|
|
Bizim Kocaeli gazetesinden bir haber...
|
Taş Yapı'nın 24 saat sürdürdüğü inşaat nedeniyle rahatsız olan ve evlerinin toz duman içinde kalmasından şikayetçi olan çevre sakinlerinin bütün başvurularına rağmen bir sonuç alınamıyor... |
Maslak'taki Gözlemci arkadaşımızın çektiği bir resim düşüyor önümüze...
Yıkılan bir istinat duvarının resmi...
Türkiye'nin kara/gri/kirli para trafiğindeki artışla paralel bir yükşelişe sahip inşaat sektörünün bir başka güzide isminin istinat duvarı; altına aldığı iki işçi ile çökmüş. Birilerinin milyon dolarlık "residence" hayalinde bir kaç haftalık ufak bir aksama sözkonusu; iki işçi ayrıntı.
Neticede istinat duvarı yeniden inşa edilecek ve o istinat duvarının koruduğu zemin üzerinde gazetelerde gördüğünüz o şahane "residence"lardan biri yükselecek.
Tanıdık geliyor mu?
Bu ülkenin sade bir vatandaşı olarak...
Bir müteahhitlik/inşaat firması kursanız...
Çok çalışsanız...işinizde bir numara olsanız ne kadar hızlı büyürdünüz...
Hadi büyüdünüz diyelim...
önemli bir inşaatınızda istinat duvarları çökse itibarınız ortalara dökülmeden yola devam edebilir miydiniz...
Sizce İstanbul'da her buldukları boş araziye bina dikmeye başlayanların şereflerinin etrafındaki istinat duvarları niye bu kadar sağlam...
Sizce Başbakan'ın kardeşi Mustafa Erdoğan'ın yukarıdaki sorunun cevabını daha iyi bilme ihtimali var mı?
Ali Kırca'nın "tokatlama" tabirine yeni anlamlar kazandıran performansını konuşuyoruz günlerdir.
Halbuki bu performans yıllardır İstanbul burjuvazısının ağzında...
Bırakın Ali Kırca'yı...
Türkiye'nin kadın baronlarından birinin performansı tam bir "şehir efsanesi" buralarda; Pınar'ınkini duydunuz, ondan haberiniz oldu mu?
Sizce Ali Kırca'nın ŞEREF'inin etrafındaki istinat duvarı, neden, Danıştay cinayeti öncesinde Ceyhan Mumcu'ya gidip,
|
"MOSSAD ve CIA kanlı eylemlere girişecek" |
demesi sonrasında yıkıldı.
Sizce kadın baronların ŞEREF'lerinin etrafındaki İSTİNAT DUVARLARI da çöker mi?
Sizce bu ülkenin bölünmesini isteyen DİŞİL GÜÇLERLE aynı yatağa girmenin bir bedeli var mı?
Peki ya Başbakanlar...
Normal şartlarda çevresi onlarca yolsuzluk dosyası, ortalığa saçılan onlarca şaibeli ilişki ile çevrili bir zemine bırakın Başbakanlık, bir muhtarlık bile inşa edememeniz lazım. Çöker.
Tayyip Erdoğan; hangi istinat duvarlarının koruduğu zemin de bugün Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetiyor?
Sizin oğlunuz trafik kazasında bir kadının ölümüne yol açsa...
Hem de bu kadın bir sanatçı olsa...
Hem de oğlunuz bu kazayı yaptığında daha ehliyetini bile almamış olsa...
Bu kazayı örtme şansınız olabilir miydi...
Şerefinizin etrafındaki bütün istinat duvarları üzerinize yıkılmaz mıydı...
Ülkemiz adına ne mutlu ki;
bizden daha ŞANSLI ve ŞEREFLİ insanlar tarafından yönetiliyoruz.
Kafanızda bir canlandırın...
Emrinizdeki binlerce insanın güvenliğinden sorumlusunuz.
Ve iki ay içinde güvenliğinden sorumlu olduğunuz işçilerin tam 50 tanesi iş kazasında hayatını kaybetse...
Sizce pozisyonunuzu koruyabilir miydiniz...
Bırakın onu...
Yargılanmadan kurtulabilir miydiniz...
Üstüne üstlük bir de size birileri
" Şeref Madalyası"
verir miydi?
Vermezdi di mi...
Çünkü bu ülkedeki milyonlarca vatandaş gibi; sizin Şerefinizin etrafında tek bir istinat duvarı yok ve en ufak hatanızda sistem tarafından öğütülmeye hazır halde bekliyorsunuz.
Ama neyse ki ;
Etraflarında onlarca istinat duvarı olan
Şerefli yöneticilere sahibiz
Bu yüzden;
hakkında onlarca yolsuzluk dosyası bulunan; çocuğu ehliyetsiz araba kullanırken ölüme sebep vermiş; çevrelerindeki ilişkilerin şaibesi ortalara saçılmış siyasilerimiz;
Devir teslim törenlerinde Ali Koç'la sevinen, cenaze törenlerinde Şehit Anaları ile üzülen;
askerlerinin başına çuval geçirenlerle muhabbeti gram eksilmeyen; son iki ayda 50 şehide rağmen Şeref Madalyası alacak kadar üstün başarıları olan komutanlarımız var. .
Sözkonusu İSTİNAT DUVARLARI;
kimi zaman "görmeyen basın" olarak devreye giriyor...
kimi zaman;
Millet'in Ordusu olarak; milyonlarca şehitle, tarih değiştiren yüzlerce zaferle kazanılan saygınlığı ve prestiji kendi basiretsizliklerine perde yapmak isteyenlerin ağzında sakız olan "TSK'yı yıpratmayalım" klişeleri ile.
Kimi zaman ise;
malvarlığı beyanlarının makul kalmasını sağlayan akrabalar ve ilişkiler ağı ile karşılaşıyoruz İstanbul'un her karışında.
Siz siz olun;
sade bir vatandaş olarak,
Sağlam İSTİNAT DUVARLARI inşa etmeden...
Ne medyaya;
Ne sanayiciliğe;
Ne Başbakanlığa...
Ne de bu Devletin "şeref" madalyalarından birine heves edin.
Aksi takdirde;
üzerinize yıkılacak enkazın altından çıkarsınız ama ŞEREFSİZ olarak.
ŞEREF başkalarında kalır.
B.G.
|