Fatma Sibel Yüksek29 Temmuz 2007 17:17

Ankara'da 6 Koldan Anayasa Savaşı

Belli başlı hazırlıklar şunlar: BİR; Bilkent Üniversitesi'nde Prof Dr. Ergun Özbudun'un başkanlığında yapılan çalışma -ki bu atölyeye ABD'nin yakın ilgisi biliniyor- İKİ; AKP'nin Burhan Kuzu ile başlatıp, Zafer Üskül'ün 'açılım ve atılımlarıyla' sürdürdüğü dinamik çalışma.. ÜÇ; TÜSİAD ve bir kısım masondan destek bulan, YÖK merkezli çalışma..

ANKARA'DA 6 KOLDAN ANAYASA SAVAŞI

Fatma Sibel Yüksek
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  30.07.2007
 
 
Kendisine 11 Eylül olayıyla zemin hazırlayan Atlantik saldırganlığına daha fazla  direnemeyeceğimiz aslında belliydi..Rusya gibi ülkeler, güçlü altyapıları ve Putin gibi bir lider bulmanın şansıyla süreçten varlıklarını koruyarak çıktılar. Zavallı Irak'ın  ve Afganistan'ın düştükleri hal ortada, İran direniyor..Biz de emperyalizmin Türkiye'deki dayanakları olan mandacı, cemaatçi, alt kimlikçi, demokrat ve neoliberal görünümlü işbirlikçilere karşı, bu ülkenin milli aydınları olarak, Atatürk ilkeleri çevresinde sağlı-sollu direnmeye çalıştık...

Ama, olmadı..
 
Kurumlar, bireylerin gösterdiği cesaret ve direnme gücünü gösteremedi. Kimi Pentagon'a boynunu uzattı, kimi Meclis'te 75 sandalye kapmaya fit oldu, kimi Dolmabahçe sarayının taş duvarları arasında Mustafa Kemal'in kemiklerini sızlattı...
 
Makarna ve kömür karşılığında oy veren insanlara kızmak için, açlığın ne demek olduğunu bilmemek gerekir..Açlığın pençesine düşmüş bir insan, midesine girecek sıcak bir yemeğin kimden geldiğine bakma imkanına sahip değildir. Hiç birimiz, çocuğunu parasızlıktan okula gönderemeyen anneden, Başbakan'ın meydanlarda övünerek anlattığı 17 YTL yardımı geri çevirmesini bekleyemeyiz..
 
Halka kızmanın kimseye faydası yok; ortada bu kadar çok "satıcı" varken gücümüz garibana yetmesin. Kaldı ki halk, kendi istikbalini ve onurunu savunan 'aydınına' ihanet etmiş bile olsa, bu dünyanın sonu değildir. Milli mücadeleyi başlatmak için Anadolu'ya sığınan Mustafa Kemal'i şehre sokmayanlar da oldu bu topraklarda..Kuvvayı Milliye'cilere erzak vermeyip taşla kovalayanlar da...
 
Önümüze bakacağız...

Ama, Mustafa Kemal tarafından kurulan  Milli Devlet'in kalelerinden büyük bir bölümünün düştüğü gerçeğini görerek önümüze bakacağız..
 
 B ve C planları üzerinde kafa yoracağız..
 
"Yüzde 47 Devlet Planı mı?" başllıklı yazımızda okuduğunuz gibi,  devletin ayakta kalabilmiş son 'milli unsurları' da "Türkiye'nin bölünme tehlikesinin  ancak AKP ile aşılabileceğine" kendisini inandırmış durumda .."Küresel planları bozamıyoruz, bari içinde olalım" mantığının bir uzantısı bu..Ya da, kendisini hâlâ "ipleri elinde tutan" mevkiinde görme ihtiyacı..
 
Hatırlanacağı üzere, MİT'in yaptığı 'ulus devlet' açıklaması ve Cevat Öneş'in tezleri ile bu politikanın ilk işaretleri yılbaşında verilmişti..Umarız, insan psikolojisinin en  tehlikeli hallerinden birisi olan "kendini kandırma"nın sonuçları ile en ağır biçimde yüzleşmezler..
................
 
Konumuza gelirsek,
 
AKP'nin 'solcusu' Zafer Üskül, daha mazbatasını almadan, "Atatürkçülüğü anayasadan çıkaralım" buyurdu..Bunun, öylesine bir entellektüel tartışma girişimi olduğunu düşünmemek lazım.. Üskül'ün zamanlamasını tuhaf bulup "acul" davranmakla eleştirenler de yanılıyor.. Türk Devleti'ni küresel şeytanların, Ermeni Patrikhanesi'nin, Barzani ve Talaba'nin, Yunanistan'ın, ABD'nin, AB'nin, İsrail ve  Vatikan'ın desteği ile teslim alanların hiç gecikmeksizin halletmesi gereken iş, yeni bir anayasadır..

Anayasalar, devletin biçimini ve işleyişini belirleyen temel belgelerdir. Her anayasaya devleti kuran ideolojinin izleri düşer..Artık devlet el değiştirdiğine göre, AKP iktidarı Mustafa Kemal'in anayasası ile yola devam edemez..

Çünkü AKP, devleti yeniden kuruyor... 

Ankara'daki "anayasa savaşları" yeni değil.. Son Türk devletinin makas değiştireceğini gören her akıllı kesim insanı, aylardır harıl harıl "anayasa taslağı" hazırlıyor...
 
Belli başlı hazırlıklar şunlar:
 
BİR; Bilkent Üniversitesi'nde Prof Dr. Ergun Özbudun'un başkanlığında yapılan çalışma -ki bu atölyeye ABD'nin yakın ilgisi biliniyor-
 
İKİ; AKP'nin Burhan Kuzu ile başlatıp, Zafer Üskül'ün 'açılım ve atılımlarıyla' sürdürdüğü dinamik çalışma..

ÜÇ; TÜSİAD ve bir kısım masondan destek bulan, YÖK merkezli çalışma..
 
DÖRT;  Küreselleşmenin dışladığı aşırı İslamcı unsurların alternatifi olan "Hilafet Anayasası"...
 
BEŞ;  AB Derneği Başkanı Haluk Günuğur başkanlığındaki AB destekli çalışma. (AB Genel Sekreterliği de işin içinde..)

ALTI; DTP ve Kürtçü gruplar tarafından yürütülen "federasyon" tezine dayalı anayasa taslağı..
 
Nasıl? Beğendiniz mi?
 
Ne demiş Mao? "Bin çiçek açsın, bin fikir yarışsın"
 
Bu kadar 'renkli' bir Meclis'e, böyle 'renkli' bir anayasa arayışı yakışır..Tıpkı, Sivas Kongresi'nden sonra kurulan ve içinde etnik kimlikllerin, cemaatlerin, mandacıların cirit attığı 1. Meclis gibi....
 
Peki, "milli unsurların" eli boş mu  duruyor? Yok mu onların bir 'anayasası'?

Ankara kazan, ben kepçe arıyorum..Bulur bulmaz yazacağım, söz!
 
 
(Tayyip Bey'den merhamet dilenen tatlı su balıkları için not:)
 
"ERKEK GİBİ SAVAŞSAYDINIZ, KADIN GİBİ AĞLAMAZDINIZ.."
Granada Emiri Ebu Abdullah Muhammed, ülkesini hiç direnmeden 50 maddelik bir anlaşma ile 'Kirli İsabel'e teslim ettikten sonra, İspanyolların bugün "Arabın Ağladığı Tepe" ismini verdikleri yerden, Elhamra Sarayı'na son kez bakarken gözyaşlarına hakim olamaz..Emir'in annesi Ayşe Sultan'ın tarihe geçen sözü ise şöyle: "Ağlama Emir ağlama..Eğer erkek gibi savaşsaydın, şimdi kadın gibi ağlamazdın!"
 
 












www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007