Behiç Gürcihan11 Temmuz 2006 08:29

ZULMÜN SEYİRCİSİ DEĞİL; BİZZAT ORTAĞIYIM BEN - Behiç Gürcihan

Asmışız pankartları..."Zulme Seyirci Kalmayın" Konuşuyor Dışişleri Bakanı"Dünyanın gözü önünde bu kadar da Filistinli öldürülür mü?"Zalim'e zulmün kantarını kaçırdığı için kızıyoruz. Riyakarlığın dibine vurmuşuz...Filistin için bir mesaj atıp; 5 milyon yollayarak olsa olsa kendi sırat köprümüzü finanse eder...Doğru düzgün işletemediğimize inandırıldığımız noktada Ofer'e ihale ederiz biz...Damla ile Filistin'e, kepçe ile İsrail'e verirken; bir düğünde sıktığımız kurşun kadar puşta sıkmayız biz.

www.acikistihbarat.com

11 Temmuz Salı





OYUN
BOZAN

ZULMÜN SEYİRCİSİ DEĞİL; BİZZAT ORTAĞIYIM BEN

Behiç Gürcihan
(Kıvanç Değirmenli)


Asmışız pankartları...

"Zulme Seyirci Kalmayın"

Konuşuyor Dışişleri Bakanı

"Dünyanın gözü önünde bu kadar da Filistinli öldürülür mü?"

Zalim'e zulmün kantarını kaçırdığı için kızıyoruz.


Riyakarlığın dibine vurmuşuz...


Filistin için bir mesaj atıp; 5 milyon yollayarak olsa olsa kendi sırat köprümüzü finanse eder...

Doğru düzgün işletemediğimize inandırıldığımız noktada Ofer'e ihale ederiz biz...

Damla ile Filistin'e, kepçe ile İsrail'e verirken;

bir düğünde sıktığımız kurşun kadar puşta sıkmayız biz.


Açığa çıkan İmansızlığımızı,
Açığa çıkan Şahsiyetsizliğimizi,
Açığa çıkan apışımızı kapatmaya çalışırız pankartlarla, mitinglerle...

İmansızlığımızı İmam'larla örteriz; bizim için özel yetiştirilen İmam'larla.

Öldüğünü kabul etmeyen hayalet bir ulusa dönüşmüşüz.

Küresel zulmün kapalı tribününe oturtmuşlar bizi

Karşıdaki "kanarya" locasına da;

Paşalarından , bürokratlarına,

Tayyip'lerinden, Mehmet'lerine;

Aziz'lerinden, Rahmileri'ne

o çok "böyük büyüklerimizi" oturtmuşlar...

Sahadaki kanlı oyunu seyredip duruyoruz...

Keşke sadece seyretsek...

Biz değil miyiz...

Cezayir katledilirken Fransa'ya arka çıkan...

Lübnan'da "Müslüman kardeşlerimiz" boğazlanırken, askeri uçaklarımızla mühimmat taşıyan...

Çeçenistan'ın liderlerinin füzelerle kafalarının uçurulmasına vesile olan cep telefonlarını biz hediye etmedik mi...

Irak'taki çocukların üzerine düşen füzelerin nizamiyesinde biz nöbet tutmuyor muyuz...

Herşeyi bırakın...

Muavenet'imizi vurdu; dünya alem duydu...

Kaptan köşkünde eriyip metale yapışan o canlarımızı kaç eski gemi ile değiş tokuş ettik...

Askerine sahip çıkmayan komutanı en kötü ihtimalle tarih yargılar;

Askerine sahip çıkmayan Millet'i yargılayan çıkmaz mı zannettik...

Riyakarlığın dibine vurmuş, hayalet bir ulus olmuşuz...

Mehmet Ali'nin don indirmesine seyirciyiz...

Ahlak'ın sahtesini, daha sahtesinden; ancak apış arasına tuttuğumuzda ayırtedebiliyoruz...

Doların sahtesini ultraviole ışıkla; Ahlak'ın sahtesini televizyon ışığında test ediyoruz.

Fenerbahçe'nin "hak"kını hakemler yemeye görsün; sokaklara dökülüyoruz...

Bu ülkenin sokaklarına, köylerine, tarlalarına her gün kamyonlarca çiğnenmiş hak dökülüyor; üzerinden atlayıp devam ediyoruz...

....

Bu ülkenin en büyük müteahhiti de, en büyük STK lideri de Aziz Yıldırım...

"Fenerbahçe" ayağını biz kapalı tribünden;
NATO ayağını büyüklerimiz kanarya locasından idare ediyor...

Sonra bir de utanmadan AB fonluyor diye kızıyoruz.

Yalçın Küçük Hoca yine doğruyu, yine eksikle karıştırıp servis ediyor önümüze...

(Ağzı kokanların mentole sarıldığı gibi sarılıyoruz yazdıklarına; o ferahlık duygusu midemizi doyurmuyor ama dışarıya üflerken hoş kokuyoruz; "Allah'ı var")


"Biz Müslüman değil, Putperestiz" derken...

Kendinden başka bir şeye tapacak kadar "başkasını" görebilen putperestleri...

Kendinden başka bir şeye tapmayan egoperestlerle aynı çukurun dibinde eşitliyor...

Biz buna "küçükizasyon" diyoruz...

Sabetay'la Sabetaycıyı...

küçüklükle, aşağılık olmayı aynı şey zannetmemize yarıyor; not ediyoruz.

Riyakarlığın dibine vurmuşuz, derinlik sarhoşluğu ile karıştırıyoruz...

Papa'nın ayağının dibinde AB anayasası imzalayan "İslamcı" bir Başbakanımız...

Askerinin başına çuval geçirenlerle "Terör" konferansı düzenleyen "Atatürkçü" bir Genelkurmay Başkanımız...

İ.T.'in tezlerinden medet uman MİT'çilerimiz...

Ülke ajan kaynarken El-Kaide militanı yakaladığı için övünen Emniyetçilerimiz var...

....

Filistin için onbinleri meydana toplayıp, "tele-konferans" yapan Erbakan değil mi;

İsrail'le "stratejik işbirliği"nin altına imza atan; sonra da "Paşa" korkusundan dem vuran...

Filistin'li çocuğun kafasını kopartan füzeyi atan pilotlar değil mi Konya üzerinde uçan...

Konya değil mi bu Erbakan'ı "cihad" bayrakları ile siyaset sahnesine taşıyan...

Konya'nın toprağında Erbakan, havasında İsrail varken...

Riyakarlığın dibine vurmuşuz, yok bize ağlayan...

O yüzden ben Filistin'e yardım etmiyorum şahsen...

Hani sorduklarında; bir gün ister Sırat köprüsünde;

ister içki sofrasında, Galata köprüsünde;

"BeHİÇ o kadar konuşuyorsun da , ne yaptın diye"

Koca bir HİÇ diyebilmek için.

Üç adım yol tepip, üç kuruş yollamış olmayı;

3 yaşına girememiş bir çocuğun kaderine 5 kuruşla ortak olmayı

reddediyorum ve SEYREDİYORUM bu zulmü.

Benim seyrim üzerinden "reyting" yapıyorlar ve zulm bu reyting üzerinden derinleşiyor, çoğalıyor.

Mehmet Ali o donu indirdiğinde de...

"Gazze'ye günlerdir elektrik verilemiyor" altyazısı geçtiğinde de...

değişmiyor yüz ifadem.

Riyakarlığın dibine vurmuşum; nasırlarımı zırh yapmışım...

Telafer'de katliam olurken; Afganistan'a ABD için jandarma olan bir Millet'in evladıyım ben...

Anadolu'nun altı cevher kaynarken, üstündeki çocuğu doğru düzgün besleyemeyen bir Devlet'in sahibiyim ben...

Ben kim, seyirci olmak kim...

Bu zülm bensiz olmazdı;

bu küresel oyun bensiz sahne alamazdı...

İşte o yüzden...

Ortağıyım; sapına kadar ortağıyım ben.

B.G.