|

100. Yýl Mutabakatý
|
Osmanlı baruthanelerini Ermeni ve Rum kökenli bekçilere emanet etmeye
özen gösterirdi.
Yüzyıllar sonra Çanakkale'deki bataryasını teslim etmekte de tereddüt
etmedi Sarkis Torosyan'a. Kahramanlık
madalyası ile onurlandırdı bu Ermeni yüzbaşısını savaştan sonra.
Fakat; Batının kadrajında onlarca filme bedel bir hayat akışı
içinde, Kayseri'deki ailesi tehcir edilince, ailesini
Suriye'de bulmak için yola düştü Torosyan.
Ve onları bulduğunda , yaşananları gördüğünde, üzerindeki üniformayı
çıkarıp, Osmanlıya karşı savaşan Arap saflarına geçti. Yüzbaşı devletinden koptu;
ihanete ihanetle karşılık verdi.
Rivayet
odur ki; geçenlerde bir başka yüzbaşı, Hasdal'ı ziyaret eden Özel'e
yumrukla saldırdı.
Torosyan'dan
100 yüzyıl sonra; Devlet yine isyan eden subayları
ile başbaşa.
Hortlayan bir İttihat & Terakki ruhu ile sarmalandığımızın bir
diğer göstergesi olsa da, aslında bu yaşadıklarımız çok daha derinlerde
kaynayan bir sorunun yüzeye yansıyan kabarcıkları.
100 yıl önce gariban ermenileri topraklarından tehcir eden Devlet, 100
yıl
sonra gariban Türklerini bu ülkenin sosyo-politik düzleminden
bir teba düzlemine tehcir etme
peşinde. Yine bir kaç
Hamidiye eşkiyasının eşliğinde.
Türk'ün kimlik sorunu tekrar sahnede. "Almanya"'ya hizmet ederek ülkeyi
düzlüğe çıkaracağını zanneden Neo-Enver sahnede. Fakat ne Mehmet
Akif'ten, ne Kazım Karabekir'den, ne de Mustafa Kemal'den eser yok.
Ne hazindir ki; Kürt'ün kimlik sorununu halletmeye çalışan bir
Devlet'in elinde sadece bir Erdoğan, bir de Öcalan var.
Netekim benzemeyecek Türk'ün
Kimlik Sorunu , Kürdünkine.
Folklorik bir manzumeler bütününden , bir aşiretler konfederasyonundan
, zorlama bir kök arayışlarından (Medlerden, Selahaddin
Eyyubi'ye) ve melez bir dilin pınarından kaynamıyor bu sorun.
Arka planda neresinden bakarsan 1000 yılı aşkın somut bir tarihin, 16
devletin , taştan kağıda akmış milyonlarca sayfa belgenin ve Türkçenin
duruluğu kadar net bir sorun bu.
Osmanlı'nın
yüzyıllarca kökünü kazımaya çalışıp da kazıyamadığı bir sorun.
Bizansı sahneden silmiş, İstanbul'u imar etmiş...
Karamanoğullarını sahneden silmiş, Konya'da taş taş üstünde
bırakmamış...
Türkmenlerden kurtulacağım diye Bitlisli mollalara boş imzalı ferman
dağıtmış, aşiretlerin Doğu ve Güneydoğu'yu parsel parsel kapatmasının
temellerini atmış...
Yetmemiş kuyulara doldurup öldürmüş...
Kürt isyanını bastırma yolunda Muğlalı Paşa halt etmiş ama
Hırvat asıllı devşirme Kuyucu Murat Paşa, Türkmen dokulu Celali
isyanlarını bastırmak için ondan 400 sene önce çok daha büyük bir halt
yemiş.
Neticede bütün üst düzey devlet bürokrasisini devşirmelerden oluşturan
Osmanlı bu topraklarda Devlet'in kimliğine tek gerçekçi rakip olan
Türk'ü bir etnik teba konumuna mahkum edememiş.Türk yine ilk tarihi fırsatta
etnik kimliğini sıyırıp, bir Devlet kimliğine bürünüvermiş.
Bu sefer de nihai çözümü Atatürk'ü bertaraf edip, Cumhuriyet'i ele
geçiren kripto yapı buldu.
Türk'ü bayrağa, Atatürk'ü heykele endeksledi. Toplumun damarlarına mumya
sıvısını bastı ve Türklüğü Atatürk'le beraber mumyalaştırdı.
Her mumya gibi halkı uyutacak ihtişamlı bir sunumu ihmal
etmedi.Stalin'in Lenin'den esirgemediği gibi. Hatta en büyük
gazetesinin başına sloganı yerleştirdi:
"Türkiye,
Türklerindir"
Bugün bunun ne büyük bir aldatmaca olduğunu hep beraber
yaşayarak görüyoruz.
Türk'ü
bir Devlet kimliği olmaktan çıkarıp bir kimlik mumyası haline getirip
bu coğrafyaya bir korkuluk olarak dikenlerin, Ortadoğu'da yeni bir
korkuluk kimliğe ihtiyacı var ve bu iş için biçilmiş kaftanı buldular :
Kürtler.
Kürt'ün yukarıda saydığım sebeplerden dolayı Türk'ün onda biri kadar
şansı yok.
Hele bir de lider diye başına oturtulanın, "Öc'alan" kod adlı
Gladio'nun tecavüzcü narko-teröristi olduğunu düşünürseniz , bu şans
tarihin kuburunda çoktan mühürlendi bile.
Zaten dertleri Kürt değil, hiç bir zaman Türk olmadığı gibi.
Dertleri bir kimliği zombileştirip, o kimlik üzerinden küresel
planlarını uygulamak.
Davud'un
oğlu ile birilerinin "Öc'alan"'ı işte bu yüzden tarihi tesadüflerin
kavşağında İsrail için yeni bir kripto devletin kuruluşuna mihmandarlık
ediyor.
Türk'ün kimlik sorunu işte asıl şimdi, yine ve yeniden bu tarihi
kavşakta aslında bir Devlet Kimliği sorunu olarak somutlaşıyor.
Ve bunun Kürdün kimlik sorunu ile uzaktan yakından alakası yok.
Türk'ün
kimlik sorunu kendisinin ne olduğunu tanımlama noktasında başgösteren
bir sorun değil.
Varlığını, tarihini, dilini kanıtlamak gibi bir derdi hiç olmadı,
olmayacak da.
Asla "Öc'alan" gibi tecavüzcü katilinden peşinden "lider" diye gitmedi,
gitmeyecek de
Uydurması gereken tek manzume, üretmesi gereken tek sözcük, yazması
gereken tek taş yok kendi kimliği için.
Türk'ün
kimlik sorunu , kim olduğu ile ilgili bir sorun değil.
Tanınma peşinde , ergenlik sivilceleri ile dolu bir yüzle yeni çıkmıyor
dünya sahnesine.
"Ben,
ben ve ben" histerisi ile kan solumuyor.
Türk'ün
kimlik sorunu, ne olduğu ile ilgili bir sorun...
Tarihin kendisine emanet ettiği o devasa Anadolu platosunu bu küresel
düzenin dişleri arasından nasıl çekip alacağının kaygısı ile kırışmış ihtiyar yüzü ile izliyor
dünyayı ve sahnedekileri..
"Biz" kaygısı ile yumruğunu sıkıyor.
Bu yönü
ile Türk kimliğinin değil, insanlığın derdinde.
Türk kendinin değil, bir ortak ve tarihi Mülk olarak Devlet'in peşinde.
Bütün mumyalaştırma ve uyutma çabalarına rağmen hücrelerinde hissediyor
Anadolu'yu.
Yeni bir Mehmet Akif'in doğum sancısı ile kıvranıyor; küresellerin
avlusuna bıraktığı onca piçin avaz avaz bağırmasının şaşkınlığını
yaşarken.
Tek sorun bu doğumun nasıl gerçekleşeceği.
Bu
coğrafyada doğumu her halükarda Türk yapacak. Ebeliği kim üstlenirse
üstlensin.
Devletin içindeki gaflet, dalalet ve hatta hıyanet katmanlarının her
biri farklı bir çocuk hülyası ile bu doğumu bekliyor.
Gaflet
cephesi "Büyük Türkiye";
Dalalet
cephesi "Osmanlı";
Hıyanet
cephesi ise "büyük Ermenistan", "Kürdistan-büyük İsrail"
koymayı düşlüyor bu yeni çocuğun ismini.
Sancıyı Türk çekiyor.
Türk'ün
kimlik sorunu bu yönü ile doğurulanın değil, doğuranın sancısına denk
düşüyor.
Ebeliğe soyunan Devlet 100 yıl sonra yine aynı hatayı yapıyor.
Kripto
cunta, bu devletin eline paslı aletleri tutuşturmuş, suni
sancı ile çocuğu çekip almasını istiyor.
Birileri Türk masada kalacak, Kürt çocuk yaşayacak umudu peşinde.
Yanılıyorlar.
Türk'ün
kimlik sorunu, 16 Devlet'i aşan gölgesi ile yeniden
Anadolu'nun üzerine çöküyor.
Türk'ün
kimlik sorunu, Anadolu'nun yeniden emperyalizmin hedef
tahtasına oturtulduğu noktada depreşiyor.
Türk varolmanın değil, tarihin kendisine emanet ettiği Anadolu'yu
büyütme noktasında sancı çekiyor.
Türk'ün kimlik sorunu, gelecek 100 yılı şekillendirecek şekilde, bağıra
çağıra değil, yumruğunu sıka sıka büyüyor.
Gaflet ve dalalet cephesinde olanların hala şansı var.
Hıyanet
cephesindekilerin ise tek şansı kaldı ; o da Türk'ün yokolması.
Bir Anayasa ve bir kaç akil-danesi ile bunu yapabileceklerini
zannediyorlarsa , emperyalizme karşı savaştığı için Ermeni kimliğinden
sıyrılan yüzbaşı Torosyan'In hikayesini okusunlar.
Türk'ü bir Ermeni'de görecekler.
Türk'ün kimlik sorununun aslında kendilerinin varlık sorunu olduğunu
işte o zaman anlayacaklar.
B.G.
|