Ankara'da yaşanan gelişmelere yetişmenin imkanı yok. Ortalık toz duman!
Ben bu yazıyı yazmaya başladığımda, yakalayabildiğim son demeç, Gül'ün bir veda havası içerisinde
"Bir an önce seçimlere gidilsin, cumhurbaşkanını halk seçsin"
şeklindeki açıklamasıydı. Bu, doğal olarak "mütebbessim ve mutedil" cumhurbaşkanı adayımızın "pes etmesi " anlamına geliyordu...
"Bir an önce seçime gidilsin!"
Peki aylardır aklı yerinde olan herkes ne diyordu?
"Bir an önce seçime gidilsin"
diyordu.
Siz bunu kabul etmediniz, sanki çiftliğinize kahya seçiyormuşsunuz gibi hareket ettiniz ve işte bu noktaya geldiniz..
AKP'nin yenilgisi, gazetecilik hayatımında gördüğüm en büyük ve en unutulmaz siyasi fiyaskoydu..Allah kimseyi kibirin ve "siyasi körlüğün" tuzağına düşürmesin...
Hala "dik durma" çabaları var tabii; artık onu da anlayışla karşılayacağız...
Bu ağır siyasi iflasın tek mağlubu AKP mi? Değil.
Gül'ün adaylığının AKP grubunda alkışlar ve gözyaşları arasında açıklanmasından sonra
" 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül!"
diye manşet atan, Gül'ün doğduğu köye gidip anasını babasını bulan,
Kayseri mantısı tarifleri vermeye başlayan,
"Hayrünisa Hanım şıklığı" diye "cemiyet haberleri" yazan "Papermoon medyası" da "öpülmüş keçiye" döndü...
Yeniçağ'dan Arslan Bulut onlara "medyanın orostopolları" diyor.
Ben bayan olduğum ve daha kibar konuşmam gerektiği için, şimdilik sadece "Papermoon medyası" diyorum.
"Papermoon medyası"nın ne anlama geldiğini onlar çok iyi biliyorlar; ayrıca ilerleyen günlerde bu kavramın içini biraz daha açacağız efendim..
Bekleyin.
Şimdilik sadece şu kadarını söyleyelim; Türk kadınları ve Türk ordusunun ülkenin kaderine el koyduğunu gördükten sonra, hemen tüm yurtta "çarkediş" hareketlerine girişildi.
Papermoon'larda ve ANA uçaklarında "kucak gazeteciliği" yapan bazı tipler,
"Aslında biz Yaşar Paşa'nın 12 Nisan'da verdiği mesajları çok iyi anlamıştık, ama hükümetten korktuğumuz için yazamamıştık"
diye özeleştiriler yapmaya başladılar..
Oysa, daha iki ay önce TSK'yı
"Ne yapacaksınız? Darbe mi yapacaksınız..Hadi canım sen de! "
diye alaya alıyorlardı. Orostopol işte!
Efendim, Ankara'da hurafenin, şehir efsanesinin, sıyırıp sallama gazeteciliğinin bini bir para!
Güya, "muhtıra"nın gece yarısı gelmesinin sebebi, komutanlar arasında yoğun bir görüş ayrılığının yaşanmasıymış...
"Yapalım mı yapmayalım mı" diye gece yarısına kadar tartışmışlar!..
Demek ki neymiş?
Demek ki, TSK "AKP'yi sevenler-sevmeyenler" şeklinde ikiye bölünük vaziyetteymiş...
BEYLER..."MUHTIRA"NIN GECEYARISI DUYURULMASININ TEK NEDENİ, MUHATAPLARININ İÇİNDE BULUNDUĞU ANLAMA ÖZÜRÜ VE PİŞKİNLİKTİR. GÜNDÜZ VAKTİ YAPILAN AÇIKLAMALARI "DİLEK VE TEMENNİ" KAPSAMINDA GÖRDÜKLERİ İÇİN, BİR DE "AYIŞIĞI" OLAYINA GİRİLMİŞTİR..
"Ayışığı tedavisi" nin sonuçları etkili olmuş ki, Sayın Abdullah Mütebessim Gül'ü, Anayasa Mahkemesi kararının ardından
"Bir an önce erken seçime gidilmeli, cumhurbaşkanını da halk seçsin"
derken gördük...
( Hükümet Sözcüsü Cemil Çicek'in "25 yaş grubu erken seçime takılırsa, bu ülkenin gençliği bunun hesabını muhalefetten sorar!" şeklinde acınası çabası ile "Başbakanlık Yalanlama Müdürü" olarak görev yapan yakışıklı delikanlının gazetecileri toplayıp
"Başbakanımız'ın Büyükanıt'ı gece arayıp telefonuna çıkaramadığı haberleri yalan. Ama, benim adımla yazmayın ha!"
demesi de tarihe 'hüzün verici telaş detayları" olarak geçecektir..)
Bundan sonra ne olacak?
Yok, ikinci tur birinci tur yerine geçecekmiş de, yok 367 sayısı bulunmaya çalışılacakmış da, yok olmadı erken seçim kararı alınıp sandıktan daha güçlü çıkılacakmış da...
Efendiler!
Çanak çömlek sadece cumhurbaşkanını seçemeyip genel seçime gitme boyutunda patlamış değildir.
Çanak çömlek dev patlamıştır. Belanın büyüklüğünü görün artık... Belki "Seçim stratejileri" düşünecek durumda bile değilsinizdir...
Hem seçime hangi "mağduriyet tablosu" ile gideceğinizi sorabilir miyiz?
Sami Ofer, Cüneyd Zapsu, Kemal Unakıtan, Mücahit ve İhsan Arslan, Orhan Pamuk gibi arkadaşları bir arada gösteren posterlerle (isterseniz Mustafa Karaalioğlu ile Ece Temelkuran' da ekleyin) seçim meydanlarına gidip,
"Ey Türk halkı şu masum insanlara haksızlık yapıldı mı"
diyecektiniz?
Ve daha önemlisi:
Seçime gidebilecek misiniz ki, "mağduriyetinizi" anlatabilesiniz?!!
Bir daha soruyorum: "Acaba seçime gidebilecek misiniz?!!!
Bu kadar söylüyorum...
Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan oldunuz da haberiniz mi yok acaba?
Sabih Kanadoğlu'nun 367 formülünü ortaya atması ile başlayıp Nokta dergisinin kapatılması, Cumhuriyet mitingleri, Anayasa Mahkemesi ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin iptali ile devam eden süreç yarı yolda bırakılır mı sizce?
Ben yufka yürekli bir insanım...
Haddini aştığı için vurulan yaramaz tilkinin yaralı bırakılmasına dayanamam!
NOT:Yazıyı bitirirken, Sayın Başbakan "erken seçim"kararını aldıklarını açıkladı ve "Parlamento bloke edilmiştir" dedi. Teşekkür ederiz...
Bize göre, demokratik laik rejimi bloke etme girişimi engellenmiştir.
"Bloke edilmiş" bir rejimin yanında "bloke edilmiş parlamentonun" esamisi okunmaz..
Sayın Başbakan, bu "bloke edilmiş parlamentoya" pek çok önemli anayasa değişiklikleri yaptıracaklarını da açıkladı. Ben bir şey anlamadım...
|