Fatma Sibel Yüksek6 Kasım 2007 14:55

Cemil Çiçek'in Masasındaki Belge (Ankara'dan İki Sahne) - Fatma Sibel Yüksek

"Hayal edemeyecekleri acılar yaşatacağız" diye konuşanların daha sonra "Operasyon için Sayın Başbakan'ın ABD ziyaretini bekliyoruz" deyivermeleri...Ben kendi adıma, rehin askerlerin teslim ediliş fotoğraflarını görünce, "hayal edemeyeceğim acılar" yaşadım... ... Bir-iki MHP milletvekili, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'i ziyaret ettiler. Konu şu: "Meclisten büyük bir çoğunluğun desteği ile tezkere alındığı halde, sınırötesi operasyonun bir türlü yapılamaması, halkın siyaset kurumuna olan olan güvenini yitirmesine neden olmaktadır. Bu tepkiden hepimiz zarar görürüz. İktidar partisi olarak harekete geçiniz ve tezkerenin gereğini yapınız..." Cemil Çiçek, "Arkadaşlar" dedi...

Cemil Çiçek'in Masasındaki Belge
(Ankara'dan İki Sahne)

Fatma Sibel Yüksek
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  03.10.2007
   
Sınırötesi operasyon konusunda oynanan tiyatro canınızı çok sıktı değil mi?

Kendinizi aptal yerine konulmuş, aşağılanmış, çadır devleti vatandaşı muamelesi yapılmış hissediyorsunuz..

"Kararlılığımızı kimse sınamaya kalkışmasın!"


haykırışları,

"Hâyâl edemeyecekleri acılar yaşatacağız!"


açıklamaları..

"Hayal edemeyecekleri acılar yaşatacağız"
diye konuşanların daha sonra "Operasyon için Sayın Başbakan'ın ABD ziyaretini bekliyoruz"

deyivermeleri...Ben kendi adıma, rehin askerlerin teslim ediliş fotoğraflarını görünce,
"hayal edemeyeceğim acılar" yaşadım...

En hazini de...

Başbakan'ın Washington'dan tezkere cebine sokuşturulmuş ve elleri bomboş dönerken bile,

"Operasyon konusunda kararlıyız"

diye kendi kendine konuşmaya devam etmesiydi.

( Sayın Başbakan, kendisini izlediğim pek çok yurt gezisinde partililere "Orta sahada top çevirmeyin, iş yapın iş!" diye sert bir ses tonuyla talimat vermiştir. Orta sahada top çevirenleri, gözü başı ayrı oynayanları hiç sevmez o... )
Elimize üç adet kırmızı telefon verip uçağa bindirdiler...

Bu kırmızı telefon işi, büyük devletlerin olur olmaz konularda vıdı vıdı yapan küçük ülkelere karşı kullandıkları en iyi oyuncaktır.

Emzik gibi bir şeydir kırmızı telefon..."Yoksa beni beğenmiyor musunuz" kompleksine giren "önemsiz" ülkelere daha fazla gürültü yapmasınlar diye hemen bir kırmızı telefon dayanır..

Geri kalmış ülkenin geri kalmış medyası da "flash..flash!!" koduyla manşet atar

" Kırmızı telefon hattı kuruldu!" diye..

Hiç kimse de cahil görünmemek için

"Yahu nedir bu kırmızı telefon, ne işe yarar? Kırmızı telefonla konşulan mavi telefonla konuşulamıyor mu? "


diye soramaz..Kırmızı telefon deyince akan sular durur...
Ben bu kırmızı telefon denilen şeyi İsrail'de kendi gözlerimle gördüm..

Beyrut kasabı Ariel Şaron,

"Ortadoğu barış süreci, Türkiye'nin arabulucu rolü, ihale, ticaret, alışveriş, Filistinli kardeşlerimiz.."

falan diye bir araba beylik lafı kağıttan okuyan Recep Tayyip Erdoğan'ı yarı uyuyarak dinledikten sonra, "Alın size kırmızı telefon!" dedi..Sonra da koca göbeğini hoplata hoplata güldü!
Ben de o zaman "Telaviv ile kırmızı telefon hattı!!!" diye haber yazdım..

Cümlenin sonuda da heyecandan iki adet ünlem ekledim..

İki ünlemi yeterli bulmayan yazı işleri, müdürü, haberime bir ünlem de kendisi ekledi ...(İsrail ile Mayıs 2005'te kurulan kırmızı telefon hattı bir kez bile kullanılmadan tarihe karıştı..)
..................................................................

Ankara'dan iki sahne...
SAHNE1:
Bir-iki MHP milletvekili, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'i ziyaret ettiler. Konu şu:

"Meclisten büyük bir çoğunluğun desteği ile tezkere alındığı halde, sınırötesi operasyonun bir türlü yapılamaması, halkın siyaset kurumuna olan olan güvenini yitirmesine neden olmaktadır. Bu tepkiden hepimiz zarar görürüz. İktidar partisi olarak harekete geçiniz ve tezkerenin gereğini yapınız..."
Cemil Çiçek, "Arkadaşlar" dedi...

"Biz, 21 Ekim 2007 günü, yani Sayın Başbakan'ın Londra'ya hareketinden hemen önce Genelkurmay'ımıza işte bu yazıyı gönderdik..." (Yazıyı gösterir) "Tezkerenin gereği için bütün hazırlıkların yapılmasını istedik; lakin, bize cevap bile verilmedi.. Rahatsızlığınızı bize değil, Genelkurmay'a ileteceksiniz...
MHP'li vekiller sustu kaldı...
................................................................................................................
SAHNE 2:
6 Kasım 2007 Salı..Yer TBMM...DTP'nin grup toplantısı.

Ahmet Türk kürsüde...Rehin askerin bırakılmasında "arabulucu" olmalarını eleştirenlere öfkeli..

Sırtını Amerikan emperyalizmine dayamış bölücü temsilci, devletin çözülmeye başlayan yapısını iyi okuyor..Dalgasını geçmekten de geri durmuyor...
"Askerleri kurtarmaya giden milletvetillerimiz hakkında açılan soruşturmaların hepsi milliyetçi, şoven duyguları tatmin etmeye yönelik!"
(Meali: Kamuoyunun gazını almaya çalışıyorsunuz, biz de gülüyoruz..)
Ahmet Türk devam ediyor:
"O çok değer verdiğiniz askerleriniz için siz değil biz bir şeyler yaptık! Cumhurbaşkanı, Washington, Kuzey Irak-MİT arasında kurulan telefon teması hoş oluyor da, bizim yaptığımız niye nâhoş oluyor?"
(Meali: PKK ile elaltından en üstdüzey teması kurdunuz, ama başarılı olamadınız..Daha fazla konuşacak olursanız, biz de bunları ifşa ederiz...)
Son meydan okuma da Bahçeli'ye:
"Tarih önünde hesap vereceksiniz!"
!!!!!!

İşte Ankara'nın hal-i pür melali budur...
Devlet bu noktaya getirilmiştir...

İtin ,köpeğin, bölücünün, kitapsızın, kansızın, vatansızın maskarası edilmiştir..

Ahmet Türk adlı adamın Mustafa Kemal'in Meclisi'nden savurduğu laflar, üniformalı- üniformasız bütün "devlet adamlarına" kapak olsun !
"GERÇEKÇİLİĞİN BU KADARI MORALİMİZİ BOZUYOR" DİYEN OKUYUCULARA NOT:

Daha büyük ihanetlere hazırlıklı olun, bunlar iyi günlerimiz..


Ancak şu tarihi gerçeği de kimse unutmasın: Burası bir Türk yurdudur... Ergenekon mucizesini gerçekleştiren Türkler'in yurdu...

www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007