Gazeteci Şamil Tayyar, her ne kadar AKP iktidarının "misyon" gazetesi Star'ın Ankara Temsilcisi olsa da, zaman zaman "gazetecilik damarı" tutan bir arkadaşımızdır...
Tayyar, "AK Parti'ye uyarı" adlı yazısında, AKP'nin 'tehlikeli gidişatına" dikkat çekti ve
"Sizi iktidara çekirdek oyların değil, merkezin taşıdığını unutmayın. Merkez ürkektir, devletle gerilimden hoşlanmaz"
uyarısında bulundu...
Kendisine, AKP'nin politikalarına uygun yazılar yazsın diye maaş verilen arkadaşımızın bu biraz "fazla objektif" yorumu inşallah başına sorun açmaz...
Peki, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 27 Nisan gecesi başlayan "olağanüstü" koşullara rağmen, neden sürekli gerilim politikalarına başvuruyor?
Devletin kurumlarıyla kavga etme alışkanlığını neden dizginlemiyor?
Erdoğan'ın, Star gazetesinin yazarlarını bile endişelendiren 'kriz tırmandırma" eğiliminin ardında hangi psikolojik ve siyasi dayanaklar var?
"Ankara'nın ortasında siyasi körlük" başlıklı yazımızda, yakın çevre ve kurmay ekibinin, Başbakan'a 'gerçekçi olmayan doneler taşıdığını" yazmıştık...
Ancak, öyle anlaşılıyor ki mesele sadece Erdoğan'ın gelişmeleri yanlış okuması ve "yanlış yönderilmesi" değil...
Erdoğan'ın giderek ivme kazanan "özgüveninin" arkasında başka şeyler de var...
Cumhurbaşkanlığı koltuğunu, "Cumhuriyet mitingleri-Anayasa Mahkemesi-Bildiri" ekseninde düzenlenen 'ani bir operasyonla' devlete kaptıran AKP, ilk etapta her ne kadar Cemil Çiçek vasıtasayla ölçülü bir 'kafa tutma' tavrı ortaya koyduysa da...
Kendisinden beklenen 'yalpalama' gecikmedi ve AKP'yi
Ağır bir moral bozukluğu yaşayan Abdullah Gül'ün adaylıktan çekilmesi,
bu çekilme sırasında karizmasının çizilmesine neden olan Erdoğan'a duyduğu kırgınlığın yüzüne yansıması,
son derece ucuz bir taktikle ANAP'a 'anayasa değişikliği' rüşveti vermeye kalkışmak,
25 yaşın ele yüze bulaştırılması,
muhalefet milletvekillerini yandaş işadamları vasıtasıyla satın almaya girişme...
gibi bir dizi amatör ve can sıkıcı hareket yaparken izledik...
Ama, artık AKP'nin ilk şoku atlattığını ve ipleri tekrar ele almaya çalıştığını söyleyebiliriz.
27 Nisan sürecinin kanıksanması, siyasetin içine düştüğü kaos ve anayasanın neredeyse uygulanamaz hale gelmesi, ilk başta AKP'nin 'aleyhine' gibi görünse de...
Bu kaotik tablo artık AKP'nin işine yaramaya başladı...
Hatta uzun bir "AB'ye uyum" sürecinin başaramadığı kurumsal tahribat ve 'devlet refleksi körelmesi' çok kısa bir sürede, cumhurbaşkanlığı krizi ile birlikte nihai hedefe önemli ölçüde yaklaşmış oldu..
Anayasa Mahkemesi ile TSK'nın bu derece tartışmaların içine çekilmesi,
CHP'nin 'iç tüzük manyağı' yapılması,
"Askerin peşine takılma" kompleksine sürüklenen ANAP ve DYP'nin bir anda AKP'nin 'siyasi planlarına payanda olmaya başlaması...
Hiç hayra alamet gelişmeler değil!
"Erdoğan'ın özgüveninde ivme var"
demiştik..
İvme var; çünkü "Derin AKP" devreye girdi..."Derin AKP", 'ürkeklerin' kulağına 'korkma!" diye fısıldıyor...
"Korkma! Diren! Bizim de kozlarımız var...'Büyük hesaplaşmaya hazırlıklıyız...Sen yeter ki sağlam dur!"
Güneydoğu kanadı, küresel ilişkiler ve cemaat ...Bunlar, "DERİN AKP"nin belli başlı bileşenleri...
(Başka bileşenler de var; ama bunları hem "neyi ne kadar bildiğimizi" ortaya koymamak için, hem de "yasal yükümlülüğe meydan vermemek açısından" şimdilik yazmıyoruz...)
Batılı basın organlarında, bir takım 'Ortadoğu kökenli" gazeteci ve yazarlar tarafından kaleme alınan "Türkiye analizleri"ne dikkat!
"TSK'nın karşısına halk gücünü çıkarmaktan"
bahsediyorlar...
Polis yetki ve selahiyetlerini arttıran kanun tasarısına dikkat!
Yıllardır papağan gibi 'demokratikleşmeden' dem vuran AKP, neden "faşist devlet" eleştirilerine yol açan böyle bi kanunu canla başla çıkarmaya çalışıyor?
Buna kafa yoralım...
Van'da PKK tarafından kurşunlanan trene de dikkat!
Trendeki silahlar nereye gidiyordu? PKK bu trene bir 'iç hesaplaşma' nedeniyle veya "yanlışlıkla" sabotaj düzenlemiş olabilir mi? Toplumun mağma tabakasında, en kanlı ve karanlık örgütlere bile katılmak için sıraya girmiş binlerce başıboş insan var mı, yok mu?
Öyleyse, bu silahların nereye gittiğine hakeza dikkat!
Başbakan'ın gerilimi arttırıcı çıkışlarından rahatsız olmak yerine, Anayasa Mahkemesi Başkanı'na cevap yetiştiren ve yangına odun taşıyan bazı güneydoğu milletvekillerine de dikkat!
"Darbe olasılığı" Ankara'da artık daha yüksek seslerle konuşuluyor..
Kimine göre, AKP sandıktan tekrar iktidar olarak çıkarsa darbe olacak..
Kimi de Kuzey Irak ve teröre ilişkin gelişmelerin "sandıktan önce" darbe getireceğini açıkça yazıp çiziyor...
Darbe kesinlikle kötü bir şey. Arzu etmeyiz...
Ancak..
"Darbe"den daha kötü bir şey var ki;
O da...
"Darbe yapmamak" veya "yapamamak" olsa gerek...
|