Fatma Sibel Yüksek6 Temmuz 2007 09:22

AKP'nin Kalemleri McCarthyciliğe Soyundu - Fatma Sibel Yüksek

Sahi, bir parti yetkilisini, yüksek meblağlı bir reklam için tehdit ettiğin gizlice banda alınmış mı senin? Var mı böyle bir şeyden haberin? Sonra, bir başka parti yetkilisi ile ortak şirket kurup reklamları hortumlamak istediğin söyleniyor?

AKP'nin Kalemleri Mc-Carthyciliğe Soyundu...

Fatma Sibel Yüksek
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  06.07.2007
   

Bu ne hezeyandır, bu ne histeridir...25 yaşınıza kadar başınızda birer takkeyle hu çektiğiniz karanlık tekkelerden kalma talimli ipincecik sesinizle, şimdi gazete köşelerinden çığlıklar atıyorsunuz...

"Ulusalcı çeteler" yakalanmış..Silah depoları, porno CD'ler, devletin gizli belgeleri (İnternetten 5 dakikada indirilen kırmızı kitap gibi) ele geçiriliyormuş...

İyi ya işte...

Ne güzel; devlet görevini yapıyor, bu tür yasadışı girişimlere göz açtırmıyor demek ki..

Devletin, sizin ipincecik sesinizle attığınız efemine çığlıklara, desteklere ihtiyacı mı var?

Yasaya göre 'gizlilik içinde yürütülmesi gereken" hazırlık soruşturmaları tamamlansın, cumhuriyet savcıları uygun görürlerse davalarını açsınlar...

Bağımsız mahkemelerin vereceği kararlara göre herkes cezasını çeksin..

Lütfederseniz, izin verirseniz...

Siz değil miydiniz "Batı'nın hukuk normlarını istiyoruz" diye kampanyalar yürüten?

Siz değil miydiniz, 28 Şubat'ın yargısız infazlarına karşı,

"Herkes, suçlulluğu ispatlanana kadar suçsuzdur"

ilkesine sarılıp ağlaşan?

Siz değil miydiniz, Müslüm Gündüz'ün Fadime'yle basılmasını bangır bangır yayınlayan televizyon kanallarını,

"Böyle bir olay üzerinden bütün inançlı insanlar öcü gibi gösterilmek isteniyor"

diye lanetleyen?

Sizin Başbakan'ınız değil mi, yabancı gazetelere

"Yargılamayla ilgili, şu kadar çağdışı kanun, tüzük ve yönetmeliği çöpe attık, yerine AB standartlarına uygun olanları getirdik"

diye övünçlü demeçler veren?

Şimdi, içinde bulunduğunuz histerik ruh hali sizi neredeyse,

"Karakollarda işkence yapılsın!", "İdamı tekrar istiyoruz!"

diye gösteriler yapmaya kadar götürecek(!)

"Barzani sermayesi" şaibesini hala üstünde taşıyan gazetenin yazarı soruyor:

"Çeteler tamam da, teorisyenler ne olacak?"

Sonra da, daha dün adını duyunca altına kaçırdığı devlete, plazadan akıl veriyor:

"Bu, sadece polis tedbirleriyle üstesinden gelinebilecek bir şey değil. Devlet çetelerden ve kendilerini 'vatansever' diye taltif eden suç örgütlerinden temizlenecekse, bu tür örgütlenmelere zihniyet planında destek sağlayan kişi ve kuruluşların da üzerine gitmek gerekiyor ki, yargı bu konuda üzerine düşeni yapamadı maalesef..."

Yani?

Yanisi şu: Deniz Baykal da karakola çekilsin, Devlet Bahçeli de gözaltına alınsın, Yaşar Büyükanıt Paşa'ya da 'yakalama emri' çıkarılsın (Ah! şu Şemdinli'yi elimize yüzümüze bulaştırmayacaktık ki...)

Hele o 80 yaşındaki İlhan Selçuk yok mu? Onu ipe bağlayıp halkın içinde dolaştırmak lazım..(Yazıda, Cumhuriyet gazetesini açıktan açığa hedef göstermiş)..

Öyle ya.."Vatansever" örgütlenmelere 'zihniyet planında' destek veren isimlerin başında bunlar geliyor...

Hele hele, TSK'nın 27 Nisan açıklaması hakkında derhal 'gizli örgüt bildirisi' işlemi yapılsın!

Neden?

Çünkü bildiri;

"Ulu Önder Atatürk'ün 'Ne mutlu Türk'üm diyene!'

anlayışına karşı çıkan herkes, Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır.." cümlesiyle bitiyor..

Al sana "vatansever oluşumlara 'zihniyet planında' destek!

Ordu böyle söyledikten sonra, hangi vatansever dernek kurmaz, yürüyüş yapmaz, internet sitelerinden yayınlara geçmez?

"Ne mutlu Türk'üm şiarından rahatsız olanlara savaş açmaz?

Dünün takkelisi, bugünün İkitelli'lisine sorarsan; tık içeri!

Bu yazıyı kaleme alan arkadaş, 28 Şubat'ta Akit gazetesinin yazarıydı..

Pis, izbe, badanasız, tuvalet kokuları içindeki bodrum katı bürolarda,

"Acaba beni bu gece mi derdest edecekler?"

diye titreye titreye oturuyordu...

Şimdi, kaynağı belirsiz bir parayla finanse edilen gazetelerin İkitelli'deki lüks salonlarında, açmış klimayı, önünde buzlu cola-Turka...

devlete akıl veriyor!

......

Ya, elinde kimliksik, yalaka, kıytırık bir internet sitesi var diye, kendini "büyük medya patronu" zanneden 'bit yavrusuna' ne demeli?

Vatandaşın, altı üstü savcılıkta ifadesi alınıp ardından serbest bırakılmış..

"Bit yavrusu'nun sitesinden olay şöyle duyuruluyor:

"Çeteci Paşa'nın oğlu mu?"

Nasıl yani ya?

Bir insan, birinin oğluysa oğludur; değilse de değildir..Böyle soru mu olur?

Demek "çeteci"?..

Yani, mahkemeler tamamlandı, hüküm kesinleşti, Yargıtay onayladı...

Sana da bu durumda "çeteci" diye başlık atmaktan başka yol kalmıyor...

Yazdığın o bir kelimeden dolayı, o haram paracıklarından ne tazminatlar ödersin senin haberin var mı?

Ama nereden olacak ki? Bir taşra lisesini bitirdiğini bile şüpheli..

"Kültürsüzlüğün" gerekçe gösterilerek yazıların tırpanlanmış...

İşin gücün tehditle, şantajla, "Hakkında kampanya başlatırım ha!" korkutmalarıyla reklam toplamak..

"İnternet medyası elimde" tafrasıyla onu bunu tehdit etmek..

Sahi, bir parti yetkilisini, yüksek meblağlı bir reklam için tehdit ettiğin gizlice banda alınmış mı senin?

Var mı böyle bir şeyden haberin?

Sonra, bir başka parti yetkilisi ile ortak şirket kurup reklamları hortumlamak istediğin söyleniyor?

Bak, yarın öbür gün, böyle yüz kızartıcı bir iddiayla göz altına alınırsan, "İnternet medyası görünümlü çete!" diye başlık atarım ha!

Bitmez efendim anlatmakla...

Bir de "ev kadını" yazarlar var...

Saç baş yağ içinde, koltuk altlarında bir karış ter izi...48 beden blue-jean'lere sığmayan selülitlerle gazete köşelerinden duygusal duygusal ahkamlar kesiyorlar ..

"Ay nefret ediyorum bu ülkeden yaa!Her taraf çetelerle dolmuş ayool!"

"Nedir senin derdin bacım?"

diye soruyorsun; işin altından başka travmalar çıkıyor...

Maalesef; gerçekten teesüfle söylüyorum, hatta hemcinslerim adına isyan ediyorum ki; bu ülkenin erkekleri 'çirkin kadınlara' kötü davranıyor kardeşim!

Tahribatı büyük aşk acıları yaşattıktan sonra, sırtlarını dönüp gidiyorlar..Sonra da güzel kadınlarla evleniyorlar..Ayıptır!

Bu tür talihsizliklere uğramış kadınların şanslı olanları "köşe yazarı" oluyor...

Aşırı alkol ve sigaradan torba torba olmuş gözaltlarıyla klavyenin başına geçip intikam alıyorlar.

"Çeteler" üzerinden eski vefasız sevgililerini dövüyorlar..Bakımsız vücutları ve yağlı saçlarıyla da 'estetiğe' meydan okuyarak toplumdan hınçlarını alıyorlar. Hafazanallah!

Genelkurmay Başkanı'nın başına çorap öremeyenler, hırsını emekli astsubaydan çıkarıyor;

Cumhurbaşkanı'nı alaşağı edemeyenler; kağıt üzerinde "İlhan Selçuk'u asmaca oyunu" oynayarak kendini tatmin ediyor;

Ümitsiz aşk vakaları yaşamış kadıncağızlar, başımıza "çete uzmanı" kesiliyor...

Çadır tiyatrosu çengileri sizi..

İstediğinizi dar ağacında sallandırabilirsiniz tabii; bu sizin en doğal hakkınız...

Sallandırırsınız da..Ne zaman?

Şu beğenmediğiniz devleti ortadan kaldırıp, kendi kafanıza göre bir düzen kurduktan sonra...

Ayıp olmuyor mu karşı olduğunuz bir devlete onu bunu gammazlamak?

Mc-Carthy'cilik yapmak?


www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007