Behiç Gürcihan26 Nisan 2006 07:58

NÜKLEER BARONLAR MOLLALARLA ANLAŞTI :ÜÇ CUNTA; BİR SAVAŞ (Yüzyılın Emrivakisi Hazırlanıyor : Kerkük ) - Behiç Gürcihan

Yazıya; yazının sonunda size daha anlamlı gelecek bir bilgi ile başlayalım: ABD'deki Musevi lobisinin başındaki bir çok ismin; İran asıllı Yahudi olduğunu biliyor muydunuz? Geçen şubat ayında "Mollalarla Hahamların Kontrollü Savaş Senaryosu" başlığı altında kaleme aldığımız üç bölümlük yazı dizisinin ilkinde Ya Mollalar, Hahamlarla Savaş Konusunda Anlaştıysa - I (Kerkük Merkezli Senaryoya Farklı Bir Bakış) - 03 Şubat 2005 Mollalarla Hahamların Kontrollü Savaş Senaryosu - II (Şebekeler ve Devletler) - 04 Şubat 2005 "Tanrısal" Ruhbanların (İmam&Haham) Tarihsel İşbirliği (İkinci Haçlı Furyasında Türkler Yine Sorun) - III - 07 Şubat 2005 şu cümleyi kullanmıştık... Kerkük'e Türk Ordusu; NATO şemsiyesi altında girerse bilin ki, HSBC patlamaları sırasında Harp Akademilerinde gerçekleştirilmekte olan ve 2000 NATO personelinin katıldığı harp oyunu ile test edilen NATO senaryosu devrede demektir.


Yazıya; yazının sonunda size daha anlamlı gelecek bir bilgi ile başlayalım:

ABD'deki Musevi lobisinin başındaki bir çok ismin; İran asıllı Yahudi olduğunu biliyor muydunuz?

Geçen şubat ayında "Mollalarla Hahamların Kontrollü Savaş Senaryosu" başlığı altında kaleme aldığımız üç bölümlük yazı dizisinin ilkinde

şu cümleyi kullanmıştık...

Kerkük'e Türk Ordusu; NATO şemsiyesi altında girerse bilin ki, HSBC patlamaları sırasında Harp Akademilerinde gerçekleştirilmekte olan ve 2000 NATO personelinin katıldığı harp oyunu ile test edilen NATO senaryosu devrede demektir.

Bu senaryoya dönmeden önce;

son zamanlarda yaşadığımız gelişmeleri madde madde özetleyelim :

1) Sınırlardan C4'lerin, silahların girişini izleyip, bu akışı durduracaklarına kamuoyuna şikayet etmekle yetinen komutanların da adının bulaştırıldığı;

Şemdinli-Diyarbakır ekseninde bir dizi kontrollü kalkışma operasyonu ile zemin hazırlanıp;

"bahar operasyonu"
görüntüsü altında, ordunun neredeyse yarısı güneye kaydırılıyor.

2) Sinop'ta nükleer santral kurulmasının kararlaştırıldığı
kamuoyuna duyuruluyor. Bu duyurunun öncesinde; dünyanın en büyük nükleerci firmalarından biri GE Capital, Garanti'ye ortak olup; İstanbul siluetine hakim bir noktaya yerleşiyor.

3) Maliye Bakanı Unakıtan'ın oğlu ile Erdoğan'ın oğlu Kanada'nın Pasifik kıyısındaki Vancouver şehrinde buluşuyor.

4) Genelkurmay Başkanı da, MHP Genel Başkanı da,

askerlerinin başına çuval geçirilirken ve İliştirilmiş Terörist (İ.T.) İmralı'ya yerleştiriliken unuttukları "Milli Egemenlik" kavramını hatırlayıp, aslan gibi kükremeye başlıyorlar.

Aslanların kükremeyi;

birinin ABD Genelkurmay Başkanı PACE ile gerçekleştirdiği konferans, diğerinin de ABD Büyükelçiliği'nin son dönemlerde sıklaşan ziyaretleri

sonrasında hatırlaması gözlerden kaçmıyor.

5) ABD Büyükelçiliği'ne yakın dezenformasyon kaynakları tarafından piyasaya sürülen metinlerde,

"çekirdek devletler Neo-Conlara karşı birleşti", "İsrail seçimlerden sonra Arz-ı Mevud'dan vazgeçtiğini açıkladı",
"Özkök-Büyükanıt BOP/BİP'i çökertti" tarzı; ifadelerle "

İyi ABD kötü ABD'yi tasfiye etti, İsrail Arz* Mevud'dan vazgeçti, artık işbirliği yapabiliriz"

mesajı,

özgül ağırlığı yüksek kamuoyunun bilinçaltına kontrollü dosajlarla zerk ediliyor.

6) Siyonizmin gökte arayıp, yer de bulduğu Ahmedinecad'ın sahne önüne yerleştirildiği İran cephesinde; artan savaş atmosferinin de etkisi ile, Mollalar, rejim üzerinde, son zamanlarda liberal rüzgarın etkisi ile kaybettikleri cepheleri geri kazanacakları hamleler yapıyorlar.

7) Kerkük'te Irak Türkmenlerinin sembol isimlerinden Sabah Ketene bir suikaste kurban gidiyor.

8) İstanbul merkezli elitlerin kürtçüsü Leyla Zana; Kuzey Irak'a giderek; Kuzey Irak'ın şavaş baronları ile toplantı yapıyor.

9 Kamuoyuna; AKP iktidarı ile ABD'nin arasının açıldığı ilüzyonunu yaratacak haberler servis edilirken;

arka planda;

ABD'ye Türk toprakları üzerinde ve özellikle sınırlar ve gümrüklerde ciddi manevra alanları sağlayan, "Kitle İmha Silahlarının Yayılmasını Önlemeye Yönelik İşbirliği"
anlaşmalarının (bkz: ABD'nin İran'a Türkiye'den Cephe Açmasını Sağlayacak Anlaşma Dışişleri Komisyonu'ndan Geçti)

İran'a saldırı için üslerin (Bkz: Genelkurmay İran konusunda ABD ile anlaştı mı? )

veya milyar dolarlık uçak ihalelerinin zemini hazırlanıyor.

Bütün bunlar;

Bağdat'ın düştüğünün ertesi günü;

İran'ın;

Irak'ta konuşlanmış, tanklı, toplu, muhalefet güçlerini derdest edip, dağıtan ve Irak'ta İran'la birlikte hareket eden ABD'nin İran'la "düşman";

Kandil dağındaki üç beş çapulcuya müdahale etmeyip, "elimizdeki güç yetersiz, biraz sabredin" diyerek yıllardır bizi oyalayan ABD'nin Türkiye ile "müttefik"

olduğu yolundaki 1001 Gece Masalları fon müziği eşliğinde gerçekleşiyor.

Bütün bu gelişmeler;


Cumhuriyet'i; "mini etek giymek özgürlüğü" olarak algılayanlarla;

İslam'ı; "Vakko türban" olarak algılayan

burjuvaların sözde laiklik savaşlarının kitlelere yutturdukları toz bulutları ardında gerçekleşiyor.

Bizler ise buradan bu ülkenin namuslu ve vatansever kurmaylarına sesleniyoruz.

Son gelişmeler; bir yıl önce yazdığımız ve "lütfen bunu da olasılık matriksinize yerleştirin" uyarısı ile kaleme aldığımız senaryonun olasılığının arttırdığını ve

bu devletin, vatanını seven ama miyopluktan muzdarip kadrolarının adım adım bu tuzağa sürüklendiklerini gösteriyor.

Tarihte;

Hasan Sabbah'larla; Kudüs Savaşçılarının, Türklere karşı nasıl işbirliğini yaptığını yukarıda bahsettiğimiz yazı dizisinin üçüncü bölümünde örneği ile bulabilirsiniz.

Tarihin tekerrür etmemesi için;

çağımızın nükleer Hasan Sabbah'ları ile Kudüs Savaşçılarının oyununu görüp, bozmamız gerekiyor
.

"Komplocu" yaftasına rağmen; biz senaryoyu, son gelişmelerin ışığında geliştirerek tekrar dikkatinize sunalım :

1) "NATO" kod adlı üst düzey Atlantik baronlar konseyi; Türkiye'nin baronları ile, Türkiye'nin "nükleer güç olma" doktrini konusunda anlaşır ve bu anlaşmaya üst düzey bazı askeri elitlerde sınırlı olarak dahil edilir.

2) Nükleer santralin; İsrail'in hinterlandındaki Akkuyu yerine; BP'nin demir attığı Karadeniz'deki Sinop'ta gerçekleştirilmeye karar verilmesi; İsrail'deki bir kanadın bu anlaşma dışında bırakıldığının göstergesidir.

3) Türkiye'nin baronları ve askeri elitleri anlaşmaya sınırlı kapsamda dahil edilmiştir . Esas anlaşma; İran'ın nükleer Hasan Sabbah'ları ile, Anglo-Sakson-Siyonist Hasan Sabbah'lar arasındadır.

4) Türkiye'nin elitleri; oyuna sözde "Neo-Osmanlı" projesi üzerinden dahil edilerek; Türkiye'nin nükleer güç haline gelerek, eski Osmanlı coğrafyasının hamiliğinin tekrar Türklere verileceği masalı kulaklara fısıldanmış ve masalın inandırıcılığın artması için komisyonlar verilmiştir.

5) Esas anlaşma; küresel baronların, "kaostan düzen yaratma" felsefesi çerçevesinde gerçekleştirmeye çalıştıkları yeni dünya düzenine
geçiş doğrultusunda; İran'ın "düşman/şeytan" rolünü
üstlendiği anlaşmadır.

Iran-Kontra skandalından beri varolan ilişkiler ağı

(Bkz: İran-İsrail silah ticaretinde, İsrail-İran-Pentagon arasında koordinasyonu sağlayan İran'lı Yahudiler ve bugünkü Pentagon kadroları arasındaki bağlantılar)

ve İran asıllı ABD'li Yahudiler üzerinden koordinasyonu sağlanan bu anlaşmanın temel hatları şöyledir :


1) Dünya kamuoyu; ABD-İran ekseninde polarize edilerek;

Türkiye - Suriye gibi ülkelerin güvenlik mekanizmalarına;

bu polarizasyon üzerinden yaratılacak,

"sizi koruruz, destek sağlayalım, terörizme/şeytana karşı ortak mücadele edelim"

dinamikleri üzerinden sızılarak, taraflar kendi hinterlandları üzerindeki kontrolu sağlamlaştırırlar.

2) İran'ın toprak bütünlüğü korunacaktır. İran'ın profili yükseleceğinden,"Siyonizm Savaşçısı" görüntüsü altında İslam coğrafyası üzerinde etkinliği artacaktır.

3) Anlaşmaya sınırlı olarak dahil edilen Türk elitlerin de desteği ile; Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tehdit algılaması çarpıtılacak ve oluşturulacak Milliyetçilik dalgası sonrasında, Kuzey Irak'a ve oradan da NATO gücü olarak Kerkük'e girmesi için gerekli zemin yaratılacaktır. (Bkz: 2002 yılında Harp Akademilerinde 2000 NATO personelinin katılımı ile oynanan Kerkük merkezli harp oyunu)

4) Pentagon'la koordinasyon sağlandıktan sonra "Milli Egemenlik" kavramlarını hatırlayanların;

"gerekirse sıcak takip hakkımızı kullanırız"

gibi cümlelerle kamuoyunu hazırlamasının ardından;

sınır boyunda gerçekleşecek bir olayla provoke edilecek sahne sonrasında

Türk Ordusu'nun Kuzey Irak'a girmesi ile bölgedeki etnik çatışma hızlanacak ve bu bahane edilerek; Türkiye'nin liderliğindeki NATO gücü Kerkük'e yerleşecektir
.

5) Türkiye'nin Kerkük'e yerleşmesi sonrasında;
İran-İsrail-ABD üçgenindeki gerilim arttırılarak;
ilk bombalama gerçekleştirilecek ve daha sonra;

Türkiye, Kerkük'teyken;

İran-İsrail-ABD çatışması;
Kuzey Irak topraklarında yoğunlaşmak üzere başlatılacaktır.


6) İsrail ve ABD ile stratejik anlaşmalar ve NATO'nun İsrail'le gizli anlaşmaları çerçevesinde; bu kaotik emrivaki ortamı, Türkiye'nin otomatikman İsrail-ABD'nin "müttefiki" olarak İran'la; Kuzey Irak coğrafyasında karşı karşıya gelmesi anlamına gelmektedir


Bütün bu gelişmeler sonrasında yaşanacak savaşın sonuçlarına gelince :

1) İran'ın toprak bütünlüğü korunacak ve elde edilecek savaş rantının yanısıra; (vurulan bir kaç nükleer santral, yenileri inşa edilirken yeni komisyonlar demek) İran'daki mollalar cuntasının rejim üzerindeki hakimiyeti daha da sağlamlaşacak.

2) İran'ın ve Şiiliğin

(mehdi bekleyen Şiilikle, İsa'yı bekleyen Neo-Conların düşünce sistematiğinin temel aksı ne kadar uyuşuyor farkettiniz mi?)

İslam dünyası üzerindeki profili yükselecek ve İran cuntası; savaş bahanesi ile, özgürlük/demokrasi gazına gelen muhalif güçlerinin (Bkz: Azeriler) köküne , bir daha yeşermemek üzere, kibrit suyunu dökecek.

3) Oynadığı oyun iyice açığa çıkan ve kitleler nezdinde karizması çizilen ABD'deki cunta; İran'ın, ABD topraklarında gerçekleştireceği ve şimdiden kamuoyunun hazırlandığı bir kaç terörist saldırıyı bahane ederek;

"güvenlik alarmı derecesini arttırma" maskesi altında (Bkz: FEMA ve İç Güvenlik Departmanı) ABD'de bir darbe gerçekleştirip, yönetime tamamen el koyarken, Bush'u tasfiye ederek, yeni kuklayı sahneye oturtacak.

4) Lojistik ağırlığı Güneydoğu'ya çekilen Türk Ordusu; İran ve İsrail arasında sandviç edilerek, zayıflatılacak ve Türkiye Güneydoğu üzerindeki kontrolü kaybedecek.

5) Irak'ın kuzeyi ile Güneydoğu "uluslararası görüntü"(NATO/BM/AB) altındaki küresel güçlerin kontrolüne girecek ve Türk elitlerin önüne bu sefer;

"Gelin buraları Kürdistan olarak sizin kontrolünüze verelim ama siz de federasyon planını kabul edin"

önerisi sunulacak.

Neo-Osmanlı projesini kabul eden Türkiye'deki elitist cunta bu sefer; "Neo-Türkiye Federasyonu" masalına angaje olacak ve kamuoyu; "eşeğini kaybedip, sonra bulmanın sevinci ile", yeni sürece ikna edilecek.



Son gelişmeler; yukarıdaki senaryonun olasılığının
gittikçe arttığının ve

nükleer kulübe dahil olma anlaşmasını yutan Türkiye'deki elitist cuntanın;

Anglo-Sakson-Yahudi cuntası ile

İran'ın mollalar cuntanın arasındaki

tarihi, ekonomik ve pratik bağlardan bihaber bir şekilde;

Kerkük üzerinden sunulan havucu yutmak üzere olduğunu gösteriyor.

Bu senaryoya alet olmak;

birileri için yurtdışında tutulan hesapların daha fazla şişmesi;

bu Millet için ise üzerinden "şehit edebiyatı" yapılacak binlerce şehit demektir.

Millet;

Üç Elitist Cuntanın;

nükleer işbirliğini
bozmak zorundadır.

Bu ülkenin vatansever ve namuslu kurmaylarına duyurulur.

Saygılar

B.G.