Behiç Gürcihan24 Mayıs 2006 00:08

KİLİT İSİM FETİŞİZMİ KİLİT KAMERAYI KARARTIYOR(Oyak, Emniyet ve Acıbadem'e Kilit Sorular) - Behiç Gürcihan

Danıştay saldırısından bu yana evimin salonu iyice tanınmaz hale geldi. Ortalık tam bir gazete yığını ve Danıştay saldırısı ile açılan poker oyununun masası haline dönüşen medyanın sayfalarına; kurpiyer istihbarat örgütleri tarafından serpiştirilen haberler, başlıklar ve fotoğraflar üzerinde geceleri gezinip; gündüzleri yapabildiğim kadar görüşme yapıp bu çok boyutlu senaryonun haritasını çıkarmaya çalışıyorum. Tekin'e; Acıbadem Hastanesi'ne getirildiği andan itibaren sokulduğu tecrit halindeyken; ne ilaçlar verildiğinden tutun da; Danıştay saldırısında kullanılan silahların her gazetedeMardinli Mahmut Ö. 'den temin edildiği yazdığı halde; bu silahların kaynağının Rize'ye; Danıştay tarafından ihalesi iptal edilen mafyatik bir işadamına dayandığına kadar bir çok unsurun ayrıntısına ulaşmaya çalışıyorum.


Danıştay saldırısından bu yana evimin salonu iyice tanınmaz hale geldi.

Ortalık tam bir gazete yığını ve

Danıştay saldırısı ile açılan poker oyununun masası haline dönüşen medyanın sayfalarına;

kurpiyer istihbarat örgütleri tarafından serpiştirilen haberler, başlıklar ve fotoğraflar üzerinde

geceleri gezinip; gündüzleri yapabildiğim kadar görüşme yapıp bu çok boyutlu senaryonun haritasını çıkarmaya çalışıyorum.

Tekin'e; Acıbadem Hastanesi'ne getirildiği andan itibaren sokulduğu tecrit halindeyken; ne ilaçlar verildiğinden tutun da;

Danıştay saldırısında kullanılan silahların her gazetede
Mardinli Mahmut Ö. 'den temin edildiği yazdığı halde;

bu silahların kaynağının Rize'ye;

Danıştay tarafından ihalesi iptal edilen mafyatik bir işadamına dayandığına kadar bir çok unsurun ayrıntısına ulaşmaya çalışıyorum.

Anlayacağınız durum fazlası ile karışık ve kurpiyerler sürekli masayı karıştırmaya devam ediyor.

Yalnız sağolsun bu konuda çok büyük bir yardımcım var: Zaman Gazetesi

Fethullah'ın amiral gemisi; Danıştay terörünün ilk gününden beri o kadar uzmanca bir yayın yapıyor ki;

Zaman'ı diğer medya ile karşılaştırmalı okuduğunuz zaman;

Danıştay soruşturmasını yürüten ekipler arasındaki alt/üst kadro çatışmasından;

bu makro komplonun konseyinde yeralan farklı güç odaklarının denge savaşlarına kadar bir çok unsuru yakalayabiliyorsunuz
.

Size küçük bir örnek:

Hatırlarsanız;

Sabri Uzun'un Emniyet İstihbarat'ından el çektirilip; yerine Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek'in atanmasından sonra

basına bir belge sızdırılmıştı.

Belgede zamanında Vali Erol Çakır'ın Akyürek hakkında tuttuğu sicil dosyasında

"Emniyet'teki hizipleşme içinde...İrticai akımlara yakın... Dikkat edilmelidir..."

ifadesine yer veriliyordu; yani kısaca kamuoyu önünde Ramazan Akyürek için Fethullahçı notu düşülmüştü.

Peki...

Ramazan Akyürek'in

"Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne gelerek bizzat soruşturmalara katıldığı"

nın altını çizen Zaman gazetesi;

VKGB Başkanı Tamer Ünal'ın konu ile ilgili basın toplantısına yönelik habere bakın nasıl başlık attı:

"Muzaffer Tekin'le Erol Çakır'ın Konferansında Tanıştım"

Başka hiç bir gazete;

VKGB Başkanı'nın Muzaffer Tekin'le tanışıklığını Erol Çakır'la bağdaştırma gereğini duymazken ve hatta hiç bir şekilde Erol Çakır ismini haberlerinde geçirmezken;

Zaman;

"kilit isim" fetişizmini

Ramazan Akyürek'in siciline "Fethullahçı" damgasını koyan Erol Çakır'ı tabloya sokarak yeni bir boyuta taşıdı.

Kadıköy'deki bürosu ve çevresi;

son altı aydır bu operasyona hizmet edecek şekilde bir bal tuzağına dönüştürülen

Muzaffer Tekin ismi üzerinden çerçeveye Erol Çakır da eklendi.

Bu;

yakında yayınlayacağımız

"Devlet 2.0 Öncesi Darbe 2.0"

başlıklı özel Jeo-Kritik raporumuzda örnekleri ile
gözler önüne sereceğimiz

"Kilit isim Fetişizmi ile Soruşturma Saptırmak Sanatı"

na çok güzel bir örnekti.

Susurluk Ayranı müptelası yapılan basın;

adım adım medyaya sızdırılan ve her gün çerçevesi birer kişi birer kişi genişletilen kadrajla oyalanıp

(İlk gün Muzaffer Tekin
İkinci Gün Muzaffer Tekin + İbrahim Şahin
Üçüncü Gün Muzaffer Tekin + İbrahim Şahin + Veli Küçük)

"Derin Devleti" bulma çığlıkları atarken;

küresel kurpiyer poker masasındaki oyunculara yeni kartları dağıtmakla meşguldu.

Diğer basın organları Muzaffer Tekin'i

"azmettirici" olarak nitelendirirken bile (ki daha sonra "azmettirici" sıfatını bırakıp, onlarda "kilit isim" tanımına geçti)

başından beri "kilit isim" tanımını manşetinden her gün kullanan Zaman bunu gazetecilik refleksinden çok sayfalarını besleyen istihbarat odaklarının refleksi ile yaptı.

Muzaffer Tekin'in soruşturma boyunca "kilit isim" olarak hangi kapıları açmakta kullanılacağını ve etrafındaki resmin kadrajının ayarına göre kimlerin bu poker masasından mağlup, kimlerin galip ayrılacağını Zaman'ı besleyenler çok iyi biliyor.

Soruyu;

Son bir ay içinde; İstanbul'da görevli hangi üst düzey general Muzaffer Tekin'i arabasıyla aldırttı ve Selimiye'deki makamında iki kere görüştü?

şeklinde sorarsanız kadraja başka bir isim ve bu isimle birlikte bambaşka dengeler;

Soruyu;

Muzaffer Tekin'in çevresi ile Polat Plaza'da ofisi bulunan hangi eski istihbaratçı arasında bir köprü var?

şeklinde sorarsanız başka isimler ve başka dengeler devreye giriyor.

Kısacası;

Muzaffer Tekin günlerdir ilaçlarla uyuşturulmuş bir halde enterne edilmişken;

kendisi üzerinden bir gizli pazarlık yürütülüyor.

Kilit isim fetişizmi taktik bir manivela olarak kullanılıyor ve basının olayı değil; kilit ismin çevresini araştırması sağlanıyor.

Olay; "kilit isimle" özdeşleştirilmiş durumdayken; çok temel bazı sorular ya sorulmuyor, ya da sorulmuş gibi yapılıp, servis edilen cevaplar yeterli bulunarak arkası araştırılmıyor.

Bunun en net örneği de;

Nedense olay gününden bir gün önce bozulan Oyak Güvenlik'e ait kamera.

Olay günü ve öncesinde;

binada Alpaslan Aslan dışında başkalarının da olduğunu kanıtlayabilecek olan tek unsur olan bu kameranın devre dışı kalmış olmasının üzerine kimse gitmiyor.

Konu ile ilgili soruların kontrolden çıkmasını önlemek için ise;

manşetlerini sürekli Muzaffer Tekin fetişizmine ayıran gazeteler;

iç sayfalarında konu ile ilgili şu haberi veriyorlar:

Danıştay yetkilileri, olayla ilgili Oyak Güvenlikle bir toplantı yaptı ve Oyak Güvenlik yetkilileri Danıştay girişindeki görüntü kayıt sisteminin saldırıdan bir gün önce arızalandığını saptadı.

Bilgisayar hafızasını inceleyen bilgisayar yetkilileri; "Arızanın dışarıdan bir müdahale ile olmadığını, teknik bir nedenden kaynaklandığını" belirlediler.

Yetkililer arıza nedeni ile bilgisayarın harddiskindeki önceki kayıtların da silindiğini belirttiler.


Güzelliği görüyor musunuz...

"Dışarıdan müdahale olmadığını"

özellikle vurgularken neyi kapatmak istediğini ele veren;

"bilgisayarın harddiskindeki önceki kayıtların da silindiğini"

söylerken düpedüz yalan söyleyen

bir açıklama ile karşı karşıyayız.

Bu açıklamanın üzerine bizim istihbarat pravdasına dönüşen basınımız gidemeyeceği için;

Açık İstihbarat olarak

Emniyet; Oyak Güvenlik ve Acıbadem Hastanesine soralım:

  • Olay yerindeki her türlü unsur olay yeri incelemesine tabi tutulmalıdır. Danıştay'ın girişindeki kayıt sistemi üzerinde; Emniyet'ten önce Oyak Güvenlik yetkililileri nasıl inceleme yapabilmiştir? Danıştay cinayet mahalli ise; bu mahaldeki her türlü unsurun önce Emniyet tarafından incelenmesi gerekmez mi?

  • Onbinlerce dolar verilerek bilgisayar kriminolojisi eğitimi almış elemanlara ve silinmiş bilgisayar disklerindeki bilgileri bile kurtarabilecek (Meraklısına Not: Bilgisayarlar bilgiyi silmez, sadece silinen bilginin bulunduğu alanı bir daha üzerine yazılabilir şekilde işaretler) teknolojiye sahipsiniz. Buna rağmen; Oyak Güvenlik'in "bu harddisk teknik nedenlerle silinmiş" açıklamasını neden yeterli buluyorsunuz ve sözkonusu sabit diskteki "silinmiş" verileri neden kriminolojik incelemeye tabi tutmuyorsunuz?

  • Oyak Güvenlik bir zahmet "kayıtlı görüntülerin" hangi teknik nedenle silindiğinin ayrıntılarını verebilir mi?

    Biz; durup dururken, bir kayıt sisteminin eski verileri nasıl sildiğini açıkçası çok merak ediyoruz?

  • Acıbadem Hastanesi'nde arkadaşlarına ve yakınlarına gösterilmeden bir buçuk gün boyunca tecrit edilen Muzaffer Tekin'in odasının önündeki kamera ne zaman söküldü; yoksa o da mı Danıştay kamerası gibi arızalıydı?

Gördüğünüz gibi;

Kilit isim fetişizminden kurtulup;

olayı araştırmaya karar verdiğiniz noktada;

bir dizi soru ile boğuşmak zorunda kalıyorsunuz.

Küresel baronlar, yerli uzantıları ve istihbarat örgütlerinin(biz buna kısaca Gladio diyoruz) pravdasına dönüşen medyanın bir türlü soramadığı sorular.

B.G.