Fatma Sibel Yüksek4 Kasım 2008 14:51

Aman Sayın Başbakan…”Postu” Deldirmeyin!..Fatma Sibel Yüksek

Hâlâ küçük şeylerle uğraşıyorsunuz Sayın Başbakan… Hâlâ “sandıktan ben çıkacağım” mücadelesi veriyorsunuz.. Mesele, yerel seçimde güneydoğuyu kaptırıp kaptırmama meselesi değil artık… Artık… “Diyarbakır belediye başkanlığı postunu" değil, sizin postunuzu; yani ülkenin yönetimini istiyorlar.. Talabani’yi Irak’ın tepesine oturtanlar, Ve bu tercihten dolayı bir gün bile başı ağrımayanlar… Sizin koltuğunuzu Osman Baydemir’e vermekte beis mi görecekler sanıyorsunuz?

Güneydoğuda yaşanan gelişmeler, en şaşırmaması gereken kişiyi, yani Tayyip Erdoğan’ı şaşırtıyor…

 

Neden şaşırıyor ve öfkeleniyorsunuz ki Sayın Başbakan?

Kürt meselesi benim meselemdir” diyen, Öcalan’ın tezi olan “Demokratik cumhuriyet” kavramını Türkiye Cumhuriyeti başbakanının ağzına layık gören, mikrofonu her ele alışınızda “Kürdüüü, Çerkesiiii, Gürcüsüüü, Lazıııı” diye söze başlayan siz değil misiniz?

 

AB’nin Türkiye’deki etnik kimlikleri kışkırtmaya yönelik bütün plan ve politikalarına sizin hükümetiniz çanak tutmadı mı? Bu politikalar sizin iktidarınızın zaafları sayesinde yaşama alanı bulmadı mı?

 

“Türkiye’de Kürtler geçmişte ayrımcılığa uğramıştı” diyen sizin Cumhurbaşkanınız değil mi?

 

Türk milliyetçileri, ulusalcıları akla ziyan iftiralarla aylardır hapislerde tutulurken, “Kürtlere soykırım yapıldı” diyenlerin Atatürk’ün meclisinde cirit attığı ülke, sizin yönettiğiniz ülke değil mi?

 

Yıllarca “sivil çözüm” adını verdiğiniz siyasi yalanın rantını yediniz. TSK, terörle mücadeleyi “sivil iradeye” devretti, Genelkurmay Başkanı, üniforması ile Başbakanlık binasına gelip bakanlarınıza “tekmil” verdi..

 

Toplum, “PKK can çekişiyor” yalanıyla uyutulurken, Türkiye’nin “demokrasi” söylemi altında federasyonlaşmaya sürüklendiğini haykıranlar susturuldu, özgürlükleri ellerinden alındı, işlerinden güçlerinden edildiler, hayatları karartıldı…

 

İstediğiniz oldu işte, niye celalleniyorsunuz ki?

 

Ortalıkta,“Her gün on beş askerimizin kahpece şehit edildiği bir ortamda neyin sivil çözümü?”diyen kimse  bırakılmadı…

PKK’nın son  çırpınışları” masalına hükümetiniz de, TSK da, medyanız da, kamuoyunuz da inandırıldı…

 

İnandırıldı da ne oldu Sayın Başbakan?

 

Bakın, toplumu ittiğiniz bu yalan deryası şimdi sizi de yutmaya başladı..

 

Artık, Türkiye’nin parçalanmasının önündeki engel “ergenekoncular”, ulusalcılar, milliyetçiler falan değil…

 

Onlar, tarihin en kirli psikolojik savaşı sonucunda tasfiye edildiler

 

Bölücülüğün önünde “engel” olarak görülen artık

 

Bizzat sizsiniz…

 

“Milli şuur” taşıdığınızdan, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğüne inandığınızdan, oynanan büyük oyunu görmeye başladığınızdan değil…

 

Sadece Türkiye  Cumhuriyeti’nin (maalesef) Başbakanı  sıfatını taşıdığınız için…

 

Van’a gidişiniz, DTP adlı partinin milletvekili tarafından “Şaron’un Mescid-i Aksa’ya ayak basmasına” benzetildi..

 

Hükümetinizin ek ödeneklerle abâd ettiği bölge belediyesi, bütün imkanlarını sizin kente sokulmamanız için seferber etti.

 

Bayındırlık Bakanlığınızın döşediği taşlar, polisinizin kafasına atıldı…

Bölücü terörün dış güçler tarafından açıkça azdırıldığı bir ortamda tek taraflı ‘sivil çözüm’ olmaz” diyenleri şimdi anlayabiliyor musunuz Sayın Başbakan? ("Sivil-demokratik yöntemlere" geçişin şartlarının bulunmadığını, bölgeye yaptığınız bir-iki günlük gezide kendi gözlerinizle gördüğünüze; TSK da "askeri çözümün çözüm olmadığını" kabul ettiğine göre terörle kim ve nasıl mücadele edecek Sayın Başbakan’ım?.. Ayrıca, DTP tarafından organize edilen mitinglerin isminin "Ne AKP, ne Ergenekon; çözüm demokratik Cumhuriyet" olması ne kadar da ilginç Sayın Başbakan…Sırf bu slogan bile bir yol ayrımına geldiğinizin kanıtı değil mi?)

 

Buyrun size sivil çözüm!

 

Asker kendini çekti. Siz, sırf AB öyle istiyor diye 2004’ten beri papağan gibi “sivil çözüm de sivil çözüm” demiyor muydunuz?

 

Artık yetki elinizde, bırakın bağırıp çağırmayı, gözdağı vermeyi de “sivil çözümün” gereğini yapın…

 

“Gösteriler demokratik haktır” deyin,

 

“DTP’ye dokunan karşısında bizi bulur” deyin…

 

Devletin terörle mücadelede seçtiği “yeni rotayı” dikkate alacak olursanız, olup bitenleri doğal karşılamanız, hatta Cumhurbaşkanınız gibi “Geçmişte Kürtlere ayrımcılık yapıldı” demeniz lazım..

 

“Sivil çözüm” önce ‘hak vermeyi’ gerektirir çünkü..

 

Ama hiç de bu soğukkanlılığı göstermiyorsunuz…

 

Neredeyse, “Sıkıyönetim ilan edilsin, Diyarbakır cezaevi yeniden kurulsun” diyen olsa, “edelim, kuralım!” diye atlayacaksınız..

 

Neden?

 

Bölücülük, emperyalizmle el ele vererek  bu ülkenin milliyetçilerini ve milli ordusunu –tek kurşun atmadan-tasfiye ettikten,

 

Ve bu kirli savaşa iktidarınızı da alet ettikten sonra

 

Sıra size  geldiği için mi?

 

Yerel seçimlerde partinizin bölgeden zırnık bile alamayacağını gördüğünüz  için mi?

 

DTP’yi sandıkta yenme umudunu 3 günlük gezide tüketip, daha düne kadar feryat figan karşı çıktığınız “parti kapatma” yönteminden medet umar hâle geldiğiniz için mi?

 

DTP kapatılırsa, “demokrasiye kurşun sıkıldı” diye demagoji mi yapacaksınız, yoksa derin bir “oh” mu çekeceksiniz?

 

Sayın Başbakan…

 

Terörün tam da en fazla arttığı, artık bir "ayaklanma" görüntüsü kazandığı  bir ortamda "Terörle mücadelede sivile geçiş" konseptinin ne anlama geldiğini görmeye başladınız mı acaba?

 

Bölücü terör belasıyla baş başa bırakıldığınızın ve giderek yalnızlaştığınızın farkında mısınız?

 

“Terörle mücadele kurullarının”, “Yüksek kurulların” birer kandırmacadan ibaret olduğunu anlamaya başladınız mı?

 

Askerin sizi, büyük bir bağlılık sergilediğiniz AB’nin silahıyla (demokrasi-sivil çözüm söylemi) vurduğunu görebiliyor musunuz?

 

Ordusu iğdiş edilmiş bir seçilmiş sivilin terörle mücadelede yenilgiye mahkûm olduğunu söylesem…

 

Durup bir kez düşünür müsünüz, yoksa beni de Ergenekon kapsamında gözaltına mı aldırırsınız?

 

Bir de şu var Sayın Başbakan...

 

Partiniz hangi ‘bedelin’ karşılığında kapatılmadı? Bu ‘derin’ pazarlığı en iyi siz biliyorsunuz…Partiniz, güneydoğunun yerel seçimlerde tümden kopmasını engellemek için kapatılmadı. Partiniz güneydoğuda “devleti” temsil edecekti…

 

Ama televizyonlardaki “ayaklanma” görüntülerine bakılırsa, böyle bir şansınız hiç yok…

 

Bir bardak soğuk su için Sayın Başbakan…

 

AKP ile devletin “kutsal mutabakatına” nazar mı değdi?

 

Dikkat edin, artık size kimsenin ihtiyacı kalmayabilir…

 

Hâlâ küçük şeylerle uğraşıyorsunuz Sayın Başbakan…

 

Hâlâ “sandıktan ben çıkacağım” mücadelesi veriyorsunuz..

 

Mesele, yerel seçimde güneydoğuyu kaptırıp kaptırmama meselesi değil artık…

Artık…

 

“Diyarbakır belediye başkanlığı postunu değil, sizin postunuzu; yani ülkenin yönetimini istiyorlar..

 

Talabani’yi Irak’ın tepesine oturtanlar,

 

Ve bu tercihten dolayı bir gün bile başı ağrımayanlar…

 

Sizin koltuğunuzu Osman Baydemir’e vermekte beis mi görecekler sanıyorsunuz?   

Çok geriden gidiyorsunuz Sayın Başbakan çoook…

 

Ne demiştik?

“Burası Ergenekon, buradan çıkış yok..”

 

Gelin siz şu “deniz feneri” meselesini küçümsemeyin..

 

Galiba sırada “İkinci Ergenekon operasyonu” var Sayın Başbakan…

 

Çünkü, siz bile “milli” kaldınız..

 

Siz bile…

 

------------------------------------------------

KİTAPSEVERLER İÇİN NOT: Son günlerde bedenen sık sık ayrı kalsam da kalbim Ankara’da… Bu nedenle daha duyarlı bir gözle tarıyorum Ankara ile ilgili haberleri, kitapları. Araştırmacı Feridun Büyükyıldız, çok önemli bir “Ankara kitabına” imza attı; ismi “Başka Kent Ankara”..Kitabın hazırlık aşamasında arşivlerde uzun süre çalışan yazar, Ulus gazetesinin 1939 yılından günümüze kadar olan bütün arşivini taradı. Dikmende kayak yapan hanımefendilerden, Gar inşaatı sırasında bulunan ham petrole kadar pek çok ilginç tarihi olayın belge ve fotoğraflarını gün ışığına çıkardı. “Siyasal yayınlarından”  çıkan “Başka Kent Ankara”da Ankara Garı’nın petrol çıkan inşaatından, Ulus tenis turnuvasının yapıldığı yıllara; hamalların kurduğu dernekten Hergele Meydanı’na düşen uçağa; gizemli bir cinayetten kayıp Katedral’e kadar pek çok ilginç olayı o yılların gazete haberleri ve fotoğraflarından okuyacaksınız. Ankara’nın kasvetli sokaklarını çok keyifli ve heyecanlı bir pencereden seyredeceksiniz. Mutlaka okuyun…