Behiç Gürcihan30 Mayıs 2006 03:03

CUMHURİYET FETHULLAH'I ZAMAN SİLAHLARI PERDELEDİ - Behiç Gürcihan

BOP/Federasyon Projesi için inşa edilmeye çalışılan Yeni Devlet'in artık iki resmi gazetesi var. Projeye ruhlarını ve akıllarını satmış askeri ve sivil bürokratik kadroların lojistik desteği; medya ve siyasetin de sahne önü manevraları ilegerçekleştirilmeye çalışılan bu projenin ikame etmek istediği Eski Devlet'in tek bir resmi gazetesi vardı : HÜRRİYET. (CUMHURİYET; "laiklik" krizlerinde profili yükseltilmek üzere hazır bekletilen bir yedektir(Bkz: Sivas Katliamı) . Etkiyi arttırması için VAKİT sonradan caddenin karşısına birileri tarafından dikilmiştir. )Fethullah'ın şebekesinin değerini bilenler; ayak takımından; "ışık" evlerine kadar;her köşesinden faydalandıkları bu yapının amiral gemisi ZAMAN'ı da HÜRRİYET'inyanına eklediler.


BOP/Federasyon Projesi için inşa edilmeye çalışılan

Yeni Devlet'in artık iki resmi gazetesi var.

Projeye ruhlarını ve akıllarını satmış askeri ve sivil bürokratik kadroların lojistik desteği;

medya ve siyasetin de sahne önü manevraları ile

gerçekleştirilmeye çalışılan bu projenin ikame etmek istediği

Eski Devlet'in tek bir resmi gazetesi vardı :

HÜRRİYET.

(CUMHURİYET; "laiklik" krizlerinde profili yükseltilmek üzere hazır bekletilen bir yedektir(Bkz: Sivas Katliamı) . Etkiyi arttırması için VAKİT sonradan caddenin karşısına birileri tarafından dikilmiştir. )

Fethullah'ın şebekesinin değerini bilenler;

ayak takımından; "ışık" evlerine kadar;

her köşesinden faydalandıkları bu yapının amiral gemisi ZAMAN'ı da

HÜRRİYET'in

yanına eklediler.

Sahada dolaşan "Gladio" elemanının sürekli okuduğu gazetenin ZAMAN olmasından tutun da;

Bir medya ordusu Muzaffer Tekin'i Acil Servis'in ön kapısında beklerken;

arka kapıdan kaçırılan Tekin'i görüntülemek için sadece iki haber ajansına (Cihan ve Hürriyet) otoparkta konuşlanmaları için haber ve izin verilmesine kadar bir çok enstantane bu tespitin anektodal kanıt dosyasındaki onlarca kanıtdan bir kaçı.

Fakat bu tespitin esas kanıtı;

Danıştay terörü sonrasında bir istihbarat pravdasına dönüşen Türk medyasında;

Hürriyet ve Zaman aracılığı ile birilerinin kamuoyunu nasıl yönlendirmeye çalıştığının sistematik analizinde yatıyor.

Sözkonusu sistematik analiz buraya sığmayacak kadar uzun ve yakında yayınlayacağımız raporda ayrıntılarına ulaşacaksınız.

Hürriyet ve Zaman'la birlikte;

medyanın ve medya üzerinden kimlerin neleri perdeleyip, neleri çarpıtıp, neleri sakladığını ve kimlerin gözümüzün içine baka baka YALAN söylediği ise Danıştay terörünün arkasındaki odakların gölgeleri ile dolu.

Medyanın gölgeler vadisinden bir kaç seçmeyi sizlerle paylaşalım:

Kategori Perdeleme
Fail Zaman
Perdelenen Danıştay'da kullanılan silahların menşei
Tanım

Danıştay terörü ile ilgili yaratılan toz duman bulutu arasında birileri en temel soruyu araştırmayı unuttu...

Cumhuriyet'in olaydan 6 gün sonra hatırlayıp manşetine çektiği soruyu:

"Silahlar Nereden"

İşte bu soruya ZAMAN gazetesi CUMHURİYET'ten iki gün önce satıraralarına yerleştirdiği aşağıdaki cümle ile ışık tuttu:

"RİPORT Rize Limanının Yönetim Kurulu Üyesi Kral Lakaplı Faysal Çillioğlu'nun adamları tarafından Ortaköy'deki Şah İşkembe Salonu'nun sahibi Hasan Derya Soy'un adamlarına karşı kullanılması amacı ile evinde saklanması için Mardinli olduğu öne sürülen bir kişiye verildiği öğrenildi"

Sonra mı ne oldu?

ZAMAN ertesi gün bu cümlenin içerdiği hiç bir bilginin üzerine gitmemiş olarak, konuyu kapattı.

Diğer gazetelerde ise bu ipucu ile ilgili hiç bir haber yeralmadı.

Muzaffer Tekin'in duvarındaki saçın kalınlığını konu edenler; silahların menşeini hiç merak etmediler.

Muzaffer Tekin'in el sıkıştığı adamları bile ÇETE resmine dahil edenler; kim bu Faysal Çillioğlu ve Hasan Derya Soy diye sormadılar.

Biz sorduk; cevabını da paylaşacağız.

Not Danıştay tarafından ihaleleri iptal edilen ve Türkiye'nin liman baronlarına ait limanlar arasında bulunan RİPORT'un sahibinin isminin neden gazeteden çekildiğini;

Türkiye'de masonlarla Fethullahçılar arasındaki köprü iki ismin Rizeli olduğu

ve ZAMAN'da bu haberin yayınlandığı günden bir gün önce;

Hasan Derya Soy'un adamının, Audi arabalı, Glock tabancalı iki kişi tarafından öldürülmesi


gibi gerçeklerin arka planını araştırmaya devam ediyoruz.

Sorun; Danıştay'ın son zamanlarda hangi ihaleleri iptal ettiğinin bir türlü sorulmaması.


******************************************************************

Kategori Perdeleme
Fail KanalTürk - Tuncay Özkan
Perdelenen Oyak Güvenlik
Tanım 26 Mayıs Cuma akşamı Tuncay Özkan; bir yanında eski orgeneral Kemal Yavuz; diğer tarafında Mine Kırıkkanat sunduğu "Gerçekler" programında GERÇEĞİ gözlerimizin içine baka baka perdeledi.

Tuncay Özkan mealen şunları söyledi:

"Söyler misiniz Emniyet niye olay yeri delillerinin üzerine gitmiyor; niye olay yerindeki delilleri araştırmıyor"

(Bu sözler üzerine zannedersiniz ki; Özkan, Danıştay'da, OYAK Güvenliğin yalan söyleyerek kamuoyundan kaçırdığı sabit diski gündeme getirecek. Yanıldınız)

Ekrana Alpaslan Aslan'ın Beyazıt meydanında bir mitingde çekilen ve yanında iki kişiyi gösteren fotoğraflarını getiren; Özkan şöyle devam etti:

" Emniyet'e soruyoruz; bu iki kişiyi niye araştırmıyorsunuz?"

Gördüğünüz gibi Özkan;
Emniyet'in hükümeti aklamak için uyguladığı ucuz "resim kadrajı dedektifliğini" bu sefer karşı cephe adına; hem de "olay yeri delili" başlığı altında kullanırken

OYAK Güvenlik'in kamera yalanını gündeme bile getirmedi ve "olay yeri" diye Alpaslan Aslan'ın aylar önce katıldığı mitingin gerçekleştiği Beyazıt Meydanını konu etti.
Not Tuncay Özkan'ın Oyak Güvenlik sorusunu neden soramadığını anlamak için Kanaltürk'ün kuruluşunda kimlerden reklam garantisi alındığını bilmeniz gerekmez.

KanalTürk'ün ilk kurulduğu günlerde yayınlanan reklamları hatırlamanız size yeterli fikir verecektir.

****************************************************************

Kategori Perdeleme(P) , Görmeme (G)
Fail Akşam (P); Hürriyet (P); Radikal(G); Zaman (G); Yeni Şafak(G)
Perdelenen Fethullah
Tanım
26 Mayıs Cuma günü; İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek yaptığı bir açıklama ile;

Alpaslan Aslan'ın Bulgaristan'da eğitim aldığı şirketten; Fethullah ve MOSSAD bağlantısına kadar bir çok doneyi kamuoyuna açıkladı. Bu açıklamanın iki kilit kelimesi vardı: MOSSAD ve Fethullah.

Bazı gazeteler bu açıklamayı hiç görmezken; bazıları açıklama içerisindeki Fethullah ismini çıkartıp; sadece MOSSAD'ı vermeyi tercih etti.




Not MOSSAD'dan çekinmeyip, Fethullah'tan çekinen bir medyaya sahip olmak karışık duygular yaratıyor ; sevinsin mi, üzülsün mü bilemiyor insan.

ZAMAN'ın ve YENİ ŞAFAK'ın bu açıklamayı hiç görmemesini anladık da; RADİKAL'in hiç görmemesi fazlası ile dikkat çekiciydi. Umarız bu açıklamanın içeriğinden değil de; basit bir Doğu Perinçek antipatisinden kaynaklanmıştır.

*******************************************************************

Kategori Nitelikli Perdeleme
Fail Cumhuriyet
Perdelenen Fethullah
Tanım Normalde bilirsiniz CUMHURİYET Fethullah'ı ana sayfadan haber yapmak konusunda hiç çekinmez.

Ne de olsa;
Fethullah "İslamcı"; Cumhuriyet'de "laik"çidir ve ikisi de ekmeklerini bundan kazanır.

Fakat CUMHURİYET;

Doğu Perinçek'in; saldırının arkasında MOSSAD'ın eğitiminden geçen Fethullahçı Alpaslan Arslan'ın olduğunu doneleri ile ortaya koyan açıklamasını iç sayfadan gördü.

Halbuki bu açıklama; saldırının arkasında İslamcıların olduğunu kanıtlamak için çırpınan Cumhuriyet için bulunmaz bir fırsattı fakat bunu iç sayfalarda görmeyi tercih etti.

Alpaslan Aslan'ı olaya teşvik ettiği öne sürülenlerin aralarında yaptığı mesajlaşmada "Allah'ın Askerleri" ibaresinin kullandığının "belirtilmesini" ise;

Fethullah'ı iç sayfalarda gizlediği gün;
"Allah'ın Askerleri" başlığı ile anasayfaya taşımaktan ise hiç çekinmedi.
Not İsrail Büyükelçiliği'nin aylardır Cumhuriyet'in İstanbul ve Ankara bürolarına gerçekleştirdiği sistematik ziyaretlerin meyvelerini almaya başladığını görüyoruz.

"Allah"'ı ana sayfadan terörle bağdaştırmaktan çekinmeyen Cumhuriyet; Fethullah'ı kem gözlerden sakındıysa MOSSAD'ı tebrik etmek lazım.

Gördüğünüz gibi;

cebinde sürekli Kuran'ı Kerim taşıyacak kadar dinine bağlı bir Danıştay üyesinin;

Tansel Çölaşan'ın medyaya söylediği YALAN 'dan yola çıkılarak ("Tekbir Getirerek; Allah'ın Askerleri diyerek Saldırdı" Yalanı) medyaya servis edilen

"İslamcı katil" imajına büründürülen bir katil tarafından

öldürülmesinin üzerinden

13 gün geçti.

Katilin Fethullahçılık ve MOSSAD bağlantısına dair somut doneler açıklandı.

Ama ortada hala

"Muzaffer Tekin ve sınıf arkadaşları" üzerinden kurgulanmaya çalışılan acemi bir ÇETE hikayesi dolaştırılıyor.

Siz polis/istihbaratçı olsanız;

Olay yerine vardığınızda kimin niye yalan söylediğine; kimlerin olayı çarpıttığına bakmaz mısınız?

Sormaz mısınız...

Tansel Çölaşan niye medyayı yanlış yönlendirdi...

Başında emekli bir MİT'çi albayın bulunduğu OYAK GÜVENLİK niye düpedüz teknik bir YALAN söyledi...

CUMHURİYET niye ikinci bombadan sonra bile doğru düzgün güvenlik önlemi almamıştı...

ZAMAN neden silahların menşei ile ilgili bilgileri çekti...

Muzaffer Tekin'i suçsuz olduğu halde kimler saklanmaya ikna edip;

"Çetenin Başı Aranıyor" medya kampanyasına zemin hazırladı...

DANIŞTAY; son aylarda kimlerin ihalelerini iptal etmişti (Oyak'tan Riport'a geniş bir yelpaze)...

v.s. v.s.

Peki...

Fethullahçı bir memur

veya

MOSSAD/CIA eğitimlerinden geçe geçe körelmiş bir istihbaratçı olsanız ne yaparsınız?

Bu soruların cevabını

Ankara'daki Fethullahçı "Şahinler"le...

Moda'daki Masonik "Şahinlere"

sormak lazım.



B.G.