|
Yine birileri bastı "Şehit Üretme" düğmesine;
Yine birileri ihtiyaç duyuyor şehit cenazelerindeki ananın feryadına...
Reha Paşa'nın uçkuruna kulak kabartanların hatlarında kimbilir başka hangi; katran kıvamında vatanhainlikleri duyulmakta.
Ekranları dolaşıyorum...
Cenazeler kalkarken; Gazze-Lübnan ateş altındayken...
TEMA'cılar dünyadaki 600 milyon insanla birlikte "Dünya Zıplama Günü" çerçevesinde zıplayarak, dünyanın çevre sorunlarına dikkat çekmeye çalışıyorlar...
Çevrelerinden bihaber çevreçiler; zıplayarak dünya değiştirmeye çalışıyorlar...
Geçiyoruz Fashion World kanalına...
İşinde uzman biri; ışık-ölçeri mankenin kıçına doğru tutup ışığın yeterli olup olmadığını ölçüyor...
Çok köşeli dünyanın en dar köşesine insanlığı sıkıştırmışlar; diğer bütün köşelerinde binbir çeşit iblis; binbir çeşit şaklaban dansediyor.
Bu insanlık pazarının tam orta yerinde;
biri Atatürkçülük iddiasında Genelkurmay;
diğeri İslamcılık iddiasında olan hükümet;
güya ABD'ye, güya AB'ye rağmen,
İsrail gibi bir Kabala Karakolu üzerinden meşruiyet yaratmaya çalışıp;
"sabrımızı taşırmayın Kuzey Irak'a gireriz"
söylemleri çekmekle meşgul.
Meclisten geçen yasalara bilen müdahil olmaya çalışan ABD Büyükelçiliği ile ;
F-16'ların füzelerinin ateşlenebilirliğini coğrafi olarak sınırlayabillen ABD Yönetiminin koordineli olarak oynadıkları
"Yanlış Anlaşıldık; Siz Sertleşince, Biz Korktuk ve Büzüştük"
parodileri ise;
Hükümet-Genelkurmay ikilisinin tabana yönelik mesajlarını daha bir inandırıcı kılıyor.
Samimiyetsizlikleri ve yetersizlikleri kullandıkları ithal terminolojiden gocunmamalarından belli...
Pentagon'un önlerine koyduğu "Kuzey Irak" terminolojisinin, başından beri Pentagon'un masasındaki Bölünmüş Irak Projesinin göstergesi olduğunu görmekten uzak;
o koskoca sıfatları ile ekranlara çıkıp;
"ABD bu işi başaramadı, bu gidişle Irak bölünecek"
diyorlar.
Utanmadan;
ekranda isimlerinin altına bir de "stratejist" yazdırıyorlar.
TEMA'cılar zıplayarak, bunlar afallayarak dünyayı değiştirme hevesinde...
Attıkları nutuklara, cenazede saf tutuşlarına baktıkça gözlerimiz yaşarıyor...
Zannedersiniz ki;
Irak'ın kuzeyinde kürdistan kurulmasın, ülkede bölücülük kök salmasın, kurumsallaşmasın diye ellerinden geleni yaptılar...
şimdi bir de utanmadan Şehit Anası'nın elini öpüyorlar.
Biliyor musunuz:
PKK'nın ABD adına hamiliğini üstlenen Barzani'nin çimentosunu; gazetesinin kağıdını kim taşıyor...
Üç beş tane fazla televizyon, buzdolabı, gofret satsın diye kim Irak'taki pis oyuna haraç ödüyor...
Ülker, Beko, OYAK; Koç, Sabancı
Bu şirketler bir açıklasın da öğrenelim;
PKK'ya kol kanat geren Barzani'nin bayisi, tedarikçisi olarak bu şirketler Irak'ın kuzeyinden ne kadar kazanmışlar...
Ondan sonra gidip o şehit anasının oğlunun sarıldığı bayrak üzerinden reklam;
maaşlarından kesilen para üzerinden sermaye yapıyorlar...
.....
Kurmayın zekasının, "İslamcı"'nın imanının teklediği noktada;
samimiyetsizlik sadece bir eksikliği değil,
aynı zamanda birilerinin sımsıkı sarıldığı kahpe bir pragmatizmi ifade ediyor.
Bölücülük sorununu sadece PKK vektörüne indirgeyip, diğer vektörleri ihmal etmek herkesin işine geliyor.
"Şehit üretme" düğmesinin ucundakiler...
Halkın savaş psikolojisini bileyecek o düğmeye basarken bal gibi farkındalar..
- Diyarbakır'da panolarda yapılan Barzani propagandasını...
|
- İstanbul'u kumarhane kumarhane, sokak sokak parselleyen aşiret mafyasını;
|
- Reha Paşa'yı özel hayatından sorumlu tutanların...
|
| |
(Kadri Çelik'in yazılarından aktarıyorum ve nihayetinde soruyorum?)
albaylığa kadar yükselmiş, Öcalan'ın yakın akrabalarından Özdilek Öcalan'ı, akrabalarından sorumlu tutmadığını; | |
- İlahlara yem olarak attıkları bir yolsuz general üzerinden "Yolsuzlukla Mücadele" sahnesi kuranların;
|
| |
kuvvet komutanların oğullarının İsrail'li generallerle çevirdikleri işlere nasıl seyirci kaldıklarını | |
- Ankara'nın göbeğinde MOSSAD'ın kadrolu köpeği işadamlarının yanında kimlerin çalıştığını;
|
- Diyarbakır'a yaptığı ziyarette;
"biz sizlerin de ordusuyuz" diyerek;
|
| |
Tayyip Erdoğan'dan sonra bu ülkede kürt kimliğine en nitelikli desteklerden birini atan Hilmi Özkök'ün Mustafa Kemal'in üniformasına bürünmüş zihniyetini; | |
çok iyi biliyorlar.
Bildikleri için rahatlar...
Bölücülüğün sadece PKK vektörünü algılayanların;
Türk Ordusu'nu Irak'ın kuzeyinde kapana kıstıracak ve Türkiye'de siyasal sistemin paradigmasının değişmesi ile sonuçlanacak bir kaos sürecine nasıl alet olacaklarını çok iyi hesap etmişler.
O yüzden basıyorlar "Şehit üretme" düğmesine...
Bastıkça önce şehidin, sonra anasının feryadı duyuluyor...
Öbür tarafta;
ABD ile "stratejik nükleer işbirliği anlaşması" imzalayan Tayyip'in ABD'ye diklenişini...
Diğer tarafta;
"İsrail'deki toplantıya katılım Albay düzeyine indirildi"
(Resmi Gazete'de bile yayınlanmayan gizli anlaşmalar çerçevesinde Hakkari'de, Bolu'da, Konya'da, Kayseri'deki İsrail katılımı hangi düzeyde, onu açıklayın da öğrenelim)
gibi cümlelerle Millet'e, "tavır koyuyoruz" imajı vermeye çalışanları görüyoruz.
Girişinde;
Türkiye'nin topraklarını da içeren Arz-ı Mevud haritası bulunan İsrail Parlamentosu'nda daha geçenlerde konuşma yapan Sezer'den ise boşuna bir çift laf bekliyoruz...
Topraklarından geçen boruyu "tek başına koruyamayacağını" itiraf edenlerden;
şanımızı, şerefimizi, onurumuzu korumasını istiyoruz.
Nasıl...
Kandil dağını bombalayarak...
Kendinize gelin ve tuzağı görün beyler/bayanlar...
Filistin'li, Lübnan'lı , İsrail'li çocuktan utanmıyorsanız...
Edebiyatını yaptığınız Şehit Anası'ndan utanın.
B.G.
|