|
Saadet Partisi'nin bütünlüğünü sağlamaya çalıştığı;
Tayyip Erdoğan önderliğindeki kadroların parti içi isyan başlattığı günlerdi...
ABD'nin en büyük İsrailli lobisinden madalya almak için boynunu uzatan Çevik Bir'in temsilciliğinde sahneye konan 28 Şubat süreci;
Erbakan'ı sahneden çekerken;
boyu kadar yolsuzluk dosyaları olan marjinal bir ismi;
Türk siyasi hayatına;
mazlumların sesi;
şiir okuyan LİDER olarak oturttu.
"Şiir okuyan Adam" 'ın seçilmesinden sonra
"Şiir Okuyan Adam"la ;
Şiir Gibi Olan Adamların
uyumlu iktidarı başladı.
Bu uyumun bozulmaya , sahte kriz ortamının yayılmaya başladığı günlerde;
başlıklı yazımızda;
AKP'nin tabanı ile sorun yaşamaya başladığı noktalarda;
dindar tabana da; kürtçü tabana da
| "bakın sizi asker amcalara karşı en iyi ben korurum. Peşimden ayrılmayın"; |
mesajını veren birilerinin ortaya çıktığını söylemiştik.
Sonuçta;
Tayyip Erdoğan'ı lider olarak yaratıp, sonra da iktidar yapanlar;
kendisine;
partisini birarada tutmak için gerekli kontra desteği de vermeyi hiç ihmal etmediler.
AKP'yi yeniden seçtirme kampanyasının son günlerde iyice hız kazandığını gözlemliyoruz.
Papa'nın heykeli önünde AB'ye imza atan
AKP iktidarının AB istediği için;
nüfus cüzdanlarında din hanesinden "İslam"'ı sildirdiği günlerde;
Cumhuriyet gazetesi'nin;
AKP'ye attığı en nitelikli desteklerden biri geldi.
Tersten okunduğunda Arapça harfleri anımsatan yazı tipleri ile(font)
ekranlara;
"Tehlikenin Farkında mısınız?"
sloganı serildi.
Ve dosaj yeterli görülmemiş olacak ki;
bir kaç gün sonra;
Turhan Selçuk'un;
"türbanlı domuz" karikatürü patlatıldı.
İslam; Guantanoma'dan sonra; en nitelikli hakareti bir Türk karikatüristten gördü.
AKP'nin;
Cuma hutbelerinden
"Allah nezdindeki din Müslümanlıktır"
ayetini çıkardığı günlerde;
Süleyman Demirel ekranlara çıktı ve
"türbanlılar istiyorlarsa Suudi Arabistan'da okusunlar"
incisini saçtı ortalık yere.
Kongre kongre dolaşmakta olan Tayyip Erdoğan;
ortalanan bu pası çok iyi karşıladı ve
mümin kitlelere dindarlığının reklamını Süleyman Demirel gibi bir anti-kahraman üzerinden yaptı.
Diğer bütün partiler engellenmesi için çaba gösterirken;
AKP'li belediyelerin Patrikhane'nin Anadolu'daki faaliyetlerine ev sahipliği yarışında bulunduğu günlerde;
"Bilgi Çağı" lafının bile demode olmaya başladığının farkında olmayan "Aydınlanma Çağı"' fetişisti İlhan Selçuk;
"Dinci'nin Karşısına Dindarı Çıkarmak Lazım"
sloganı ile;
Süleyman Demirel'i yeniden siyaset sahnesine sürmeye çalıştı.
Selahattin Erol'ün çok doğru bir şekilde tespit ettiği üzere;
AB'ye tam anlamı ile entegre olmayı savunan AB Vakfı'nın yönetim kurulu üyesi "solcu" İlhan Selçuk;
Türk siyasi tarihinin en mesul ve Türkiye'de siyasal İslam'dan en az şikayet etme hakkına sahip Süleyman Demirel'in propagandasını yaptı.
Türkiye'de;
vicdan, mantık, sağduyu hangi mezarda gömülüyse...
hepsi ters döndü.
Gazetelerden kamuoyuna;
28 Şubat öncesi Nakkaştepe'de hazırlanıp servis edilen;
"İrtica Geliyor" paranoyasının o bildik;
"haremlik selamlık ayrılmış salon";
"mini etekli kıza saldırdılar"
görüntüleri servis edilmeye başlandı.
Ve
Tuncay Özkan;
Kanaltürk'te;
bir yanına,
asker üniforması görünce omurgası kayan kadın yazarlar liginden Mine G. Kırıkkanat (diğer üyeleri Yasemin Çongar, Aslı Aydıntaşbaş. Farkları; onların omurgalarını Pentagon'un kaydırmış olması) ;
diğer yanına analizi/yorumu ; "ard arda gazete küpürü okuma sanatı" zanneden, holding yönetim kurulu üyesi eski orgeneral Kemal Yavuz'u alıp;
"Bu iktidar Kerkük'e girsin; ellerini öpeceğim" tarzında cümlerle pekiştirdiği ve
geceyi yoran yorumlar yaptığı programında seyirciye sordu:
| "Sizce AKP iktidarı sırasında TSK Kuzey Irak'a sınır ötesi operasyon düzenleyebilir mi?" |
Anti-AKP hissiyatı; "Kuzey Irak'a girme mahareti" ile eşleştirildi.
Duyan da...inanan da...
Askerinin başına çuval geçirilirken sessiz kalanların elini AKP tutuyordu...
şimdi de AKP serbest bırakmadığı hissine kapıldı.
Kısacası;
İslamcı ve kürtçü tabana gerekli sinyalleri yine
sözde AKP karşıtları verdi.
İktidarı döneminde;
Van'dan,
Dalyan'a;
Şanlıurfa'dan;
İstanbul'a;
Anadolu'yu
Hristiyan ve Yahudi şeriatına köşe bucak açan
Tayyip Erdoğan'a ise yapacak tek şey kalıyordu:
Cebini yeşile boyadıği elitler Çamlıca villalarında sefa sürerken;
Ümraniye'de sefalet süren kitlelerin gözünü yeşile boyamak
Esas tehlikenin türbe yeşili değil dolar yeşili olduğunu göremeyecek kadar çapsızların taktik desteği ile.
B.G.
|