Fatma Sibel Yüksek11 Eylül 2007 10:25

"Devr-i Sabık Yaratıyoruz" Diyemeyen AKP Bocalıyor - Fatma Sibel Yüksek

Eğer AKP'nin "akademisyen çalışması" görünümü verilmek istenen gizli taslağı "yeni bir anayasa" ise, bu Meclis'in "Kurucu Meclis" vazifesini üstlenmesi gerekir.. Eğer AKP, sıfırdan yeni bir anayasa hazırlıyorsa; yani 1982 Anayasası'nı kaldırıp yeni bir anayasa getirecekse; ortaya çıkıp aslanlar gibi, "Evet, bu yeni bir anayasadır. Devr-i sabık yaratıyoruz.." demelidir... O zaman, yok "cumhuriyeti kuran partiyiz", yok "Türk milliyetçiliği bizden sorulur", "yok Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diyenlerin ne yapacağını görmek isteriz...

"Devr-i Sabık Yaratıyoruz" Diyemeyen AKP Bocalıyor
(Ürkek Anayasa Girişimi)

Fatma Sibel Yüksek
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  11.09.2007
   

Türkiye Cumhuriyeti"nin 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Çankaya Köşkü'ne çıktı; memlekete hayırlı uğurlu olsun olsun. CHP lideri Baykal'ın "O sancak eğilecek mi?" şeklindeki haykırışları yeterli olmadı; sancak eğildi...

Sadece sancak eğilse iyi; seçim meydanlarında aslan kesilen, vatana ihanetten dem vurup yağlı urganlar savuran "MHP'li gardaşlarımız" da ziyadesiyle eğilip büküldüler..

Hele, son Söğüt şenliklerinde Tayyip Bey'in karşısında adeta 'kıyama' durdular, Başbakan'ın elini sıkmak için birbirlerini iteklediler..

Geçen yılki şenliklerde Ali Erdoğan'ın kafasını yaran "ülkücü gardaşlarımız" baktık bu yıl pek efendi takıldılar..Biz gazetelerde çıkan fotoğrafların yalancısıyız...

Bunları yazıyoruz diye hiç boşuna ters ters bakmayın Sayın MHP'liler..

Türk milleti sizden ve partinizden de hesap soracak. Ne kadar koltuk meraklısıymışsınız da bizim haberimiz yokmuş..

Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül, göreve bir dizi "sosyal etkinlikle" başladı...

Güpegündüz resepsiyon vermeler, bin kişinin elini bir saatte sıkıp buram buram terlemeler..

İşin 'protokol kuralları' kısmında bir miktar acemilik var..

Sayın Cumhurbaşkanı, sürekli gülümseyerek ve 'cool' davranarak muhtelif aksamaları gözden uzak tutmaya çalışıyor..

Örneğin, GATA'nın açılış töreninde subaylara dönerek "Merhaba arkadaşlar" demesi, Hipodrom'daki 30 Ağustos kutlamalarında geleni geçene 'düğün sahibi' gibi 'hoşgeldiniz' hareketleri yapması...

Protokolde iğreti duran şeyler bunlar..

Bin kişinin elini sıkmaya o kadar azmedip de buram buram terlemenin de gereği yoktu; nitekim yaver uyarıda bulunmak zorunda kaldı..

Bütün bu "yüksek rakımlı tepeye alışma" sıkıntılarının arasında, DTP sözcüsü Selahattin Demirtaş da

"Sayın Gül acaba Güneydoğu'ya cumhurbaşkanı olarak mı, yoksa başkumandan olarak mı gidecek?"

demesin mi?!

Aferin, güzel soru!

Böyle bir soruyu DTP'linin sorması daha da güzel..

DTP'nin AKP'ye yönelik taciz atışları güzel gidiyor.. Al sana "renkler mozayığının Meclis'te temsili.."

Neyse, bunlar önemli değil.. Aşılır bunlar, "Taç giyen baş akıllanır"...

Önemli olan Türkiye'nin nasıl bir rotaya sokulmuş olduğu...

Yönetimde Mısır modeli; yani tam bir tek parti iktidarı..

Sosyal yapıda Malezya, ekonomik yapıda Hongkong-Dubai modeli..

Oh ne âlâ!

Türkiye için öngörülen model bu kadar "ortaya karışık" bir şey olunca ideolojiler, toplumsal projeksiyonlar, siyasi aktörler de karman çorman oldu...
......................

Gelelim yazımızın ana konusuna...

Türkiye'nin rota değiştirmesinde en önemli kilometre taşı olan "anayasa hazırlığı" AKP sözcülerinin bütün demagojilerine ve bütün laf kalabalığına rağmen "gizliliğini" koruyor...

"Değiştirilemezlik niteliğine haiz 4 maddeyi değiştirecek misiniz, değiştirmeyecek misiniz?"

sorusuna net bir cevap veren yok.

Herkes kem-küm ediyor...

Oysa yüzde 47 oyla tek başınıza iktidara geldiniz,daha ne kem-küm yapıyorsunuz?

( Kendi halinde bir akademisyen görünümünde yaşayıp giderken birden bire Türkiye'nin en önemli adamlarından birisi olan Prof. Dr. Ergun Özbudun, gerçi Zaman ve Radikal gazetelerine verdiği 'tam sayfa' demeçlerde "dört madde değişmeyecek" demiş gibi oluyor ama, yarım ağızla...Tartışmayı getirip "laikliğin tanımına" düğümleyerek esas sorudan da bir güzel kaçıyor..Dört madde değişmeyecekse, neden bir "anayasa değişikliği paketinden" değil de "yeni anayasadan" sözediliyor? Hâlâ vurkaç taktiği ile gidiyorlar: Ne kadar tepki o kadar sahiplenme..)

Eğer AKP'nin "akademisyen çalışması" görünümü verilmek istenen gizli taslağı "yeni bir anayasa" ise, bu Meclis'in "Kurucu Meclis" vazifesini üstlenmesi gerekir..
Eğer AKP, sıfırdan yeni bir anayasa hazırlıyorsa; yani 1982 Anayasası'nı kaldırıp yeni bir anayasa getirecekse; ortaya çıkıp aslanlar gibi, "Evet, bu yeni bir anayasadır. Devr-i sabık yaratıyoruz.." demelidir...

O zaman, yok "cumhuriyeti kuran partiyiz", yok "Türk milliyetçiliği bizden sorulur", "yok Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diyenlerin ne yapacağını görmek isteriz...

Ama eğer AKP, böyle demiyor veya diyemiyor da

"Bu Meclis, öncekilerin devamıdır. Kurucu meclis niteliği yoktur, yapılan da sadece bir anayasa değişikliğidir"

diyorsa...

O zaman da değiştirilemez dört maddenin harfine dahi dokunamaz...

Evet, AKP'ye sorulacak soru budur:

"Yeni bir anayasa mı yapıyorsunuz; yoksa anayasa değişikliği mi yapıyorsunuz?"

Kim soracak acaba?




www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007