Biliyorsunuz, AKP'ye göbekten bağlı yayın organları bir süre Tuncay Özkan'ın elindeki 3 milyon doların peşine düştü..
İddia o ki, bu parayı CHP hibe etmişti..
CHP sözcüleri,
"Biz vermedik, tanıtıma yönelik bir-iki prodüksiyon anlaşması yaptık"
diye yanıtladı iddiayı..Sonra "AKP medyası" işin peşini bıraktı..
Niye bıraktı?
Birincisi, bu kesim basının 'islamcı' olanlarında "belagatlı dosyaları" takip etme basireti ve 'gazeteci cevvallığı' yok...
Yan gelip yatmaya, tatlı maaşlar almaya alışmışlar..Serde biraz 'tırsaklık' da var..
Öyle pek kavga döğüş çıksın, ortalık karışsın istemezler..Cemaat kültürü gereği, el altından ve arkadan çalışmaya, ayak oyunu, saray entrikası çevirmeye daha yatkınlar...
İkinci kesim, 'islamcı olmayan' AKP destekçisi medya ise, AKP'yi sevdiğinden değil, menfaati için desteklediğinden, öyle her dosyaya sarılmıyor...
"Şakşakçılık" diğer siyasi partiler ve diğer medya gruplarıyla olan ilişkiler de gözetilerek, denge içerisinde yapılıyor..
Dolayısıyla, AKP'nin medya üzerinden giriştiği bütün operasyonlar başarısız kalıyor. Bir-iki gün konuşulup unutuluyor; o kadar!
"3 milyon dolar" dosyasının peşinin bırakılmasında, "kendi başının derdine düşme" durumu da etkili oldu o ayrı...
Sorumuz şu:
CHP'nin bir televizyon kanalına maddi yatırım yapmasını -ki doğruysa kesinlikle suçtur-bu derece 'demokrasi sorunu' yapan AKP, acaba kendi 'medya ihtiyacını' hangi yollardan gideriyor?
Bu konuya en fazla kafa yoranların başında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geldiğini biliyoruz...
Erdoğan, seçim öncesi bir takım 'dosya ve kaset' hazırlığı yapan Aydın Doğan medyasını, -önceki yazımızda anlattık-POAŞ atağı ile geri püskürtmeyi başardı. Tamam, Doğan medyası vitesi geriye aldı, hatta kısmen AKP'yi yağlayıcı yayınlar da yapıldı ama...
Ama, insanın kendine ait bir 'medyasının' olması başka şey canım! Elin çehizi ile nereye kadar gerdeğe girilir?
"Öyle şeyler açıklayacağım ki hoplayacaklar!
(Recep Tayyip Erdoğan, 12 Temmuz 2006, NTV)
dedikten sonra, 'hoplatabilmeniz' için, elinizin altında tamamen size ait bir medya gücünün olması gerekir...
Erdoğan'ın bu tehditi savurmasından sonra, yandaş medyaya talimat verildi:
"Medya savaşları başlıyor, hazırlıklı olun!"
"Tamam olalım da, ne yapacağız?"
"Bazı medya patronları hakkında dosya mosya bulun; özel hayat, hovardalık, 'cinsel tercih' dahil her mevzuya girin!.."
Bana bile,
"Fatma hanım, var mı elinizde Aydın Bey'le ilgili bir şeyler?"
diye saf saf soranlar oldu...
Velhasıl, "rakibi dosya darbeleri ile yıpratma projesi" başarılı olamadı..
Eldeki medya organlarının geniş ve 'tarafsız' bir kamuoyunu etkileme şansı da yoktu zaten..
Mehmet Ocaktan dosya patlatsa ne olur, patlatmasa ne olur Allahaşkına?
Fehmi Koru kendi 'üstün teorileriyle' meşgul,
Ekrem Dumanlı hocadan olur almadan yemek tarifi yazamaz,
Mustafa Karaalioğlu deseniz lay lay lom bir havada...
E ne yapılacak?
Mücahit Arslan, İhsan Arslan,Yalçın Akdoğan, Erol Olçak vs. gibi isimler, temmuz sıcağında toplantılar yapmaya başladılar..Bir yandan buzlu colaTurca içiliyor, bir yandan sağa sola telefonlar ediliyor...
"Aloo, Fettah Bey!"( Fettah Tamince)
"Buyrun?"
"Başbakanımız 'medya kurun' dedi de, biraz nakit çıkabilir misiniz?"
"Hay hay!"
Öyle ha deyince televizyon kurulabilir miydi?
Eylül ayında tam randıman yayına geçmek mümkün olur muydu? Olur tabii neden olmasın? Sen yeter ki paradan haber ver..
İstanbul ve Ankara'da yoğun toplantılar yapıldı.
Başbakan, toplantılardan ikisine bizzat katıldı. Fettah Tamince'den başka, Remzi Gür, Cihan Kamer gibi yandaş işadamları da arandı.Lafı hiç dolandırmadan para desteği istendi, 'Kesenin ağzını açın beyler, gün dayanışma günüdür!" denildi. Başbakan böyle söyleyince, işadamlarına da bir gayret geldi haliyle..
Eldeki Star gazetesi zaten 'çantada keklikti'..
"O sıra iyi ki TMSF'nin aklına uyup da onu da Aydın Doğan'a ucuza vermedik"
diye şükredildi. Hakikaten TMSF, gazeteyi Star televizyonunun yanında 'promosyon olarak' Aydın Doğan'a vermek istemiş, Aydın Bey almamıştı..
Neticede, mevcuttaki gazetenin yanına, bir de "24 Saat Haber" yayını yapan bir televizyon kanalı eklendi..
Gidişat iyi mi?
Değil. Neden değil?
Çünkü, televizyon kanalının reytingleri yerlerde sürünüyor...
Gazetenin tirajları da berbat..
"Ortalığı sarsacak bir habercilik var mı?" derseniz, o da yok!
Ne AKP'ye cumhurbaşkanı seçtirilebildi,
ne cumhuriyet mitingleri engellenebildi,
ne de "gece yarısı muhtırası'na karşı bir "demokrasi direnişi" başlatılabildi..
Tüküreyim ben böyle 'yandaş medyanın' içine!
Bu kadar para boşa mı harcandı yani?
Bu sorunun fazla önemi yok. Bu onların sorunu,bize ne! Sokağa atılacak paraları bol ki harcıyorlar..
Önemli olan soru şu:
Reklam gelirleri ile ayakta durması mümkün olmayan, bilinen belli bir sermaye grubuna bağlı olmayan bu iki medya kuruluşuna 'oluk gibi' paralar nereden akıyor?
Basın piyasasında uzun bir süredir dolaşan, "Barzani sermayesi" iddiaları doğru mu? Yoksa tezvirat mı?
Ayrıca, bir siyasi partinin, üstelik bir iktidar partisinin yandaş bir medya oluşturmak için böyle yollara tevessül etmesi yasal mı?
Ve de etik mi?
Ey CHP, sen de bunları sorsana!
|