Behiç Gürcihan23 Mayıs 2005 11:41

NE KADAR C4 O KADAR NATO - İSTANBUL'A GÜVENLİK MASALLARI("Homeland Security" Çarı Olma Hayali Kuran mı Var?) - Behiç Gürcihan

24 Haziran tarihli ; "Kerkük'ün NATO İşgali ve Jandarma Türkiye" Senaryosu Derinleşirken Gaza Getirilen Türkiyebaşlıklı özel Jeo-Kritik'in ilk cümlesi"İstanbul'da gerçekleştirilecek NATO zirvesinin amblemine dikkatlice baktığınızda; köprünün altında resmedilen boğazın bir kartalın gölgesi olarak dizayn edildiğini göreceksiniz "şeklindeydi. Türkiye'nin Kerkük'e ancak bir NATO operasyonu ile sokulacağını ve bunun altyapısının provasının;İstanbul'a "ikiz" saldırıların yapıldığı hafta, HSBC saldırısından bir kaç yüz metre ileride gerçekleşmekte olan bir Harp Oyunu bünyesinde yapıldığını bu analiz bünyesinde ortaya koymuştuk.

Aşağıdaki resmi bir yerlerden hatırlıyor musunuz...


24 Haziran tarihli ;

"Kerkük'ün NATO İşgali ve Jandarma Türkiye" Senaryosu Derinleşirken Gaza Getirilen Türkiye

başlıklı özel Jeo-Kritik'in ilk cümlesi

"İstanbul'da gerçekleştirilecek NATO zirvesinin amblemine dikkatlice baktığınızda; köprünün altında resmedilen boğazın bir kartalın gölgesi olarak dizayn edildiğini göreceksiniz "

şeklindeydi.

Türkiye'nin Kerkük'e ancak bir NATO operasyonu ile sokulacağını ve bunun altyapısının provasının;

İstanbul'a "ikiz" saldırıların yapıldığı hafta, HSBC saldırısından bir kaç yüz metre ileride gerçekleşmekte olan bir Harp Oyunu bünyesinde yapıldığını bu analiz bünyesinde ortaya koymuştuk.

Sonra geçen Haziran ayında İstanbul'da; İstanbulluların hayatını felç eden NATO zirvesi gerçekleşti.

NATO'nun yeni üyelerinin teşkilata katılımlarının da kutlandığı bu zirvenin en önemli özelliklerinden bir tanesi ;

NATO zirvesi için, sadece zirvenin bulunduğu bölgenin değil;

zirvenin yapıldığı şehrin bütün GÜVENLİK YÖNETİMİNİN ULUSLARÜSTÜ düzeyde ele alınmasıydı
.

Burada; uluslarüstü tanımlamasını özellikle kullanıyorum.

Sonuçta NATO'nun;

Her ulusun eşit olarak temsil edildiği ve karar/yönetim/icra mekanizmalarında eşit olarak yeraldığı bir ULUSLARARASI yapı olduğunu zannetmek için su katılmamış bir NAİF olmak lazım.

Bize küresel düzen diye yutturulmaya çalışılan sistemin; birilerinin egemen olup, meşru bir zemin yaratmak için diğerlerini şeklen/kısmen dahil ettiği ULUSLARÜSTÜ yapılar olduğunu artık sokaktaki çocuk bile görüyor.

Tabi bazılarımız, dilediği zaman çıkabildiği sürece, bu tarz yapılara egemenlik devrinde bir sakınca görmüyor.

Neticede bu ülkeyi;

Aycell'i de, ulusal egemenliği de, sanki babalarının malıymış gibi ona buna devretmeyi marifet sayan zihniyetler yönetiyor.

Neyse konuyu dağıtmayalım;

İşte sözkonusu zirvenin sembolünde kıtaları birleştiren köprünün altında resmedilen BOĞAZ'ın KARTAL şeklinde oluşu dikkatimi çekmişti fakat adı komplocuya çıkmış biri olarak bu sembole sadece dikkat çekmekle yetindim.

Bu sembolü unutmuştum ki;

Geçenlerde bindiğim taksinin ön camının sağ üst köşesinde hologramlı ve üzerinde bir numara bulunan bir çıkartma gördüm.

Çıkartmanın orta yerinde NATO zirvesinin sembolü duruyordu ve altında ise şerit halinde Aygaz firmasının reklamı.

O sırada; Tayyip Erdoğan'a oy verdiği için nasıl pişman olduğunu anlatmakla meşgul taksi şoförünün sözünü kesip, çıkartmanın NATO zirvesinden mi kaldığını sordum...

Verdiği cevap üzerine öğrendim ki;

İl Trafik Komisyonu'nun kararı ile bütün taksilere takılacak olan bu hologramlı çıkartmanın amacı;

korsan taksilere karşı önlem almakmış.

Korsan taksilere karşı alınan önlemin üzerinde;

İstanbul'un üzerine vuran Kartal gölgesi ile NATO Zirvesinin sembolü...

Böyle anlarda disiplin yoksunu beynimin çalışma şeklinden olsa gerek bir anda aklıma bir kaç şey geldi :

1) Ofisindeki özel sohbetlerde, "en genç emekli edilen orgeneral" olduğundan hayli şikayetçi olan ve içinden çıktığı kurum hakkında hayli nahoş sözler sarfettiği belirtilen biricik bir emekli askerimiz mevcut. Ben bu sohbetlerde bulunanların yalancısıyım ama bu şahıs; (28 Şubat sürecinde dolaylı yollarla tabanı nezdinde kahramanlaştırıp, liderleştirdikleri ile bugün hayli yakın mesai içinde olduğundan olsa gerek); artık, "sivillerin askerlerin terfi sistemine müdahil olması gerektiğini ve bunun demokrasi gereği" olduğunu savunuyormuş.

Bu sözleri duyup da, Yahudi lobilerinin Türkiye'deki ikna gücüne hayran olmamak mümkün değil ama konumuz başka.

İşte bu zat; 9-12 Haziran tarihleri arasında İstanbul'da,

"Homeland Security İstanbul" başlıklı fuarın düzenlenmesinde rol alıyor. Hatta gazetelerde görmüşsünüzdür; yüzlerce FBI ajanını Türkiye'ye getireceğini.

AKP ile yakın ilişkilerinden olsa gerek;

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın himayesinde ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun koordinasyonunda düzenlenecek olan "Demokrasi ve Küresel Güvenlik Konferansı" da; bu "Homeland Security" fuarı ile senkron çalışacak ve 1100 kişilik delegasyonu konferans sonrası doğrudan fuar alanına taşıyacak.

Katılanlar arasında FBI'ın olduğu belirtildi ama MOSSAD ve diğerleri unutuldu.

Hem Türkiye'nin güvenlik altyapısına bu kadar emek verip, hem de böyle bir fuardan mahrum bırakılacaksın. Hiç olur mu? AKP ve Çevik Bir'in böyle bir saygısızlığa içi elverir mi?

Hem Yeşilköy'le, CNR arası kaç yüz metre ki. Yeşilköy'deki ofislerinden yürüyerek bile gelir çocuklar.

Kısacası İstanbul ismi ile Güvenlik ve daha doğrusu "Küresel Güvenlik" kavramını yanyana koyan ve belli merkezler tarafından inşa edilen bir süreçle karşı karşıyayız.

2) Tam bu sıralarda; PKK kod adlı operasyonun vitrinindeki terör örgütünün artık şehirlerde eylem koyacağı medya gündemine taşınıyor ve şansa bakın ki; güvenlik kuvvetleri Haliç Köprüsü'nün ayağında bir C4 kalıbını , "son anda" farkedip, bütün trafiğin durdurulduğu bir operasyonla imha ediyor.

Kısacası; İSTANBUL adı bu sefer; PKK kod adlı operasyon üzerinden GÜVENLİK kavramı ile, hem de şehir halkını "terörize" ederek yanyana konuyor.

Bu yapılırken; Emniyet ve İçişleri Bakanlığı "bombayı farkedip imha eden" etkinliği ile bonus psikolojik harp puanlarını topluyor.

Emniyet çalışıyor diye mi sevinsek...

Şehri gözetleyesiniz diye kurulan onca kameradan bir kaç tanesini şu köprülerin ayaklarını görecek şekilde kursaydınız bari işe yarardı diye mi yerinsek...

3) Belki farkında değilsiniz ama; İSTANBUL şehri, GÜVENLİK bahanesi ile her tarafı 24 saat gözetlenen bir yapıya kavuşmuş durumda. Londra'dan sonra en fazla kameraya sahip şehir olduğumuz belirtiliyor.

Bu tarz gözetleme sistemlerinin mevcudiyetinin güvenlik açısından faydasını inkar etmek kolay değil.

Sorun; bu gözetleme sistemlerinin altındaki teknolojinin kime ait olduğu ve en önemlisi GÖZETLEYENLERİ nasıl DENETLEYECEĞİMİZ.

Kısacası;

Gözetleyenlerin; başkaları tarafından GÖZETLENMESİ ve bizim tarafından DENETLENEMEMESİ sorunu ile karşı karşıyayız.

Bir taksinin camında gördüğüm etiketten nerelere geldik;

NATO amblemli hologramdan;

Bir NATO disiplini ile yetişmiş emekli paşanın; Beyaz Saray'ın jargonunu değiştirme lüzmu bile duymadan düzenlediği "Homeland Security" fuarına

ve oradan

NATO'nun İslam konseptine uygun siyasi kadroların İstanbul'da güvenliği sağlama yönündeki çalışmalarına.

Düşünce sistematiğimizi bu kadar başıboş bırakmışken

son noktayı koyalım.

"Homeland Security" kavramına bu kadar teşne olanlar;

bir gün bir de yine ABD'deki uygulama çerçevesinde "Homeland Security Czar" (Güvenlik Çarı)

kavramını ortaya atarlarsa;

Hele hele bu İstanbul'da düzenlenecek bir kaç seri

bombalı saldırı sonrasında;

İstanbul'un idari olarak Türkiye'den ayrışmasını hedefleyenlerin ekmeğine yağ süren bir psikolojik konjonktürde kurgulanırsa (Şimdiden medya güllerinin , "İstanbul'un güvenliği ayrı bir yapıda ele alınmalı" zevzekliklerini görür gibiyim)

değmeyin birilerinin keyfine.

Bir tarafta;

Erken emekliliklerini yeni makamlarla telafi etmek için AKP'den meden umanlar,

Diğer taraftan iktidardan erken emekli olmamak için; NATO gibi ULUSLARÜSTÜ yapılarla sembolleşen küresel yapılara nasıl hizmet edeceklerini şaşıranlar
.

İSTANBUL ve KÜRESEL GÜVENLİK adlarını yanyana koyan her türlü sürece karşı uyanık olalım.

PKK kod adlı operasyonun; İstanbul'a doğru yönlendirilmesi;

NATO'nun "Acil Müdadale Gücü" (Rapid Response Force)'nün

Maslak'ta konuşlanması
ve NATO kafalıların faaliyetleri paralel süreçlerdir.

Oyun; "korkut ve yönlendir" oyunudur.

Korkup, yönlenenlere duyurulur.

B.G.