|
Topkapı Saray'ı siluetinin mütevaziliği ile temsil ettiği tarihsel derinliğin çelişkisi üzerinden batar her gün İstanbul'un güneşi.
NATO zirvesi için İstanbul'da bulunan dünya liderlerine Topkapı Sarayı'nda verilen özel konser sırasında İngiltere Başbakanı Tony Blair'in laf arasında Erdoğan'a söylediği bir söz vardı hatırlayın lütfen :
|
"Başbakanlığı buraya taşısanıza" |
Bu "esprili" tavsiyenin hemen sonrasında Türkiye'nin en büyük Osmanlı tarihçilerinden biri olan İlber Ortaylı Topkapı'daki görevine başladı.
Bugünlerde ister Sarayburnu'nda, ister Salacak'ta oturup Topkapı'ya iyice kulak kabarttığınızda;
İlber Ortaylı'nın Topkapı Müzesi'ndeki görevinin basit bir müzecilik görevi ile ilgisi olmadığına dair doneler taşınır kulağınıza. Topkapı'da dışarı yansımayan farklı bir faaliyetin fısıltılarıdır bunlar.
Ve Topkapı Sarayı'nı farklı bir kaygı ile izlemeye başlarsınız.
İster Ortaylı'nın çalışmalarını okuduğunuzda izlerini gördüğünüz Osmanlı fetişizminden;
İster Akbank'ın sponsorluğunda Huntington'ın verdiği seminerlerde kendisine layık gördüğü "soru-cevap" yönetmenliği rolünden;
ister ise ABD Başkonsolosluğu'ndaki mesaisinden haberdar olun kaygınız artarak devam eder.
AKP'nin; İngiltere'nin tavsiyesinden hemen sonra Topkapı Sarayı'na yerleştirdiği İlber Ortaylı;
Türkiye'ye giydirilmeye çalışılan Neo-Osmanlı projesinin en sembolik entellektüellerinden biri olarak mesaisini sürdürmektedir.
Cumhuriyet ile Neo-Osmanlı projesi arasında kurulmaya çalışılan köprüden geçen bir mesai.
Türkiye'ye dayatılmaya çalışılan federatif-başkanlık sisteminin (Neo-Osmanlı) başarılı olması için küresel güçlerle senkron olması gereken iki isimden biri olan Tayyip Erdoğan;
Ortaylı-Topkapı Sarayı eşleştirmesi ile bugüne kadar verdiği yüzlerce "uyumluyum, beni delikten süpürmeyin" mesajını çok nitelikli yeni bir mesajla takviye etmiştir.
Ortaylı'yı ilgili yerlere gereken mesajı vermek için sadece Tayyip Erdoğan'mı kullanmıştır?
Göreve atanması ile birlikte "modernizasyon" başlığı altında TSK'nın Pentagonizasyonu Süreci
(Konu ile ilgili yaklaşık iki sene önce kaleme aldığımız Pentagonizasyon Süreci raporu)
hızlanan Yaşar Büyükanıt da;
ABD Büyükelçiliği ortak muhabbet zemininde buluştukları Ortaylı'yı mesaj vermek için çok akıllı bir şekilde kullanmıştır.
Ne zaman mı?
Harp Akademileri'nin açılış dersini - Atatürkçülük hakkında - İlber Ortaylı'ya verdirerek.
Bunun; "Atatürkçülüğü", bir "new age paradigması"na çeviren Hilmi Özkök'ten daha derin;
Mustafa Kemal'in temsil ettiği Milli ve Devrimci dinamiğin;
Osmanlı'nın temsil ettiği yapı ile nasıl çeliştiğini anlaması gereken bir dimağa göre çok sığ olduğunu not etmemiz gerekir.
Ama tabi; amacınız birilerine,
|
" Cumhuriyeti; Atatürk'ün en azından görüntüsünü koruyarak, sizlerin kafasındaki federatif başkanlık sistemi ile uyuşturacak entellektüel köprüleri kurmaya hazırız" |
mesajı vermekse yukarıdaki gibi derinlik-sığlık kaygıları taşımazsınız.
Mesajı algılamakla görevli odaklar anlar.
Anlamama ihtimallerine karşı da;
Tayyip Erdoğan gibi ABD'den cüppe giyip, madalya almak;
Bush'un elini sıkmak için Ortaköy'de sıraya geçip, zenci korumalara el kontrolü yaptırmaya kadar bir çok tarihi sahnenin altına imza atarsınız ki....
yükselmek vizyonunuza halel gelmesin.
Yükselme vizyonuna sonuna kadar sadık olanları tespit edip, küresel planlarına entegre etme konusunda usta olanlar açısından Cumhuriyet'ten Neo-Osmanlı'ya geçiş hayalinde aynı anda işlemesi gereken iki kulvar sözkonusu:
Birincisi; Osmanlı'nın yüceltilerek, özenilecek bir model olarak ortaya konulması...
İkincisi; Cumhuriyet'in yıpratılarak, tasfiye edilmesi gereken, eskimiş bir model olarak yeniden teorize edilmesi...
Tayyip Erdoğan - Yaşar Büyükanıt ekseninde birinci misyonu İlber Ortaylı gibi isimler başarı ile yürütüyor.
Yalçın Küçük gibi isimler ise ikinci kulvarda ortaya çıkıyor.
Aktuel'de son yayınlanan röportajında;
Büyükanıt'la akraba olduğunu müjdeleyen Yalçın Küçük.
Sabetaycılıktan başlayıp; Enver üzerinden Kerkük'e çıkmaya çalışan ve artık çıktığı her programda,
| "Yaşar Paşa Hazretleri bunu görüyor" |
demeye başlayan Yalçın Küçük.
Yaşar Paşa'nın da, Tayyip Erdoğan'ın da yarından ötesini gördüğüne emin değiliz.
Gündemin spotlarını yeniden Yalçın Küçük; İlber Ortaylı gibilerinin üzerine çevirenlerin bir planları olduğundan ise eminiz.
Bir sonraki yazıda bu köprünün ikinci entellektüeli Yalçın Hoca ile devam edeceğiz.
B.G.
|