Behiç Gürcihan1 Temmuz 2005 15:37

PAŞA ÇOCUKLARI; PAŞA GAZETECİLERİ ve KAPILAR - Behiç Gürcihan

PAŞA ÇOCUKLARI ile PAŞA GAZETECİLERİNİN temel bir benzerliği vardır...İkisinin de önlerinde; normal bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının önüne açılmayacak KAPILAR açılır. fakat bu KAPILAR'ın arkasında PAŞA ÇOCUĞU ile PAŞA GAZETECİLERİ farklı şeyler görürler : PAŞA GAZETECİSİ için; o karizmatik ve tarihi üniforması içerisinde PAŞA bir GÜÇ objesidir; kendisine rahatlıkla bulaştırabileceği bir GÜÇ.


PAŞA ÇOCUKLARI ile PAŞA GAZETECİLERİNİN temel bir benzerliği vardır...

İkisinin de önlerinde;

normal bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının önüne açılmayacak KAPILAR açılır.

fakat bu KAPILAR'ın arkasında PAŞA ÇOCUĞU ile PAŞA GAZETECİLERİ farklı şeyler görürler :

PAŞA GAZETECİSİ için;

o karizmatik ve tarihi üniforması içerisinde PAŞA bir GÜÇ objesidir; kendisine rahatlıkla bulaştırabileceği bir GÜÇ.

Ve bu yüzden GAZETECİLER; PAŞA'larla temas kurdukları andan itibaren farkında olmadan dönüşmeye başlarlar.

Hele hele İSTİHBARİ PAŞALARLA dansetmeye başladılarsa;

kendilerine ayrı bir hava gelir.

O KAPILARIN ne şartla açıldığını çok iyi bilirler :

Önlerine konan dosyaları, önlerine konan açılarla yayınlamak esastır.

Bu şart yerine geldiği sürece; kapılar açılır, asansörlere kadar uğurlanırlar ve toplantılara davet edilirler.

PAŞA GAZETECİLERİ'de; her canlı gibi doğar, büyür ve ölür.

Bir arkadaşımın deyimi ile;

"Konjonktürü strüktür zanneden adamlar"


dır bunlar.

Bu zaafları en çok; temasta oldukları PAŞALAR'ın görev süresi dolduğunda yaralar onları.

Hele hele; daha önce servis ettikleri ve alet oldukları operasyonlar sonucunda işlerini kaybetme riski ile karşı karşıya larsa ve o dosyaları onlara veren PAŞALAR'ın da görev süreleri sona erdiyse;

Ankara'daki ofislerde,

" Biz onların arkasını kolladık, şimdi ise onlar bize sahip çıkmıyor"

diye sızlanmaya, mızmızlanmaya başlarlar.

Kendi adamlıklarını; önlerinde açılan kapı sayısı ile ölçen PAŞA GAZETECİLERİ;

çevrelerine de bu özelliklerini pazarlamayı çok severler ve

dostlarını PAŞA'larla görüştürmek, VATAN-MİLLET dosyaları aktarılmasını sağlamak vazgeçilmez uğraşlarıdır.

Yanlış anlamayın..bu çabalarında çok samimidirler...

Yani bunlardan bir tanesine gidip;

elinizde AKP'yi iktidardan edecek fotoğraflar ve görüntüler olduğuna inandırırsanız;

sizi PAŞA Kapısından öyle bir sokarlar ki;

zannedersiniz yarın darbe olacak ve siz bu darbenin ön saflarında Türk Bayrağı'nı taşıyacaksınız.

Bu ego körlüğü;

kendilerine sunulan donelerin, aslında bizzat ABD kaynaklı olabileceği ve TSK'ya yönelik bir yemleme operasyonuna alet oldukları ihtimalini akıllarına bile getirmelerine engel olur.


Kısacası bir alemdir PAŞA GAZETECİLERİ...

KAPI'dan geçme derdi ile; ciğerlerine kadar işleyen cereyanın farkında bile değillerdir.

Gelelim PAŞA ÇOCUKLARINA...

PAŞA GAZETECİLERİ'nin aksine iki türleri bulunur...

UYUMLU PAŞA ÇOCUKLARI...

UYUMSUZ PAŞA ÇOCUKLARI...


Takdir edersiniz ki;

Uyumsuz olduğu takdirde; GAZETECİ sadece GAZETECİDİR...

Ancak uyumlu olduğu takdirde; GAZETECİ'nin PAŞA GAZETECİSİ olmasına izin verilir.

Başkalarının yürüttükleri mücadelelere çamur atmaya çalışırken;

"Mücadele edilecek tabi ama devlet politikalarına uyumlu mücadele etmek lazım"

gibi inciler döktürmek; PAŞA GAZETECİLERİNİN UYUMUN ne boyutlara varabileceğinin tipik bir göstergesidir.

PAŞA ÇOCUKLARI için PAŞALAR;

BABA ve AMCA'dır.


PAŞA GAZETECİSİNİN; o karizmatik hali ve SERT demeci ile ön sayfaya yerleştirdiği PAŞALARI;

bizler BABA'larımız ve AMCAlarımız olarak her halleri ile yaşamışızdır.

Teğmen olarak Willy Jeep'lere bindikleri gün ile;

General olarak makam arabasından inişleri arasından geçen sürede;


onları;

Havuzlarda birbirleri ile deve güreşi yaparken de;

Orduevi pistinde karşılıklı göbek atarken de görmüşüzdür...

Halısahada birbirlerine çift girip, gol atınca sevinmelerini de;

Eve geç gelen kızlarını azarlarmalarını da

Eşleri ile halk pazarında ayakkabı alışverişi yapmalarını da

biliriz.

Kızları ile flört etmişliğimiz; evlenmişliğimiz;

Oğulları ile NATO üslerinde ABD'li çavuşları tartaklamışlığımız vardır.


Biz PAŞA ÇOCUKLARININ ise en temel zaafı şudur :

Türk Milleti'nin içine kazınmış olan;

Askeri KORUYUCU ve SİGORTA" olarak gören o genetik kodlanma;

Biz de;

Sözkonusu ASKERİN; resmen ve fiilen BABAMIZ olması nedeni ile çok daha köklü boyuttatır.

Neticede; ortada, ASKERLE; BABANIN içiçe geçtiği;

devasa bir psikolojik imge sözkonusudur
.

Bu temel psikolojik zaaf;

TSK'nın hatalarını algılamamızı zorlaştırır ve doğal bir inkar sürecine iter.

UYUMLU PAŞA ÇOCUKLARI ile UYUMSUZ PAŞA ÇOCUKLARI işte bu noktada ayrışır.

UYUMLU PAŞA ÇOCUKLARI;

BABAları ve AMCAlarının hata yapma ihtimaline inanmazlar...

Toplum ve ülke hangi süreçten geçiyor,

ve TSK'nın bu süreçteki rolü ne olursa olsun;

"vardır bir bildikleri" ilkesinden şaşmazlar.

UYUMSUZ olanlar ise; umdukları DAĞLARA kar yağdığını farkına vardıklarında çok geç olmuştur.

UYUMLU PAŞA ÇOCUKLARI'NA KAPILAR her zaman açıktır;

Emekli AMCA'ları onları işadamları ile tanıştırır;

Genelkurmay'ın Arşivleri onlara açılır

Holdingler'den sponsor bulmakta zorlanmazlar...

Tabi çoğumuzun askerliğini MALATYA'nın Batı'sında ve orduevinde yapmış olduğumuz gerçeğini saymıyorum bile. (İstisnalar, kaideyi bozmaz)

UYUMSUZ PAŞA ÇOCUKLARI ise en büyük hatayı yaparlar,

ve AMCAlarının samimiyetine güvenerek;

ne söyleyeceklerse YÜZLERİNE karşı söyleyip;

bir de KAPI derdine düşmeden,

Doğru bildiklerini yapmaya, söylemeye devam ederler.

Bunun bedeli ağırdır tabi.

Çuvalın hesabını sormayanlar; tutup sitenizdeki bir kaç okuyucunun yazdığı yorumun hesabını sormaya kalkarlar sizden.

Elin Edelman'ına soruşturma açmak zordur; kendi evladına ise çok kolay.

Ama neyse ki ;

Biz; ADAMLIĞIMIZI BİZE AÇILAN KAPILARIN SAYISI İLE ÖLÇMEYİZ.

ve tabi ki;

Dünyanın en kısa kitapları serisinden; "Fatih Altaylı'nın Doğru Tespitleri" kitabında yazdığı tanımı ile, "boyu kadar puro içen";

sizi Atatürk olmaya çalışmakla suçlarken; kendisini Hasan Tahsin'e benzeten;

"sen yanmazsan, biz yanmazsak kim çıkar aydınlığa" edebiyatı paraladığı yetmezmiş gibi;

"dik duruş", "onurlu hayat serüveni" dersleri verme cüretini gösterenlerin hangi sorulara cevap veremeyeceklerini biliriz.

Neticede PAŞA GAZETECİLERİ;

"Konjonktürü strüktür zanneden" konjonktürel adamlardır...

Ve her konjonktür adamı gibi;

Yeniden yazmaya başlamanın zamanlamasından;

Kitaplarının kapağına kadar;

hep kendilerine KAPI açabileceklerinin sözünü dinlerler.

Bir gün o KAPI Aydın Doğan'ın kapısıdır...

Bir gün PAŞA KAPISI...

Bunlardan bir tanesi ile karşılaştığınızda;

Boş bir duvara bir KAPI çizin,

ve o KAPI'yı açabileceğiniz izlenimi verin; yeter!

Bir de sormayı unutmayın;

Tayyip Erdoğan'ın karizması yerinde...

Hanefi Avcı bütün dosyaları ile görevinin başında iken

sessizliğini koruyanlar;

Tayyip Erdoğan'ın karizmasının sallanmaya başladığı;

Edelman'ın gazetelerde yıldız tasnifi yapmaya başladığı;

Hanefi Avcı'nın iktidarın merkezinden uzaklaştırıldığı;

John Kunstadner'in Ankara'nın ofislerinde yaptığı görüşmeleri hızlandırdığı ve en önemlisi;

Ağustos şurasının KAPIya dayandığı bir süreçte;

neden TSK aleyhine yazmaya başlarlar?

Hiç mi şüphelenmezler;

TSK içindeki kadrolara yönelik yeni bir yemleme;

Dışarıdaki kamuoyuna yönelik de yeni bir perdeleme operasyonuna alet olduklarını.

İmzasız mektupları gerçek zannedip yayınladıkları;

daha sonra da Tayyip Erdoğan bu mektubu yalanlamadı diye, mektubun gerçekliğine kendini inandırdıkları günleri hiç mi hatırlamazlar.

ABD Büyükelçiliği'nin ve CIA'in bu ülkede hangi kanallar üzerinden nasıl bilgi akıtabildiğini ve kendilerini nasıl kamufle ettiklerini hiç mi bilmezler?

Yıllardır aynı çizgide; TSK'yı ve benimsediği güvenlik doktrinini eleştiren raporlar, yazılar kaleme alan;

UYUMSUZ PAŞA ÇOCUKLARI;

Birden bire TSK aleyhine atıp tutmaya başlayan PAŞA GAZETECİLERİNE

dönüp son kez söylerler :

"Önünde KAPI açanların bol olsun. Kendini ADAM hissetmen için KAPI'ya ihtiyacın varsa; dünyadaki bütün KAPILAR sana helal olsun. Yalnız dikkat et de; o kadar KAPI arasında CEREYAN'da kalmayasın. Sadece sen üşütsen iyi; bütün Millet ayazda kalıyor. Senin gibi bir Hasan Tahsin'e de bu hiç yakışmıyor."


Bu arada Hasan Tahsin'in ilk kurşunu atmamış olma ihtimalini de bir araştır...

"Ultra Türkler" bir daha arayıp; "Hayrullah'a kendimizi deşifre etmeyeli uzun zaman oldu....arayıp, en son planlarımızı anlatalım." dediklerinde onlara da bir danış...

"Ultra Türkler" yazını yazdıktan sonra seninle temasa geçenlerin listesinin birileri tarafından nasıl takibe alındığını ise hiç düşünme...

Neticede...

Sen yemlemezsen; biz yemlemezsek;

Nasıl haritalandırma yapacak bu CIA?


B.G.