Sanki memlekette yeterince tatsızlık yokmuş gibi, çete-mete haberleri ile iyice ağzımızın tadı kaçtı. Millet çöplükten silah toplayıp evinde biriktiriyor..
Giymişim pijamalarımı 'Tekaüt Tahsin Bey' misali..
"Kardeşim sahipsiz mi bu memleket? Devlet nerde, nerde bu millet?"
diye isyan ede ede gazete okuyorum...
Bir de baktım, olayların odağında yani 'çete haberlerinin" ana figürü, bir nevi 'Polat Alemdar' olarak "Oktay Yıldırım" diye bir isim...
"Ben bu ismi nereden tanıyorum?" diye bir süre düşündüm, sonra aniden hatırladım:
"Yahu açık istihbarat'ın yazarları arasında böyle bir isim var!"
Hemen siteyi açıp baktım ki ne göreyim! "Oktay Yıldırım" benim iki üst kat komşum olarak "Türkçe" isimli bir köşe yazmıyor mu?!
Biraz "Memati", biraz Behçet Nacar havası...Suratta "Hassiiittir" bir ifade..
Korktum ne yalan söyleyeyim...
Hemen Behiç Gürcihan'ı aradım:
"Yahu Behiç, nedir bu iş?Yazarlarımız geceleri kışla bahçesinden silah mı topluyor? Yazmam ben böyle sitede arkadaş!"
dedim..
Behiç Gürcihan, suç üstü yakalanmışlık durumundan dolayı biraz mahcup:
"Ya Fatma kusura bakma.. sana baştan söylemeliydik, sitem etmekte haklısın"
dedi..
Kalbim küt küt atmaya başladı:
"Neyi söylemeliydiniz Behiç? Bak açık konuşalım.." dedim..
"Biz" dedi Gürcihan,
"Geceleri çöplükten silah toplayan bir ekibiz. Böyle bir fantazimiz var, bir türlü kurtulamıyoruz..."
Dünya başıma yıkıldı!
Gözümün önünden "çete fotoğrafları" geçiyor...
Gazeteci olduğumuz için, bu kadar paniğin arasında ister istemez "haber başlıkları" da geçiyor aklımızdan...
Bir tanesi şöyle mesela:
"Entellektüel çete!"
Robert Kolej mezunu Behiç Gürcihan, Adli Tıp Doçenti Ümit Sayın ve gazeteci Fatma Sibel Yüksek...
Allahım ben nasıl bir yere düştüm? Eşe dosta ne diyeceğim? Kime nasıl ifadeler vereceğim? Gitti kariyerim!
"Abi valla işsizlikten oldu bunlar..Tayyip Erdoğan girdiğim her işten attırdı beni..Ben de böyle internet sitelerinde yazmaya başladım.."
diye ağlasam mı?
'Basın müşavirim vasıtasıyla'
"Ünlü gazeteci Fatma Sibel Yüksek'in Açık istihbarat ile yolları ayrıldı"
diye yazılı bir açıklama mı yapsam?
Yoksa, Akif Beki'ye yaptığım gibi Behiç Gürcihan hakkında da suç duyurusunda bulunup, olaydan "hukuk mücadelesi temelinde" mi sıyrılsam....
Gazetelere yeniden sarıldım..
Benim en itibar ettiğim yazar Perihan Mağden'dir..Kutup yıldızı gibi kadın. Bak bak yönünü bul...
Baseninin genişliği kadar bir entellektüel kapasiteye sahip!
Yaratıcılık ve zeka virtiözü. Örneğin, "iki de bir" deyimini, "2'de 1" şeklinde yazarak, anlatım sanatına ancak bir dahinin yapabileceği katkıları sunan x-large kadın!
Perihan Abla bile
"Burada bir vatantapanlar çetesi var! Çöplükten silah toplamışlar!"
diye ciyaklıyorsa,
Ben, acikistihbarat.com'daki durumumu derhal gözden geçirmeliyim...
Arkadaşlar...
Evet, bir miktar tırstığımı yukarıda ifade etmiştim...Lakin, kendimi düşünüyorsam namerdim!
"Bu işin ucu nereye varır?" diye düşündükçe ülkem ve devletim adına kahroluyorum...
"O niye?" diye soracak olursanız...
Hükümetimizin önemli şahsiyetleri ile çekilmiş o kadar çok "yakın kadrajlı" fotoğrafım var ki...
Hele Bakü'de çekilen bir tanesinde Başbakan Erdoğan'ın sol omuzunda, kendisine ne kadar da hayran hayran bakmışım...
(Peki itiraf ediyorum, nasılsa bir gün ortaya çıkacak..Tayyip Erdoğan'a hayranlık duyduğum dönemler olmuştu..Ne var bunda? Milyonlarca Türk vatandaşı gibi beni de kandırmıştı geçmişte.. Star gazetesinde "AB Fatihi!" diye haberler bile yazdım...)
Şimdi...
Ya "Çöplük Çetesi"nin izini süren polis, bu fotoğraflara kadar uzanırsa?
"Önemli" danışmanlar, bürokratlar, çeşit çeşit bakanlar...
Kiminde karşılıklı gülümsüyoruz, kiminde 'ortak ideallere sahip insanlara özgü idealist bir yüz ifadesi..Kiminde gittiğimiz ülkenin en meşhur mekanında omuz omuza çekilmiş pozlar...
(uluslararası bağlantı da var yani...)
Kendim neyse de...
Başıma gelecek her şeye razıyım..(Biz öyle cumhurbaşkanı adaylarının eşleri gibi AİHM'e falan da gitmeyiz)
Amaaa..Bu necip insanlara benim yüzümden laf gelirse vallaha yaşayamam!...
NOT: Tayyip Erdoğan ve ekibi ile çektirdiğim samimi fotoğraflardan dolayı 'ulusalcı' kesimi de gıcık olacak şimdi bana... Ne İsa'ya ne Musa'ya yaranamadık, kaldık gene sahipsiz...
|