Nuh'un gemisinin nerede karaya oturduğu tartışmalı bir konudur.
"Kutsal" kitap Eski Ahit'e göre Nuh'un Gemisi tufan sonrasında Ağrı Dağı'nın üzerinde karaya oturmuştur. Kuran-ı Kerim'e göre ise Nuh'un Gemisi'nin karaya oturduğu yer Cudi Dağı'dır. Bazılarının iddiasına göre ise burada kastedilenin bizim Cudi değil, Suudi Arabistan'da bir dağ olduğudur.
Nuh'un gemisi sadece çeşitliliği değil, aynı zamanda zorunluluğu temsil eder. Normal şartlarda biraraya gelmeyecek cinslerin zorunlu ikametgahıdır ve her bir arada tutulan sistem gibi, zor ortadan kalktığında dağılma süreci başlar.
Bir sisteme etki eden güçleri dört kategoriye ayırabiliriz:
a) Merkezkaç (İçerden dışarıya doğru etki eden güçler - Örnek : İç fraksiyonlar arası çekişmeler)
b)Merkezçek (Merkezkaç güçleri dengelemeye çalışan iç güçler : Örnek : Farklı gruplar arası ortak çıkarlar)
c)Dış Tehdit(Dışardan içeriye doğru iten güçler - Örnek : ortak dış tehdit)
d)Dış Cazibe (Dışardan dışarıya doğru çeken güçler - Örnek : Dış rant odakları)
Nuh'un Gemisi'ni bir "sistem" olarak ele alırsak;
Tufan; çok güçlü ve kaçınılmaz bir ortak dış tehdit olarak diğer bütün güçleri bastıran ve uzlaşmayı zorunlu kılan bir dış güç olarak bu gemideki normal zamanlarda uzlaşmaz cinsleri birarada tutmuştur.
Bu dış gücün ortadan kalkması ile birlikte geminin varlık nedeni geçersiz kalmıştır.
AKP bir çok açıdan bir Nuh'un Gemisi'dir. İkinci dönem ile birlikte içindeki cins sayısı daha da çeşitlenen bu geminin üzerinde yukarıda kategorize ettiğimiz cinsten bir çok güç vektörü etki etmektedir.
Fakat bu güçlerden en büyüğünün adı : "Rant"'tır.
Tayyip Erdoğan'ın; belediye başkanlığı döneminde edindiği ustalıkla, ustaca kavşağında durduğu bu rant mekanizması; İslamı basit bir muhasebe dinine çevirmekte beis görmeyenlerin Müslümanların kanına ekmek doğrayanlarla her türlü işbirliğine girmesinin arkasındaki temel dinamiktir.
Machiavelli'nin bile kanını donduracak nitelikteki bu yüzsüz pragmatizm bugün AKP kod adlı Nuh'un Gemisi'nin ana omurgası haline dönüşmüştür.
Yeni Harman'ın
Eylül sayısına verdiğimiz röportajda ortaya koyduğumuz tespit işte bu noktada devreye giriyor.
"Bizden olsa olsa parasız militer olur" başlıklı röportaj da demişiz ki...
"Önümüzdeki sürecin kilit cümlesi Abdullah Gül'ün
'yanıma işadamlarını alıp, dünyayı geceğim'
cümlesidir. Bu AKP'deki rant dağıtım mekanizmasında ciddi dönüşümler yaşanacağını gösteriyor. Tayyip Erdoğan'ın beslemesi gereken kadro ile Gül'ün beslemesi gereken kadro arasındaki çatışma AKP'nin sonunu getirirken, Türk Devleti'ne de istediği manevra alanını sağlayacaktır" |
Önümüzdeki süreçte ABDullah Gül ile Tayyip Erdoğan arasında küresel sermaye ile bir flört yarışına tanık olacaksınız.
Erdoğan iftarı Coca Cola ile açtı ve ekmeğini dünya medyasının en karanlık isimlerinden Rupert Murdoch ile paylaştı geçenlerde.
Gül ise Çankaya'da ön planda "halkın Cumhurbaşkanı" sahnesini kurarken, arka planda Merrill Lynch ile Sabah-ATV satışı ile ilgili görüşmeler yaptığı iddialar aldı başını gidiyor.
Geçenlerde Vatan Gazetesi'nde yeralan
"Gül'ün damadı da gemicilik işine merak saldı"
haberini de bu çerçevede; Gül-Erdoğan sermaye savaşlarının ilk işaret fişeklerinden biri olarak bir kenara not edin.
Hatta küresel sermayenin farklı kampları arasındaki çatışmaları bizzat Gül-Erdoğan ikilisinin temas haritası üzerinden takip eder noktaya gelebiliriz. (Örnek : Tayyip Coca-Cola ile iftar açtı, Gül HSBC ile açar mı? )
AKP; kurgu bir yapı olarak, adil ve akıllı bir rant lordu tarafından yönetildiği sürece, "muhafazakar demokrat" kavramı adı altında her türlü cinsin farklı çıkarlarını, kontrol ettiği devasa rant havuzunda eritebilir.
Lakin sorun; AKP'deki rant dağıtım mekanizmasının çift başlı /çift hakemli olduğu noktada başlar ki; belediye/ulusal çapta idare edilebilecek bu çift başlılık küresel sermaye ile dansetmeye başladığınız noktada, rakamların büyüklüğü ve çıkarların stratejik boyutu karşısında AKP'yi dağıtan ana merkezkaç kuvveti haline dönüşecektir.
Eski Ahit'e inanan Yahudilerin yamaklığını tercih eden o yüzsüz pragmatizmin temsilcileri adına Ağrı diyebilirdik ama biz yine de AKP'nin müslümanlardan teşekkül ettiğini varsayalım ve diyelim ki...
Çankaya tepesi; rantta nuhun gemisi modeli olan AKP'nin Cudi'sidir...
Birileri AKP'yi yeniden yüzdürecek bir tufan icad etmedikleri sürece, bize sadece suların yavaşça çekilmesini ve gemide artan huzursuzluğu izlemek kalır.
B.G.
|