya'da toprağa düşen bir Kızılderili çocuğun özü;
sızmış mıdır öbür uçta zamanla bir Irak'lı çocuğa.
Kafam karışık dostlar saçmalayabilirim;
Bilimi bir kenara koyup,
ruhlardan sözaçabilirim.
Boğaz kenarında otururken;
eşe dosta söyleyemiyorum Ayasofya'nın önüne çekilmiş duran Roosevelt gemisini gördüğümü kabuslarımda.
Papa ve Patriğin Ayasofya'yı ziyaret edecek olmasının ne anlama geldiğini anlatmaya varıyor ancak dilim.
Formula yarışını hatırlatıp,
| İstanbul'u niye Kuzey'e taşıyorlar, Güney'deki nüfus yoğunluğunu niye azaltmak istiyorlar ? |
sorusunu soranla da çok fazla çekilmiyor Boğaz manzarası doğrusu. Dostlarımı da fazla suçlayamıyorum.
Bakü-Ceyhan boru hattını "koruyan" özel "uluslararası birlikler" giriyor rüyalarıma anlatamıyorum kimseye;
Mersin limanında konuşlanan şirketler ve projelere dikkat çekmekle yetiniyorum.
En kötüsü;
İstanbul'un sokaklarında vurulmuş kızımı görüyorum;
hani AB'ye gireceğiz diye ülkenin balkanlaşmasına göz yuman küçük kafalı büyüklerimizin basiretsizliği ile varılan noktada;
kardeş kavgasına kurban gitmiş kızımı.
Kabuslarımdan uyanıp;
kendimi kabuslarıma tırmanan merdivenin ilk basamağında buluyorum : Bugün'de.
Sayfalarını açıyorum gazetelerin;
koca koca ilanlar basmışlar tam sayfa...
Birinde
"ilk F2 TÜRK PİLOTU" poz veriyor fiyakalı arabası ile
POAS markasının önünde;
Hemen arkasındaki sayfada yine tam sayfa;
TEĞMEN'ime selam çaktırmışlar,
AVEA logosunun önünde,
sırtı arka planda flulaştırılmış Türk Bayrağı'na dönük,
PERSONELL (İki L'ye Dikkat)
tarifesini müjdeliyorlar.
Bu iki sayfa ilanın üzerinden bir kaç gün geçmeden;
Hürriyet'in ana sayfasında iki eski dostun yazışmasını okuyoruz;
biri ağaçların altında masaya oturmuş yazarken;
diğeri camdan güneş ışığı giren rahat hücresinde okurken;
"Kürt Politikasını" tartışıyorlar kendi aralarında.
Logosunda "Türkiye Türklerindir" yazan gazete;
PKK'nın halkla ilişkiler kampanyasına soyunuyor.
Çanakkale'de aynı anda toprağa düşenden;
birini MARKA'nın önüne;
diğerini bir katilin arkasına koyup,
paryalaştırmaya çalışanlar;
KÜRESEL EFENDİLİKLERİNİ BENİM TOPRAĞIMDAN ÜZERİNDEN İLAN ETMEYE HAZIRLANIYORLAR.
İşte bu noktada;
ilan panolarına asılan
"Türk Ordusu'nun Kışlası Halkının Yüreğidir"
sloganlı;
HARBİYELİLERİ gösteren 30 Ağustos posterleri aklıma geliyor.
Vücuddaki sorunun;
kafesine sığmayan yürekte değil;
korku ile kafatasında büzüşmüş beyinde
olduğunu herkes gibi ben de görüyorum.
Aklım;
Türk Askeri'nin çarığının toprak,
Toprağın çarık dolu olduğu günlere gidiyor...
ve
en azından bir gece rahat uyumaya karar veriyorum.
Rüyama;
Bir Kızılderili çocuğu giriyor...
Batı'nın en Doğu'sundan;
MİLLET'İN ORDU
ORDU'NUN MİLLET olduğu bir kavmin temsilcisi olarak gülümsüyor.
Onun katillerinin, benim çocuklarımın geleceğine de musallat olduğu bir dönemeçte;
30 Ağustos'u;
biraz da bu Kızılderili çocuk adına kutluyor
ve
hepinize
Emlak Değil Sevgili Gibi Bir Vatan
'lı günler diliyorum.
B.G.
|