Tampon Bölge - Şebnem Özbek / Açık İstihbarat
Oysa her gün ortalama 1000 mültecinin sınırlarımızdan giriş yaptığını da göz önüne alırsak herkesten önce bizim Esad yönetimiyle diyalog kurmamız ve bir çözüm geliştirmemiz gerekirdi. Türkiye’nin menfaatine olacak dış politika bunu gerektirirken; Başbakan Erdoğan Esad yönetimiyle ipleri koparan “Suriye’de muhatabımız kalmamıştır” demecini verdi. Mülteci akınına çözüm anlamında AKP iktidarının aklından geçen şey ise Türkiye’yi Suriye ile savaşa sürükleyecek cinsten: “tampon bölge” new prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponscialis coupons printable link discount prescription drug cardsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenaarcoxia 90 mg wikipedia speeddatingmixers.co.uk arcoxia cena
|
Ortadoğu’da yaşanan olaylara Türkiye’nin seyirci
kalması beklenemez. Ancak aklı başında her ülke söz konusu olaylar
karşısında ülkesinin menfaatine tavır alır. Amerika ve AB üyesi ülkeler; İran, Rusya ve Çin’in destek verdiğini görüp halkını ayaklandırdıkları Suriye’ye karşı durağan bir politika izlerken; AKP iktidarı Suriyeli muhaliflere para ve silah yardımı yapmaya devam etmektedir. Yönetiminin kolay kolay devrilmeyeceğini gören Arap devletleri bile geri adım atıp Esad’a “geri çekil” çağrısında bulunmayacaklarını net bir şekilde ifade etmişken Başbakan Erdoğan’ın direktifiyle Türkiye; Şam Büyükelçiliğini boşalttı. Oysa her gün ortalama 1000 mültecinin sınırlarımızdan giriş yaptığını da göz önüne alırsak herkesten önce bizim Esad yönetimiyle diyalog kurmamız ve bir çözüm geliştirmemiz gerekirdi. Türkiye’nin menfaatine olacak dış politika bunu gerektirirken; Başbakan Erdoğan Esad yönetimiyle ipleri koparan “Suriye’de muhatabımız kalmamıştır” demecini verdi. Mülteci akınına çözüm anlamında AKP iktidarının aklından geçen şey ise Türkiye’yi Suriye ile savaşa sürükleyecek cinsten: “tampon bölge” Tampon bölge
demek; bir başka ülkenin toprağında güvenli bir alan yaratmak demektir.
Tampon
bölgeyle ilgili bir diğer husus da nerede oluşturulacağıyla ilgili.
Tampon
bölgenin oluşturulabileceği ikinci yer ise Kilis sınırımızdır.
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu’nun Kilis’teki konteynır kenti ziyareti ve Suriye sınırındaki askeri birliği denetlemesi tampon bölgenin burada kurulma olasılığını güçlendiriyor. Bu senaryo ise söz konusu bölgede Kürtlerin yaşıyor olması nedeniyle Hatay ihtimalinden daha da kötü sonuçlar doğurur. Zira Suriye’nin bu Kürt bölgesi ile Irak’ın Kürt bölgesinin birleşmesi demek emperyalist güçlerin hedeflediği ve İsrail için kalkan görevi görecek Büyük Kürdistan’ın bu kanaldan sıcak denizlere ulaşması anlamına gelecektir. Tabi ki kurulacak Kürdistan sadece Irak ve Suriye’den toprak almayacak; Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusuna da talip olacaktır. Bu arada PKK’nın Suriye
kolu olan PYD Kilis sınırımızda halkın desteğine sahiptir. PYD, Esad
rejimiyle ittifak halindedir ve liderleri Müslim Muhammed Salih
“Kürtler için öncelikli düşman Suriye rejimi değil; Türkiye’dir” demeciyle tampon bölge düşüncesinde Türkiye’den yana tavır almayacağını açıkça göstermiştir. Muhaliflerle ortak hareket eden Kürt gruplar dahi İstanbul/Pendik’teki "muhalifler" toplantısına katıldıkları halde sonuç bildirisine imza atmadılar. Bu gelişmeler de bize Kilis sınırımıza kurulacak tampon bölgenin doğrudan yerel Kürt halkıyla Türk askerinin karşı karşıya kalmasına neden olacağını göstermektedir. Tüm bu
gelişmeler ışığında göz ardı edemeyeceğimiz bir gerçek daha var ki o
da; Suriye’nin demokrasi götürülen(!) diğer Ortadoğu ülkelerindeki gibi
petrol sahibi olmaması nedeniyle her ne kadar üyesi olsak da NATO’nun
Esad rejimine yönelik bir müdahaleyi düşünmediğidir.
Son olarak; ABD Merkezli İnsan
Hakları İzleme örgütü, Suriyeli muhaliflerin, adam kaçırma, işkence ve
cinayet dâhil birçok ciddi insan hakkı ihlali gerçekleştirdiği yönünde
bir açıklama yaptı.
Buradan hareketle Suriye’de son bir yıldır yaşananların adına “iç savaş” dersek; Türkiye’nin bu iç savaşta herhangi bir tarafı tutması, ona silah yardımında bulunması demek söz konusu muhalifler eliyle masum sivillerin öldürülüyor olması demektir. Bir yandan mültecilere insani yardım yapıp diğer yandan masum sivillerin öldürülmesi için destek olmak; AKP iktidarının “Libya’da NATO’nun işi ne” deyip ardından Haçlı ordusuna en fazla askeri gemi göndermesi gibi mantıkla açıklanamayacak politikalarından biridir. Esad rejiminin kullandığı orantısız gücü arttırması
tampon bölgeyi gerekli kılacak olursa AKP’nin izlemesi gereken mantıklı
politika; tampon bölgenin Birleşmiş Milletler gözetiminde ve NATO
ordusu güvenliğinde kurulmasını sağlamak olmalıdır.
Böylece Türkiye kendini tek başına ateşe atmamış, sivillerin de gireceği bir savaşa sürüklenmemiş olacaktır.
|
||||