Behiç Gürcihan28 Ağustos 2005 16:46

HİLMİ BEY'İN SİVİLE "AŞAMALI" HAZIRLANIŞI(Atatürk'ü ve İslam'ı Tramplen Olarak Kullanma Sanatı) - Behiç Gürcihan

Önce ufak bir testle hafızalarımızı tazeleyelim...Aşağıdaki söylemler sizce kimlere ait... ““Bu manada inanmis bir insanin Bati karsisinda, Amerika’yla entegrasyon karsisinda olmasi katiyyen düsünülemez ''''Atatürk bu vizyonu, ulusa bilinçli olarak vermistir. Atatürk, geri kalmisligin, maddi ve manevi çöküntünün içinden çekip çikardigi ulus için geriye dönüsü olmayacak yegane istikametin ''çagdas medeniyet'' oldugunu düsünmüstür. Bu vizyon sayesindedir ki Türk ulusu, karanlik cereyanlarin etkisinden siyrilarak bugünlere ulasabilmistir. Bugünkü AB''ye üyelik hedefimiz de esasen bu vizyonun bir asamasidir. AB üyeligini, Ulu Önder Atatürk''ün bizlere vermis oldugu ''Türkiye''yi çagdas uygarligin ilerisine tasima hedefi'' için önemli bir araç olarak görmekteyiz" “Demokratik Cumhuriyet" Yukarıda altalta sıraladığımız sözlerden ortadakinin kime ait olduğunu gündemi takip ediyorsanız biliyorsunuz.


Önce ufak bir testle hafızalarımızı tazeleyelim...

Aşağıdaki söylemler sizce kimlere ait...

““Bu manada inanmis bir insanin Bati karsisinda, Amerika’yla entegrasyon karsisinda olmasi katiyyen düsünülemez

''''Atatürk bu vizyonu, ulusa bilinçli olarak vermistir. Atatürk, geri kalmisligin, maddi ve manevi çöküntünün içinden çekip çikardigi ulus için geriye dönüsü olmayacak yegane istikametin ''çagdas medeniyet'' oldugunu düsünmüstür. Bu vizyon sayesindedir ki Türk ulusu, karanlik cereyanlarin etkisinden siyrilarak bugünlere ulasabilmistir. Bugünkü AB''ye üyelik hedefimiz de esasen bu vizyonun bir asamasidir. AB üyeligini, Ulu Önder Atatürk''ün bizlere vermis oldugu ''Türkiye''yi çagdas uygarligin ilerisine tasima hedefi'' için önemli bir araç olarak görmekteyiz"

“Demokratik Cumhuriyet"

Yukarıda altalta sıraladığımız sözlerden ortadakinin kime ait olduğunu gündemi takip ediyorsanız biliyorsunuz.

Genelkurmay Başkanı Hilmi Bey'e...

Onun hemen üzerindeki söz ise

Fethullah Gülen efendiye ait.

Kendini fazlası ile tanıyorsunuz.

Hakkında her şey yazıldı, çizildi...

Daha fazla ayrıntıyı merak ediyorsanız bir yolunu bulup, Vatikan arşivlerine erişecek ve 1500'lü yıllarda Roma'nın kuzeyinde kurulan özel bir okulla ilgili dökümanlara ve burada Anadolu coğrafyasına gönderilmek için yetiştirilen Şeyhülislam'larla ilgili belgelere ulaşacaksınız.

"Demokratik Cumhuriyet" tanımı ise;

Son olarak Hürriyet'in manşetine;

camından ışık süzülen odasında eşofmanları ile rahat rahat kitap okurken profilden çekilmiş karizmatik fotoğrafı ile, sempatik bir tonda gündeme oturtulan
(yalnız ayak parmakları karizmayı biraz zedeliyor, keşke biraz rötuş yapsaydınız)

Gladio ajanı Öcalan itine ait.

İşin garip yanı;

Bu söylemin Başbakan Tayyip Bey tarafından da sahiplenilmesi.

Sahne fazlası ile ilginç.

Bir yandan İslam'ı; Batı'yla ve ABD ile "entegrasyon" adına tramplen olarak kullanan bir zatla;

aynı söylemi benimsemiş ama tramplen olarak Atatürkçülüğü seçmiş bir Genelkurmay başkanı...

Diğer taraftan;

Türkiye Cumhuriyeti'nin binlerce yıllık tarihsel dokudan imbiklenen eşsiz özünü;

emperyal odakların ona verdikleri görev çerçevesinde dönüştürmek gibi; çapsız başını hayli hayli aşan bir görevde kendini peygamber zannetmeye başlayan bir salak katilin söylemini;

devletin üst kademelerinde temsil etmeye başlayan bir Başbakan.

Aynı sözü söyleyenlerin bağlantılı olduğunu iddia etmiyoruz tabiki.

Hatta;

Genelkurmay Başkanı Hilmi Bey'in Fethullah Gülen'le bir albay üzerinden temasta olduğu gibi Ankara kulislerinde sıkça dile getirilen iddiaları ciddiye bile almıyoruz...

Fethullah Gülen'in eş dost sohbetlerinde Hilmi Bey'in demokratlığından sözedip durması da, neticede Hilmi Bey'i bağlamıyor.

Basiret bağlanmasına inanırız ama bu kadarına da değil...

Biz; sözlerin insanların ifade edemediklerini gizleyen perdeler olduğuna inanan ekoldeniz.

Hatırlarsanız bir kaç ay önce de,

Genelkurmay 2. Başkanı şu mealde bir cümle sarfetmişti :

"İstediğiniz zaman ayrılabildiğiniz yapılara kısmi egemenlik devrini tartışmamız lazım"

İlker Bey'le, Hilmi Bey'in

hem AB, hem Atatürk konusundaki bu sözleri;

zatıallerinin, iki konu hakkında da çok ciddi bilgi boşlukları ile boğuştuğunu gösteriyor.

Birisinin Hilmi Bey'e, Mustafa Kemal'in Batı karşısındaki duruşunu bir kez daha anlatması,

Birisinin de İlker Bey'in önüne Avrupa Birliği'nin ilgili belgelerini koyup;

AB'den "istediğin zaman ayrılmak" gibi bir mekanizmanın bulunmadığını göstermesi gerekiyor.

Arslan Bulut;

"Hilmi Özkök'ün Doğruları ve Yanlışları" başlıklı yazısı ile bardağı yarı dolu görmeye çalışsa da,

bizim için bu tarz bir iyimserlik eşiği ortadan kaybolalı çok oldu.

Hatta Hilmi Bey'in son konuşmasında;

daha önceki konuşmalarındaki vurgularına çok akıllı bir falso verdiğini gördükçe, içimiz daha da burkuluyor.


Ne de olsa biz ASKER ASKERE alışığız; DİPLOMAT ASKERE değil.

Daha önceki konuşmalarında "AB vizyonunu" ,

"Mustafa Kemal'in vizyonu ile aynı seviyeye oturtan"
Hilmi Bey;

son konuşmasında ilerisi için kendine bir açık kapı bırakıyor ve diyor ki;

Bugünkü AB'ye üyelik hedefimiz de esasen bu vizyonun bir aşamasıdır. AB Üyeliğini, Ulu Önder Atatürk'ün "bizlere vermiş olduğu Türkiye'yi çağdaş uygarlığın ilerisine taşıma hedefi için önemli bir araç olarak görmekteyiz.

Ne kadar zeki bir kavis di mi sevgili okur...

Hani ilerde AB yolunda bu ülke federalizme sürüklenip de,

birileri,

"ne oldu Paşam, Ulu Önder Atatürk size bu yolu mu göstermişti" derlerse,

zatıalleri,

"biz aşaması olarak görüyorduk, o aşamayı aşamadık"

cümlesini şimdiden hazırlıyor.

Bu yönüyle de Tayyip Bey'le o kadar uyuşuyorlar ki...

O da zamanında peşindeki kitleleri ve altındaki kadroları,

"demokrasi bizim için bir aşamadır" deyip, sisteme entegre olmayı savundu

fakat sonra baktı "demokrasi" çok tatlı ve karlı bir işmiş...

o aşamada duruverdi ve şeriata gittiğini zanneden kitle, kendisini kilise ve sinagogun kapısında buluverdi.

Ama Tayyip Bey akıllı adam...

Altlarına hepsinin birer jeep çekiverdi,

güzel evlere yerleştirip, mevki-makam sahibi yaptı da;

Türkiye'de şeriat tehlikesi kalmadı.

Hala şeriat geleceğine inanan bir kaç şapşal; Cola Turca alıp İslam'a hizmet ettiğini zannederken, Ülker ailesi İsrail lobileri ile içiçe Türkiye'nin mısır üretiminin dibine kibrit suyu döküyor ama olsun; o da işin sosu.

(Bkz : Batı Bey'in Can Polat'ı Erdoğan İçin Seçim Anı )

Tayyip Bey'in "hocam" diye hitap ettiği Hilmi Bey'de,

artık AB'yi Atatürk'ün vizyonu olarak değil de,

"Atatürk vizyonunun bir aşaması"

olarak nitelendirip kendini sağlama alıyor.

Tabi o kadar tepede durup da, dengeyi sağlamak zor...

Bir tarafından Çankaya...

Diğer tarafında vadiler...

Ne olur ne olmaz.

İlerde kitap yazmak dışında bir görev üstlenememe ve orada burada konuşma yaparken;

"PAŞAM, AB yolunda ülke bölünürken siz neredeysiniz?"

sorusuna hazırlıklı olmak lazım.

Di mi "Hocam"?

Bu arada az kaldı unutuyordum...

6 Mart 1922'de TBMM'de sarfedilen aşağıdaki söz kime ait...

"Efendiler! Avrupa''nin bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenilesmesine karsilik Türkiye tam tersine gerilemis ve düsüs vadisine yuvarlanmistir. Artik vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa''dan nasihat almak, bütün isleri Avrupa''nin emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa''dan almak gibi birtakim zihniyetler belirdi. Halbuki hangi istiklal bagimsizlik vardir ki, ecnebilerin nasihatleri ile, ecnebilerin planlari ile yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemistir."

Tabiki bir ASKER'e.

Aradaki fark çok açık değil mi sevgili okur?

B.G.