|
|
Antitezin değeri bir kez daha kanıtladı...
Ağır Ağır Dönen Ağır Abi Ağar
aracılığı ile.
Bu topraklara musallat olanların;
Kurtuluş Savaşı'ndan sonra kuyruklarını sıkıştırıp uzaklaşmalarından bu yana düşünmeye vakit bulduklarının kanıtıdır;
Anti-tezin Reklam Değeri.
Düşünün ve hatırlayın...
Bu ülkede İliştirilmiş Terörist (İ.T.) 'in asılmaması gerektiği tezini toplumun gözüne kimin cümlesi ile soktular...
PKK'nın mı...
DEHAP'ın mı...
yoksa...
her konuya taraf olmaktan imtina etmeyen ama nedense sözkonusu onbinlerce evladının ölümüne neden olan Öcalan olunca...
"biz bu konuda duygusalız, karar veremeyiz"
diyen Genelkurmay'ın cümlesi ile mi?
Ya da;
İ.T.'e "siyasi
lider, teolog" muamelesi yapanlar arasında kim şaşırttı sizi...
Osman Öcalan mı...
Leyla Zana mı...
yoksa Radikal'e yazdığı yazıda...
"Öcalan'ın tezlerinden yararlanmalıyız"
cümlesini kuran MİT İkinci Başkanı mı?
Düşünmeye devam...
Vatan hainine adam, yıldız muamelesi yapıldığı bu ülkede...
Çeşitli kılıflar altında vatanı satmayı savunanların sözlerine mi şaşırdınız daha çok...
Yoksa Harp Akademileri'nde yüzlerce kurmayın önünde...
"Farklı düşüncelere vatan haini damgası yapıştırmayın"
öğüdünü veren Genelkurmay Başkanı'na mı?
Az kaldı en traji-komik olanını unutuyorduk...
Talat söylese neyse...
Papadopulos söylese başımızın üzerinde yeri var...
Bu ülkede donanmayı teslim ettiğimiz Oramiral söylerse...
"Süveyş'i mi işgal edeceğiz. Kıbrıs'ın bir stratejik önemi yok"
diye...
İşte o zaman çakılıp kalırsınız.
O yüzden bu ülkeye musallat olanlar açısından...
Antitez'in Reklam Değeri'ne kimse paha biçemez.
O yüzden birileri bu topraklarda;
Öcalan'ın yatağını MHP'ye...
Hristiyanlığın yatağını da AKP'ye
hazırlatmaya bayılır.
Kitlenin kaderidir;
bilinçsiz bir kütle olarak savrulmak...
İçine kama gibi saplanmış; karizma kiralayan liderlerin görüntüsü eşliğinde.
Ağar bu sistematik içerisinde oltaya gelen son isimdir.
Anıldığı en hafif sıfatla ;
"Terörle Mücadelede Deneyimli" bir isim olarak sarfettiği
"Dağdan inip, ovada siyaset yapsınlar"
sözünün PKK açısından da, DEHAP açısından da, ABD-AB-İngiltere-İsrail, v.s. açısından da değerine paha biçilemez.
Mesut Yılmaz'ın; AB'nin yolunu Diyarbakır'dan geçiren;
Tayyip Erdoğan'ın; Diyarbakır'ı BOP'un başkenti yapan;
Hilmi Özkök'ün de "biz sizin DE ordunuzuz" sözü ile;
Türk Devletini ve Ordusunu; Türklerin ve Kürtlerin üstünde bir üst/koordinasyon kurumuna dönüştüren; kısacası Brükselleştiren sözlerinden sonra;
PKK'yı dağdan inip, ovada siyaset yapmaya davet eden bu sözler;
Kürtçülüğe verilen en nitelikli desteklerden biri olarak tarihe geçmiştir.
Ağar'ın bu lafı ederken;
bu ülkenin ne dağlarında, ne de ovalarında siyaset yapma fırsatı asla olmayacak şehitlerimizi düşünüp düşünmediği şüphe götürür.
Elbet; kanla tanışıklığı eskilere giden biri olarak vicdanı bunu düşünmeden edememiş ama bu vicdanı nasıl uyuşturucağının yolunu da bir şekilde bulmuştur.
Bu tür vicdani hesaplaşmalarını kolay atlatması açısından; NATO stajını tamamlamış, Hikmet Çetin gibi eski dostları vardır.
Ve eminiz;
Biri İngiltere'nin, biri Hollanda'nın gözetiminde ağırlanan Baybaşin'lere yönelik istihbari sondajların yoğunlaştığı bir dönemde artan tedirginliği söylemine yansımaktadır.
Ne olursa olsun;
AKP'nin tek başına yeniden seçilme şansının ufukta kaybolduğu şu günlerde;
birilerinin masalarındaki "ikili koalisyon modellerinde" yeralmanın bedeli;
federasyon tezine ışık yakmak değildir.
AKP iktidarı döneminde;
Hilmi Özkök'le birlikte paylaştığı,
"BOP'un en değerli sessizliği"
ödülünü
"BOP'un en değerli antitezi"
ödülü ile pekiştirerek iktidar olma hesabı yapan Ağar'ın;
PKK'yı ovaya...
Kendisini iktidara taşıyacağını zannettiği
bu siyasi denklemin aslında onu DYP'nin başından almak isteyenlerin işine geldiğini görmesi zaman alacaktır.
Bunun farkına vardığı bu yolun sonunda ise; PKK'ın da, Ağar'ın da bir ovada buluşacağı kesin.
O ovayı bu Millet'in Dağları arasında bulabilene ise aşkolsun.
B.G.
|