Behiç Gürcihan28 Temmuz 2005 05:50

İŞGALCİLER KATLETTİKLERİNİN; KANALİZASYONLAR KİRLETTİKLERİNİN "GENİNİ" TAŞIR - Behiç Gürcihan

ABD'nin İstanbul Başkonsolosu David Arnett'i; Asya depreminde hayatını kaybeden Başkonsolosluk Ticaret Ataşesi Yardımcısı Ezgi Gümüşoğlu'nun cenazesinde; namaz kılarken gösteren resimlere bakarken kapıldığım duygu; Arnett'in; "İstanbul, şiş-kebab çok güzel, yine gelecek ben"tadında bir demecin ardından patlattığı; "Genlerimde Türk geni olup olmadığını araştıracağım" bombası ile doruğa çıktı. Temsil ettiği devletin politikaları sonucu; sadece Ortadoğu'da değil, bütün dünyada Müslümanlar öldürülüp, ezilip, ikinci-üçüncü sınıf vatandaş muamelesi görürken namaz kılan Arnett'in; Türkler ve hakim oldukları coğrafya - İstanbul'undan Kerkük'üne - devleti ABD'nin liderliğindeki küresel güçler tarafından hedef tahtasına yatırılmışken; "Türk geni" özlemine girmesi tam anlamı ile bir komedidir.



Zamanında ABD'li bir sevgilim vardı...

(Bu yazının açılışı biraz Ayşe Arman-Ertuğrul Özkök tadı verecektir, kusuruma bakmayın; affınıza sığınıyorum)

Benim Sezen Aksu sevdiğimi bildiği için; hiç anlamadığı ve algılayamadığı halde, Sezen Aksu çaldığımda oryantalvari bir dans yapmaya çalışır; eline yüzüne bulaştırır ve bana sevimli gözükmek adına yaptığı bu hareketler sandığının aksine bana çok itici gelirdi.

Dünyadan bihaber ABD'lilerin; farklı kültürlerle etkileşime girmek adına içine düştükleri bu komik durumlara bir çok durumda rastladım.

Neticede; sentetik bir ülkenin cahil vatandaşları olarak, dünyanın kendilerinden ibaret olmadığını anladıkları anda önce sudan çıkmış balığa dönerler ve daha sonra kendi ülkelerinin tarihi ve kültürünün bizim babaannemizin çeyiz sandığındakinden daha derin olmadığını anladıkları zaman da ; karşı tarafla etkileşime girme çabasında hayli naif tablolar sergilerler.

Bu cahil halk kitlesini de;

"Usame size bomba atacak; Müslümanlar sizi ham yapacak"

diye kandırıp, ellerinden işlerini, özgürlüklerini alarak yönetmek tahmin edersiniz ki diğer milletlere göre çok daha kolaydır.

Keza;

1. Körfez Savaşı sırasında;

Saddam'ın dibinde oturmakta olan yurdum insanı;

Saddam'ın gaz bombası atıp atmadığını anlamak için kapısının dışına tavuk bağlamayı yeterli görürken;

Bırak'ın Irak'ı;

kendi ülkesini bile harita üzerinde göstermekten aciz ABD milleti (şaka değil...ABD'li liseliler üzerinden yapılan araştırmalarda liselilerin %38'inin boş dünya haritası üzerinde kendi ülkelerini gösteremediği ortaya çıkmıştır);

Saddam'ın binlerce mil uzağında oturtuduğunun pek farkında olmadığından;

gaz maskesine hücum etmiştir.

Kabaca karikatürize etmek gerekirse;

ABD; zekilerin yönettiği bir salaklar;

Türkiye ise salakların yönettiği bir zekiler toplumudur.

(O zaman bu zekiler niye salakları başlarından atmıyor sorusu ayrı bir tartışma konusudur)

İşte bu milletin büyükelçileri de; istedikleri kadar mürekkep yalamış olsunlar, içinden çıktıkları milletin naif özelliklerini taşırlar.

ABD'nin İstanbul Başkonsolosu David Arnett'i;

Asya depreminde hayatını kaybeden Başkonsolosluk Ticaret Ataşesi Yardımcısı Ezgi Gümüşoğlu'nun cenazesinde;

namaz kılarken gösteren resimlere bakarken kapıldığım duygu;

Arnett'in;

"İstanbul, şiş-kebab çok güzel, yine gelecek ben"

tadında bir demecin ardından patlattığı;

"Genlerimde Türk geni olup olmadığını araştıracağım"

bombası ile doruğa çıktı.

Temsil ettiği devletin politikaları sonucu; sadece Ortadoğu'da değil, bütün dünyada Müslümanlar öldürülüp, ezilip, ikinci-üçüncü sınıf vatandaş muamelesi görürken namaz kılan Arnett'in;

Türkler ve hakim oldukları coğrafya - İstanbul'undan Kerkük'üne - devleti ABD'nin liderliğindeki küresel güçler tarafından hedef tahtasına yatırılmışken;

"Türk geni" özlemine girmesi tam anlamı ile bir komedidir.

"Türk Geni"ni; kamuoyunda sempati toplama adına "şiş-kebab"laştırmak,

ister Türk geni , ister bizon geni taşıyor olsun, Arnett'in

içinden çıktığı toplumun cahilliğinin tipik bir göstergesidir.

Sezen Aksu çalarken oryantal yapmaya çalışan Franny ile;

Türk Milleti'ne şirin gözükmek adına; "Türk geni özlemini" dile getiren Arnett;

aynı bihaberliğin ve cahilliğin eseridir.

İlk bakışta Arnett'in "şirinliği" olarak gözüken bu vaka aslında makro perspektifte, Türkiye'yi ayrıştırma projesinde oynanacak genetik oyuna dair önemli izler taşımaktadır.

Gelin bu konuda Bartholomeos'tan; Milliyet'in "gen haberlerine" doğru bir çizgi çekelim.

Hani şu bizim Bartholomeos..Haliç'in ekümenik sevdalı bizans çocuğu...

Kendisinin Ürgüp-Göreme bölgesine gittiğinde,

sadece kiliselerde ayin yapmakla kalmadığını;

otel odalarında da özel vaazlar verdiğini daha önce sizlere duyurmuştuk.

İşte bu bizans çocuğu'nun;

gayr-ı meşru çocuğu ile ilgili davasında;

zatıalinin DNA incelemesi ile ilgili bilirkişiliğe;

İstanbul Üniversitesi bünyesinde "Rum-Pontus" hayalinin askerlerinden, Yunan istihbaratı ile bağlantılı olduğu iddia edilen bir hatuna vermişler...

Zatıalleri de Karadeniz'de Rum geni araştırmaktaymış ve bir ara vakit bulup;

Bartholomeos'un huzuruna Alman bir hemşire ile çıkıp DNA örneğini almış
ve

Bartholomeos lehine bir sonuç çıkmış.

Adli Tıp üzerinden oynanan bir "gen oyunu" ile karşı karşıyayız...

Sevil Atasoy'dan Ertuğrul Özkök'e uzanan bir ilişkiler ağını ortaya koyduğumuzda;

Yasemin Çongar'ın;

Washington'dan, buram buram Pentagon kokan "Türk Geni" manşetleri atması daha bir mantıklı gelecek
.

Ayrıntıları teyit ettikçe sizlerle paylaşacağız

Günahını almayalım...

Bartholomeos'un gayr-ı meşru faaliyetlerini kanıtlayabiliriz ama çocuğunu kanıtlamamız için,

Nevşehir'de düzenlediği özel vaaz seanslarından çıkanlar dahil koca bir küme ile uğraşmamız gerekir.

Bunlarla uğraşacağımıza...

Bu adamların kanında da; aynen Arnett gibi,

Türk Geni var mı yok mu araştırsak işimiz daha kolay olur.

Ama bunun için önce kan almamız lazım...

Sorun bu kanı nasıl alacağımız...

Yanlış anlamayın...

Türk geni taşıyan Alman hemşire ile mi kan alalım;

yoksa Alman geni taşıyan Türk hemşire ile mi...

onu kastediyorum...

Takdir edersiniz ki;

İşgalcilere karşı Kurtuluş Savaşı veren'e de;

İşgal ettiklerinin genine sulanana da;

Türk diyemeyeceğimize göre...

Bu bilmeceyi ancak esaslı bir KAN TAHLİLİ ile çözebileceğiz gibime geliyor...

Siz ne dersiniz?