|
|
Psikolojik harp terörü ile terörün psikolojik harbi arasında bir sarkaç gibi salınıyor ülkemizin gündemi.
Bir gün bakıyorsunuz Orhan Pamuk üzerinden( ki rengi kırmızıdır) ;
AB-Milliyetçilik eksenli bir psikolojik harp bombardımanı başlıyor yurdum insanının açıkta ve savunmasız bırakılmış algısına;
Bir gün bakıyorsunuz Mehmet Ali Ağca (ki rengi mavidir) gibi bir Gladio tetikçisi (Büyüklerimizin öküzün altında Gladio arıyorlar dedikleri olay bu işte) üzerinden ayrı bir psikolojik saldırı ile gündem perdeleniyor.
Bütün bunlar;
"pembe saçlı kız"ın tercüman olduğunun özellikle vurgulandığı "Çuval" filmlerine zemin hazırlama operasyonları sonrasında gerçekleşiyor.
İlginç bir şekilde; son günlerde Türk Milleti'nin önüne sunulan hikayelerin hepsinin satır aralarına "Renkler" iliştiriliyor.
Satır aralarına serpiştirilen "renkler" bir yana;
gazete manşetleri üzerinden servis edilen gündemler;
Psikolojik harbin Saraybosnası olarak nitelendirdiğimiz yurdumuz insanının algısını terörize etmeye devam ediyor.
Tabi bu arada psikolojik harbin zürafa sokağı haline dönüşen bir kulvarda yok değil.
Şu 1 YTL operasyonundan sözediyorum.
Yarı güvenilir bir kaynak;
bana tröst medyasının elinde bulunan haftalık dergilerin 1 YTL'ye indirilmesi ile başlatılan operasyonun başında müstesna bir teşkilatımızın başkanlığından yeni emekli olan birinin olduğunu söylediğinde;
kaynağın niteliğinden dolayı; "doğru bilgi, yanlış adres" olarak notlarıma kaydedip, izlemeye başladım.
3 derginin fiyatlarının 1 YTL'ye düşürüldüğü dönemde;
bu dergilerin rakibi konumundaki Nokta'nın neredeyse bilinçli bir yanlışla, fiyatının yükseltilerek, dergi periyodunun aylık hale getirilmesi 1 YTL operasyonunu daha da bir anlamlı kıldı.
Bu hamlelerle;
eskiden burjuva beyaz Türklerin alım gücüne ayarlı bu dergiler bir anda çok daha geniş bir kitlenin alım gücüne dahil edildi.
Tabi Türkiye'nin ağırlıklı muhafazakar kitlesi için sadece alım gücünün indirilmesi yetmeyecekti.
Bir baktık bütün bu dergilerin kapaklarında "İslam", "türbanlı kadın" motifleri belirmeye başladı.
Daha bir kaç ay öncesine kadar burjuva çürümüşlüğünün (bourgeoise decadence) vitrini olarak hedef kitlesine "life style" zırvalıkları pompalayan dergilerin kapaklarında;
sözkonusu "trend zırvalıkları" ikinci plana alınıp;
"türbanlı ve gecelikli kadın", "dijital fotoğraf makineli Çarşamba ahalisi" gibi görsel imgeler ön plana çekildi.
Bu operasyonun "hedef kitlesini çeşitlendirme" aşamasıydı.
1 YTL'lik dergiler;
artık edebi düzeyde Orhan Pamuk;
sosyal düzeyde Laila;
siyasi düzeyde AB
düzlemine hapsedilmiş; iğdiş edilmiş burjuvanın ötesinde bir hedef kitlenin de ilgisini çekecek bir içeriğe doğru yönelmeye başladılar.
Bir yandan dergilerin içeriklerini yakın takibe alırken;
bir yandan da bu operasyondan kimin sorumlu olduğunu tespit etmeye çalışıyorduk ki;
MİT ikinci başkanlığından emekli Cevat Öneş; Radikal'e yazdığı ve Öcalan İT'inin (İliştirilmiş Terörist) tezlerine prim vererek tarihe geçtiği yazısında bu konuda çok önemli bir ipucunu önümüze sundu.
Cevat Bey; "toplumun psikolojik olarak hazırlanmasından" sözediyordu.
Cevat Bey'e hak vermedim değil.
Nihayetinde; onlara emanet ettiğimiz Devlet'i yönetme iddiasında olan kadrolar, doğrudan Millet'in önüne çıkıp;
| "kusura bakmayın; bugüne kadar onbinlerce evladınınızı Kürdistan kurulmasın, ülke bölünmesin diye şehit verdiniz ama biz küresel güçlerle size henüz açıklayamadığımız belli konular üzerinde anlaştık" |
| "Yıllardır sizin kafanızı laiklik elden gidiyor diye ütüledik ama şimdi NATO istiyor diye ülkede küresel güçlerin kontrolündeki Ilımlı İslam projesini elimizi kolumuz bağlı seyretmek zorundayız" |
diyemeyeceklerine göre;
Millet'in fikriyatının ve algılamasını değiştirmekten başka çare kalmıyordu.
Bu proje de;
damgalı eşeğe dönüşmüş ve kalıcılık etkisi sınırlı medya manşetleri üzerinden değil;
farklı bir yayın karizmasına sahip ve toplumun genelinin henüz ilgi radarına sokulmamış bir kulvar üzerinden gerçekleşmeliydi ki;
haftalık dergiler bu iş için biçilmiş kaftandı.
İsterseniz size Haftalık, Aktüel ve Tempo dergilerinden son dönemlere ait bir başlık demeti sunayım da kendi gözlerinizle görün :
|
Tarih/Dergi |
Başlıklar |
Notlar |
| 23-29 Aralık/Haftalık |
- CIA'in Kürt Raporu
- Hangi Alt Kimlikte Kaç Kişi Bulunuyor
- Penis Kapanı
- Sevişirken Poz Verenler
- Kutsal Dudak Irak'ta
|
Kapak'ta dudakları çerçeve içine alınmış "Can Polat" bulunuyor (Bkz: Kutsal Dudak Irak'ta) |
| 30 Aralık 2005/Tempo |
- Yeşil Yılbaşı
- Telefonda Seks Yapan Ev Kadınları Anlatıyor
- Satanistler'in Yeni Örgütü : Yılan Cemiyeti
- Kurtların Yeni Yengesi
- Başına çuval geçirilen askerlerin ilk görüntüleri
|
Kapakta; Yeşil Türbanlı ve daha sonra içerideki hikayeti okuduğunuzda Can Polat'ın Kuzey Irak'taki yeni sevgilisi olacağını anladığınız kadının resmi mevcut. |
| 20-26 Aralık 2005/ Aktüel |
- Gerekirse Öcalan'la aynı yatağa girerim(Eski Mit Müsteşarı ve ünlü terör uzmanından ilginç çıkış)
- Şeytanı Gördüm
|
Eski MİT müsteşarları ve terör uzmanlarının Öcalan'la aynı yatağı paylaşma fedakarlığı sınır tanımıyor |
| 9 Aralık 2005 / Tempo |
- Hüseyin Dede Anlattı - Büyü Nasıl Bozulur
- Mehmet Emin Karamehmet'in kazandığı petrol savaşı
- Orada bir Kürdistan var yakında
|
Hüseyin Dede'nin büyü bozmayı anlattığı sayının kapağında "annesinin kızı" başlığı altında bir hatun kişinin çıplak boy fotoğrafı yeralıyor. |
| 6 Ocak 2006 / Tempo |
- Ülkücülerin Gizli Örgütü
- İslam'ın Kutsal Taşları Eminönü'nde
- Müslümanları Yahudileşmekle İtham Eden Mollaoğlu
- Acısız ve Kolay Boşanma Yolları
- Şebnem Dönmez : Lezbiyeni Oynamak İsterim
|
|
| 20-26 Ocak 2006 / Haftalık |
- Rabia Kazan : Ağca Büyük Lokmaydı, Yutamadım
- Türbanlıların Favorisi : Göğüs Küçültme
- Kurtlar Vadisi'nin Kralı Çakır döndü
- Hiç Seks Problemi Yaşamadım, İstediğim Erkeği Elde Ettim
|
Kapakta; türbanı ile Mehmet Ali Ağca'nın nişanlısı Rabia Kazan |
Bu listeyi;
kapağında
Türk Bayrağı'nı türban yapmış gecelikli bir kadının
"Türkiye Türban'a girer mi?" başlığı altında poz verdiği
Tempo'nun özel yılbaşı sayısı gibi bir çok başka kapakla uzatabiliriz.
Neticede her kapakta;
biri "Kürdistan"/Milliyetçilik,
biri "Türban"/"Modern Yaşam Trendi" ,
biri "Seks/Uyuşturucu" kulvarında olmak üzere
üç konuya yer verilen bu dergiler üzerinden;
İslam'ı "lightlaştırıp", "burjuvalaştırma";
Kürtçülüğü ve Kürdistan'ı "sevimli" ve "kabul edilebilir" kılıp, algı haritasına yerleştirme;
Milliyetçiliği Kurtlar Vadisi'ne hapsedip, Hollywood'laştırma;
"Yaşam"'ı "Life'laştırıp"; seks, uyuşturucu ve sapkın akımlar üçgeninde çürütmeye
hizmet eden bilinçli bir operasyon yürütülüyor.
Ve bu operasyon;
sanki birilerinin acil olarak
Türk Milleti'ni "BOP" 'a hazır etme sözü varmış gibi;
artık komiklik derecesine varan bir alenilik ve hızla gerçekleştiriliyor.
Bu dergilerin anlamsız kapak kalabalığı ve imge kakafonisinin altında da biraz da bu aciliyet yatıyor.
Sakın ola;
Psikolojik harbin zürafa sokağına dönüşen bu medya kulvarında vitrine konulan;
seansı 1 YTL'lik "hayat konuları"na el sürüp algı soğukluğu gibi hastalıklara yakalanma riskine kendinizi maruz bırakmayın...
Fakat yine de ara sıra bu sokağı ziyaret edin ki;
kafası karışık, işsiz yurdum gencinden;
AKP ile yeni jiplerine ve villalarına kavuşan "İslamcı Burjuva"'ya kadar;
geniş bir yelpazeye pazarlanmaya çalışan bu hayat konularının
pazarlamacılarının niyetlerine dair bir fikir edinesiniz.
Bu pazarlamacıların niyetlerini tahlil edersiniz;
bunların geleceğimizi de nasıl ve kimlere pazarladıklarını da görmeniz daha bir kolay olacaktır.
Psikolojik Harbin Saraybosnası'nda;
psikolojik harbin zürafa sokağı asla dokunulmaması ama mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir semttir.
Vitrinleri izlemek için değil;
Vitrinlerin arkasındaki gölgeleri tespit edebilmek için.
B.G. |