Fatma Sibel Yüksek22 Nisan 2014 19:16

Hadi Özışık'ın da Eline Erkek Eli Değmedi - Fatma Sibel Yüksek / Açık İstihbarat

1980'li yıllarda askeri yönetimin dayattığı depolitizasyon, basını politika dışı kulvarlara savurunca toplum "Erkekçe" adlı bir dergiyle tanıştı. Hafızası yetenler bu yayını kalın kaşlı, kabarık saçlı ve vahşi bakışlı bir takım kadınların, o günün koşullarında "seksi", bugün bakıldığında gülünç pozlarıyla hatırlayacaklardır. Kadın tülden bir örtünün altından iri kalçasını sergilerken, fotoğraf yazısı şöyle: "Babam beni erkek gibi yetiştirdi!" Uzun ağızlıklı sigara eşliğinde kırmızı donun göründüğü fotoğrafın alt yazısı: "Elime erkek eli değmedi..."


Hadi Özışık'ın da Eline Erkek Eli Değmedi

Fatma Sibel Yüksek - Açık İstihbarat

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
www.acikistihbarat.com

23.04.2014


1980'li yıllarda askeri yönetimin dayattığı depolitizasyon, basını politika dışı kulvarlara savurunca toplum "Erkekçe" adlı bir dergiyle tanıştı. Hafızası yetenler bu yayını kalın kaşlı, kabarık saçlı ve vahşi bakışlı bir takım kadınların, o günün koşullarında "seksi", bugün bakıldığında gülünç pozlarıyla hatırlayacaklardır.

Kadın tülden bir örtünün altından iri kalçasını sergilerken, fotoğraf yazısı şöyle:

"Babam beni erkek gibi yetiştirdi!"

Uzun ağızlıklı sigara eşliğinde kırmızı donun göründüğü fotoğrafın alt yazısı:

"Elime erkek eli değmedi..."

Yüz aynaya dönük, kıçın Y'si ve göğüsler ortada, kadının laf şu:

"Mantığım önde gelir, kitap okumayı severim..."

Aynı tafrayı işten gazeteci ve yazar atan medya patronlarında görürüz:

"-Beyefendi, Emin Çölaşan'ı hükümetten gelen baskı üzerine işten atmışsınız?

-Bunu söyleyenin alnını karışlarım, biz kimseden emir almayız..."
.......

"-Sayın Patron, Mustafa Mutlu ve Necati Doğru için Başbakan telefon etmiş diyorlar?

-Başbakan'ın telefon ettiğini kanıtlayın, Taksim meydanında kendimi asarım!"

"-Bekir Coşkun'a daha üç ay önce büyük reklamlarla yazdırmaya başlamıştınız. ne oldu da yazıları aniden kesildi?

-Kim demiş? Bekir Bey başımızın tacıdır, Cunda adasında istirahat ediyor kendisi..daha dün konuştuk yahu!"

-----

İktidar "höt" deyince hemen "Al sana bir gazeteci" diyen bu adamlar, kendilerini mafya babası gibi tehdit eden siyasi muktedirler karşısında el ovuştururken, bu tehdidi gündeme getiren namuslu insanlara aslan gibi kükrerler:

"İspatlayamazsan şerefisizsin, alçaksın ve dahi müfterisin!"

Neyse  ki tape icat oldu da bu aslan yürekli arkadaşlar ne olur ne olmaz diye eskisi kadar yüksek sesle nara atamaz oldular. Siz önceden Fatih Altaylı'ya "Başbakan telefon açıp  seçim anketlerine ayar vermiş, doğru mu?" diye sorsanız alacağınız cevap okkalı bir küfür olurdu..

Ya da Yıldırım Demirören'e "Beyefendi, Başbakan telefonda sizi zırıl zırıl ağlatmış diyorlar" diye sorun bakalım, akşam kapınıza iki bodyguard dayanıyor muydu, dayanmıyor muydu?

Alo Fatih'ler, Alo Nermin'ler ifşa oldu da "Elime erkek eli değmedi" yalanından kurtulduk,

"Kendim hakkında gereğini yapacağım efendim" şeklinde 'özdenetim' örneklerine tanık olduk.

Ama bu yalanda ısrar etmeyenler de yok değil, hem de kimse kendilerini "medya patronu" filan saymadığı halde...

İnternethaber sitesinin sahibi Hadi Özışık ile 2006 yılında tanıştım.

Star gazetesindeki işimden çıkarılmıştım, AKP'nin hedefi olduğum için iş bulmakta zorlanıyordum. Küçük bir ücret karşılığında internethaber'de hiciv ağırlıklı siyasi analizler yazmaya başladım. Köşe, kısa bir sürede ilgi de gördü, o günün şartlarında yüksek tıklanma oranlarına ulaştı.

Mutlu muydum?

Tabii ki değildim; son ayrıldığım işin yarısı bile olmayan maaş bir yana, internet biz klasik Ankara muhabirleri için farklı bir mecraydı. Hadi Özışık, ticari yönü gazetecilik yönününün önünde giden birt adamdı. Haber kaynaklarımı öğrenmeye çalışması, gazeteciliği güçlü insanlarla arayı iyi tutma mesleği zannetmesi, pazarlamacılık ve prezantasyonu fazlaca önemsemesi hoşuma gitmiyordu.

Şu da dikkatimi çekmedi değil:

Taşradan ve yoksulluktan gelmiş çoğu insan gibi kendini kanıtlama tutkusunu fazlaca içselleştirmiş bir adamdı Hadi Özışık. Ticari uyanıklığı takdire şayan olmakla birlikte entellektüel kapasitesi sıfıra yakındı. Gazetecilik mesleğinin temel kavramlarından, algılarından ve hassasiyetlerinden de oldukça bihaber görünüyordu. Kars'ta gazete dağıtıcılığı yapmakla geçen gençlik yıllarında doğru düzgün bir eğitim alma fırsatı bulamamıştı..;

Ama "medya patronu" olma konusunda olağanüstü azimliydi ve bütün kurnaz taşralılar gibi bunun yolunun iktidar sahipleriyle arayı iyi tutmaktan geçtiğine inanıyordu.

O yıllarda gazeteciler internet medyacılığının fazla içinde değillerdi. Ufuk Güldemir'in öngörülerini saymazsak, işin bu boyutlara gelebileceğini düşünenler bir elin parmağını geçmiyordu. Dolayısıyla bu alan evden kaçmış-bakkal açmış tipler tarafından kontrol ediliyordu. Esasen, Hadi Özışık'ın temsilciliğini yaptığı türden "internet gazeteciliğinin" bugün de orta ölçekli bir market görünüm ve içeriğinden sıyrıldığı söylenemez. Bol ürün, bol yağlama, bol orta yolculuk, az gazetecilik...
"Müşteri (yani reklamveren) velinimetimizdir" şiarının dükkanın her tarafında buram buram tütmesi...

"Veresiye teklif etmeyiniz" yazısını andıran haber başlıkları...

Paranın her şey demek olmadığını içten içe bilmenin etkisiyle, her toplantıya davet edilmek konusunda aşırı talepkârlık..

Ve de "özgürlük", "bağımsızlık" kavramlarının altını abartıyla çizme çabası..

Tıpkı şeffaf tüllerin altından poposunu sergileyen Erkekçe dergisi kadınları gibi "Bize hiç kimse baskı yapamaz" tafrası...

İnternethaber benim için kısa sürmüş bir maceradır ve hareketli geçen yılların da etkisiyle unutup gittiğim bir dönemdir.

İnternethaber'de yazılarını okuduğum tek kişi Levent Gültekin'dir.Hadi Özışık'ın yazılarını okumam çünkü yavan, yalaka, suya sabuna dokunmayan, herkese mavi boncuk dağıtan yazılardır. Kendisini yıllardır gördüğüm de yok. Ara sıra internette fotoğraflarına rastlar ve bu yaştan sonra lepiska saç bırakma, entel gözlükler takma hevesine kapılmış olmasına gülümserim.

Hadi Özışık, aradan sekiz yıl geçtikten sonra İnternethaber'deki köşesinde aniden "Bu siteden ekmek yiyen Fatma Sibel de attığı iftiralarla kaldı" deyiverdi..

"İftira" dediği, AKP'ye yaranmak için yazılarıma son vermiş olması..

Bunun doğruluğunu anlamak için "Alo Hadi" tapelerinin ortaya çıkmasına da gerek yok. İnsan çehresinden karakter tahlili yapabilen herkes, Hadi'nin suratına bakıp hükümete yaranmak için gazeteci harcayabilecek bir tip olduğunu anlar..

Sekiz yıl önceki iddiamın arkasındayım:

Hadi Özışık yazılarıma Başbakanlığa yaranmak için son vermiş bir adamdır...

Bunu neden dert ettiğini ve "Babam beni erkek gibi yetiştirdi" yazıları yazıp durduğu ise anlamamaktayız.

Adamlar Yıldırım Demirören'i zırıl zırıl ağlatmış, sen kimsin?

Burada önemli olan Hadi Özışık'ın namus peşrevleri çekmesi değil, burada önemli olan "Bu siteden ekmek yiyen" sözüdür...

Bu söz, Hadi Özışık'ın gazeteci değil kasaba esnafı olduğunun başlı başına kanıtıdır.

Gazetecilik, "ekmek veren" velinimetlere saygıda kusur edilmeyen bir meslek değildir.

Gazetecilere "ekmek" de yedirilmez, ürettikleri fikir eserinin karşılığı verilir.

Ben Hadi Özışık'ın sitesinde lütuftan "ekmek yemedim",bir artı değer yarattığım için ücretlendirildim..

Sitesinde ilk 100binin üzerinde okunan yazıyı ben kaleme aldım.

Bir gün olsun saçım başım ayrı oynamadı. Bugünkü yazdıklarımdan bir kelime farklı yazmayı kabul etmediğim için de kovuldum..

Mesele bu kadar basit.

Medya denilen bu Roma umumhanesinde kimse kimseyi aptal yerine koymaya çalışmasın.

"Tak" diye söylüyorlar, "şak" diye yapıyorsunuz hepsi bu. Hepinizin fiyatı var, hepinizin açığı var.Bu yüzden aranızdaki namuslu insanları ayıklamak, harcamak zorundasınız.

Hadi Özışık, belli ki bugünlerde  cemaate karşı taktik olarak "Ergenekoncuları" savunmaya başlayan Tayyip Erdoğan ve avanesine dolaylı yoldan yağ çekmek istemiş.

"Ergenekoncu, paralelci aynı trenin yolcuları birbirini yaftalamak istiyor" derken adımızı geçirmiş.

Sanki daha altı ay önce "Başınıza Fethullah Gülen kadar taş düşsün" diye yazı yazan benmişim gibi almış Tayyip Erdoğan'dan aportu, aklınca bizim üzerimizden daha dün yağ çektiği Fethullah Gülen'e atış yapıyor..

Bunu yaparken de bizi telefonda karşılıklı kahkaha attığı Cemaatçi yavşaklarla karıştırıyor..

"İftira attığıyla kaldı" derken de çok erken konuştuğunu bilmiyor..

Hiç bir şey "kalmış" filan değil Hadi Özışık..

Bugünlerin bir de yarınları var..

Dileğimiz, Allah'ın sizlere, bizlere, kapı kulluğu yaptığınız muktedirlere uzun ömürler vermesi..

O sığındığınız eteklerin altından bir çıkın bakalım, iktidar yorganı üstünüzden çekildiğinde epeydir rahat yaşamaktan pembeleşmiş mabadlarınız gün yüzü görsün..

Biraz da er meydanlarında gösterin endamınızı..

Bakalım gelene ağam, gidene paşam diyebilme ahlaksızlığının ömrü nereye kadarmış?

Biz sabırlıyız...

Yedi yıldır zindanlarda, işsizlikte, haysiyet cellatlarının salyaları altında gülümseyerek bekliyoruz..

Seni de bekliyoruz...

twitter.com/fasibel


Açık İstihbarat @ 2014