Behiç Gürcihan29 Ağustos 2005 22:13

ASKERİN ÇARIĞININ TOPRAK; TOPRAĞIN ÇARIK DOLDUĞU GÜNLER - Behiç Gürcihan

Logosunda "Türkiye Türklerindir" yazan gazete; PKK'nın halkla ilişkiler kampanyasına soyunuyor. Çanakkale'de aynı anda toprağa düşenden; birini MARKA'nın önüne; diğerini bir katilin arkasına koyup, paryalaştırmaya çalışanlar; KÜRESEL EFENDİLİKLERİNİ BENİM TOPRAĞIMDAN ÜZERİNDEN İLAN ETMEYE HAZIRLANIYORLAR.İşte bu noktada; ilan panolarına asılan "Türk Ordusu'nun Kışlası Halkının Yüreğidir"sloganlı;HARBİYELİLERİ gösteren 30 Ağustos posterleri aklıma geliyor.


Batı'nın Batı'ya doğru giderek iğfal ettiği (işgalin bile bir hukuku vardir) tek topraktır Amerika;

O yüzden en onurlu Doğuludur gözümde Kızılderili....

Batının en batısında şehit vermiş olsa da çocuklarını,

barbarların açlığına...

Merak etmişimdir dünya yuvarlak hani ya;

Kaliforniya'da toprağa düşen bir Kızılderili çocuğun özü;

sızmış mıdır öbür uçta zamanla bir Irak'lı çocuğa.

Kafam karışık dostlar saçmalayabilirim;

Bilimi bir kenara koyup,

ruhlardan sözaçabilirim.

Boğaz kenarında otururken;

eşe dosta söyleyemiyorum Ayasofya'nın önüne çekilmiş duran Roosevelt gemisini gördüğümü kabuslarımda.

Papa ve Patriğin Ayasofya'yı ziyaret edecek olmasının ne anlama geldiğini anlatmaya varıyor ancak dilim.

Formula yarışını hatırlatıp,

İstanbul'u niye Kuzey'e taşıyorlar, Güney'deki nüfus yoğunluğunu niye azaltmak istiyorlar ?

sorusunu soranla da çok fazla çekilmiyor Boğaz manzarası doğrusu. Dostlarımı da fazla suçlayamıyorum.

Bakü-Ceyhan boru hattını "koruyan" özel "uluslararası birlikler" giriyor rüyalarıma anlatamıyorum kimseye;

Mersin limanında konuşlanan şirketler ve projelere dikkat çekmekle yetiniyorum.

En kötüsü;

İstanbul'un sokaklarında vurulmuş kızımı görüyorum;

hani AB'ye gireceğiz diye ülkenin balkanlaşmasına göz yuman küçük kafalı büyüklerimizin basiretsizliği ile varılan noktada;

kardeş kavgasına kurban gitmiş kızımı.

Kabuslarımdan uyanıp;

kendimi kabuslarıma tırmanan merdivenin ilk basamağında buluyorum : Bugün'de.

Sayfalarını açıyorum gazetelerin;

koca koca ilanlar basmışlar tam sayfa...

Birinde

"ilk F2 TÜRK PİLOTU" poz veriyor fiyakalı arabası ile

POAS markasının önünde;

Hemen arkasındaki sayfada yine tam sayfa;

TEĞMEN'ime selam çaktırmışlar,

AVEA logosunun önünde,

sırtı arka planda flulaştırılmış Türk Bayrağı'na dönük,

PERSONELL (İki L'ye Dikkat)

tarifesini müjdeliyorlar.

Bu iki sayfa ilanın üzerinden bir kaç gün geçmeden;

Hürriyet'in ana sayfasında iki eski dostun yazışmasını okuyoruz;

biri ağaçların altında masaya oturmuş yazarken;

diğeri camdan güneş ışığı giren rahat hücresinde okurken;

"Kürt Politikasını" tartışıyorlar kendi aralarında.

Logosunda "Türkiye Türklerindir" yazan gazete;

PKK'nın halkla ilişkiler kampanyasına soyunuyor.

Çanakkale'de aynı anda toprağa düşenden;

birini MARKA'nın önüne;

diğerini bir katilin arkasına koyup,

paryalaştırmaya çalışanlar;

KÜRESEL EFENDİLİKLERİNİ BENİM TOPRAĞIMDAN ÜZERİNDEN İLAN ETMEYE HAZIRLANIYORLAR.

İşte bu noktada;

ilan panolarına asılan

"Türk Ordusu'nun Kışlası Halkının Yüreğidir"

sloganlı;

HARBİYELİLERİ gösteren 30 Ağustos posterleri aklıma geliyor.

Vücuddaki sorunun;

kafesine sığmayan yürekte değil;

korku ile kafatasında büzüşmüş beyinde

olduğunu herkes gibi ben de görüyorum.

Aklım;

Türk Askeri'nin çarığının toprak,

Toprağın çarık dolu olduğu günlere gidiyor...

ve

en azından bir gece rahat uyumaya karar veriyorum.

Rüyama;

Bir Kızılderili çocuğu giriyor...

Batı'nın en Doğu'sundan;

MİLLET'İN ORDU

ORDU'NUN MİLLET
olduğu bir kavmin temsilcisi olarak gülümsüyor.

Onun katillerinin, benim çocuklarımın geleceğine de musallat olduğu bir dönemeçte;

30 Ağustos'u;

biraz da bu Kızılderili çocuk adına kutluyor

ve

hepinize

Emlak Değil Sevgili Gibi Bir Vatan

'lı günler diliyorum.


B.G.