|
Cumhuriyet'ten Mustafa Balbay'ın ince bir dezenformasyon esintisi sonucu attığı
"Genç Subaylar Rahatsız" manşetinden sonra,
Edelman bu sefer sazı kendi eline aldı ve
Nasıl 3-4 yıldızlılarla aralarının iyi olduğunu ama alt seviyelerde rahatsızlığın sürdüğünü dile getirdi.
Malzemenin güzelliğine bakar mısınız?
Bir Büyükelçi;
bir personel şefi edası ile;
TSK komuta kademesi hakkında ahkam kesiyor ve
TSK'nın üst kademesini ortadan ikiye bölüyor.
3-4 yıldızlılar ve aşağısı.
Ne tanıdık değil mi...
"Genç Subaylar" - "Yaşlı Subaylar"...
Tabi Edelman; Genelkurmay'ımızın;
| "Türk Silahlı Kuvvetleri; onu temsil eden ve ayrılmaz parçası olan komuta kademelerinin hedef gösterilerek tahkir ve tezyif edilmesi" |
konusunda ne kadar hassas olduğunu bilmiyor.
Bilmediği için Türk Silahlı Kuvvetleri'nin komuta kademesini hedef göstererek konuşmaya devam ediyor.
Üzüldüğüm nokta; böyle konuşmaya devam ederse,
TSK kendisi hakkında bir soruşturma başlatacak ki;
o zaman seyreyleyin gümbürtüyü.
Bir bakmışsınız; TSK'yı ve "onu temsil eden ve ayrılmaz bir parçası olan komuta kademesini" hedef göstermekle kalmayıp, araya nifak sokmaya çalıştığı için Edelman "Persona Non Grata" ilan edilmiş...
.......
Yukarıdaki satırları bir ara bir rüya yorumcusuna gönderir, görüşünü alırız.
Fakat esas meselemiz, Edelman'ın demecinin gazı ile dezenformasyon ufuklarında tur atmak değil.
Edelman aslında; geçen sene Ankara'nın kulislerinde oynanan bir oyunun kamuoyu ayağını yeniden masaya sürüyor.
Bu oyun Ankara'da her Ağustos öncesi oynanır sevgili okur.
Bir diğer ismi : SAZAN AVI'dır.
Son günlerde yeniden; "TSK içinde milli paşalar, milli olmayan paşalar" yazılarına başlayan Hayrullah Mahmud kardeşimiz de, farkında olmadan bu oyuna geçen sene yaptığı gibi yine alet oluyor.
Ankaralı dostlarına çok fazla güvenmenin ona bir fayda getirmediğini hala anlamadı. O konu apayrı bir yazı konusu. Bir ara döneriz.
Sözünü ettiğimiz SAZAN AVI'nın iki ayağı var:
1) Kamuoyu Ayağı
Bu ayakta; kamuoyuna, "TSK içinde rahatsızlık", "kamplaşma", "Genç Subaylar Rahatsız" gibi görüntüler servis edilir.
Bu görüntüleri servis etmek için; bizim gibi, güvendiği dağlara kar yağdığını görünce sinirlenen, romantikler biçilmiş kaftandır.
Bu gibi dönemlerde; bizlerin önüne çeşitli kaynaklardan farklı doneler gelir.
Geçen sefer; Cumhuriyet'ten Mustafa Balbay, Star'dan da Hayrullah Mahmud'un önüne geldiği gibi.
Mesela; Hayrullah Mahmud'un sürekli sözettiği;
Tayyip Erdoğan'ın , Wolfowitz'e yazdığı iddia edilen "Beni Genelkurmay Başkanı ile görüştürün" mektubu.
Oyun Bozan köşesini STAR'da yazarken; ilk benim önüme konan o mektubu beş dakika inceledikten sonra, önüme koyan kişinin tekrar masasına geri koymuş;
| "Bu mektup sahte. Tayyip Erdoğan'ın Genelkurmay Başkanı ile görüşmesi için böyle bir yönteme ihtiyacı yok. Bu metnin her tarafından dezenformasyon akıyor. Size bu mektubu kim verdiyse sizi yanıltıyor. Siz bu mektubu; STAR'da daha rahat yayınlatabileceğiniz birine verin " |
demiştim.
Bir baktım...ertesi gün Hayrullah Mahmud;
"Wolfowitz mektubunu" PATLATMIŞ.
Hayrullah gibi deneyimli bir gazetecinin bile , Ankaralı dostlarına çok güvenmesinin sonucu; son dönemlerin en nitelikli dezenformasyonlarından biri gözlerimin önünde cereyan etmişti.
( Hatırlatın da, bir ara sana o mektubun gerçek kaynağını anlatayım. )
Ve kamuoyunun kafasına ; "Genelkurmay Başkanı ile Başbakan'ın arasını Wolfowitz buluyor" görüntüsü kazınmıştı.
Aynen; Mustafa Balbay'ın; önüne konulanlara inanmak istediği için, derinlikli bir sorgulama yapmadan attığı "GENÇ SUBAYLAR RAHATSIZ" manşeti gibi.
Sonuçta Hayrullah Mahmud'un önüne konanlarla, Mustafa Balbay'ın önüne konanlar aynı kaynaktan geliyordu ve bu iki "romantik" kaynaklarına gerektiğinden fazla güveniyorlardı.
Psikolojik harbin en önemli uğraş alarından biri "güvenilir kaynak" yaratmaktır. Bilginize.
Gelelim oyunun ikinci ayağına :
2) Bürokrasi Ayağı
Neticede yaratılan her kamuoyunun nihai hedefi; sistemin motor dairesi olan "bürokrasi aygıtıdır"
SAZAN AVI'nın ikinci perdesinde;
sahnenin önünde kamuoyu oluşurken;
arka planda Ankara'nın ayrıntılı labirentlerinde ilginç görüşmeler, ziyaretler gerçekleşmeye başlar.
Hayrullah'ın sahte Wolfowitz mektubunu gerçek zannedip yayınladığı; Mustafa Balbay'ın da; "GENÇ SUBAYLAR RAHATSIZ " manşetini çektiği günlerde gerçekleştiği gibi.
Bu görüşmelerde, "RAHATSIZ" kadroların RAHATSIZLIĞINI daha da arttıracağı iddia edilen donelerin ucu gösterilir.
Oyunun kritik noktası budur...
Başbakan'ın Genelkurmay Başkanı ile görüşmek için Wolfowitz'i araya soktuğuna inananların bulunduğu bir ülkede;
çok daha ÇARPICI ve ŞOK EDİCİ belgelere, görüntülere inanan kadroları bulmak zor olmaz.
Aslında böyle ÇARPICI ve ŞOK EDİCİ belgeler, görüntüler yoktur.
Bunlar yabancı bir istihbarat servisi tarafından üretilerek, servis edilmiştir.
Bu belge ve görüntüler; kurum içinde hangi balığın hangi yeme nasıl atlayacağını haritalandırmak ve varsa bir kadrolaşma eğilimini erken doğuma zorlamak için kullanılır.
Daha sonra bu haritalandırma çok işe yarayacaktır...
Tabi oyun bozulmazsa.
Bugünlerde önüme gelmeye başlayan donelerle;
Edelman hazretlerinin demeçlerini yanyana koyuyorum da;
Herşey Ankara'da yeni bir SAZAN AVI başlatıldığını gösteriyor.
Hayrullah kardeşimiz;
"Ultra Türklerden" başladı;
"Milli Paşalar, Milli Olmayanları Tasfiye Edecek"
yazıları ile devam ediyor.
Edelman hazretleri;
Mustafa Balbay'ın geçen sefer çıkardığı işten pek memnun kalmamış olacak ki;
"Genç Subaylarla", "Yaşlı Subayları" tasnif etme işini bu sefer bizzat kendi yapıyor...
Ve tabi bu arada benim de önüme iki done düşüyor...
Biri imzalı...
Biri imzasız...
İmzalı olanı zamanı gelince sizlerle paylaşacağım.
İmzasız olanın üzerindeki kilit bir isim ise , görünmeyecek şekilde çizilmiş...
Aynen o günlerde önüme konan;
Wolfowitz mektubundaki
"Beni bu telefondan arayabilirsiniz"
cümlesindeki telefon numarası gibi.
(Sanki Wolfowitz istese Tayyip Erdoğan'ın telefonuna ulaşamayacak)
Aslında bu gece size bu imzasız donenin içeriği hakkında yazacaktım...
Fakat sizlere önce yukarıdaki arka planı sunmak istedim ki;
yarın sizlere anlatacaklarımı;
Yukarıda açıkladığım SAZAN AVI çerçevesinde daha doğru bir perspektife oturtun.
Birileri bunları yazmamız için çeşitli kaynaklardan bize ulaştırıyor...
Onları mı kıracağız; yazarız...
Ama fahişeyi sizlere bakire diye asla sunmayız.
Fahişe menajerlerine duyurulur
(P....k kelimesini kullanınca çok fazla kişi üzerine alındığı için böyle gereksiz laf ebelikleri yapmak zorunda kalıyoruz. Kusurumuza bakmayın.)
B.G. |