Fatma Sibel Yüksek7 Haziran 2007 03:23

Siyasi Mühendislik , "Milli Görüş" Yalanı ve Çerkesler - Fatma Sibel Yüksek

Sanki AKP'nin bizzat kendisi siyaset mühendisliği imalatı değilmiş gibi... AKP'yi Amerikan Büyükelçiliği'nin yan bahçesindeki kebap 49'da kurdular..Bu olaya, kebapçının karşısındaki Milliyet ve Radikal bürolarında çalışan herkes tanık... 2001 yılında gerçekleşen bu tarihi 'mühendisliğin' mimarları Yaşar Yakış, Robert Deutch, Nicholas Kass, Murat Mercan, John Kunstadter, Şaban Dişli gibi mümtaz şahsiyetlerdi.

Siyasi Mühendislik, "Milli Görüş" Yalanı ve Çerkesler

Fatma Sibel Yüksek
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  07.06.2007
   



Mucidi kimdir bilmiyorum ama, "siyaset mühendisliği" kavramıyla 28 Şubat'ta tanıştık.

O gün bu gündür, siyasetin tasarımına yönelik her niyet, "siyaset mühendisliği yapılıyor" suçlamasıyla mahkum edildi..

Bu deyim, özellikle islamcı entellektüel ve liberal sol çevrelerde pek rağbet gördü, pek sevildi..

Yeni Şafak ve Zaman gazetelerinin en çok kullandığı kavramların başında gelir.

AKP'nin taktiklerine karşı siyasi bir önlem geliştirmeye kalkışanları hemen "siyaset mühendisliği yapmakla" suçlarlar..

"Derin devlet", "sivil toplum" ve "siyaset mühendisliği" diye üç kavramla 5 yıl gazetecilik yaptı bu arkadaşlar..

Sanki AKP'nin bizzat kendisi siyaset mühendisliği imalatı değilmiş gibi...

AKP'yi Amerikan Büyükelçiliği'nin yan bahçesindeki kebap 49'da kurdular..Bu olaya, kebapçının karşısındaki Milliyet ve Radikal bürolarında çalışan herkes tanık...

2001 yılında gerçekleşen bu tarihi 'mühendisliğin' mimarları Yaşar Yakış, Robert Deutch, Nicholas Kass, Murat Mercan, John Kunstadter, Şaban Dişli gibi mümtaz şahsiyetlerdi.

Demek ki ne zaman bir siyasi partiye sıkışsak, hemen imdada yetişecek 'dostlarımız' var..Allah başımızdan eksik etmesin!

'Siyasi hendesenin' kötü tarafı şu:

Eğer sözkonusu mühendislik, AKP'nin planlarına hizmet ediyorsa iyi ve demokratik; yok eğer milli karakter taşıyorsa kötü ve faşizan...

Olaylara AKP'nin kafasıyla bakmaya kalkışacak olursak, ne kadar saçmalarsa saçmalasın gidip Tayyip Erdoğan'a tapınmaktan başka hiç bir şey yapmamalıyız. O, bizim adımıza herşeyin en doğrusunu bilir!

Günümüze gelirsek...

"Siyaset mühendisliği" hiç bu kadar işe yaramamıştı.

AKP'nin 11. Cumhurbaşkanını seçmesinin engellenmesi, sadece pratik bir sonuç..

"AKP'yi nasıl bir gelecek bekliyor?"

İşte 'operasyonun' en önemli sorusu bu..

"Kapatma davası hazırlanıyor" iddialarını, gayrı resmi yollardan da olsa yalanlayan kimse yok...

AKP'nin sorunu özetle neydi? Toplumu kandırdı AKP..

"Merkez partisi" olma iddiası ve "değiştim" vaadiyle oylarımızı toplayıp kendi 'iç gündemini' uygulamaya girişti.

Türk milletinin ezberini emperyalistler lehine bozmaya kalkıştı. Krizden istifade ederek kazandığı güvenimizi suistimal etti.

İşi, şehide dil uzatmaya kadar götürdü ..

"Yenilikçi ve dinamik" kadroların altından, Türk kimliğini tasfiye etmeye gelmiş bir kayyum heyeti çıktı...

Dini duygularımız da tahrip edildi.

"Mazlumu oynamak" icap edince 'müslüman';
dünyalık yapmaya, küpü doldurmaya, ülkeyi pazarlamaya gelince "dünya vatandaşı" tipler çıktı karşımıza.

Ehud Olmert'e, Sami Ofer'e, Barzani'ye kapalı kapılar ardında şapır şupur;
Mersinli çiftçiye, şehit anasına, başörtülü kız öğrenciye yarabbil şükür!

Şimdi sanki, her şey normale dönmüş, bütün mesele AKP'ye o an için cumhurbaşkanını seçtirmemekmiş gibi; medyanın desteği ile seçime hazırlanılıyor..

Neymiş efendim, Tayyip Erdoğan öyle bir liste yapmış ki, AKP'nin "merkez partisi" kimliği bu kez kesinleşmiş !

"Milli görüşün son kalıntıları" Tayyip Bey'in büyük hassasiyeti sonucu tasfiye edilmişmiş!..

Günah keçisi bulundu: Milli görüş!

Süleyman Gündüz'ü, Mehmet Elkatmış'ı, İsmail Alptekin'i -sakalları var diye- listeye almayınca, tertemiz bir merkez partisi oluveriyorsunuz..

Günahlarınızdan arınıyorsunuz, geçmişte yaptıklarınız siliniyor!

Bir kısım "ulusal sol" basın da bu oyuna alet oluyor.

Sorun "milli görüş" sorunu öyle mi?

Hiç kimse, Mehmet Elkatmış gibi çalışkan bir milletvekili ile Süleyman Gündüz gibi "sanatçı" kimlikli bir politikacıya "yafta yapıştırarak" AKP'nin "uluslararası misyonunu" gizlemeye kalkışmasın..

Türk milleti AKP'yi tarihin çöplüğüne göndermeye kararlı...

RP dedik olmadı, Fazilet dedik olmadı, AKP dedik o da olmadı..

Dünyanın neresinde "sistemle hesaplaşmaya and içmiş" partilere "demokrasi adına" bu kadar fırsat verildi?

Avusturya Heider'i derdest edince, Cezayir FİS'in 'demokrasi oyununu' bozunca alkış tutanlar; AKP sözkonusu olunca neden felaket tellallığı yapıyor?

AKP'nin

"Seçimi kazanıp rövanşı alırım. Bir-iki makyaj, bir-iki pansuman; yoluma devam ederim.."

mantığı; kartel medyasının bütün desteğine rağmen duvara toslar..

Bir kere seçimi kazanacağınız çok şüpheli.
İkincisi, "bildiğini okuma" siyasetinden sadece "laikler" rahatsız değil..

Unutmayın; dünün "mazlumu" AKP, artık küresel güçlerin ve büyük sermayenin partisi oldu..

AKP'nin açtığı "bırakınız geçsinler" yolundan zengin olanın haddi hesabı yok..
Para kazanmanın tadını alanlar 'istikrar' ister.. .

Stanley Fischer'in deyimiyle "Köpek balıkları kan kokusunu aldı bir kez..."

Türkiye'nin kaynakları henüz kurutulmadan, bir siyasi krize kurban gitmenin ne alemi var?

AKP'nin "sistemle hesaplaşma hastalığı" ikide bir depreşince her şey riske giriyor.

"Daha zamanı değil" diyorlar; anlayan kim..

Tayyip Bey, kendini güçlü hisseder hissetmez girişiyor TSK'ya, girişiyor Anayasa Mahkemesi'ne, girişiyor vatandaşa...

Olmaz ki canım!

Peki ne yapacağız? Yapılacak şey basit...

"En sağlıklı yolun" yumurtayı içeriden çatlatmak olduğu tecrübeyle sabit.

Ya son bir girişimle AKP'nin içinden sistemle ve devletle barışık bir çekirdek çıkarılacak; ya da sistem kapılarını "islami partilere" tamamen kapatacak.

Bu kesimin tabanı, eskiden olduğu gibi, sağ partilerin içinde eritilecek..

ABD ve AB sözcülerinin "AKP bu kez şapkayı alıp gitmeyecek. Türkiye bölünüyor" diye salya akıtmalarına bakmayın siz..

22 Temmuz'dan önce daha çok "Ankara filmi" izlersiniz....

MERAKLISI İÇİN NOT:

Abdüllatif Şener'in "aday olmama" kararında geleneksel Çerkes yapılarının etkisi oldu diye biliyorum ben...

Aralarında eski bir genelkurmay başkanının da bulunduğu "thamadalar" (Karar verme yetkisine sahip en üst düzey çerkes büyükleri) Şener'den "mevzi düşürmesini" istemişler..

AKP'ye destek veren Çerkesler, devletle tutuşulan kavgadan ve partideki "Kürtçü" etkinliğinden bir hayli rahatsız..

Allah selamet versin Tayyip Bey, başımıza "36 etnik kimlik" belasını açtığından beri bunu telaffuz etmemeye gayret ediyoruz ama; kendimiz de 'Çerkes' olduğumuz için duyuyoruz bazı şeyler..

 


www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007