| |
 |
|
 |
Sevgili ortağım Burhan'la birlikte Türkiye'nin ilk Internet Servis Sağlayıcı firması PlaNET'i kurduğumda 1995'in ilk aylarındaydık...
Türkiye'nin bizim dışımızda iki Internet çıkışı vardı; biri Ege, diğeri ODTÜ.
Bugün yeni indirimli tarife ile evinize bir telefonla bağlattığınız 1024 ADSL hattına ayda 90 küsur YTL ödüyorsunuz...
O günlerde binbir bürokratik prosedürle Türkiye'ye Internet pazarlamak için bağlattığımız 128K özel hat için PTT'ye (yaklaşık onda biri) ayda 10.000 $ (yazı ile onbin dolar) ödüyorduk. Şaka değil; gerçek.
İlk müşterimiz; yani Türkiye'nin ilk resmi Internet abonesi ayda 200$ ödeyen bir doktordu.
Web sitesi kavramı ortada bile yokken, PC dergilerinde Internet bir paragraf yer bulurken, firmalara web sitesi pazarlamaya gidiyor;
"ne bu kardeş broşür mü?
Bu Internet sizin mi, ne isterseniz oluyor mu?"
sorularına muhatab oluyorduk.
Aydın Doğan'ın;
o günlerde yeni çıkmaya başlayan insan kaynakları ekini Internete taşıma teklifini götürdüğümüzde adamlarına
"bakın bakalım neymiş şu Internet, gerekirse parayı bastırıp alalım"
dediği günlerdi o günler.
Internet tarayıcı pazarında; Internet Explorer pazarın %3'üne, Netscape %97'sine sahipti; bugün esamesi okunmuyor.
Bill Gates Internet'e rakip olabileceğini düşünüyor ve Microsoft Network adı altında kendi özel Internetini kurmaya kalkıyordu. Başedemeyeceğini anlayıp pes etmesi uzun sürmedi.
O günlerde Türkiye'nin ilk haber, içerik sitesi Xn'i (Eksen - sembol olarak bilinmeyenin(X) n üssü) kurduk.
Portal diye bir terminoloji ortada yoktu.
Altalta haberlerin sıralandığı tek bir sayfadan ibaretti; sonra "framelerle" gelişti, bölümlere kavuştu.
Türkiye'de Internet kullanımı henüz yokken, yurtdışındaki Türkler Internet'te ilk Türkçe içeriği Xn'le buldu.
Daha sonra Leman Dergisi'ni yayına soktuk. Sevgili Çağçağ ve Tuncay her haftasonu bize sayfaları yollarlar, tarayıp,
yayına sokardık.
Kısa sürede özellikle yurtdışındaki Türkler nezdinde trafiğimiz patlama yaptı.
Susurluk kazasını; gurbetteki vatandaşlarımız, Star ekranlarında alt yazı ile geçmesinden iki dakika sonra okudular.
Gece yarısı 3'ü geçiyordu ve sadece Türkiye'nin ilk servis sağlayıcısı değil, ilk içerik sağlayıcısı olarak gece yarısı haber nöbetçimiz vardı.
Türkiye Internet'ten habersiz uyuyordu; biz Internet'e yazıyorduk. Suya yazar gibi.
Nice insan tanıdım.
Zülfü Livaneli'nin evine Internet'i bizzat ellerimle bağladım; şarkıları ile büyüdüğüm ünlü "solcu"nun yaşadığı villanın lüksünün
şaşkınlığını üzerimden atmaya çalışarak.
Sevgili Melih Abi (Aşık)'yle de,
Dördüncü Kuvvet Medya sitesinin sahibi Ahmet Tezcan'la da hep bu vesile ile tanıştım. Şu anda Tayyip Erdoğan'ın basın müşavirliğini yapan Ahmet Tezcan.
Neredeyse bütün gazetelerin köşe yazarlarına e-posta adresleri verdik ücretsiz; karşılığında köşelerinde yayınladılar "........................@planet.com.tr" adresi ile birlikte. Müthiş reklamdı.
Uğur Dündar; Internet'in ilk online "chat" konuğuydu. Web cameradan 5 dakikada bir resmini çekip sayfaya yükleyerek görüntülü yaptık.
Sonra onu Gani Müjde ve Cem Yılmaz izledi.
Cem Yılmaz o zamanlar sadece bir karikatüristti; "abi bir gelsene" demek yetiyordu. Şimdi o cümleye resmini bile yollamaz. Yollasa da vesikalık olmaz.
İşte bu ortamda PlaNET ve Xn ; Türkiye'nin Internet tarihine geçtiler.
İlktiler, tektiler.
Askere gittik. Geldiğimizde, onlarca milyon dolarlarla piyasaya giren devler karşısında sınırlı sermayemizle rekabeti kaybederek, şirket defterini kapatmak zorunda kaldık.
Anlayacağınız Internet'in doğumuna bizzat ebelik yaptık bu ülkede.
Bugün geldiğimiz noktada Açık İstihbarat ile yeniden o ilk günlerin heyecanını yaşıyoruz.
Bir avuç insan; kimseye eyvallah demeden, karınca misali her gün bir damla su taşıyoruz.
Internet'i sansür altına almaya çalışanların; "çocuk pornosu" gibi marjinal bir sapkınlık bahanesi üzerinden ,
bu ülkenin üretimine, finansına geçirdikleri özel kurul larcinsinden Internet'e bir deli gömleği giydirmeye çalıştıklarına tanık oluyoruz.
3 W'nin çamaşır ipine asıldığı konferanslarda "Temiz Internet" demeçleri veriyor; kalpazanlıktan yargılanırken hukuken butla bir seçimle Başbakan olmuş olmakla yetinmeyip Çankaya'ya özenen Tayyip Erdoğan.
Tayyip Erdoğan'ın basın müşaviri, en yakınındaki ekipte Ahmet Tezcan....
Internet'in ilk yıllarında oturup sohbet ettiğimiz; "Dördüncü Kuvvet Medya"' ile Türkiye'nin ilk medya sitelerinden birini kuran Ahmet Tezcan.
Bugün Internet'i basılı medya ile aynı kulvara sokmak için her türlü çaba gösteriliyor. Umarız Ahmet Tezcan seyretmiyor, umarız Ahmet Tezcan yanındaki Tayyip Erdoğan'a Internetin ruhunu anlatıyor.
Eskiden basılı medyada yer bulamayan gazeteciler Internet sitelerine kaçarlardı. Bugün belli başlı Internet siteleri de birilerinden bir telefon uzaklıkta. Özgür yazabilmek adına kaçabilecekleri yer kalmadı.
Bir telefonla gazete kapattıranlar; bir telefonla Internet sitesinden yazar kaldırabiliyor, bir telefonla sitedeki haberi iptal ettiriyor.
Internethaber'de tutunamayıp Açık İstihbarat'a gelen Fatma Sibel Yüksek bunun en güzel örneklerinden.
İlk kurulduğu yıllarda "özgür basın" naraları atıp, bugün en az Hürriyet kadar sistemin kontrol mekanizmalarına dahil olmuş HaberTürk bunun en acı örneklerinden.
İktidar koltuğuna oturmadan önce Atatürk'e küfredenler; şimdi "Atatürk'e küfrediliyor bahanesi" ile YouTube'u kapattırmaya çalışıyorlar.
Tayyip Erdoğan'ın İmralı'daki İ.T.'e "Sayın" dediği klibin iki haftada 56 bin kişi tarafından izlendiğini görüyorlar.
Korkuyorlar.
Korkuları başka.
Korkuları Atatürk'e küfredilmesi veya çocukların porno ile karşı karşıya kalması değil.
Korkuları maskelerinin kitlelerin önünde düşürülmesi. Korkuları bir telefonla iptal edemeyecekleri yayınların ulu orta yayılması.
Korkuları siz bile değilsiniz, korkuları kendileri.
İşte o yüzden tam Internethaber, HaberTürk bir telefon uzaklığında diye övünürlerken ortaya bir Açık İstihbarat çıkıyor ve oyunu bozuyor.
Ne aranıp rica edilecek bir telefon, ne baskı yapılacak bir patron, ne geri çekilecek bir reklam.
Fatma Sibel Yüksek'i Internethaber'den kovabilirsiniz ama bize bunla ilgili telefon ederseniz Kasımpaşa'nın tarifini alırsınız.
Olsa olsa dava açarsınız, onu da boşa açarsınız.
Açık İstihbarat;
Türkiye'de Internet'te ilkleri gerçekleştiren ekolün; Türkiye'de Internetin tarihini başlatan ruhun eseridir.
Aydın Doğan Internet'i satın alınabilecek merkep zannederken;
Türkiye'de Internet yayıncılığı yapan anlayışın eseridir.
O yüzden Gözcü kapanır...
Tayyip Erdoğan'ın ses bandını normal medyanın yayınlamasını beklemiyorduk; özgür basın naraları atan Internet haber siteleri bile yayınlayamaz...
InternetHaber'e başbakanlıktan bir telefon açılır, bir yazar eksilir...
Sorun değil.
Internet'in başlangıcında Xn vardı...
Şimdi Açık İstihbarat...
Ağır, aksak ama Temiz.
B.G.
|
 |
|
 |
|