|
|
Panama Terzisi filminde bir "gazeteci" tiplemesi vardır.
Sistemin patronları, devletin baronları ile takılan bu gazeteci şöyle der :
|
"Ne kadar çok şey bilirsem, o kadar az şey yazarım" |
Bilderberg gibi sistemin küresel baloları/pazar yerleri ile sözde gazetecilerin ilişkilerinin çok özlü bir özetidir bu cümle.
Fehmi Koru; Bilderberg toplantısına katıldığından beri; bu ismi ciddiye alanların başlattığı bir tartışma sürüyor.
Fehmi Koru'nun tükürdüğünü yalayıp, yalamadığı ekseninde dönen bu tartışma; daha önce Bilderberg'e katılanlarla ilgili "medya fahişeleri" tanımlarını kullananları köşesinde alıntılayan Fehmi Koru'nun şimdi kendisinin aynı konuma düştüğünü savunuyorlar.
Çok büyük iki yanılgı ile karşı karşıyalar.
1) Fehmi Koru fahişe değildir
2) Bilderberg örgüt değildir
Birinci yanılgıdan başlayalım.
Fahişeler bu işi para için yapar. Fehmi Koru gibiler; Panama terzisindeki gazeteci gibi; "güç" için; "sisteme giriş kartı" için yapar.
Dolayısı ile Fehmi Koru'ya "fahişe" demek; eminim fahişelerin mesleki bir derneği olsaydı, küresel vakanüvistliğe soyunan Koru için ciddi bir tazminatla sonuçlanırdı.
Herkesin fahişelerin profesyonelliğine saygı göstermesi gerekiyor.
Mekanı terkettikten sonra işi sona eren ve aynı yatağa girdiği adamı başkalarına övme, açıklama, meşrulaştırma gereği duymayan bir fahişe ile;
Mekanı terkettikten sonra görevine başlayan ve aynı sosyal ortamı paylaştıklarına meşruiyet zemini kazandıran ve davet edildiği sosyal çevrenin gediklisi hatta hayranı olmaya başlayan bir meslek;
arasında dağlar kadar fark vardır.
Fehmi Koru;
Emperyalizmin zamanında solcular üzerinde denediği "güçle tanıştır, güce alıştır" stratejisinin;
İslamcı kanat üzerinde uygulanmış halinin tipik bir örneğidir.
Berlusconi ile Como gölünde yemek yemeye başlayınca siyah gözlük takmaya başlayan Tayyip Erdoğan;
Nişantaşı Cafe'lerinde otururken yazısını yazacak kadar para kazanmaya başlayınca "İslamcılarla" dalga geçmeye başlayan Ahmet Hakan gibileri;
hep o küçümseyici üslupları ile; bir gün lumpenleşmenin tarihini yazacak olanlar için malzeme olmaktan öte bir anlam ifade etmezler.
Dünyayı saran küresel şebekenin; otellerde toplantı düzenlemekten çok daha sistematik ve derin mekanizmalar üzerinden sistemi kurguladığını göremeyecek kadar yüzeysel bir analitik yeteneğe sahip olan Fehmi Koru'nun bu özelliğini bilenler;
onu davet ettikleri an o kalemin nasıl dönüşeceğini bilmektedirler.
O yüzden ister Cüneyt Ülsever olsun; ister Sedat Ergin, ister Fehmi Koru...
"Bir baktım arkamda İspanya Kraliçesi"
"Barda oturup içki içen Kohl'u görmek hoş oluyor tabi"
tarzı; cümlelerle Bilderberg toplantılarını, "Reina'da bir Gece" havasında anlatan "gazetecilerin" fahişelerden bir farkı daha vardır.
Fahişe çağrıldıkça fiyatını yükseltir; bunları ise bir kere çağırdıktan sonra ayrı bir özen göstermeniz gerekmez.
"Bir daha çağrılabilme" ihtimali ve "bir daha asla çağrılmamak üzere kara listeye alınma" tehdidi bu cinsi oltanın ucunda tutmaya yeter de artar bile.
O yüzden fahişelere özür borcumuzu ihmal etmeyip; gelelim ikinci yanılgıya.
Bilderberg'in örgüt olduğu yanılgısına.
Bilderberg örgüt değildir.
Bir sekreteryasının olması örgüt olduğu için değil;
üst düzey istihbarat konseylerinin hazırladığı isim listelerinin koordine edilmesi için bir paravana ihtiyaç duyulduğundan vardır.
Bilderberg; "örgüt" veya "örgütler koalisyonunun",
ihtiyaçlarına uygun adamları tespit etmek için kurulan bir fuar/pazar alanıdır.
Buraya çağrılanlar,
sisteme ve misyona uygunluklarının testi veya düşünsel kalibrasyonları için kapalı bir sosyal akvaryuma sokulup; psikolojik profilleri ve düşünsel haritaları çıkarılır.
İstihbarat örgütleri tarafından zaten yazıları ve davranışları üzerinden en ayrıntılı şekilde etüd edilmiş isimler; burada ya ilk kez görücüye çıkar ya da yıllık düşünsel kalibrasyonlarını görürler.
"Gizlilik" prensibi; tartışılanlar dışarı çıkmaması için değil;
adayın ketumluğunun ölçülmesi içindir.
Küresel baronlar ketumluğa özel bir önem verirler.
Şatoda fuhuş sürerken; şatodaki dev porselen vazoyu haber yapabilecek kadar "kör", "sağır" ve "dilsiz" birine ihtiyaç vardır.
Bilderberg toplantıları işte bu açıdan tam bir pazar alanıdır.
Yoksa Fehmi Koru gibilerin zannettiği gibi;
dünyayı yönetme iddiasında olan küresel çeteler "komployu" yüzlerce ismin davetli olduğu panel formatlı toplantılarda kurmazlar.
"Komplo" farklı mekanizmalar üzerinden zaten kuruludur;
Bilderberg; komplocuların adam alışverişi yaptığı, istihbarat servisleri tarafından ön çalışması yapılmış, pazar yeridir.
"Öğrendikçe yazmayacak" , "masaya oturunca masayı sallamayı bırakacak" , "kapı açılınca kapının arkasındakine küfretmeyecek"
adam makbuldür bu piyasada.
Ankara'da bir kaç masaya oturunca; Özkök'e küfretmeyi kesip, BOP'u engelleyen adam ilan edenler de;
Pentagon'da brifing aldıktan sonra ABD Dışişleri Bakanlığı'nın bülteni tadında yazı yazmaya başlayanlar da;
Bilderberg'e davet edilince küresel çeteyi sosyete yazarı tadında anlatanlar da;
bu piyasada yükselmeye mahkumdur.
Bu yükselme gerçekleştiğinde;
Zalim bir artarken
Mazlum bir azalır
Ama Zulm katlanır.
Zulmun prenslerinin Bilderberg matematiği bu temel esasa dayanır.
B.G. |