Fatma Sibel Yüksek23 Temmuz 2007 16:04

AKP'nin Zaferinden Memnunum - Fatma Sibel Yüksek

"Yazdıkların niye tutmadı, AKP neden daha fazla güç kazandı?" diye soranlara, samimi bir itirafım var: Bir yerlerde satıldık valla...Artık Dolmabahçe''de mi; Papermoon'da mı, yoksa muhalefet genel merkezlerinin arka odalarında mı... Bilemem...

AKP'nin Zaferinden Memnunum

Fatma Sibel Yüksek
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  23.07.2007
 
 Ciddi söylüyorum, memnunum...
 
AKP eğer yüzde 50'yi bulan bir destekle ikinci kez tek başına iktidara gelmiş olmasaydı; 
 
Başta "Kabusla uyanırsınız" edebiyatı yapanlarla, Nur Serter Abla'yı liste başına koyarak cumhuriyeti kurtacağını zannedenlere inanmaya devam edecektim...
 
Sonra, dizim dizim medya yalakasının konumlarında hiç bir değişiklik yapmadan, bu kez Baykal veya Bahçeli ile birlikte  ANA uçağında gerdan kırmaya devam ettiklerini görüp kan beynime sıçrayacaktı... Yine maraza çıkaracaktım, yine "geçimsiz" ben olacaktım..
 
(Parantez açılmışken belirteyim, CHP-MHP iktidarının gelmekte olduğuna kendini inandıran ANA uçağı müdavimleri, MHP ve CHP genel merkezlerinde yavaştan saf tutmaya başlamışlardı. Muhatapları  da hemen kuçak açmıştı maşallah!)
 
Başka nelere sinir olacaktım? Daha koltuğa oturmadan,

"AB ile sorunumuz yok" mesajları vermeye başlayan "Atatürkçü'lerle, "Küreselleşmeye karşı değiliz" diye ahkam makamına  geçen "milliyetçileri"  

ne diyeceğimi bilemeden, şaşkın şaşkın izleyecektim...
 
Üstelik, iktidara gelip oturacaklardı ve ben sırf bunca zamandır yazdıklarım bir anda boşa gitmesin diye, "denge politikaları" yürütmeye, kartel medyasının kalemşörleri gibi "eyyamcılık" yapmaya başlayacaktım..

Bunun adı da,

"Türkiye kritik bir süreçten geçiyor, bazı kurumlara ilişkin eleştiri hakkımı şu aşamada saklı tutuyorum" 

olacaktı...
 
Bir süre sonra, mağdur duruma düşmüş olan AKP'lilere acımaya, kendimi onlara yakın hissetmeye başlayacaktım.

"Bizim gözümüzün üstündeki kaşı görüyordunuz Fatma Hanım, bakıyoruz şimdi dut yemiş bülbüle döndünüz.."

dediklerinde, politikacı kıvraklığında cevaplar yetiştirmeye çalışacaktım...
 
"Millet ülkenin kaderine el koydu" havalarına girip, icra bakanlıklarını şöyle bir dolaşayım demeye kalkıştığım anda görecektim ki, ihale masalarının başına yeni ekipler oturmuş!

Yiyiciliğin ve soygunculuğun "dava için yapıldığında" mübah olduğunu bu kez onlar anlatmaya başlamış!
 
Sonra Allah korusun, "AKP mağduru gazeteci" olarak belki  de basına geri dönecektim..

Bir de bakacaktım ki her şey eski hamam, eski tas...


Dün Erdoğan'a övgü düzenler, şimdi de oturmuş Baykal'a güzelleme işliyor...

"Mücadeleden galip çıkmış gazeteci" havalarında olduğum için, önceleri bu durum pek rahatsız etmeyecekti; ama aradan bir kaç ay geçince bu ağır kişiliksizlik ve menfaatçilik karşısında tiksinti duymaya başlayacaktım.

"Problem insan" olmak fazla zamanımı almayacaktı.

Tepkisel bünyem, beni yine uyum halkalarının dışına savuracaktı. Üstelik bu kez,

"Sen de kimseyle geçinemiyorsun kardeşim! Herkes mi kötü?"


eleştirisine cevap veremez duruma düşecektim..
 
AKP bu kadar güçlü bir şekilde tekrar iktidara gelince, ben de "muhaliflik onurumu" kurtarmış oldum, Allah'a çok şükür!
 
Şimdi diyeceksiniz ki,

"Ey Açık İstihbarat'ın 'derin komplo yazarı! (Hürriyet'in deyimidir)..Bunca aydır AKP'nin kapatılmasından tut, seçimlerin erteleneceğin kadar bir araba dolusu  'siyasi öngörü' yazdın..'AKP çarşafa dolandı, bir daha iflah olmaz' diye yazılar döktürdün; seçim sandığından çıkan bu neticeyi şimdi nasıl değerlendiriyorsun?"
 
Rahmetli babamın zengin bir müteahit arkadaşı vardı..CHP'li bir adamcağızdı..

Sağ-sol kavgasının en ağır günlerinde, bir grup ülkücü genç yolunu kesip,

"Pis komünist! seni bu mahallede istemiyoruz!"

dediler..

Mustafa Amca, baktı baktı..

"Benim b.k gibi param var oğlum, komünist siz olun!"


dedi..

Ben de diyorum ki, halkımızın ülkenin bölünmesi,laik demokratik düzenin el değiştirmesi, milli varlıkların bir bir yabancılara satılması, yerli gelir kaynaklarının yağmalanması, Pentagon'da federasyon haritalarına son rötuşların yapılması gibi bir derdi yokmuş!
 
Bikini mayonun üstüne şortu geçirip tatil yerlerini terkedenler bile, AKP'ye oy vermeye koşmuş!

Valla benim ne "gelecekleri n'olcak?" diye dertlenecek çoluk çocuğum, ne

"beni buradan atarlarsa içinde kim oturacak?" tasasına düşeceğim evim arabam; ne "Beni APK'ya sürecekler" diye uykumu kaçıracak makam ve mevkiim, ne şirketim, ne gayrı menkulüm, ne bankada hesabım, ne de dikili ağacım var..
 
Dolayısıyla, "Milliyetçi" ve "devletçi" olunacaksa siz olun!
 
Ha, ben kendi adıma, darağacına bile  "Türk milliyetçisi" olarak gitme kararlılığına sahibim...

Rüzgara göre yön değiştirmekten başı dönenleri, hangi konumda olursam olayım kalemime dolayıp, keyif çıkarmaya devam edeceğim Allah'ın izniyle...
 
"Yazdıkların niye tutmadı, AKP neden daha fazla güç  kazandı?" diye soranlara, samimi bir itirafım var:
 
Bir yerlerde satıldık valla...Artık Dolmabahçe' de mi; Papermoon'da mı, yoksa muhalefet genel merkezlerinin arka odalarında mı...
 
Bilemem...
 
Velhasıl, bir kaç noktada satıldık...

Bir de baktık ki "kabusla uyanmışız"....
 
"Fenersiz yakalanmışız!"
 
"Sözde değil, özde" yanılmışız..
 










www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007