|
Ciddi
söylüyorum, memnunum...
AKP eğer yüzde 50'yi bulan
bir destekle ikinci kez tek başına iktidara gelmiş olmasaydı;
Başta "Kabusla
uyanırsınız" edebiyatı yapanlarla, Nur
Serter Abla'yı liste başına koyarak cumhuriyeti
kurtacağını zannedenlere inanmaya devam edecektim...
Sonra, dizim dizim
medya yalakasının konumlarında hiç
bir değişiklik yapmadan, bu kez Baykal veya Bahçeli ile
birlikte ANA uçağında gerdan kırmaya
devam ettiklerini görüp kan beynime
sıçrayacaktı... Yine maraza
çıkaracaktım, yine "geçimsiz" ben
olacaktım..
(Parantez
açılmışken belirteyim, CHP-MHP iktidarının gelmekte
olduğuna kendini inandıran ANA uçağı müdavimleri,
MHP ve CHP genel
merkezlerinde yavaştan saf tutmaya başlamışlardı. Muhatapları
da hemen
kuçak açmıştı maşallah!)
Başka nelere sinir olacaktım? Daha
koltuğa oturmadan,
"AB
ile sorunumuz yok" mesajları vermeye başlayan
"Atatürkçü'lerle,
"Küreselleşmeye karşı değiliz" diye
ahkam makamına
geçen "milliyetçileri"
ne diyeceğimi bilemeden, şaşkın şaşkın izleyecektim...
Üstelik, iktidara gelip
oturacaklardı ve ben sırf bunca zamandır yazdıklarım bir anda boşa
gitmesin diye, "denge politikaları"
yürütmeye, kartel medyasının kalemşörleri
gibi "eyyamcılık" yapmaya başlayacaktım..
Bunun adı da,
"Türkiye kritik bir süreçten
geçiyor, bazı kurumlara ilişkin eleştiri hakkımı şu aşamada
saklı tutuyorum"
olacaktı...
Bir süre sonra, mağdur
duruma düşmüş olan AKP'lilere acımaya, kendimi onlara
yakın hissetmeye başlayacaktım.
"Bizim gözümüzün
üstündeki kaşı görüyordunuz Fatma
Hanım, bakıyoruz şimdi dut yemiş bülbüle
döndünüz.."
dediklerinde, politikacı
kıvraklığında cevaplar yetiştirmeye çalışacaktım...
"Millet
ülkenin kaderine el koydu" havalarına girip, icra
bakanlıklarını şöyle bir dolaşayım demeye kalkıştığım anda
görecektim ki, ihale masalarının başına yeni ekipler oturmuş!
Yiyiciliğin ve soygunculuğun "dava
için yapıldığında" mübah olduğunu bu kez onlar
anlatmaya başlamış!
Sonra Allah korusun, "AKP mağduru gazeteci"
olarak belki de basına geri dönecektim..
Bir de bakacaktım ki her şey eski hamam, eski tas...
Dün
Erdoğan'a övgü düzenler, şimdi de oturmuş
Baykal'a güzelleme
işliyor...
"Mücadeleden
galip çıkmış gazeteci" havalarında olduğum
için,
önceleri bu durum pek rahatsız etmeyecekti; ama aradan bir
kaç ay
geçince bu ağır kişiliksizlik ve menfaatçilik
karşısında tiksinti
duymaya başlayacaktım.
"Problem insan" olmak fazla zamanımı
almayacaktı.
Tepkisel bünyem, beni yine uyum halkalarının dışına
savuracaktı. Üstelik bu kez,
"Sen de kimseyle geçinemiyorsun kardeşim! Herkes mi
kötü?"
eleştirisine cevap veremez duruma düşecektim..
AKP bu kadar
güçlü bir şekilde tekrar iktidara gelince,
ben de "muhaliflik onurumu" kurtarmış oldum, Allah'a çok
şükür!
Şimdi diyeceksiniz ki,
"Ey Açık İstihbarat'ın 'derin komplo
yazarı! (Hürriyet'in deyimidir)..Bunca aydır AKP'nin
kapatılmasından
tut, seçimlerin erteleneceğin kadar bir araba
dolusu 'siyasi öngörü'
yazdın..'AKP çarşafa dolandı, bir daha iflah olmaz' diye
yazılar
döktürdün; seçim sandığından
çıkan bu neticeyi şimdi nasıl
değerlendiriyorsun?"
Rahmetli babamın zengin bir
müteahit arkadaşı vardı..CHP'li bir
adamcağızdı..
Sağ-sol kavgasının en ağır günlerinde, bir grup
ülkücü
genç yolunu kesip,
"Pis
komünist! seni bu mahallede istemiyoruz!"
dediler..
Mustafa Amca, baktı baktı..
"Benim b.k
gibi param var oğlum, komünist siz olun!"
dedi..
Ben de diyorum ki, halkımızın ülkenin
bölünmesi,laik
demokratik düzenin el değiştirmesi, milli varlıkların bir bir
yabancılara satılması, yerli gelir kaynaklarının yağmalanması,
Pentagon'da federasyon haritalarına son rötuşların yapılması
gibi bir
derdi yokmuş!
Bikini mayonun
üstüne şortu geçirip tatil yerlerini
terkedenler bile, AKP'ye oy vermeye koşmuş!
Valla benim ne "gelecekleri n'olcak?" diye dertlenecek çoluk
çocuğum, ne
"beni
buradan atarlarsa içinde kim oturacak?"
tasasına
düşeceğim evim arabam; ne "Beni
APK'ya sürecekler" diye uykumu
kaçıracak makam ve mevkiim, ne şirketim, ne gayrı
menkulüm, ne bankada
hesabım, ne de dikili ağacım var..
Dolayısıyla, "Milliyetçi"
ve "devletçi" olunacaksa siz olun!
Ha, ben kendi adıma, darağacına bile
"Türk
milliyetçisi" olarak
gitme kararlılığına sahibim...
Rüzgara göre yön değiştirmekten başı
dönenleri, hangi konumda olursam olayım kalemime
dolayıp, keyif
çıkarmaya devam edeceğim Allah'ın izniyle...
"Yazdıkların niye
tutmadı, AKP neden daha fazla güç
kazandı?" diye soranlara, samimi bir itirafım var:
Bir yerlerde satıldık valla...Artık Dolmabahçe'
de mi; Papermoon'da
mı, yoksa muhalefet genel merkezlerinin arka
odalarında mı...
Bilemem...
Velhasıl, bir kaç noktada
satıldık...
Bir de baktık ki "kabusla uyanmışız"....
"Fenersiz
yakalanmışız!"
"Sözde
değil, özde" yanılmışız..
|